Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.لكنه لم يسمح لاحد بالدخول في منزله.
Ama şeytanlar cennete girmezler.فقراء لا يدخلون الجنة.
Voltaire Paris'e doğru yola çıkmış fakat XV. Louis onun kente girmesini yasaklayınca, Cenevre'ye gitmiştir.وتوجه فولتير صوب باريس، ولكن لويس الخامس عشر منعه من دخول المدينة.
Peçe giyen ve sınavlarına girmeleri yasak olan kadınların protestoları üniversitelerin önünde gerçekleşti.وظلت احتجاجات النساء اللواتي يرتدن النقاب ويحظرن أخذ امتحاناتهن أمام الجامعات.
İran ve Suriye Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni İsrail'le ilişkiye girmekle suçlamıştır.وقد اتهمت إيران وسوريا كردستان العراق بإقامة علاقات مع إسرائيل.
Şarkı Avustralya'da da listelere girmeyi başardı, Avustralya müzik listesinde kırk beş numarada yer aldı.ونجحت أيضا في الدخول لقائمة الأغنية الإسترالية وأحتلت المركز الخامس والأربعين في قائمة الموسيقي بأستراليا.
Artık tamamen Londra'nın daha geniş şehir alanına girmektedir.وهي الآن داخل المنطقة الحضرية الموسعة في لندن.
Bununla birlikte anlaşma yürürlüğe girmedi.ومع ذلك لم تتم الصفقة.
Sırayla ekip üyelerinin her birisi komaya girmektedir.ومن هنا كل أفراد المجموعة سوف تضطر إلى المسير.
Bu olayın etkisinden ve anavatanının işgal altına girmesinin yarattığı üzüntüden asla kurtulamadı.لم يستطع فيضي الهروب من التأثيرات الكارثية التي مرَّ بها بلده العراق وما زال.
Hidayete ermekse; Hakk yoluna girmek ve tarîkatı benimsemektir.ٱلْهَادِي: هو المبين للخلق طريق الحق بكلامه يهدي القلوب إلى معرفته، والنفوس إلى طاعته.
1805 yılında Adam Johann von Krusenstern, boğaza kuzeyden girmeyi denedi ancak başarısız oldu.وفي عام 1805، فشل آدم يوهان فون كروسينستيرن (Adam Johann von Krusenstern) في اختراق المضيق من الشمال.
Bu gruplar kendi içlerinde ciddi tartışmalara da girmektedirler.ويرد عليهم أَيْضًا في مسألة إنكارهم لعلم الله تعالى بالجزئيات.
Bunların 32.937.630'u, yani %54,5'i Anayasanın yürürlüğe girmesi yönünde oy kullandı.من هؤلاء، 32,937,630 نسمة (58.43 ٪) صوتوا لصالح إقرار الدستور.
İnert gaz veya atıl gaz, belirli şartlar altında kimyasal reaksiyona girmeyen bir gazdır.الغاز الخامل هو عبارة عن غاز لا يخضع لتفاعل كيميائي عند شروط معينة.
Bombardıman sırasında Osmanlı İmparatorluğu henüz müttefik devletlerle savaşa girmemişti.ولم تكن الدولة العثمانية قد دخلت في الحرب مع دول التحالف في ذلك الوقت.
1961: Girmedi.1961: لا تذكريني.
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)5 ـ يكون للاشتراك بمعنى : " تفاعل ".
Dünya'nın manyetik alanı atmosferini, Güneş rüzgârı ile etkileşime girmekten korur.يُحافظ الحقل المغناطيسي الأرضي على الغلاف الجوي من الإفلات من محيط الأرض مع الرياح الشمسية.
Ancak Salamis'de muharebeye girmek, Pers stratejisi açısından gerekli değildir.غير أن هذه المعركة في سالاميس كانت غير ضرورية فعلاً بالنسبة للفرس من الناحية الإستراتيجية.
Öğrencilerin bu sınava girmeleri zorunlu değildi.خلال هذه المرحلة لا يجتاز التلاميذ امتحانات.
"Bir insanın hayatına lüzumundan fazla girmekten daha korkunç bir şey yoktur."لا يوجد ما هو أخطر من الحقيقة في عالم مملوء بالكذب " .
Filmin ana çekimleri Şubat 2016'da başladı ve filmin vizyona girme tarihi 12 Ağustos 2016 olarak duyuruldu.التصوير الرئيسي للفيلم بدأ في شباط / فبراير 2016 ، وصدر الفيلم في 12 آب / أغسطس 2016.
Betonun beklenmedik bir biçimde, öngörülen süreden önce pirize girmesidir.مشاعرها الحقيقية تأتي في وقت لاحق عندما القبلات بشكل غير متوقع له.
Durumu kontrol etmek isteyen İbrahim saraya yeniden girmek istedi, ancak ona izin verilmedi.ولمّا استعصت عليهم طرابلس أسرع إبراهيم باشا لنجدة حلفائه، ولم تلبث أن سقطت في أيديهم.
Kanıtlar, başkalarıyla cinsel ilişkiye girmeyen heteroseksüel çiftlerin risk taşımadığını desteklemektedir.الدليل يؤكد عدم وجود أي خطر للممارسة الجنسية مغايرة الجنس بين الأزواج الذين لا يمارسون الجنس مع آخرين.
Bazı yerlerin Osmanlı egemenliğine girmesini sağlayan sefer, 21 Kasım'da İstanbul'a dönülmesiyle sona erdi.وقد فرضت القوات العثمانية سيطرتها علي بعض الأماكن من خلال الحروب ,وانتهي بالعودة إلى إسطانبول في 21 نوفمبر.
180-320 bin DWT arasındaki gemiler bu sınıfa girmektedir.تعيش ما بين 20.000 إلى 30.000 نحلة في خلية واحدة.
