Ceket dahil bütün bu kıyafetin, bana maliyeti 55$, ve bütün hafta giyeceklerim arasında en pahalısı buydu.O conjunto inteiro, incluindo o casaco, custou-me 55, e foi a coisa mais cara que usei toda a semana.
Ceket dahil bütün bu kıyafetin, bana maliyeti 55$, ve bütün hafta giyeceklerim arasında en pahalısı buydu.Todo el conjunto, incluida la chaqueta, me costó 55, y es lo más caro que he usado en la semana.
Ceket dahil bütün bu kıyafetin, bana maliyeti 55$, ve bütün hafta giyeceklerim arasında en pahalısı buydu.Весь костюм, включая пиджак, обошелся мне в $55, и это был самый дорогой наряд за всю неделю.
Ceket dahil bütün bu kıyafetin, bana maliyeti 55$, ve bütün hafta giyeceklerim arasında en pahalısı buydu.כל התלבושת הזו, כולל הג'קט, עלתה לי 55, וזה היה הדבר היקר ביותר
Ceket dahil bütün bu kıyafetin, bana maliyeti 55$, ve bütün hafta giyeceklerim arasında en pahalısı buydu.فكل ملابس تلك مع السترة كلفتني 55 دولار وقد كان هذا الزي هو الاغلى
Ceket dahil bütün bu kıyafetin, bana maliyeti 55$, ve bütün hafta giyeceklerim arasında en pahalısı buydu.全部で55ドルでした これが今週のスタイルで 最も高かったものです
Eğer giyeceklere inanmadığın için çıplak dolaşmaya başlarsan, yakalanıp hapse atılırsın.Incluso si el sistema antienvejecimiento existe, no te beneficiarás de el.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Als je gewoon eten, kleren en een dak krijgt, zou je eindelijk kunnen gaan werken.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Bara du får mat, kläder och husrum, kan du börja jobba på riktigt.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Če ti je dodeljena hrana, oblačila in zavetje, lahko greš delat.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Dacă doar ți s-ar da hrană, îmbrăcăminte şi adăpost, acum poți sa te duci la muncă.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Ha az ételed, ruhád és menedéked biztosítva van, a munka kedvéért dolgozhatsz.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Jos sinulle annetaan vain ruokaa, vaatteita ja suoja, silloin voit palata töihin.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Když dostanete najíst, oblečení a přístřeší, můžete jít do práce.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Kriegt man Essen, Kleidung und Obdach, dann kann man arbeiten gehen.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Se solo ti venissero forniti cibo, vestiti e riparo, allora potresti lavorare.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Si l'essentiel vous est fourni, vous pourrez réellement travailler.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Εάν απλά σας δοθεί τροφή, ρουχισμός και στέγη, τώρα πηγαίνετε για δουλειά.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Ако имате храна, облекло и подслон, вече може да се захванете за работа.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.Если человека обеспечить пищей, одеждой, жильем, то теперь он может работать.
Eğer size sadece yiyecek, giyecek ve barınma sağlanırsa, çalışabilirsiniz.إذا كنت أعطاك أحدهم الغذاء والملبس والمأوى، الآن بإمكانك الذهاب إلى العمل.
-Giyecek hiçbir şeyim yok. -Elimden geleni yapıyorum.Daję z siebie wszystko.
-Giyecek hiçbir şeyim yok. -Elimden geleni yapıyorum.Ich werde tun, was ich kann!
-Giyecek hiçbir şeyim yok. -Elimden geleni yapıyorum.-No tengo nada que ponerme. -¡Hago lo que puedo!
-Giyecek hiçbir şeyim yok.Non ho nulla da mettermi.
-Giyecek hiçbir şeyim yok.Δεν έχω να φορέσω τίποτα.
Hayır, gidemeyiz. -Giyecek hiçbir şeyim yok.-Jag har ändå inget att sätta på mig.
Hayır, gidemeyiz. -Giyecek hiçbir şeyim yok.No a nemám co na sebe, tak je to.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Ai tin và chịu phép báp-tem, sẽ được rỗi; nhưng ai chẳng tin, sẽ bị đoán phạt.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Ai tin và chịu_phép báp - tem , sẽ được rỗi ; nhưng ai chẳng tin , sẽ bị đoán phạt .
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.A ki hiszen és megkeresztelkedik, idvezül; a ki pedig nem hiszen, elkárhozik.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Celui qui croira et qui sera baptisé sera sauvé, mais celui qui ne croira pas sera condamné.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Chi crederà e sarà battezzato sarà salvo, ma chi non crederà sarà condannato
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Cine va crede şi se va boteza, va fi mîntuit; dar cine nu va crede, va fi osîndit.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Den som tror och bliver döpt, han skall bliva frälst; men den som icke tror, han skall bliva fördömd.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Den som tror og blir døpt, skal bli frelst; men den som ikke tror, skal bli fordømt.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Den, som tror og bliver døbt, skal blive frelst; men den, som ikke tror, skal blive fordømt.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.El que cree y es bautizado será salvo; pero el que no cree será condenado
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Joka uskoo ja kastetaan, se pelastuu; mutta joka ei usko, se tuomitaan kadotukseen.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Kdor veruje in je krščen, bo zveličan, a kdor ne veruje, bo obsojen.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Kdož uvěří a pokřtí se, spasen bude; kdož pak neuvěří, budeť zatracen.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.믿고 세례를 받는 사람은 구원을 얻을 것이요 믿지 않는 사람은 정죄를 받으리라
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Kto uwierzy, a ochrzci się, zbawion będzie; ale kto nie uwierzy, będzie potępion.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Orang yang tidak percaya akan dihukum. Tetapi orang yang percaya dan dibaptis, akan selamat
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Quem crer e for batizado será salvo; mas quem não crer será condenado.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Ten, kto uverí a pokrstí sa, bude spasený; a kto neuverí, bude odsúdený.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Wer da glaubet und getauft wird, der wird selig werden; wer aber nicht glaubt, der wird verdammt werden.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Οστις πιστευση και βαπτισθη θελει σωθη, οστις ομως απιστηση θελει κατακριθη.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Който повярва и се кръсти ще бъде спасен; а който не повярва ще бъде осъден.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Кто будет веровать и креститься, спасен будет; а кто не будет веровать, осужден будет.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Хто вірувати ме та охрестить ся, спасеть ся; а хто не вірувати ме, осудить ся.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.המאמין ונטבל הוא יושע ואשר לא יאמין יאשם׃
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.من آمن واعتمد خلص. ومن لم يؤمن يدن.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.信 而 受 洗 的 必 然 得 救 . 不 信 的 必 被 定 罪
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.信 而 受洗 的 必然 得救 . 不 信 的 必被 定罪
- Nasýl? Ođlum üstüme giyecek bir ţeyim yok.Τανκάι Δικηγορικό Γραφείο.
Ođlum üstüme giyecek bir ţeyim yok.Най-добрите, като за крале. От тези, които артистите носят.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.bào chữa công bình cho kẻ mồ côi và người góa bụa, thương người khách lạ, ban đồ ăn và áo xống cho người.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.bào_chữa công_bình cho kẻ mồ_côi và người góa_bụa , thương người khách lạ , ban đồ_ăn và áo_xống cho người .
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.care face dreptate orfanului şi văduvei, care iubeşte pe străin şi -i dă hrană şi îmbrăcăminte.