Buna ek olarak, Belçika'nın her iki listesine de zirveden girmeyi başardı.W obu przypadkach zdobywał także Superpuchar Belgii.
Polatlı şehiriçi ulaşım araçları mahalleye girmez.Podmiejska kolej dojazdowa, nie istnieje.
Fakat Babiali tercüme odasına tercüman olarak girmeden önce divan şiiriyle de çok alakalıydı.Przed wstąpieniem do monasteru pracował w Posolskim Prikazie w charakterze tłumacza.
Alman personel, savaşa girmek istiyordu.Wojska niemieckie wkroczyły do Grudziądza.
Neticesinde birçok üst kademe lig takımının transfer listesine girmeyi başardı.Udało mu się trafić na szczyt wielu list przebojów w Korei.
Ayrıca anne Dollarhide poligrafa (yalan makinesi) girmeyi kabul etmiştir.Zajął się także winiarstwem w gminie Pantelleria.
Cumhuriyetlerden her biri, federal devletin yetkisine girmeyen konularda bağımsızdı.Do kompetencji władz prowincjonalnych należą wszystkie sprawy nie delegowane rządowi federalnemu.
Kendimi daha iyi seviyeye getirip, bunu koruyarak, takıma girmek için savaşacağım.Ja proszę was, żebyście pojechali ze mną i polegli w walce.
Burada ilk iki sezon takıma girmeye zorlandı.W jego pierwszej drużynie spędził dwa sezony.
Fakat listelere girmeyi de başardı.Odniósł sukces na listach przebojów.
Tek başına bu savaşa girmek istemiyorlardı, zira savaşa girmeye de yatkın değillerdi.Nie chcieli brać udziału w wojnie i nie zaciągali się ochotniczo do wojska.
Böylece, artık bu tarihten sonra başka hiçbir kimsenin "Dürzîlik" dinine girmesine olanak kalmamıştır.Kiedy pojawia się dowód nikt nie mówi już o "wierze".
Yarışlarına girmek için 18 yaşın altında olmak gerekir.W rywalizacji zawodniczek do lat 18.
Beş yüz yıldır buraya balta girmemiş.Siedział tam od pięciuset lat.
Menajerlik kariyeri ilk kez Bayern Münih'e girmesiyle başlamıştır.Junghans karierę rozpoczynał w Bayernie Monachium.
Dan tam olarak gruba girmedi.Porter tak naprawdę nie był nawet wewnątrz budynku.
Bunlar kulenin içerisine temiz hava girmesi işine de hizmet etmiştir.Należało do nich między innymi prowadzenie zajęć na świeżym powietrzu.
Ancak ruhban sınıfını oluşturan rahipler, aristokrasi ile doğrudan bir çatışmaya girmemektedir.Żaden z księży archidiecezji nie jest inkardynowany w archidiecezji.
Mia ile birlikte birçok kez aynı sahneyi paylaştılar ama hiç ilişkiye girmediler.Wielokrotnie pojawiały się pomysły, aby oba muzea połączyć w jedno, ale nigdy do tego nie doszło.
Cennete girmek için Musa'nın öğütlediği On Emir dışında bu mitsvalara da uyulması gerekmektedir.Akt I På Guds befallning för Moïse med sig De tio budorden till sitt folk.
Kanıtlar, başkalarıyla cinsel ilişkiye girmeyen heteroseksüel çiftlerin risk taşımadığını desteklemektedir.Bevisen stöder att det inte finns någon risk för heterosexuella par som inte har sex med andra personer.
Ama şeytanlar cennete girmezler.Djävulen för de osaliga till helvetet.
Melanezyalıların iki güçten herhangi birinin vatandaşlığına girmesi ise yasaklanmıştı.Melanesier hindrades från att förvärva medborgarskap i någon av makterna.
1945 yılı boyunca ABD etnik Almanlara uluslararası hiçbir yardımın ülkeye girmesine izin vermedi.Under hela 1945 tillsåg de allierade att ingen internationell hjälp kunde nå fram till etniska tyskar.
Film, Lynne Thigpen'in son filmi idi, kendisi film vizyona girmeden bir ay önce öldü.Filmen är tillägnad minnet av Lynne Thigpen, som dog en månad innan filmen hade premiär.
1933'te 130 erkek küçük yaşta kişilerle cinsel ilişkiye girmekle ve pedofili olmakla suçlanmıştır.1933 blev 130 män "anklagade för att vara 'pederaster' – vuxna män som har sex med pojkar.
Antikanser ilacı 5-fluorouracil, ksenon diflorürün urasil ile reaksiyona girmesi sonucu üretilebilir.Anticancermedicinen 5-fluorouracil kan framställas genom att låta xenondifluorid reagera med uracil.
Birçok durumda parçacık numara operatörü Hamiltonian sistemle (kuantum mekaniği) takasa girmez.I kvantmekaniken motsvaras den av Hamiltonoperatorn.