Yeni olmuş kafa travmalarında burun boşluğu bakterilerin meningeal boşluğa girmesine izin verebilir.تسمح أذيات الجمجمة الرضية حديثة العهد لجراثيم تجويف الأنف أن تدخل الفراغ السحائي.
Virüs konak hücreye girmeden önce tutunması gerekir.ويجب على لينك إيقافها قبل تحقيق مراده.
Bu film asla gösterime girmedi.مع ان، هذا الفيلم لم يطرح ابدا.
Takım, FIFA Dünya Sıralaması'na girmemiştir.على هذا النحو ، ليس لديهم ترتيب FIFA رسمي.
Yavaş yavaş filmler gösterime girmeye başlar.فبدأت الأفلام الصامتة تفسح المجال للأفلام الناطقة.
Bir şarkı oluşturmak için kullanıcının melodiyi ve şarkı sözlerini girmesi gerekmektedir.يقوم المستخدم بإدراج النغمات والكلمات لإنتاج الأغاني.
Ancak Asur, Anadolu'ya Akadlar gibi zora dayanan bir yayılmayla girmedi.وهذا لا يعني أن الإسلام لم ينتشر في المغرب قبل الإمام إدريس.
Şarkı aynı zamanda Yeni Zelanda'da ilk ona girmeyi başardı.كما احتلتْ الأغنية المركز الأول في نيوزلندا.
Kuveyt vatandaşları bu ülkelerde işe girmek hakkınada sahiptir.الناس في الدول الذكورية يعيشون ليعملوا.
Bunun içine sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler girmektedir.مثال على ذلك خدمات الضمان الاجتماعي وخدمات الرفاهية.
4 uçağın tamamının 2010 yılında hizmete girmesi beklenmektedir.دخلت الخدمة في 2010، صنع منها 4 طائرات.
1676 yılında, bitirme sınavlarına girmeden Oxford Üniversitesi'ni bıraktı.وفي عام 1746، ترك سميث جامعة أوكسفورد، وكان ذلك قبل نهاية منحته الدراسية.
Bu çok geçmeden bir deniz girme kürü modası haline gelmiştir.لقد أصبحت واحدا من الطرق البحرية ازدحاما في الآونة الأخيرة.
Ayrıca kendisinin ve eşinin Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletlerine girme yasağı bulunmaktadır.وهو ممنوع من زيارة الاتحاد الأوروبي والولايات المتحدة.
Dışarıdaki aylaklar kulüp binasına girmeye başlar ve ikili binadaki odalardan birisinde saklanır.اما قاعة الاستقبال الخاصة بالفندق فهي توجد في الطابق الأول للفندق وتقع بين المبنين.
Halk genelinde antisemitizm yayıldı fakat bu durum Amerikan elçiliğinin araya girmesiyle durduruldu.ولكن توقف التعاون الأمريكي من هذا النوع عندما تم حصار السفارة الأمريكية.
Marx bazı toplantılarına katılsa da, gruba girmedi.شارك ماركس بصفته الشخصية، ولم يتحدث خلال الاجتماع.
Siyasete girmeden önce bir avukat olarak çalıştı.وعمل كممارس عام قبل الدخول إلى العمل السياسي.
Ertesi gün okulda, Bart sınıfta teste girmemek için bayılır.في اليوم التالى بالمدرسة ،يهرب بارت من الاختبار عن طريق افتعال المرض.
Buna karşın Avrupa diplomasisinin manevralarına girmek zorunda kalmıştır.وفي حين أنه قد اضطر إلى الدخول بمناورات مع السياسة الدولية الأوربية .
Valiye gönderilmeyen meclis kararları yürürlüğe girmez.وتُعَد لاغية الأوامر التي لا يوافق عليها البرلمان.
(2023 yılında ihale, 2035 yılında hizmete girmesi planlanmaktadır.)(LCH) ستدخل الخدمة في عام 2020، و (LAH) في عام 2022.
Ayrıca İsviçre ve Fransa'da "Top 20" listelerine girmeyi başardı.كما وصلت (توب 20) في سويسرا وفرنسا.
Hepinizin girmesi mümkün değil.ليس بإمكانكم أن تدخلوا جميعكم.
Soyuz 23 15 Ekim'de kenetlenmeyi denedi, ancak istasyona girmeyi başaramadı.A Soyuz 23 tentou aterrissar em 15 de Outubro, mas não foi capaz de entrar na estação.
Kısa bir savaştan sonra, yaklaşık yetmiş haçlı şehre girmeyi başarıyordu.Após uma curta batalha, aproximadamente 70 cruzados conseguiram entrar na cidade.
Ben mezarlığa girmedim.Não entrar em cemitério.
15 yaşında okulu bırakmış ve denizaltı akademisine girmeye çalışmış fakat başarısız olmuştur.Aos quinze anos, ele deixou a escola e tentou entrar na escola de submarinistas, mas não teve sucesso.
Ağustos 1981'de, 1971'de fırlatılan Kosmos 434, atmosfere yeniden girmek üzereydi.Em Agosto de 1981, a Kosmos 434, que havia sido lançada em 1971, estava prestes a reentrar.
4 uçağın tamamının 2010 yılında hizmete girmesi beklenmektedir.Espera-se que todas as quatro aeronaves estejam em serviço até 2013.
Ben, Alfred'in Vicki Vale'in Yarasa Mağarası'na girmesine izin vermesi konusunda da masumum" dedi."Eu também mantenho inocente por Alfred deixar Vicki Vale entrar na Batcaverna.
Tabi bunlarında çözümü Pit Stop'a girmek.Ao concluírem a tarefa, podiam ir até o Pit Stop.