Meclise girmek için, partilerin en az yüzde 2,5 oy toplamaları gerekiyor.To enter parliament, parties must win at least 2.5 per cent of the vote.
Yüzlerce kamyon, Slovenya'ya girmek için Krapina-Macelj sınır kapısında kuyruk oluşturuyor.Hundreds of trucks queue to enter Slovenia at the Krapina-Macelj border crossing.
HDZ, seçim öncesi koalisyon pazarlığına girmek yerine, seçim sonrasında ortaklık öneriyor.Rather than negotiating any pre-election coalition, HDZ is offering partnership after the elections.
Örgüt siyasi meselelerle ilgili her türlü tartışmaya girmekten kaçınmaktadır.It refrains from participating in any discussions of political issues.
Romanya'nın Atina Olimpiyatlarındaki hedefi ilk 15 ülke arasına girmek.Romania's goal for the Athens Olympics is to be placed among the top 15 nations.
Makedonya, AB ülkelerine kaçak yollardan girmek isteyenlerin geçiş yoluMacedonia a transit route for illegal migrants to EU countries
Habur sınır kapısında kamyonlar Irak'a girmek için kuyruk oluşturdu. [Reuters]Trucks line up to enter Iraq through the Habur Gate border crossing. [Reuters]
Hırvatistan AB'ye Girmek İçin Resmî Başvuruda BulunduCroatia Officially Seeks EU Entry
Sürtünme ile elektriklenme sürtünme ile ilgilidir çünkü ikisi de adezyon kapsamına girmektedir.The triboelectric effect is related to friction only because they both involve adhesion.
Kondüktörler bazen plantasyonlara girmek için köle rolü yapmaktaydılar.A conductor sometimes pretended to be a slave in order to enter a plantation.
Bölgesel sultanlıklar altında İslam'a girmek sağlamak daha kolaydı. [ alıntı gerekli ]Gaining conversions to Islam was easier under regional Sultanates.[citation needed]
Özel kuvvetler okula girmek için savaşırken kaotik bir savaş çıktı.A chaotic battle broke out as the special forces fought to enter the school.
Nyx korkunç ve güçlü bir tanrıçaydı ve Zeus bile onun alanına girmekten korkardı.Nyx was a dreadful and powerful goddess, and even Zeus feared to enter her realm.
Mary, Ark'a girmek için Sue'ya benzeyecek şekilde görünüşünü değiştirdi.Mary altered her appearance to resemble Sue in order to get onto the Ark.
Caleb Ark'a girmek için görünüşünü Marcus'a benzeyecek şekilde değiştirdi.Caleb altered his appearance to resemble Marcus in order to get onto the Ark.
Mesih'le birlikte ölmek ve dirilmek, ölümün üstesinden gelmek ve yeni bir yaşama girmektir.To die and be resurrected with Christ is to overcome death and enter into a new life.
Bu yüden Ali Paşa, Berat Paşalığı'yla savaşa girmek durumunda kaldı.This made Ali Pasha start a war with the Pashalik of Berat.
Kamboçya'yı İzlemek: Kamboçya karmaşasına girmek için on yol.Watching Cambodia: Ten paths to enter the Cambodian tangle.
Japonca giriş yöntemleri, bir bilgisayara Japonca karakterler girmek için kullanılır.Japanese input methods are used to input Japanese characters on a computer.
Daha ileri gitmeyi istemek menkıbeye ya da romantizasyona girmektir." [1]To want to go further is to fall into hagiography or romanticization.[58]
Liberal olarak Parlamentoya girmek için birkaç başarısız girişimde bulundu.He had several unsuccessful attempts at entering Parliament as a Liberal.
Diğer tüm gruplar bu gibi konularda Müslüman kanunlarının yetki alanına girmektedir.All other groups, in such matters, come under the jurisdiction of the Muslim code.
İlk hedefi ticari bir kariyere girmekti.His initial aim was to enter a mercantile career.
Bilinen en büyük cüce gezegen olan Eris bu kategoriye girmektedir.The most massive known dwarf planet, Eris, belongs to this category.
Tam odaya girmek üzereydik.Wir waren gerade dabei, ins Zimmer zu gehen.
Bu rakamla gelmiş geçmiş en çok satanlar arasına da girmektedir.Darin unterscheidet er sich von vielen Vorläufern.
Bu yüzden bu ikisi patronlarının gözüne girmek için büyük gayret sarf etmektedirler.Beide schauen nach rechts oben (zum Engel).
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Rücksichtnahme musste „eingeübt“ werden.
SSW, Frizler için de devreye girmektedir.Somit setzt sich der SSW auch für friesische Interessen ein.
Uluslararası işaret dili uluslararası organizasyonlarda yavaş yavaş yürürlüğe girmektedir.International Sign wird bei innereuropäischen Anlässen nur selten eingesetzt.
