Birisi içeri girmeye çalıştı.Someone tried to break in.
Birisi içeri girmeye çalışıyor.Someone's trying to get in.
Tom odaya girmeden önce bir an kapının önünde durdu.Tom stood in the doorway for a moment before entering the room.
Tom bugün yine derse girmedi.Tom cut class again today.
İçeri girmeliyiz.We should come in.
Tom kendisini odasına kilitledi ve kimsenin içeri girmesine izin vermedi.Tom locked himself in his room and wouldn't let anyone in.
Tom eve girmek için Mary'nin verdiği anahtarı kullandı.Tom used the key Mary had given him to enter the house.
Buraya girmeme izin verebilir misiniz?Can you give me a permission to enter here?
Tom yeniden forma girmeye çalışıyor.Tom is trying to get back into shape.
Yeniden forma girmek için ne yapmamı tavsiye edersin?What do you recommend I do to get back into shape?
Her gün işe giderken bisikletine binmen yeniden forma girmene yardım etmeli.Riding your bicycle to work every day should help you get back into shape.
Bir içki için girmek ister miydiniz?Would you like to come in for a drink?
O kulübe asla girmeyeceksin.You'll never get in that club.
Bir işe girmen gerekir.You should get a job.
Kocam bir işe girmeme izin vermeyecek.My husband won't let me get a job.
Sen içeri girmeme izin vermelisin.You must let me in.
İçeri girmeme izin vermelisin.You need to let me in.
İçeri girmeme izin vermek zorundasın.You have to let me in.
İçeri girmemi ve senin için Tom'la konuşmamı ister misin?Would you like me to go in and talk to Tom for you?
Tom'a mağaraya girmemesini söyledim.I told Tom not to go into the cave.
Bu odaya girmesine izin verilmediğini Tom'a söyledin mi?Did you tell Tom he's not allowed in this room?
Tom'a kulübümüze girmesinin mümkün olmadığını söyledim.I told Tom it wasn't possible for him to get into our club.
Şimdi girmek güvenli mi?Is it safe to enter now?
Sence bu mağaraya girmek güvenli mi?Do you think it's safe to go into this cave?
Girmeden önce kapıyı çalın.Knock at the door before entering.
Çok şişman olduğu için bir diyete girmeli.She must go on a diet because she is too fat.
Birçok çocuk okula girmeden önce bile bir bilgisayar kullanmayı öğrenir.Many children learn to use a computer even before entering school.
Sen Louvre Müzesi'ne girmek için uzun bir kuyrukta beklemek zorundasın.You have to wait on a long line to get into the Louvre Museum.
Muhasebecime göre borsaya girmek için iyi bir zaman değil .According to my accountant, this isn't a good time to invest in the stock market.
İçeri girmeden önce ayaklarınızı silin.Wipe your feet before coming in.
Oraya girmek zorundayız.We've got to get in there.
İçeriye girmek için başka bir yol bulmak zorundayız.We've got to find another way to get in.
Oraya girmek zorunda kalacağız.We're going to have to get in there.
Asla içeri girmeyeceğiz.We'll never get inside.
O riske girmek zorunda kalacağız.We'll have to take that chance.
Girmek için şifreye ihtiyacımız var.We need a password to get in.
İçeriye girmeniz gerektiğini düşünüyoruz.We think you should come in.
İçeriye girmeliyiz.We need to go back in.
İçeriye girmemiz gerekiyor.We need to go back in.
Tom'a içeri girmesini rica edebilir misin?Can you ask Tom to come in?
Riske girmeyi göze alabilir miyiz?Can we afford to take the chance?
İçeri girmem gerekiyor.I've got to come in.
İçeri girmeliyim.I've got to come in.
İçeri girmek zorundayım.I've got to come in.
Tom'un diyete girmesi gerektiğini düşünüyorum.I think Tom should go on a diet.
İçeri girmemize izin ver.Let us in.
İçeri girmen gerekiyor.You have to go inside.
İçeri girmen lazım.You have to go inside.
İçeri girmelisin.You have to go inside.
İçeri girmek zorundasın.You have to go inside.
Hapse mi girmek istiyorsun?Do you want to go to prison?
İstemiyorsan içeri girmek zorunda değilsin.You don't have to go in if you don't want to.
Oraya girmeyeceksin.You're not going in there.
İçeri girmene gerek yok.You don't need to come in.
İçeriye girmek zorunda değilsin.You don't have to go inside.
İçeriye girmene gerek yok.You don't have to go inside.
İçeri girmeye çalışalım.Let's try and get in.
Buraya girmene izin verildiğinden emin misin?Are you sure you're allowed in here?
Tom binaya girmedi.Tom didn't enter the building.
Tom Mary'nin girmesi için işaret etti.Tom gestured for Mary to enter.