Saldırı Suriye'deki genel ateşkesin yürürlüğe girmesinden yalnızca birkaç saat sonra meydana geldi.Příměří v Sýrii vydrželo jen pár hodin.
Elisabeth ona ya sürgüne gitmesini ya da bir manastıra girmesini tavsiye ettiğini bildirir ve oradan ayrılır.Alžběta jí nařizuje buď odejít do exilu, nebo vstoupit do kláštera.
Fakat bu Pokémon hiç söz dinlemez, hatta Pokétopu'na bile girmez.Zde pokémony nechytá klasicky do pokéballů, ale jen je jakousi káčou obtočí.
Ertesi gün okulda, Bart sınıfta teste girmemek için bayılır.Bart se rozhodne strávit hezký den za školou.
Ben henüz stüdyoya girmedim.Do studia totiž nechodí.
Yahudilerin şehre yılda bir kez dışında girmesini yasakladı.Židé měli přístup do Starého města zakázán až do roku 1967.
Mia ile birlikte birçok kez aynı sahneyi paylaştılar ama hiç ilişkiye girmediler.Dvojice spolu v minulosti mnohokrát spolupracovala, avšak nikdy nenatočila společnou desku.
Zaten koşullar da Macaristan'ın savaşa girmesine neden oldu.Bombardování Košic posloužilo jako záminka vstupu Maďarska do války.
Steuermann üzerinden Arnold Schönberg ve Anton von Webern isimli ustalarla ile de diyaloğa girmeyi başarmıştı.Hlásil se k němu i Arnold Schönberg a Anton Webern.
Bu göç Nisan ayında başlayarak okulların yaz tatiline girmesiyle tamamlanır.Výcvik se konal vždy v letních měsících, po ukončení školního roku.
Göl çevresinde nesli tehlikede olan 7 tür, tehlikeye girmeye yakın 9 tür kuş gözlenmektedir.Z kriticky ohrožených druhů ptáků připadá pro území rezervace v úvahu hned 7 druhů.
Daha sonra bütün partilerin ileri gelenleriyle birlikte 10 yıl süreyle siyasete girmesi yasaklandı.Společnost varoval, aby nezapomínala na všechny výdobytky socialismu z minulých desetiletí.
1900 yılında Buganda Antlaşması ile bölgenin Büyük Britanya hakimiyeti altına girmesi resmileştirilmiştir.V roce 1900 rozhodla švýcarská arbitráž, že území Counani je součástí Brazílie.
Bu sebeple mezunların ilk 6 ay içerisinde işe girme oranı %88 'lere ulaşmıştır.Až 88 % studentů si do 6 měsíců od ukončení studia najde práci.
Bu dönemde ciddi olarak bir yazarlık kariyerine girmeyi de düşündü.V poslední době odhalila, že usiluje také o kariéru spisovatelky.
Sanatçının teklileri her tarzdan listeye girmeyi başarmıştır.Umělec v každé z postav zachytil její reakci na událost.
Maoke Sıradağları, Pasifik Plakasının batarak İndo-Avustralya Plakasının altına girmesiyle oluşmuştur.Tichomořská deska se v Kemradeckém příkopu podsunuje pod australskou desku.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Řekové v noci vyskákali ven, otevřeli zevnitř městské brány a dali znamení vojskům.
Bir günlük siteye girmeme boykotu yapılmıştır.Nadace vzniká dnem zápisu do veřejného rejstříku.
O tarihten 1992'ye kadar yapılan her seçimde meclise girmeyi başardı.Na postu setrval do voleb v roce 1992.
Girme, imha muharebeleri ve son taarruz.Konec nepohodlným sedačkám a příkrým schůdkům.
Irkçılık gerekçesiyle Kah'ın 1992 seçimlerine girmesi yasaklandı.Mandát obhájil ve volbách roku 1990 za SDĽ.
O benim Grizzly Bear'a girmemi sağladı.Což neudělil, takže nám naše karta Grizzly Bears přežila.
Bu sırada yaşayan ölüler eve girmeyi başarır ve Barbra, kardeşi Johnny'nin de aralarında olduğunu görür.Între timp, nemorții reușesc să intre în casă, iar Barbra îl vede pe fratele ei, Johnny, printre ei.
Ağustos 1981'de, 1971'de fırlatılan Kosmos 434, atmosfere yeniden girmek üzereydi.În august 1981, Kosmos 434(d), lansat în 1971, era pe cale să reintre în atmosferă.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.El nu lăsa pe nimeni să intre acolo.
Şayet akım ölçülüyorsa (ampermetre), ölçü aleti devreye seri olarak girmelidir.Atunci când se împrimăvărează, însă, odată cu zăpada, dispare și magia.”
Steve Souza daha sonra Exodus'a girmek için gruptan ayrıldı ve yerine Chuck Billy'nin gelmesini önerdi.Steve Souza a plecat repede la trupa Exodus si a sugerat sa fie inlocuit de Chuck Billy la vocalize.
Bu antlaşma yürürlüğe girmemiş, bunun yerine Berlin antlaşması imzalanmıştır.Prevederile tratatului au fost întărite prin semnarea Tratatului de la Berlin.
