Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesine karşıdır.Tegen de toetreding van Turkije in de Europese Unie.
2004 yılında üretimine başlanan füze şu ana kadar ABD Ordusu envanterine girmedi.Vanaf 2004 zijn de toestellen niet meer in de inventaris van de Amerikaanse strijdkrachten opgenomen.
İhrama girme zamanı, hac aylarıdır.Het jaartal is het jaar waarin de hits binnenkwamen.
İnert gaz veya atıl gaz, belirli şartlar altında kimyasal reaksiyona girmeyen bir gazdır.Een inert gas is een gas dat geen chemische reacties aangaat.
İnguşlar, 1810 yılından itibaren Rusların yönetimi altına girmeye başladılar.Ze kwamen in 1810 onder Russische heerschappij.
Clodia ile hiçbir ilişkiye girmemişti.Doe toch mee Claudia!
Şu anda Ayrton Senna'nın yeğeni Bruno Senna'ya Formula1'e girmesi için destek sağlamaktadır.Ook Senna, een neef van Ayrton Senna, komt niet onderdak in de Formule 1.
Şayet akım ölçülüyorsa (ampermetre), ölçü aleti devreye seri olarak girmelidir.Ook wanneer de troon onbezet is (geen opvolger), stellen de kamers een regent aan.
14 bölüm 30 bin'den fazla öğrencisiyle üniversite Almanya'daki en büyük on üniversite arasına girmektedir.Met ongeveer 30.000 studenten behoort de universiteit tot de grootste universiteiten van Duitsland.
Bu arada İngilizlerin Hint Okyanusu ticaretine girmeye başlaması bir fırsattı.Ondertussen begonnen ook Britten en Denen met het ondernemen van tochten over de Indische Oceaan.
Bir bölük kente girmeyi başardı.Twee compagnieën trokken de stad binnen.
Yaptığı araştırmalardan sonra siyasete girmeye karar verdi.Na de oorlog ging hij de politiek in.
Buna ek olarak, Belçika'nın her iki listesine de zirveden girmeyi başardı.Ook bezat zij het Belgisch record in beide disciplines.
1988 - Yurt dışında basılan 440 yayının ülkeye girmesi yasaklandı.480 Joden lukte het naar het buitenland te vluchten.
Sean'ın şahitlik etmesi, Kim'in hapse girmesine sebep olacaktır.Noah is er getuige van dat Winston de cel wordt ingebracht.
Bu esneklik piyasaya girmedeki engelleri büyük ölçüde düşürmüştür.Deze beperkingen belemmerde de interne markt aanzienlijk.
Diğerleri ise kömür ocağında gaz olacağı şüphesiyle girmezler.Wel hebben een aantal kolencentrales de mogelijkheid om bij gebrek aan kolen op aardgas te worden gestookt.
Bundan önce kadınların bu tür tesislere girme hakkı yoktu.Zwangere vrouwen hadden daar geen recht op.
Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir.Reizigers die in- of uit willen stappen, moeten dit zelf aangeven.
Onuncu madde, antlaşmanın onanması ve yürürlüğe girmesine ilişkindi.Artikel 10 regelt de ratificatie en de inwerkingtreding.
Tehuelçe dili neredeyse ölü diller arasına girmek üzeredir.De taalfamilie staat nu op het punt uit te sterven.
Fakat Akalar hemen Truvalılarla savaşa girmemiş ancak şehri kuşatmışlardır.Groepen bewoners van de buurten waren het niet eens met de plannen van Lammers.
Vize, bir ülkeye girmek veya bir ülkeden çıkmak için yetkili makamlardan alınması gerekli izin.Een visum is een officiële toestemming een land binnen te reizen en in dat land te verblijven.
Fransız kuvvetleri ile Britanya 8. Kolordusu Liri vadisine girmeye başlamışlardı.Diep in het bos hield het Frans 108e regiment het uit.
Gayrimüslimlerin şehre girmesi yasaktır.Niet-moslims mogen de stad Mekka niet betreden.
TARDIS'e gelir ve kapıyı açıp içeriye girmek ister.Hij opent de poort naar Hel en springt erin.
Yeniden siyasete girmeye çalıştı.Daarna keerde hij weer terug naar de politiek.
Bu sistem pasif olarak gerçek zamanlı gerçekleşir ve oyuncu oyuna girmediği zaman da devam eder.Deze online-wereld is altijd online en blijft doorgaan ook als de speler niet speelt.
Gerald R. Ford (ABD, 2017'de hizmete girmesi planlanıyor.)USS Gerald R. Ford (CVN-78): Besteld in 2006, indienststelling 2017.
