gittikçe ile cümle

gittikçe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Hermione Ron'a karşı olan hisleri gittikçe büyümektedir.Самочувствие Энн-Мари становится всё хуже.
Kara elfler gittikçe yaklaşıyordu.И черные люди переезжали все ближе и ближе.
Bu yıllarda Anne Sullivan'ın sağlığı gittikçe kötüleşmekte idi.Всю жизнь Энн Элдер имела проблемы со здоровьем.
Bununla beraber İngiliz savunması gittikçe daha efektif hale gelmiştir.С течением раундов, однако, преимущество британца становилось все более ощутимым.
Sonra gittikçe yalnızlaşmaya başladım."Время от времени чувствовал себя одиноким».
Kuzeyde ise gittikçe azalır.С продвижением на север число их снижается.
Devrimin sesleri sokaklarda gittikçe yükseliyor.«Революции неизменно идут сверху...»
Durum gittikçe kötüleşir ve Di Xin kendi oğullarını bile öldürmeye kalkar.Желая принести себя в жертву, Идоменей нечаянно убивает своего сына.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Бизнес продолжал расти.
Ümitsizlik gittikçe artıyordu.Озлобление постепенно увеличивалось.
Bu koleksiyon gittikçe genişledi.Коллекция постоянно пополняется.
Şansı gittikçe açılmıştı.Успех становился всё шире.
Ölümüne yapılan yarışların seyirci sayısı da gittikçe artmaktadır.Постепенно число зрителей, приходящих на матчи клуба росло.
Velocity (Hız): Büyük Veri’nin üretilme hızı çok yüksek ve gittikçe artıyor.傷門 Сё:мон) — сила и скорость ниндзя значительно возрастают.
Bir süre sonra Rachel ile Kylenin ilişkileri gittikçe aşka dönüşmektedir.На отдыхе отношение Сары к Шарли внезапно меняется.
Tedaviler görmesine rağmen sağlığı gittikçe bozulmaya başladı.Несмотря на то, что всё время занимается лечением, здоровье его только ухудшается.
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.С каждым месяцем ситуация в Константинополе всё более накалялась.
Yazıya büyük başlar, harfler gittikçe küçülür ve yazının okunması güçleşir.Его почерк стал трудно читаем, а голос ещё больше слаб.
Hem Leylâ’nın hem Mecnun’un halleri gittikçe perişanlaşmaktadır.Кадзи все больше разочаровывается условиями в лагере и коммунистической ортодоксией.
Bu bakımdan göl gittikçe küçülmektedir.После этого уровень озера постепенно продолжает понижаться.
"Yo gittikçe ciddileşiyor". webrazzi.com."Искусство обязано оскорблять" JugoSlovo.com.
Ashıs gittikçe büyüdü.Но Александр продолжал расти.
Köy gittikçe güzelleşmekte ve gelişmektedir.Окружающий мир становится еще ярче и прекрасней.
Ne var ki İran hükümetinin baskılarının gittikçe artması üzerine kısa sürede Bakü’ye döndü.Прежде всего резко усилились старые разговоры о перемене царицы».
Köylerdeki betonarme yapıların oranı gittikçe artmaktadır.Постепенно увеличивается поголовья лошадей в стаде.
Büyük Bunalım sırasında Prohibition özellikle büyük kentlerde gittikçe popülerliğini yitirdi.Наверное, именно поэтому сингл медленно, но верно набирал популярность в многих других странах.
Ağız uca doğru gittikçe kalınlaşır.Лоб отчётливо дистально возвышается.
Aynı zamanda Vali, Andrea ile gittikçe yakınlaşmaya başlamıştır.Постепенно Сэнди начинает всё больше доверять Эдди.
Cumhuriyet dönemi edebiyatı Türkiye'nin gerçeklerine gittikçe genişleyen ölçüde eğildi.إن أدب فترة الجمهورية قد مال في مقياس يتسع تدريجياً نحو حقائق تركيا.
Kuzeye gittikçe her şey değişiyor.ثم أنه بمجرد أن تتعمق شمالًا أكثر فأكثر، فإنها تتغير.
Berlin’e gitmeyi en başından istemeyen Marić, şehirde gittikçe daha mutsuz hale geldi.ماريك لم تكن تُريد الذهاب إلى برلين، وإزدادت التعاسة في المدينة.
