Pasaport sahibine vizesiz Schengen Alanına girmesi için izin verilir.Власники такого паспорту повинні отримати візу для в'їзду до країн Шенгенської угоди.
Ori Şamahı'ya varınca, İsfahan'a girme izni çıkana kadar birkaç gün beklemek zorunda bırakılır.Коли Орі прибув в Ширван, йому довелося чекати кілька днів дозволу увійти в межі країни.
Yeni olmuş kafa travmalarında burun boşluğu bakterilerin meningeal boşluğa girmesine izin verebilir.Недавня черепно-мозкова травма може спричинити проникнення бактерій з носа до мозкових оболон.
Ölümünden dolayı kimse hapse girmemiştir.За його вбивство офіційно так ніхто і не поніс покарання.
"Bir insanın hayatına lüzumundan fazla girmekten daha korkunç bir şey yoktur."Немає нічого страшнішого полюбити людину і пережити свою любов».
Bu arada Cheryl camı kırarak içeri girmeye çalışıyordur.Після цього Джарвіс втікає, вистрибнувши з вікна.
Bir suşi restoranına girmesi ile telefonu çalar.Увечері в квартирі «Лівші» лунає телефонний дзвінок.
Bu noktadan itibaren gayrimüslümlerin Hicaz'ın kutsal topraklarına girmeleri yasaklandı.Щоб від цієї нечисті позбутися, слід було помолитися святому Єфимію.
Ancak reaksiyona girme aktiviteleri farklıdır.Добова активність різна.
Peşine düşen yırtıcı hayvanlar da bu çalılıklara girmeyi göze alamazlar.Тому прості смертні не сміли наближатися до цих місць.
Mauritius a girmek isteyen bir yabancı uyruklu vatandaşın vize alması gerekmektedir.Для іноземців щоб відвідати Лойко потрібен додатковий дозвіл.
Pek çok ülkede İlk 10'a girmeyi başaramamıştır.Багато з фавориток в цьому році не увійшли в Топ-10.
Bununla birlikte anlaşma yürürlüğe girmedi.Однак, угода не відбулася.
Fakat listelere girmeyi de başardı.Й умів добре передавати їх на полотні.
Burada haftada bir veya iki film gösterime girmektedir.Появилось демонстрування кінофільмів один раз в тиждень.
Avrupa Birliği'ne girmeye çalışır.Вона працюватиме у містах Європейського Союзу.
Yahudilerin şehre yılda bir kez dışında girmesini yasakladı.Весь єврейський народ Палестини одностайно вимагав залишити їх в країні.
2 Mart 1629'da Kral Charles parlamentonun tatile girmesini istedi.Навесні 1629 року король розпустив парламент, Джон позбувся місця в суді.
Dünya'nın manyetik alanı atmosferini, Güneş rüzgârı ile etkileşime girmekten korur.Магнітне поле Землі заважає сонячному вітру зірвати атмосферу Землі.
Ancak Sabatay üçüncü eşiyle de cinsel ilişkiye girmedi.Стосунки Саломеї з її другим чоловіком також не склалися.
Eğer böyle bir bölünme yok ise, küçüklerin olduğu yere yaşlılar girmez.Якщо вона більша, то працівники у них не поселяться.
Girmeli (Grêmîra) bucağının 7 km kuzeyindedir.Залетичівка — на віддалі 7 км з півночі.
Sınava girmeden kabul edildi.Його прийняли без екзамену.
O, odaya girmeye karar verdi.Він вирішив увійти до кімнати.
O, odaya girmeye karar verdi.Вона вирішила увійти до кімнати.
Diyete girmek zorundayım.Я мушу сісти на дієту.
Filmin maddi sıkıntıya girmesi üzerine Çetin İnanç, Kunt Tulgar'a danışır.Шетін Інанч радиться з Кунтом Тулгаром щодо фінансових труднощів фільму.
O günden sonra Tony farklı zamanlarda Theresa'nın yaşamına girmeye devam eder.З цього дня Тоні починає переслідувати Терезу.
1536'daki Danimarka Reformuyla ülkeye Katolik ve Yahudilerin girmesi yasaklandı.Se završením dánské reformace v roce 1536 byl židům a katolíkům zakázán vstup do země.
Aldığı eğitim ve önceki kariyeri sayesinde 1981 yılında Avusturya dış servisine girmeyi başardı.S jeho vzděláním a profesní kariérou se mu v roce 1981 podařilo vstoupit do rakouské zahraniční služby.
Ama şeytanlar cennete girmezler.Lidé nepřijdou do nebe!
Hesburger yerel şirketler ile anlaşmalar yoluyla Orta Doğu ülkelerine de girmeyi hedeflemektedir.Hesburger se nadále snaží o proniknutí na trhy na blízkém východě, prostřednictvím smluv s místními firmami.
Fakat devlet hizmetine girmek istemekteydi.Chtěl nastoupit do státní služby.