Ancak, Batılı güçlerin desteği olmaksızın savaşa girmeye niyeti olmayan Beneš geri adım attı.Totuși, Beneš a refuzat să intre în război fără sprijinul puterilor vestice.
Kısa bir savaştan sonra, yaklaşık yetmiş haçlı şehre girmeyi başarıyordu.După o scurtă bătălie, cam 70 de cruciați care au atacat dinspre continent au reușit să intre în oraș.
Konservatuvara girmeye karar verdi.S-a înscris la Conservator.
Çok düşük amphiphile konsantrasyonlarda moleküller herhangi bir sıraya girmeden rastgele dağılacaklardır.La concentrații amfifile foarte scăzute, moleculele se vor dispersa aleatoriu, fără nici o ordonare.
Kral'ın mutfağa girmesi önemli bir olaydı.VIII. intrarea regelui în biserică.
Diyarbakır, sen karanlığın girmeye korktuğu şehirsin.Este singul membru al echipei care se teme de întuneric.
Assassin's Creed 21 Aralık 2016 tarihinde gösterime girmesi üzerine ayarlandı.Assassin's Creed a fost lansat pe 21 decembrie 2016.
Geleceğe doğru bakar ve Afganistan'ın başkanlık seçimlerine girmeyi hedefler.Noi, partidul nostru, sîntem gata să vă sprijinim chiar la viitoarele alegeri la Președinție.
1985'te McGill Üniversitesine girmek için Montreal'e taşındı.În 1985 s-a mutat în Montreal; acolo a frecventat cursurile Universității McGill.
Ayrıca yurtiçi ve yurtdışı takımların transfer listelerine de girmeyi başarmıştır.A instituit și reguli foarte stricte pentru primirea străinilor/călătorilor.
Fakat yine de yakın dövüşlere pek girmez.Și chiar ajunge în frunte în urma luptelor.
Ama hiçbir zaman başım belaya girmedi.N'am fost niciodată prea grăbit.
İşler Tina’nın bir erkekle romantik ilişkiye girmesiyle daha da çıkmaza girer.Jack Weil devine interesat de o relație romantică cu ea.
Bazıları Mundanın duvarlarından içeri girmeyi başardıysa da çoğu kaçış yolunda öldürüldü.Deși unele au reușit să se refugieze între zidurile cetății Munda, mulți alții au fost uciși.
Kanallar da bu yüzden hiçbir riske girmediler.Canalele nu au avut un înlocuitor.
Batı Almanya’ya girmesine izin verilmedi.Nu i s-a permis să viziteze Parisul.
Bununla birlikte anlaşma yürürlüğe girmedi.Tratatul nu a intrat în vigoare.
Dünya'nın manyetik alanı atmosferini, Güneş rüzgârı ile etkileşime girmekten korur.Câmpul magnetic al Pământului împiedică atmosfera sa de a fi deposedată de vântul solar.
Bir nimf deri değiştirirse pupa haline asla girmez.O nimfă care năpârlește nu mai poate reveni la starea de pupă.
Aynoroz'da kadınların girmesi yasak olduğundan Aynoroz'da hiç kadın yoktur.Pe Muntele Athos, nu este permis accesul femeilor.
Tekrar toparlanan 6. Ordu Stalingrad'a girmeye başladı.După aceasta, Armata a 6-a a înaintat spre Stalingrad.
Gelin, eve girmeden, kapıya ip gerilir.Se bate la ușă înainte de a intra.
1980'li yıllar Sovyetler Birliği'nin çözülme sürecine girmesine ve Soğuk Savaşın sonuçlanmasına sahne oldu.La începutul anilor 90' are loc dezagregarea Uniunii Sovietice și stingerea Războiului Rece.
Maoke Sıradağları, Pasifik Plakasının batarak İndo-Avustralya Plakasının altına girmesiyle oluşmuştur.Muntele a luat naștere prin procesele tectonice de scufundare a plăcii Pacificului sub placa indo-australă.
Ayrıca tepkimeye girme süreleri uzun olduğu için enerji ve zaman giderlerini arttırmaktadırlar.În afară de acestea proporționează energie pentru a prelungi timpul de muncă.
Hiç kimse buna açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin.Trebuie să mai fii atent ca nimeni să nu te urmărească, atunci când introduci parola.
Batıda üniversiteler İslam medeniyetinin Endülüs Emevi Devleti vasıtasıyla Avrupa’ya girmesiyle başlar.Pregătirea academică europeană le va înlesni participarea la reformele complexe inițiate de liderul egiptean.
Dişi filler mest durumuna girmezler.De albine nici nu se ating.
Kızıl Ordu birlikleri 9 Nisan'dan itibaren kentin merkez kesimine girmeye başladılar.Armata turcă deținea controlul deplin al orașului începând cu 9 septembrie.
Amerika'nın savaşa girmesi güç dengelerini değiştirmişti.Balanță puterii avea să se schimbe însă odată cu intrarea Statelor Unite ale Americii în război.
Müze içine ziyaretçiler uzun bir zaman tünelinden geçerek girmektedirler.De aceea, muzeul din Moscova dedicat scriitorului continuă să primească numeroși vizitatori.