gittikçe ile cümle
gittikçe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Derken Rablerinin peygamberine isyan etmişlerdi de onları gittikçe artan bir azapla helak etmişti.When they disobeyed the apostle of their Lord He seized them with an overwhelming punishment.
Kim Rabbinin zikrinden/Kur'an'dan yüz çevirirse Rabbi onu, gittikçe yükselen bir azaba sokar.But whoever turns away from the remembrance of his Lord, will be given increasing torment by Him."
Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.But whoever turns away from the remembrance of his Lord, will be given increasing torment by Him."
O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.So He took them with a stern taking.
Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.So He took them with a stern taking.
Bunun sonucu olarak da onları şiddeti gittikçe artan bir biçimde yakalamıştı.So He took them with a stern taking.
Eski jenerasyon #Saudi Kralların sayısı gittikçe azalıyor.The ever shrinking old generation of #Saudi kings in waiting.
#Rajibhaidar, #AvijitRoy, #Wasiqurbabu, #AnantaBijoy Bu liste gittikçe uzayacak.Ananta Bijoy Das's last posts were translated from Bengali to English by Arunava Sinha:
Gittikçe izole edilmiş olmasına rağmen, Kabila ayakta durma belirtisi göstermiyor.Although increasingly isolated, Kabila shows no sign of standing down.
Neden hayat bu gittikçe daha pahalı hale geliyor?Why are everyday goods becoming so expensive?
Güneydoğu Avrupa’nın genelinde yatırım koşulları gittikçe iyileşiyor.For Southeast Europe in general, the investment climate is improving.
Kısacası AB, taşıdığı önemin gittikçe arttığı bir dönemde doğumgününü kutluyor.The Union, in short, celebrates its anniversary at a time of vastly enhanced significance.
SC'deki sonbahar kampanyasına yönelik hazırlıkla sürerken, gittikçe azalan katılım endişe yaratıyor.As preparations for the fall campaign in RS get under way, dwindling turnout is a concern.
Bu konu, önümüzdeki yıllarda gittikçe daha cuk ilgi isteyecektir.This issue will be increasingly challenging in the years ahead.
Trapez kanat düz kenarlı ve gittikçe incelen bir kanat planformudur .A trapezoidal wing is a straight-edged and tapered wing planform.
Yükselen yakıt fiyatları bölgesel jetlerin işletilmesini gittikçe zorlaştırıyordu.The rising cost of oil made operating regional jets increasingly difficult.
Organize iş gücü gittikçe daha çok direnç gösteriyordu.Organized labor was increasingly restive.
Araştırmalar, iklim bilimi gibi diğer çalışma alanlarıyla gittikçe artan oranda bağlantılıdır.Research is increasingly connected with other areas of study such as climatology.
Bölgede popülaritesi arttı ve gittikçe daha fazla saatçi onları üretmeye başladı.Its popularity grew in the region and more and more clockmakers started producing them.
1925'ten sonra Cartan, topolojik sorularla gittikçe daha fazla ilgilenmeye başladı.After 1925 Cartan grew more and more interested in topological questions.
Onun izlenimi gittikçe daha silikleşiyor. "His impression has been growing more and more bleary-eyed."
Kullanımı gittikçe azalmaktadır.Its usage is declining.
O gittikçe büyüdü.Es wurde immer größer.
Kızın sesi gittikçe zayıfladı.Die Stimme des Mädchens wurde schwächer und schwächer.
Bu günlerde bana gittikçe daha az sıklıkta yazıyor.In letzter Zeit schreibt er mir immer weniger häufig.
O gittikçe şişmanlıyor.Sie wird immer dicker.
Büyük Bunalım sırasında Prohibition özellikle büyük kentlerde gittikçe popülerliğini yitirdi.Die Prohibition wurde während der Großen Depression zunehmend unpopulär, insbesondere in großen Städten.
Bu gelişim karşısında gümüş gittikçe önem kaybetmiştir.Silber verlor im Zuge dieser Entwicklung immer mehr an Bedeutung.
Dağlarda yükseklik arttıkça, iklim gittikçe soğur.Zudem ist es im Gebirge kühler, mit zunehmender Höhe wird es kälter.
MÖ 9. yüzyılın ikinci yarısında, Doğu Anadolu’ya yapılan Assur seferleri gittikçe yoğunlaşır.In der zweiten Hälfte des 9. Jahrhunderts wurde die Lage an den Grenzen des Ostlandes immer schwieriger.