Burası, yetişkin bir insanın emekleyerek içeri girmesine yetecek büyüklükte olmalıdır.Ze zijn groot genoeg om een volwassen mens in een hap te verslinden.
Girme, imha muharebeleri ve son taarruz.Scherzo, Allegro finale.
Fakat devlet hizmetine girmek istemekteydi.In plaats daarvan bood ze aan voor de overheid te werken.
Yine hiçbir şube başka bir şube ile yarışmaz ya da onunla çekişme haline girmez.Maar zij slaagden er niet in om Angband te veroveren, noch om de Thangorodrim geheel te omsingelen.
Komite ile işbirliğine girmeyi redderek kara listeye alındı.Wie weigerde hieraan mee te werken kwam zelf op de zwarte lijst.
Ama amca-yeğen savaşa girmeyi göze alamadılar.De keizer had echter niet de intentie om te vechten.
Daha sonra aylaklar içeri girmeye başlar.De meisjes gaan naar binnen.
Çok az kişinin mağaraya girmesine izin verilmesinin iki nedeni var.Maar dit is bijna onmogelijk, aangezien maar één speciale persoon toegang heeft tot de grot.
"Aynı ırmaklara gireriz ve girmeyiz."We zitten dan binnen onze veiligheidsmarges en dat willen we niet.
Bununla birlikte anlaşma yürürlüğe girmedi.De deal ging echter niet door.
Ayrıca model, erkeklerle cinsel ilişkiye girmek amaçlı üstünü çıkarmış gibi de görünmemektedir.En niet, zoals wel wordt verondersteld, om de mannelijke delen te accentueren.
Ekiplerin komplekse girmesi ile çıkması arasındaki süre 36-38 dakika kadardı.De crew heeft 38 minuten om het probleem op te lossen.
General Arthur Wellesley (Hugh Fraser) Portekiz’den Fransa işgalindeki İspanya’ya girmeye hazırlanır.Arthur Wellesley overwint het Franse leger in Spanje.
Ayrıca; aşağıda sıralanan araştırma alanları da genel dil bilimi alanı içerisine girmektedir.Ook het onderzoek naar taalstoornissen behoort tot het onderzoeksdomein.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.De wachters hebben orders niemand binnen te laten.
Seksenlere girmeden Patti Smith Group iki albüm daha çıkarttı.Rond de eeuwwisseling bracht Moemi Troll nog twee albums uit.
1926 - Almanya'nın Milletler Cemiyeti'ne girmesine izin verildi.In 1926 trad Duitsland inderdaad tot de Volkenbond toe.
Ayrıca, Kanada'da ilk ona girmeyi başararak hit hâline geldi.In Canada wist het de eerste plaats te bereiken.
Buna karşın Avrupa diplomasisinin manevralarına girmek zorunda kalmıştır.Daarna werden de onderhandelingen overgelaten aan de Europese diplomatie.
21 Mayıs günü Versay birlikleri Paris'e girmeye başlayınca son Komün konsey toplantısına başkanlık eder.Nu kon op 21 mei het nieuwe Franse regime van Versailles de aanval inzetten op de Commune van Parijs.
Yahudilerin şehre yılda bir kez dışında girmesini yasakladı.Het werd voor Joden verboden zich in de nieuwe stad te vestigen.
Bunun üzerine birçok Süper Lig ekibinin transfer listesine girmeyi başardı.Met hem gingen veel verzamelaarsstukken van de expeditie mee aan boord.
Ayrıca Zara ilçesinde yaşayanların yaz aylarında serinlemek için göle girmektedir.Hij was het die op de gedachten kwam om hier zomers te gaan wonen.
Bu noktada daha önce bahsedilen benlik kurguları devreye girmektedir.Tegelijkertijd verrezen eerder genoemde gebouwen.
İçeri girmeyi başardım.Het is mij gelukt om binnen te komen.
Girmeye iznim var mı?Mag ik binnenkomen?
İstemiyorsan detaya girmeyeceğim.Ik zal niet op de details ingaan als je dat niet wilt.
Çok az kişinin mağaraya girmesine izin verilmesinin iki nedeni var.Tylko dwa z nich są na tyle duże, że możliwe jest wejście przez nie do jaskini.
Sonrasında babası Vince geri döndü ve McMahon ailesi, Randy Orton ile rekabete girmeye başladı.Po powrocie Vince’a, rodzina McMahonów rozpoczęła rywalizację z Randym Ortonem.
Burada haftada bir veya iki film gösterime girmektedir.Tutaj pojawia się dwanaście filmów tygodniowo.
Pink Floyd'un ABD'de listelere girmeyen tek albümüdür.Była to jedyna płyta Pink Floyd, która nie znalazła się na liście przebojów w USA.