Buna rağmen listelerde ilk 10'a girmeyi başarmıştır.Ele não conseguiu entrar no Top 10 na bilheteria.
Ayrıca kendisinin ve eşinin Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletlerine girme yasağı bulunmaktadır.Os Estados Unidos e a União Europeia proibiram a entrega de vistos para ele e a sua família.
Polatlı şehiriçi ulaşım araçları mahalleye girmez.Veículos terrestres motorizados não podem entrar na ilha.
Bu iki üyenin hapse girmesinin ardından davula Enslaved grubundan Trym, basa ise Alver getirildi.Os dois retornaram à ilha, onde encontraram o caseiro Edigar Lira e com ele fizeram o mesmo.
Yeniden siyasete girmeye çalıştı.Posteriormente se voltou para a política.
Catherine'in bakış açısından yazılan şarkıda ana karakter Heathcliff'ten içeri girmesine izin vermesini ister.A letra é feita do ponto de vista de Catherine, que implora na janela de Heathcliff que ele a deixe entrar.
Yaz tatilinin ardından Ekim ayı içinde takımlar antrenman için kampa girmeye başlarlar.Eu decidi que no verão eu iria com tudo nos treinamento.
İşini kaybetmesi onun derin bir depresyona girmesine neden olmuştu.O fato dele não se importar muito com ela leva-a a uma depressão profunda.
Siyasete girmeden önce bir avukat olarak çalıştı.Trabalhou como jornalista antes de ingressar na carreira política.
1960'ların başından başlayarak Çekoslovakya ekonomik olarak dar boğaza girmeye başladı.No início dos anos 1960, a Checoslováquia tornou-se uma economia severamente estagnada.
Son model A350-1000'in, 2017'de hizmete girmesi planlanmaktadır.A primeira entrega do A350-900 estava prevista para meados de 2013.
Ama Yalnız Dağ'a ve Gri Dağlar'a girmeye cesaret edemedi.Não obtendo êxito, partiu para as montanhas para se unir aos grupos de guerrilha.
Vadi insanları, çocuklarının cücelerin yanlarına çırak olarak girmesi için yalvarıyordu.A vaidade de minha mãe incentivava as Filhas a se arrumarem com esmero.
Clodia ile hiçbir ilişkiye girmemişti.Mary nunca se envolveu com Condé.
İki kez de ABD Senatosu'na girmek için adaylığını koymuştur fakat başarısız olmuştur.Por duas vezes tentou se eleger deputada estadual, mas não conseguiu.
Bu arada Paris Konservatuvarı'na girmek için yaptığı başvuru kabul edilmedi.Isso o preparou para ingressar no Conservatório de Paris.
İslama girmesiyle beraber Gazan, adını Mahmud olarak değiştirdi.Junto de se sua conversão, Gazã mudou seu primeiro nome para o nome árabe Mamude.
Halk genelinde antisemitizm yayıldı fakat bu durum Amerikan elçiliğinin araya girmesiyle durduruldu.A cooperação dos EUA nesta área cessou quando a embaixada estado-unidense foi apreendida.
Daha sonra Tekvando'ya girmeye karar verdi.Mais tarde entrou para a Nintendo.
Yüksek Müzakere Konseyi üyeleri Cenevre’deki BM binasına geldi ancak içeri girmedi.Os membros restantes da nWo chegaram a vir ao ringue, mas não intervieram.
Ayrıntıya girmeden tek bir olay gösterilir.Apareceu em um apenas um episódio.
Bu ortam, Somali'nin laik güçlerin elinde bulunmasını isteyen Etiyopya'nın da savaşa girmesini tetiklemiştir.Isso também causou a intervenção da Etiópia, que apoiava as forças seculares da Somália.
Bien, hamilelik nedeninin Şeytan'la cinsel ilişkiye girmekten meydana geldiğine dair itirafta bulundu.Ela também se vangloriou de ter tido relações sexuais com o Diabo.
Komünistlerin hükümete girmeyi reddetmesi üzerine 1984'te partiden ayrılmıştır.Em 1984 os ministros comunistas retiraram-se do governo.
1766 senesinde Edinburgh'daki Tıp Enstitütüsü kürsüsüne atandı ve burada tıp derslerine girmeye başladı.Em 1766 seu tio Bernard chama-o a Paris para iniciar seus estudos em medicina.
Ama Assisili Francesco'nun araya girmesi gerekmemekteydi.Muito cedo Francisco de Assis precisou trabalhar.
"Mabel Matiz:Ahıra Girmeyen Koç".«Jorge Furtado: o homem que não se copiava».
Ayrıca anne Dollarhide poligrafa (yalan makinesi) girmeyi kabul etmiştir.Ele também adquiriu os direitos da bilioteca da a.a.p. .
Artık tamamen Londra'nın daha geniş şehir alanına girmektedir.Além disso, há a vasta Área Metropolitana de Londres.
