Exodus (gemi), Yahudi mültecileri taşıyan ve 1947'de Filistin'e girmesine izin verilmemiş gemi.Exodus 1947 var ett fartyg med judiska flyktingar som avsåg resa till Brittiska Palestina.
Dördüncü sınıftaki derslerini tamamlamaması üzerine tekrar sınava girmek zorunda kaldı.Han får anstränga sig hårt för att slippa gå om fjärde klass.
Saratoga zaferi, Fransızları savaşa girmeye teşvik etti.Segern gav uppmuntran till fransmännen att officiellt ge sig in i kriget.
3 yıllık bir aradan sonra, grup yeni bir albüm için stüdyoya girme kararı aldı.Nästan tio år senare dök möjligheten upp att spela in ett nytt studioalbum.
Al-Masry galibiyeti ardından binlerce tarafların sahaya girmesi sonucu en az 74 kişi yaşamını kaybetmiştir.Minst 73 personer dödades sedan tusentals anhängare stormat planen efter att Al-Masry vunnit med 3–1.
Politikaya girmeden önce ticaret ile iştigal etti.Fischer var verksam som affärsman innan han gick med i politiken.
Mengi'nin ilk tiyatro deneyimi Işık Lisesi Tiyatro koluna girmesiyle başladı.Många av hans dramaintriger inleds med att någons far för.
Bu evlilik hadisesi Emevîlerin İslama girmelerini kolaylaştıran bir unsur olmuştur.Avrättningsmetoden kan därför ha varit en anspelning på hennes äktenskapsbrott.
Bu sefer de İttihat ve Terakki'ye girmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır.Han försöker även denna afton finna honom i hans hem, men utan lycka.
Diğerleri ise kapıları ve pencereleri kırarak eve girmeye çalışır.Väggarna genombryts av rundbågiga fönster och dörrar.
Oksijen ile tepkimeye girmediği için yanmaz.Det behöver inte handla om en reaktion med syre.
"Bir insanın hayatına lüzumundan fazla girmekten daha korkunç bir şey yoktur."Det finns inget intressantare än landskapet i en människas ansikte.
İş görüşmesine girmek için adaylar tarafından yazılır ve bir ön mektupla işverene sunulur.Beställaren står för projektering och skriver endast avtal med huvudentreprenören.
Bu ihrama girmeden hacı adayları, mikat noktalarından geçemezler.Utan honom kan de lavinartade intrigerna inte rulla vidare.
Tom hapse girmeden önce hasta bakıcısıydı.Tom var sjukvårdare innan han gick till fängelse.
Türkiye, savaşa girmemesine rağmen II.Mörkläggning användes under andra världskriget.
Hiçbir seçime girmediği için Türkiye Korsan Partisi de örgüte dahil değildir.Svenska Piratpartiet är inte medlem i PPI.
Feldgendarmerie sorumluluk alanına girmeyen tüm askeri polis görevlerinin yerine getirilmesi.Genomförande av alla krigspolisuppdrag som inte föll inom fältgendarmeriets ansvarsområde.
Ben mezarlığa girmedim.Я не спускався в могилу.
1 Aralık - Hitler 10 - 18 yaş arası bütün erkeklerin Hitler Gençliği'ne girmesini zorunlu kıldı.1 грудня: Наказ всім чоловікам у віці від 10 до 18 років приєднуватися до Гітлер'югенду.
Politikaya girmeden önce ticaret ile iştigal etti.До приходу в політику займався торгівлею.
Bu rol ona Los Angeles'a taşınmasından bir ay sonra, 18 yaşına girmesinin hemen ardından teklif edilmişti.Вона отримала цю роль через місяць після приїзду в Лос-Анджелес у вісімнадцятирічному віці.
Siyasete girmeden önce bir avukat olarak çalıştı.До приходу в політику працював адвокатом.
De Trooz, Leuven'de doğdu ve siyasete girmeden önce felsefe okudu.Де Трооз народився у Левені, вивчав філософію, перш ніж пішов до політики.
İhrama girme zamanı, hac aylarıdır.Час нересту - літні місяці.
1634 yılında Fransızlardan gelen talebin de etkisiyle piyasaya spekülatörler girmeye başlamıştır.В 1634 році, частково в наслідок появи попиту з боку французів, на ринок почали виходити спекулянти.
İnternet çok yaygın olup her eve girme yolundadır.Кожна ставала популярною і входила в кожну домівку.