Kuzeye gittikçe her şey değişiyor.Der Verlauf im nördlichen Bereich wurde verändert.
Aynı zamanda Vali, Andrea ile gittikçe yakınlaşmaya başlamıştır.Schließlich kommen sich auch Jeff und Andrea näher.
Ümitsizlik gittikçe artıyordu.Er verzweifelte immer mehr.
Uğraşısının ağırlıklı noktası gittikçe daha kapsamlı olan yazışmalarının üzerinde toplandı.Sein Lehrauftrag geriet gegenüber der schriftstellerischen Arbeit immer mehr in den Hintergrund.
Gönüllülerin çalışmalarıyla bu sayı gittikçe artmaktadır.Das Projekt entwickelt sich durch die vielen verschiedenen Freiwilligen immer weiter.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.Seitdem ist die Teilnehmerzahl kontinuierlich gestiegen.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Alkohol- und Drogenmissbrauch belasteten seine Arbeit.
Bununla beraber İngiliz savunması gittikçe daha efektif hale gelmiştir.Das Embargo der Union wurde immer effektiver.
Hermione Ron'a karşı olan hisleri gittikçe büyümektedir.Kriemhilds Gefühle für Eric werden immer größer.
Rıdvan gittikçe iktidar gücü kazanmaya başladı.Aber der Adel gewann immer mehr an Macht.
Basilieos gittikçe Mihail üzerindeki etkisini arttırdı.Immer tiefer versinkt er in die Rolle Mikaels.
Günümüzde suflör kullanımı gittikçe azalmıştır.Dieser Nomenklaturtyp wird heute immer weniger verwendet.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.In den frühen 1960er Jahren verschlechterte sich ihr Gesundheitszustand.
Enlem(paraleller)lerin uzunlukları gittikçe kısalır.Die zugehörigen Parameterintervalle werden mit zunehmender Periode immer kürzer.
Gittikçe daha çok beste yapmaya başladı.Immer mehr, immer fröhlicher.
Ağız uca doğru gittikçe kalınlaşır.Das Heft wird zum Schlagkopf hin breiter.
Bulunduğu coğrafya açısından önemi gittikçe artan Nangrahar, Afganistan'ı Pakistan'la birleşmektedir.Die Sicherheitszusammenarbeit mit Pakistan ist eng, mit Afghanistan wachsend.
Sonra gittikçe sıklaşır, ileri dönemde nöbet sırasında çocuk boğulur gibidir.Er trat ebenfalls in kleineren Rollen wie in Jede Sekunde zählt – The Guardian und In Search Of auf.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Die Arbeit wuchs ständig.
Köyün nüfusu ve hane sayısı Isparta'ya olan göç nedeniyle gittikçe azalmaktadır.Durch die Zunahme des Wander- und Velotourismus finden auch immer mehr Menschen den Weg nach Understock.
Küçük yalanlar, gittikçe daha büyük yalanlar doğurur.Das Geheimnis, kleine und große Lügen zu entlarven.
Yerlilerin kullandıkları dillerden yararlanma, gittikçe artmaktadır.Der Gebrauch indigener Sprachen nimmt wieder deutlich zu.
Bu yıllarda Anne Sullivan'ın sağlığı gittikçe kötüleşmekte idi.Lionels Mutter geht es währenddessen immer schlechter.
Taşbaş'n ermişliği gittikçe yayılır.Das Tal des Baches wird breiter.
Ölümüne yapılan yarışların seyirci sayısı da gittikçe artmaktadır.Die Besucherzahlen der Rennbahn steigen ebenfalls.
Postmodern sanat, gittikçe artan çeşitlilik ve popülerlikte sergiyle sahneye girmiştir.Inzwischen beherrscht die postmoderne Kunst mit verschiedenen populären Ausstellungen die Szene.
Franklin, kamu işleri için gittikçe daha fazla endişe etmeye başladı.Rese macht sich immer größere Sorgen um ihren Ehemann.
Rastladığı birlikleri de çevirip emrine alan ihtiyat grubu gittikçe büyüdü.Die Übergriffe der durchziehenden und einquartierten Truppen nahmen immer mehr zu.
İkisinin de hikayeleri gittikçe karanlıklaştı.Seine Gemälde wurden zunehmend düster.
Karbon fiber üretimi dünya üzerinde gittikçe artmaktadır.Die Weltproduktion an Silikonen steigt ständig.