gittikçe ile cümle

gittikçe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu yüzden devlet gittikçe zayıfladı.Ao mesmo tempo, o governo Han estava se enfraquecendo internamente.
Hastalığı boyunca, bilinç kaybı yaşadığı ve gittikçe kötüleşen nöbetlere tutulur.Todo este trabalhou minou a sua saúde, cada vez mais enfraquecido pela diabetes.
Karşı devrim gittikçe güçleniyordu.O momento da revolta estava se aproximando.
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.Maximiliano se via numa posição cada vez mais precária.
Fakat hastalığı gittikçe ağırlaşmaktaydı.A doença se agravou seriamente.
Ailenin maddi durumu bu dönemde gittikçe kötüleşmiştir.Enquanto isso, a condição financeira da familia piorava a cada dia.
Aşk evlilikleri de günümüzde gittikçe artmaktadır.Het huwelijk kent intussen groeiende spanningen.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.Sindsdien daalt het aantal deelnemers gestaag.
Ağız uca doğru gittikçe kalınlaşır.Vanaf de kop loopt de zijlijn sterk op.
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.Constantijns positie werd moeilijker.
Bu dönemde Almanya’da Nazi etkisi gittikçe artar ve Eberhard da bundan nasibini alır.Duitsland gaat steeds meer op deze wereld lijken, vindt Wallraff.
Bu sırada hava gittikçe bozmuş ve pis bir yağmur başlamıştır.Daarna wendde zij zich naar het zuidwesten en begon te verzwakken.
Ama artık her gece cevabımızı gittikçe artan oranlarda veriyoruz.Iedere dag neemt ge weer de vaat ter hand.
Bu koleksiyon gittikçe genişledi.Deze collectie groeit nog steeds aan.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Daarna ging het door een alcohol- en drugsverslaving steeds slechter met hem.
Bu yüzden gittikçe zayıflar.Zo worden ze steeds dieper.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Zijn oeuvre groeide gestaag.
Fakat içtiği zehir nedeni ile konuşması gittikçe tutarsız olmaya başlar.Als gevolg van zijn gedwongen inactiviteit begint hij te drinken.
Gittikçe daha çok beste yapmaya başladı.Hij begon er ook steeds meer te spelen.
Uzaktan askerlerin gittikçe yaklaşan yürüyüş sesleri duyulur.Naderende politiemotoren zijn vanaf grote afstand hoorbaar.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.Eind jaren zestig ging haar gezondheid achteruit.
Kuzeyde ise gittikçe azalır.Aan de noordwestzijde neemt de hoogte langzamerhand toe.
Sonra gittikçe yalnızlaşmaya başladım."En ik voelde me o zo eenzaam."
Fakat gittikçe yüksek yaşını göstermeye başlamıştı.Men hield vooral rekening met zijn almaar stijgende leeftijd.
Leke gittikçe darağacına benzemektedir.Hij ervaart het bestaan steeds meer als een zwakheid.
Şehrin ekonomisi gittikçe yaygın sanayi sektörlerinin katkısını almaktadır.Het resterende deel van het eiland kwam steeds meer in gebruik voor zware industrie.
Bu kendiliğinden meydana gelen gösteriler gittikçe büyüyerek, polisle çatışmaya kadar varıyordu.Begijnen die in moeilijkheden waren, kwamen steeds meer tot haar om raad.
Köşkü gittikçe büyütürler.De buurt groeide alsmaar.
Örneğin kırmızı kan hücreleri (eritrosit) olgunlaşırken çekirdeklerinin aktifliği gittikçe azalır.Als het aantal rode bloedcellen is verminderd, zoals bij bloedarmoede, neemt de bezinkingssnelheid toe.
Eşmerkezli daireler gittikçe artan günahkarlığı temsil eder.De aanwezigheid van de immigranten leidt tot een verhoogde criminaliteit.
Küçük yalanlar, gittikçe daha büyük yalanlar doğurur.Mensen geloven steeds minder in de grote verhalen.
Müzikleri gittikçe daha çok progresifleşmiştir.De muziek die ze maakten werd steeds mooier.
Cevahir sürekli onunla uğraşır ve gittikçe Zeynep'e gönlünü kaptırmaktadır.Ze blijven weer alleen achter en Zjenja wordt steeds assertiever.
Yabancı değiş tokuşlar artar; seyyahlar gittikçe çoğalır.Het onderlinge contact nam af; de varianten begonnen steeds meer uit elkaar te groeien.
Ümitsizlik gittikçe artıyordu.En het vertrouwen geraakt steeds meer zoek.
Bu durumda kütleçekim enerjisi gittikçe azalır ( daha fazla negatif değere kayma görülür).Dan wordt daarna de belasting weer verkleind (equivalente beastingsweerstand vergroot).
Birçok ek iş yapsa da ekonomik durumu gittikçe kötüleşir.Ondanks alle maatregelen verslechtert de toestand van de economie aanzienlijk.
Başlangıçta liberal bir mutlakiyetçi iken gittikçe daha demokratik görüşere sahip oldu.Waar hij vroeger liberale opvattingen had, werd hij steeds conservatiever.
Dışarısı gittikçe aydınlanıyor.Buiten wordt het steeds lichter.
Hava gittikçe ısınıyor.Het weer wordt steeds warmer.
Fiyatlar gittikçe yükseldi.De prijzen worden steeds hoger.
Deniz gittikçe vahşileşti.De zee werd steeds wilder.
Ses gittikçe zayıfladı.Het geluid werd steeds zachter.
Saçım gittikçe grileşiyor.Mijn haar wordt steeds grijzer.
Gittikçe güzelleşiyor.Ze wordt steeds mooier.
Hayat gittikçe pahalılaşıyor.Het leven wordt steeds duurder.
Gittikçe sinirlendiler.Ze werden steeds bozer.
Bununla beraber İngiliz savunması gittikçe daha efektif hale gelmiştir.Tymczasem akcje Anglików były coraz bardziej efektywne.
Kuzeyde ise gittikçe azalır.Wyżyna ku północy łagodnie się obniża.
Zimmer ile Nolan'ın filmlerindeki ses manzarası gittikçe gür ve hareketli hale gelmek üzere gelişti.Z Zimmerem, dźwięki w filmach Nolana przekształciły się w coraz bardziej bujne, kinetyczne i eksperymentalne.
Ashıs gittikçe büyüdü.Al-Fustat stale się rozrastał.
Olayla ilgili araştırmaları gittikçe ilginçleşmeye başlamaktadır.Rozmowa o wszystkim zaczyna ich coraz bardziej pasjonować.
Taşbaş'n ermişliği gittikçe yayılır.Powoduje to, że szyjka macicy coraz bardziej się rozszerza.
Kara elfler gittikçe yaklaşıyordu.Biurowiec TME coraz bliżej.
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.Był coraz bardziej głodny, a zarazem coraz słabszy.
İkisinin de hikayeleri gittikçe karanlıklaştı.Oglądane obrazy stają się coraz mroczniejsze.
Bu bakımdan göl gittikçe küçülmektedir.W związku z powyższym jezioro ulega stopniowej degradacji.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.Jednak pod koniec 1928 r. stan jego zdrowia pogorszył się.
Bu sırada hava gittikçe bozmuş ve pis bir yağmur başlamıştır.Wiosną budził do życia przyrodę, a upalnym latem przynosił orzeźwiające ochłodzenie.
Postmodern sanat, gittikçe artan çeşitlilik ve popülerlikte sergiyle sahneye girmiştir.Architektura postmodernistyczna cechuje się pluralizmem i złożonością.
İlgili Sayfalar