Oyunun kahramanı insanların rüyalarına girme yeteneği olduğunu keşfeden Alundra adında genç bir adamdır.Spelets huvudperson är en pojke vid namn Alundra, som har kraften att gå in i människors drömmar.
Onunla bir tartışmaya girmek istemiyorum o hala da bir arkadaş.’Hon vill inte prata med honom och han bråkar med hennes pojkvän.
Takım, FIFA Dünya Sıralaması'na girmemiştir.Laget är inte erkänt av Fifa.
18:23 Bir erkek, erkekle cinsel ilişkiye girmemeli Lev.I vers 4:23 är det till exempel inte tillåtet för syskon att gifta sig med varandra.
Burada haftada bir veya iki film gösterime girmektedir.Där producerades ett eller två program i veckan.
11 Şubat'ta ordu şehre girmeyi başarmıştır.Den 14 juli lyckades man ta sig in i staden.
Pearl Harbor Saldırısı ile ABD'nin savaşa girmesine neden olmuştur.Med attacken mot Pearl Harbor drogs USA med i kriget.
1949 - Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Çin'in Birleşmiş Milletler'e girme isteğini reddetti.1967 – FN:s generalförsamling beslutar ännu en gång att neka Kina medlemskap.
Leonov, uzay aracının kapısından içeri girmekte de güçlük çekti.Leonov klarade nästan inte att komma tillbaka till rymdskeppet.
Ertesi gün okulda, Bart sınıfta teste girmemek için bayılır.På natten misslyckas Bart återigen att studera.
Dördüncü sırayı alan Bruce Biddle (NZL)'ın teste girmemiş olmaması sebebiyle bronz madalya verilmedi.Fjärdeplacerade Bruce Biddle (NZL) fick inte bronset då han också testades positivt.
Pers Kralı I. Serhas da kesin sonuçlu bir muharebeye girmek konusunda kararlıydı.Perserkungen Xerxes var även han ivrig att delta i ett avgörande slag.
Uzun, kalın bir kuyruğu vardır, kuyruk tüyleri ağaç kovuklarına girmesine yardımcı olur.Den har långa, vassa, krökta klor som hjälper den att klättra i träd.
Buna bağlı olarak Osmanlı'nın savaşa girmesi yönünde baskılar artıyordu.Detta eftersom osmanska påtryckningar fanns om att konvertera till islam.
Seks turizmi, fahişelerin cinsel ilişkiye girmeleri için çalıştırıp seyahat ettikleri sektördür.Sexturism avser resande som företas i syfte att köpa sexuella tjänster av prostituerader.
Erişim tarihi: 2 Haziran 2011. ^ "Çevreci kaygılar yasaya girmedi".Läst: 2 juni 2011. ^ SMHI: Varför stämmer inte alltid prognoserna?
Eve girmeye çalıştı."Vi vill gå hem.”
Ben mezarlığa girmedim.Ingång till kyrkogården.
1 Ocak 1999’da Euro’nun yürürlüğe girmesiyle Almanya’daki döviz kurları resmi olarak belirlenmiştir.Från och med den 1 januari 1999 utfärdades alla statsobligationer i euro inom euroområdet.
Bir miktar askerin kaleye girmesine izin verilmeli.Ett antal slussar kan besökas i anslutning till slottet.
Bu cevabın karşılığında ittifak güçleri ülkeye girmeye başladı.Denna "koalition" ska i sin tur invadera de resterande länderna.
Bununla beraber Top 10'a girmesi 4 hafta almıştı.Den låg också etta på Tio i Topp i fyra veckor.
Üzerinde yabancı cisimle içeri girmek mümkün değil.Ej att förväxla med Foreign Intrigue.
Sofya’ya gidip Resim Okulu’na girmek istedi ama başaramadı.Senare försökte hon komma in vid Dramatens elevskola men misslyckades.
Zayıfça dağılmış ışınlar ikinci kez dağılma olayına girmeksizin kristal kalıntısının içinden geçer.Till sist bryts ljusstrålen en andra gång då den passerar ut genom regndroppen.
Girme, imha muharebeleri ve son taarruz.Rep, repslagning & den siste repslagaren.
Ancak bu antlaşmalar yürürlüğe girmedi.Förhandlingarna ledde dock ingenstans.
Üretime girmedi.Ej i produktion.
Ölü ruhların içeri girmesi de kolay değildir.Bara själarna från dem som begravts ordentligt kommer förbi.
Yeniden siyasete girmeye çalıştı.Han återvände omedelbart till politiken.
Ama Assisili Francesco'nun araya girmesi gerekmemekteydi.Lucia och Frans ska inte ha kommit väl överens.
Ateş Kadehi'nde ise Barty Crouch Jr, Moody kılığına girmek için kullanmıştır.De flydde när Barty Crouch Jr frammanade märket.