Öykü alışılmış bir deniz macerası şeklinde başlar, ancak gittikçe gariplerşir ve sınıflandırılamaz hâle gelir.تبدأ القصة باعتبارها مغامرة بحرية تقليدية، ولكنها تصبح أكثر غرابة ويصعب تصنيفها.
Mahallede son yıllarda eğitime verilen önem gittikçe artmaktadır.ومنذ ذلك الحين، أصبحت زيادة مقدار الوقت في المدارس الموضوع الأهم.
Babanın da ayrılmasıyla aile gittikçe fakirleşti.موقع أبونا متى المسكين.
Fakat gittikçe yüksek yaşını göstermeye başlamıştı.كان يزداد جمالًا وبهاءً كلما تقدم في العمر.
Ailenin maddi durumu bu dönemde gittikçe kötüleşmiştir.ازدادت أحوال الأسرة سوءاً بمرور الأيام.
Karşı devrim gittikçe güçleniyordu.لكن الثورة كانت ما تزال في تصاعد.
Mukan Kağan döneminde imparatorluk gittikçe yükselerek ihtişamlı ve heybetli bir hale geldi.في كل التاريخ القديم، كان سقوط الإمبراطورية الآشورية هو الأكثر إثارة للإعجاب والشهرة.
Eşmerkezli daireler gittikçe artan günahkarlığı temsil eder.أي أنّ المتجهين الأصليين مستقلان خطيًا.
Zimmer ile Nolan'ın filmlerindeki ses manzarası gittikçe gür ve hareketli hale gelmek üzere gelişti.الصفيحة الموجودة بين النرويج وغرينلند بدأت تصبح أعمق وأعرض.
Guevara gittikçe hastalanır ve 280. güne gelince akut astımdan artık zor nefes alabilmektedir.Guevara fica doente e, por volta do dia 280, mal pode respirar, como resultado de sua asma aguda.
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.Ele fica cada vez mais invejoso e cruel sobre a relação de Rose com Jack.
Ancak Lazlar, kendilerini bu bölgelerin diğer vatandaşlarından ayırmak için gittikçe daha çok çalıştılar.No entanto, cada vez mais os lazes tentam diferenciar-se dos outros habitantes dessas regiões.
Rıdvan gittikçe iktidar gücü kazanmaya başladı.O núcleo então começa a ganhar força.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.Na metade da década de 1960, entretanto, sua saúde começou a deteriorar-se.
Buna protesto hareketi gittikçe büyümeye başladı.O grupo de manifestantes começava a crescer cada vez mais.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.E o número de participantes passou a aumentar daí em diante.
Sonra gittikçe yalnızlaşmaya başladım."Depois as coisas começaram a ficar estranhas..."
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.Ainda assim, ele continuava a fumar e parou de perder peso.
Gittikçe daha çok beste yapmaya başladı.Dessa vez procurava vender cada vez mais.
Bu yüzden gittikçe zayıflar.Está lá se deteriorando.
Hızlı raylı imalat 21. yüzyılda gittikçe daha popüler hale geldi.A sua simplicidade continua a torná-lo popular no século XXI.
Ümitsizlik gittikçe artıyordu.A insatisfação continuou crescendo.
Kuzeyde ise gittikçe azalır.O nível do rio estava diminuindo.
Bu yıllarda Anne Sullivan'ın sağlığı gittikçe kötüleşmekte idi.Entretanto, a saúde de Amy Winehouse a essa altura estava bastante debilitada.
Bu yüzden sayıları gittikçe azalıyordur.Porém os números continuaram a decrescer.
Gittikçe açılan mesafeye rağmen Bismarck 10 salvosunda bir kez daha Prince of Wales'a isabet kaydetti.Apesar da bateria problemática, o Prince of Wales conseguiu acertar o Bismarck três vezes.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Seus problemas com as drogas e o álcool parecem ter acabado.
Müzikleri gittikçe daha çok progresifleşmiştir.As mudanças na música ocorrem pouco a pouco de forma progressiva.
Mihail gittikçe sefih hayata daha da dalmaya başladı.A própria Alexandra sentia cada vez mais medo.
İlgili Sayfalar