Bir kullanıcı ilk yeni ürünü başladığında, varsa, bir Apple kimliğine girmesi istenecektir.Коли користувач вперше включає новий продукт, йому буде запропоновано ввести дані Apple ID, якщо такий є.
Doktor "O konuya girmeyelim." diye karşılık vermiştir.Він відповів: «Не турбуйтеся за цю проблему.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.В середину нікого не впускають.
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Має значення «заходити».
Bir miktar askerin kaleye girmesine izin verilmeli.Одна з бійниць захищає вхід в замок.
Polatlı şehiriçi ulaşım araçları mahalleye girmez.Транзитні автомагістралі через район не проходять.
Görüşmeye girmeden önce kıza birlikte kahve içmeyi teklif eder.Перед співбесідою Том запрошує дівчину на каву.
Yarışlarına girmek için 18 yaşın altında olmak gerekir.Для участі у конкурсі запрошуються виконавці віком від 18 років.
Ama şeytanlar cennete girmezler.І повертаються вони восени в рай.
İlk olarak borsanın 20 Mart 2006'da hizmete girmesi öngörülüyordu.Монету було введено в обіг 20 березня 2006 року.
Başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorluk çeker.Має проблеми у спілкуванні з іншими людьми.
Otobüse girme çabaları bir saat kadar sürdü.Час у дорозі тривав понад годину.
Siyasete girmeden önce hukuki kariyerine başlamış ve avukatlık yapmıştır.До початку політичної кар'єри здобув юридичну освіту та працював адвокатом.
İspanyol oyunculardan 9 tanesi bu karmaya girmeye hak kazandı.У цьому турнірі отримали право взяти участь 9 збірних.
Daha sonra bütün partilerin ileri gelenleriyle birlikte 10 yıl süreyle siyasete girmesi yasaklandı.Після цього він на п'ять років заборонив діяльність усіх політичних партій в країні.
Kadın devlet memuriyetine girmeye başladı.Жінка захопилася веденням господарства.
Ferdi Tayfur) Günaha Girme (Söz.Не передай (не переложи) куті меду.
Yarışmaya girmeden hemen önce grup, adlarının "D'Nash" olarak değiştirdiklerini açıkladı.Для того, щоб вибрати його назву було оголошено конкурс, в якому перемогла назва «Одіссей».
Bu isyan sonucunda İskender, Hindistan'a girmekten vazgeçmiştir.Як наслідок, Саня припинила виступати в Індії.
1985'te McGill Üniversitesine girmek için Montreal'e taşındı.1985 року він переїхав до Монреаля для навчання в університеті Макґілла.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Заховані в ньому греки вночі вийшли назовні та відкрили браму міста зсередини, впустивши свою армію.
Kimyada, bir molekül veya fonksiyonel grubun iki başka molekül veya grup arasına girmesi.Інтеркаляція в хімії — зворотна вставка молекули або групи в проміжку двома іншими молекулами або групами.
Sınava girmede sınır yoktu.Відсутні вступні іспити.
Öğretmenin gözüne girmeye çalışır.Перебував під наглядом свого вчителя.
Bazıları Mundanın duvarlarından içeri girmeyi başardıysa da çoğu kaçış yolunda öldürüldü.Хоча деякі що відступали, і змогли знайти порятунок в стінах Мунда, багато з них було вбито під час втечі.
Siyasete girmeden önce profesyonel basketbol ve beyzbol ile ilgilenmiştir.До війни займався футболом і баскетболом.
1633 - Poznań'daki Yahudilere şehirdeki Yahudi çeyreğine Hristiyanların girme yasağı hakkı tanındı.У 1633 році євреї в Познані отримали від монарха право de non tolerandis Christianis.
Bu sırada polis şefi kendi başına girmeye çalışır.Режисер сам захотів жити тут.
Herhangi bir organizasyona girmedim, girmeyi planlamıyorum da.Не займає ніякої посади в компанії і не хоче.
Bu arada İngilizlerin Hint Okyanusu ticaretine girmeye başlaması bir fırsattı.Тоді ж жителі регіону започаткували мореплавство в Індійському океані.
Eğer bu centilmenler evlerinize girmek isterse, siz evleriniz terk edin.Якщо ви збираєтеся повернутися додому в своє ліжко, не носіть їх!
Peş peşe filmleri art arda vizyona girmeye devam eder.Фактично, ваш фільм буде продовжуватися всередині глядача.
Film vizyona girmeden önce bazı internet siteleri kuruldu.Було зроблено кілька сиквелів фільму відразу на відео.