Kromozom seviyesinde insersiyon terimi , kromozomun içine uzun bir dizinin girmesi anlamında kullanılır.A nível cromossómico, uma inserção refere-se à inserção de grandes sequências em um cromossomo.
Yeni yılın girmesine 5 dakika kaldı.Faltam 5 minutos para o ano novo!
Bu yüzden bu ikisi patronlarının gözüne girmek için büyük gayret sarf etmektedirler.Hij ziet slechts diepe ellende voor hen beiden.
1620'lerde Yahudilerin İsviçre şehirlerine girmesi yasaklandı.Rond 1620 werden de Joden verbannen uit de Zwitserse steden.
Girmeyenler bunu pas diyerek belirtirler.Welke die kenmerken dan waren, werd niet aangegeven.
Tek kişilik F-15C ile iki kişilik F-15D USAF’a 1979’dan itibaren girmeye başladı.De eenpersoons F-15C en de tweepersoons F-15D werden vanaf 1979 bij de USAF ingevoerd.
Kısa bir savaştan sonra, yaklaşık yetmiş haçlı şehre girmeyi başarıyordu.Na korte strijd slaagden ongeveer 70 man van de kruisvaarders in de stad door te dringen.
Elisabeth ona ya sürgüne gitmesini ya da bir manastıra girmesini tavsiye ettiğini bildirir ve oradan ayrılır.Elisabeth vertelt haar dat ze in het klooster moet treden of in ballingschap moet gaan en vertrekt.
Burada haftada bir veya iki film gösterime girmektedir.Het bedrijf produceert één of twee films per jaar.
Fakat şu zamanda oraya girmeye altı mâni(engel) vardır. "...Zes daarvan (de middens) zijn rechtstreeks aan het binnenwerk vastgemaakt.
Frodo, Gollum'un gizli bir yoldan Mordor'a girme önerisini kabul etti.Gollem beweert een veiligere weg naar Mordor te kennen.
Jolie hiç vajinal ilişkiye girmemiştir.Julia heeft nog nooit een succesvolle relatie gehad.
Bunlar da Sonzongo yarışmasına girmek için hazırlanmışlardir.Zij waren het ook die de ingewijden de heilige voorwerpen in handen gaven.
Maoke Sıradağları, Pasifik Plakasının batarak İndo-Avustralya Plakasının altına girmesiyle oluşmuştur.De vulkaan ontstond doordat de Australische Plaat onder de Pacifische Plaat schuift.
Bir süre için erkeklerle ilişkiye girmeyecektir.Sindsdien wilde ze niets met mannen te maken hebben.
Giriş: Oyuna girmek için pot'a (ortaya) konan paradır.Zelfspot (ook: zelfironie) is het vermogen om de spot met zichzelf te drijven.
1536'daki Danimarka Reformuyla ülkeye Katolik ve Yahudilerin girmesi yasaklandı.Na de Reformatie van 1536 werd het katholicisme in Denemarken verboden.
Fakat V. Baudouin daha 9 yaşına girmeden 1186'da öldü.Zijn opvolger Boudewijn V overleed in 1186 op 9-jarige leeftijd.
Borçluya veya "yaşayan kitaba" yönelik böyle açık bir tartışma durumuna girme riski yönetilebilir.Het risico voor de lener en het 'levende boek' om in een open discussiesituatie te komen, is beheersbaar.
Oyuna girmek ve oynamak ücretsizdir.Het spel downloaden en spelen is gratis.
"Mabel Matiz:Ahıra Girmeyen Koç".Boer Bas - Heb je dan geen man nodig?"
Pek çok ülkede İlk 10'a girmeyi başaramamıştır.In veel landen haalde No One de top 10.
Bir miktar askerin kaleye girmesine izin verilmeli.Slechts een handjevol Havenaars mag de schuur betreden.
Saraya girmeye çalışan kalabalık Francisco de Paula'nın ülkeden çıkartılmasına engel olmaya çalıştı.De menigte bestormde het paleis om de reis van Francisco de Paula te voorkomen.
Ama Yalnız Dağ'a ve Gri Dağlar'a girmeye cesaret edemedi.Hij heeft het gebergte nooit betreden, laat staan het gevaarlijke binnenland ingegaan.
Bu arada Paris Konservatuvarı'na girmek için yaptığı başvuru kabul edilmedi.Daarop legde hij het ingangsexamen voor het Parijse Conservatoire af.
Ama hiçbir zaman başım belaya girmedi.Nooit in mijn leven heb ik een grote tegenslag ervaren.
Cadı sihirli değneğini kullanarak Hansel'i bir kafese girmeye yöneltir.Met behulp van de staf leidt de heks Hänsel naar de kooi.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Later die nacht komen de Griekse soldaten tevoorschijn om de poort voor hun kompanen te openen.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Het had hem geen moeite gekost binnen te komen.
Ayrıca Basel Üniversitesinde derslere girmeye de devam etti.Daarnaast gaf hij colleges aan de universiteit van Bazel.