Şimdi, yolculuğa başlamak için, kan sol ventrikülden çıkmak ve vücudun en büyük arterine girmek zorunda.大動脈だ、とても太くて大きな動脈だ
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Am spus ca nu vreau sa dau examenul.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Con nói con sẽ không thi.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Hovorím, že nechcem ísť na skúšku.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Ich sage ich werde am Exam nicht teilnehmen.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Ik ben aan het zeggen dat ik niet het examen ga maken
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Jag säger att jag inte vill göra provet.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.J'ai dit que je ne voulais pas passer l'examen.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.시험 안 본다고요.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Mówię, że nie chcę zdawać egzaminów.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Saya tidak akan ikut ujian.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Sto dicendo che non ho voglia di sostenere l'esame.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Λέω πως δε θέλω να γράψω στο διαγώνισμα.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Казах, че не искам да се явявам на изпита.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.Я говорю, что не буду сдавать экзамен.
Sınava girmek istemediğimi söyledim.אני אומר שאני לא רוצה לעשות את המבחן
Sınava girmek istemediğimi söyledim.لقد قلت بأنني لن اخضع للامتحان
Sınava girmek istemediğimi söyledim.大学には行かないよ
Sınava girmekten korkmayı bırakın.Σταματήστε να φοβάσαι τα διαγωνίσματα.
Sınava girmek zorundasın diye mi ölmek istiyorsun?Csak mert vizsgáznod kell, már meg akarsz halni?
Sınava girmek zorundasın diye mi ölmek istiyorsun?Est-ce que tu vas mourir de simplement passer un examen ?
Sınava girmek zorundasın diye mi ölmek istiyorsun?Θέλεις να πεθάνεις επειδή πρέπει να γράψεις ένα διαγώνισμα;
Son günlerde gençlerin gözüne girmek için bunu yapmalısın.De nos jours, on est obligé de faire ça pour plaire aux jeunes.
Son günlerde gençlerin gözüne girmek için bunu yapmalısın.Manapság ezt kell csinálni ahhoz, hogy jóban legyünk a fiatalsággal.
Son günlerde gençlerin gözüne girmek için bunu yapmalısın.Αχ, αυτές τις μέρες, πρέπει να το κάνεις αυτό για την νεότερη γενιά.
Son günlerde gençlerin gözüne girmek için bunu yapmalısın.ااه هذه الايام عليك فعل هذا من اجل الجيل الجديد
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekComo usted bien podría adivinar, entro en modo "Funcionamiento" pulsando la tecla [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekHisz valamint lehet, hogy én módba "Művelet" a [MEM] gomb megnyomásával
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekJak mohli hádat, já režimu "Operace" stisknutím klávesy [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekJak może dobrze chyba, wchodzę "trybu" poprzez naciśnięcie klawisza [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmek추측을 잘 수 있습니다, [가상 메모리] 키를 누르면 "작업" 모드를 입력
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekKuten voit ehkä arvata, astun "toimintatapa" painamalla [MEM]-näppäintä
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekNhư bạn cũng có thể đoán, tôi nhập chế độ "Hoạt động" bằng cách nhấn phím [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekSå du kan godt gætte, indtaste jeg "Operation" tilstand ved at trykke på tasten [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekS-ar putea precum şi ghici, am intra în modul "Operaţiunea" apăsând tasta [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekSi potrebbe così indovinare, inserire modalità di "Funzionamento" premendo il tasto [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekSowie Sie erraten können, geben Sie ich "Betriebsart" durch Drücken der Taste [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekVocê pode também adivinhar, eu entrar no modo de "Operação", pressionando a tecla [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekVous pourriez ainsi deviner, j'ai passer en mode " Operation " en appuyant sur la touche [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekΌπως ενδεχομένως εικασία, μπαίνω "Λειτουργία" λειτουργία πατώντας το πλήκτρο [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekКак вы могли бы хорошо думаю, я войти в режим "Операции", нажав клавишу [мкм]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekКакто може би и предположение, аз влизам "Експлоатация" режим с натискане на клавиш [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmekقد يمكنك أيضا تخمين، إدخال وضع "التشغيل" بالضغط على المفتاح [MEM]
Tahmin de [MEM] tuşuna basarak "Operasyon" moduna girmek「操作」モードでは、我々 はマシンを組織し、アクセスできる実行するために必要なすべての情報があります。
Tam olarak bu kavramı yansıtıyor. Çünkü risk altına girmek istemiyorlar.Es exactamente este concepto, porque no quieren arriesgarse.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Cet homme, voyant Pierre et Jean qui allaient y entrer, leur demanda l`aumône.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Da er nun sah Petrus und Johannes, daß sie wollten zum Tempel hineingehen, bat er um ein Almosen.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Da han så Peter og Johannes, idet de vilde gå ind i Helligdommen, bad han om at få en Almisse.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Da han så Peter og Johannes som vilde gå inn i templet, bad han om å få en almisse.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Éste, al ver a Pedro y a Juan que iban a entrar en el templo, les rogaba para recibir una limosna
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Ez mikor látta, hogy Péter és János a templomba akarnak bemenni, kére õ tõlük alamizsnát.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.그가 베드로와 요한이 성전에 들어 가려함을 보고 구걸하거늘
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Ko ta vidi Petra in Janeza, da hočeta stopiti v tempelj, prosi, da bi mu dala miloščino.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Nähdessään Pietarin ja Johanneksen, kun he olivat menossa pyhäkköön, hän pyysi heiltä almua.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.När denne nu fick se Petrus och Johannes, då de skulle gå in i helgedomen, bad han dem om en allmosa.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Người thấy Phi - e-rơ và Giăng vào , thì xin hai người bố_thí .
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Người thấy Phi -e-rơ và Giăng vào, thì xin hai người bố thí.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Omul acesta, cînd a văzut pe Petru şi pe Ioan că voiau să intre în Templu, le -a cerut milostenie.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Ora, vendo ele a Pedro e João, que iam entrando no templo, pediu que lhe dessem uma esmola.
Tapınağa girmek üzere olan Petrusla Yuhannayı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.Questi, vedendo Pietro e Giovanni che stavano per entrare nel tempio, domandò loro l'elemosina