Diyarbakır, sen karanlığın girmeye korktuğu şehirsin.Lidé zde žijící se bojí tmy.
Siyasete girmeden önce bir avukat olarak çalıştı.Před válkou pracoval jako právník.
Budist tapınaklarına girmeden önce ayakkabıları çıkartmak gerekmektedir.V některých náboženstvích se boty vyzouvají před vstupem do svatyně.
17 yaşına girmeden İngiltere´ye gitti ve Exeter´de 8 ay kalarak İngilizce öğrendi.V sedmnácti letech strávil osm měsíců v Exeteru, kde se naučil plynně anglicky.
Kumarhanelere girmek pek çok ülkede 18 yaşının altındaki kişilere yasaktır.V drtivé většině států není vstup do kasin povolen osobám mladším 18 let.
Bu noktada daha önce bahsedilen benlik kurguları devreye girmektedir.K tomu slouží již zmiňované čáry.
New York’dan gelen gemiler San Juan Nehrine girmekte ve Nikaragua Gölü boyunca ilerlemekteydi.Lodě z New Yorku proplouvaly z Karibského moře přes řeku San Juan a jezero Nikaragua na jeho západní břeh.
Bakanlık Binası yer altındadır ve girmek için, oradaki telefon kulubesine 6-2-4-4-2 tuşlamak gerekir.Vchod do ministerstva pro návštěvníky je prostřednictvím telefonní budky po vytočení čísla 62442.
Bu sırada polis şefi kendi başına girmeye çalışır.Jenže premiér chce jet sám.
Tam o zamanlar Romalılar Ariovistus'un neden muharebeye girmekten kaçınmakta olduğunu öğrendiler.Andrej sestavuje zprávu, proč se Rusové dosud nepřidali k Rakušanům.
Novell, işletim sistemi pazarına girmek için bu şirketi 1991 yılında satın aldı.Jeho firmu roku 1991 odkoupil Novell.
Telefon numarası istenirse, kullanıcı ona ulaşılabilecek bir numara girmelidir.Známe-li telefonní číslo, můžeme identifikovat jeho majitele.
Bu film asla gösterime girmedi.Tento film však nikdy nevyšel.
Cumhuriyetlerden her biri, federal devletin yetkisine girmeyen konularda bağımsızdı.Věci, které nebyly svěřeny do působnosti federace, patřily do působnosti republik.
Albüm yine Billboard 200 listesine girmeyi başardı.'Great' znova na The Billboard 200 .
1914'te onun görüşlerini tartışmak, günaha girmekle eş anlamlı kabul edilmiştir.Až v roce 1954 připustil, že jeho kritika byla nespravedlivá.
Açık olan bagajdan Diego'nun arabasına girmeyi başaran Mario ile Diego arasında araç içinde bir kavga başlar.Mario se přes kufr dostane do Diegova auta a bojují spolu.
Ama tam bu sırada bir muhafız örtülü bir kadının içeri girmeyi başardığı haberini getirir.Zjišťuje, že se někdo s klíčem dostal dovnitř.
15 yaşında okulu bırakmış ve denizaltı akademisine girmeye çalışmış fakat başarısız olmuştur.V patnácti letech zanechal studií a po neúspěšném pokusu o přijetí na námořnickou školu se šel učit frézařem.
Bu arada Paris Konservatuvarı'na girmek için yaptığı başvuru kabul edilmedi.Nicméně ke studiu na konzervatoři nebyl přijat.
İnert gaz veya atıl gaz, belirli şartlar altında kimyasal reaksiyona girmeyen bir gazdır.Inertní plyny (neboli netečné plyny) jsou plyny za daných podmínek nepodléhající chemickým reakcím.
Tek kişilik F-15C ile iki kişilik F-15D USAF’a 1979’dan itibaren girmeye başladı.Jednosedadlové F-15C přicházely k jednotkám od roku 1979.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Nikdo z přátel se nemá k tomu, aby jej navštívil.
2013'te ise Ben Jager müzik sektörüne girmeye karar vererek ayrılmıştır ve onun yerine Alex Brandt gelmiştir.V roce 2013 odchází Ben Jäger a na jeho místo nastupuje vrchní komisař Alex Brandt.
St. John'da Antigua Kız Lisesi girmeden önce Freetown Hükümet Okulu'nda eğitim gördü.Vzdělání získala ve škole Freetown Government, poté navštěvovala Antigua vyšší dívčí školu v St John.
Uzun, kalın bir kuyruğu vardır, kuyruk tüyleri ağaç kovuklarına girmesine yardımcı olur.Má rudo-hnědou srst a dlouhý ocas, který pandám pomáhá udržovat rovnováhu na stromech.
İtalya, Almanya'nın yanında savaşa girme kararı aldı.Šance se naskytla až se vstupem Itálie do války po boku Německa roku 1940.