Bu noktada daha önce bahsedilen benlik kurguları devreye girmektedir.Diesen Fall stellen die bereits erwähnten Nebensätze in Subjektposition dar.
Luce ise, evli bir çiftin arasına girmek istememektedir.Doch Rae will nicht nur die Geliebte eines verheirateten Mannes sein.
İki kez de ABD Senatosu'na girmek için adaylığını koymuştur fakat başarısız olmuştur.Zweimal scheiterte seine Kandidatur für den US-Senat.
Ama ertesi yıl Heidelberg Üniversitesine girmek için ayrıldı.Im nächsten Jahr setzte er das Studium an der Universität Heidelberg fort.
Artık tamamen Londra'nın daha geniş şehir alanına girmektedir.Er gehört zum nun erweiterten Londoner Hafen.
Alman personel, savaşa girmek istiyordu.Die deutschen Soldaten waren kampfbereit.
Üzerinde yabancı cisimle içeri girmek mümkün değil.Dabei darf er fremde Grundstücke betreten.
Güneydeki bu kapı, avlulu kapı türüne girmektedir.Die Seitentür im Süden ist der des Hauptportals ähnlich.
"Bir insanın hayatına lüzumundan fazla girmekten daha korkunç bir şey yoktur."«Es gibt nichts Teureres als ein langes Leben».
1950'de Türkiye'ye pasaportsuz girmekten ve tabanca bulundurmaktan tutuklandı ve kısa süre hapis yattı.1950 war er wegen illegaler Einreise und unerlaubten Waffenbesitzes kurzfristig in Haft.
Cemiyet sahibi olmak; yola (tarîkata) girmek isteğinden olmaktır.Doch als Granec mit ihr zusammenziehen will, versetzt sie ihn.
Baroya girmek için gerekli sınavları iki yıl içinde geçti.Preußen konnte die Strecke binnen zweier Jahre vollenden.
Burada takıma girmekte zorlandı ve genelde yedek bekledi.Hier tat er sich schwer in die Mannschaft zu kommen und saß überwiegend auf der Ersatzbank.
Sofya’ya gidip Resim Okulu’na girmek istedi ama başaramadı.In München versuchte er, auf die Kunstakademie zu kommen, scheiterte aber.
Burada öğrendik ki, kendisi aynı zamanda olgun kadınlarla ilişkiye girmekte zorluk çekiyormuş.Mit der Zeit wurde ihr bewusst, dass sie sich zunehmend zu Frauen hingezogen fühlte.
Şimdi, içerisine eğilerek girmek mümkündür.Jetzt kann er es ungestört betreten.
Ancak, Uygurlar; Kırgızların boyunduruğu altına girmek istememiştir.Dennoch wollten sie, laut eigenen Aussagen, die Ska-Schiene nie verlassen.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Es war ihm nicht möglich, hinzugelangen und es zu betreten.
Bulunmaları için büyü kullanmak veya bir insanın vücuduna girmek gereklidir.Magier sind in der Lage, Devs in die Körper von Menschen einfahren zu lassen oder daraus zu vertreiben.
Ülkeye girmek için pasaport gereklidir.Ein gültiger Reisepass ist jedoch zur Einreise notwendig.
Yarışlarına girmek için 18 yaşın altında olmak gerekir.Il faut avoir plus de 18 ans pour se présenter au concours.
Bu gruplar kendi içlerinde ciddi tartışmalara da girmektedirler.Mais ceux-ci sont publiés dans le désordre.
Liberaller hükümete girmek istiyor.Les libéraux entrent en force au gouvernement.
1985'te McGill Üniversitesine girmek için Montreal'e taşındı.En 1985, il déménage à Montréal pour aller à l’université McGill.
Fransız Üniversitesine girmek için fransız dili bilmek gerekli değil.La connaissance du français n’est pas obligatoire pour entrer à l’Université.
Dünya'nın manyetik alanı atmosferini, Güneş rüzgârı ile etkileşime girmekten korur.Le champ magnétique terrestre protège l’atmosphère du vent solaire.
Bu protein fibrillin proteinler ailesine girmektedir.Elles appartiennent à la famille des protéines fibreuses.
Üniversiteye girmek için Grekçe bilmek 1920, Latince bilmek ise 1960 yılına kadar zorunluydu.La connaissance du grec ancien fut requise jusqu'en 1920, celle du latin jusqu'en 1960.
Burada takıma girmekte zorlandı ve genelde yedek bekledi.Il a du mal à trouver sa place dans l'effectif et est le plus souvent remplaçant.
Bu noktada daha önce bahsedilen benlik kurguları devreye girmektedir.Il est nécessaire d'appliquer en même temps les différents principes mentionnés ci-dessus.