Ana içeriğe geç
Sözlük

girme ile cümle

girme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1990 yılında University of Wales'e (Galler Üniversitesi) girmek için Cardiff’e taşındı.Né à Mexico, il part au pays de Galles en 1990 pour étudier à l'université du pays de Galles, à Cardiff.
Siyasete girmeden önce bir avukat olarak çalıştı.Avant d'entrer en politique il était avocat.
11 Şubat'ta ordu şehre girmeyi başarmıştır.Les forces irakiennes entrent dans la ville le 11 mars .
13 yaşında bir kızla cinsel ilişkiye girme suçuyla hakkında dava açılmıştı.Auteur d'un viol en réunion sur une fillette de treize ans.
Jolie hiç vajinal ilişkiye girmemiştir.Charlotte ne se mêle pas de politique.
İtalya henüz savaşa girmeden Mussolini'ye kuşkularını dile getirmişti.Homme de caractère, il n'avait pas caché à Mussolini son opposition à l'entrée en guerre de l'Italie.
İspanyol katılımcı 10. olmuştur, Büyük Beşli'den sadece İspanya İlk 10'a girmeyi başarmıştır.Le seul pays du Big Five à atteindre le Top 10 est l'Espagne.
Günümüzde kısaca, geçmişe ilişkin her şey arkeolojinin kapsamına girmektedir.Pour Bawa, toute architecture du passé donne des leçons.
Kanallar da bu yüzden hiçbir riske girmediler.Elles n'ont ni podia ni canaux radiaux.
Budist tapınaklarına girmeden önce ayakkabıları çıkartmak gerekmektedir.Les sacrificateurs s’y lavaient avant d’entrer dans le Tabernacle.
Bu arada İngilizlerin Hint Okyanusu ticaretine girmeye başlaması bir fırsattı.Mais les Européens finissent par dominer le commerce dans l'océan Indien.
Burada öğrendik ki, kendisi aynı zamanda olgun kadınlarla ilişkiye girmekte zorluk çekiyormuş.Nous pouvons même admettre que c’est lui qui a séduit l’adulte.
Kitap Almanya'da ve diğer birçok ülkede en çok satanların arasına girmeyi başarmış ve 39 dile çevirilmiştir.C'est un succès considérable tant en France qu'à l'étranger puisqu'elle est traduite en 37 langues.
O, Cortes ve adamlarının başkente girmesine izin verdi.Il accepta de loger Bekovitch et ses hommes mais à l'entrée de la ville.
Ancak yakalanması ve hapse girmesiyle hayatı altüst olur.Il est donc très difficile de le blesser ou de l'emprisonner.
İngiltere'nin savaşa girmesiyle, Fransa Calais'i ele geçirdi.À son accession sur le trône, l'Angleterre ne tenait plus que la région de Calais.
Ancak 2005'te yayınlanan yeni basımı Oricon grafiğine girmeyi başaramadı.Le nouveau logo introduit en 2005 n'y apparaîtra pas physiquement.
Joseph Pacely bir kadının evine cinsel saldırı amacıyla girmekle suçlanmıştır.Ellen Plainview est arrêtée pour avoir agressé une femme dans un parking.
Dinleyici burada herhangi bir zahmete girmemektedir.Par conséquent, le soudeur n’intervient pas.
Ancak, II. Dünya Savaşı'nın araya girmesiyle çalışmalar durduruldu.Mais les travaux sont interrompus par la Seconde Guerre mondiale.
Kendimi daha iyi seviyeye getirip, bunu koruyarak, takıma girmek için savaşacağım.Je dois les vaincre sur le champ de bataille car je suis mieux entrainé et me battrait avec toutes mes forces.
Ayrıca Almanya, Avusturya ve İsviçre listelerinde de ilk ona girmeyi başardı.De plus, les librairies allemandes, suisses et autrichiennes ont aussi la possibilité de les commander.
Kondüktörler bazen plantasyonlara girmek için köle rolü yapmaktaydılar.Le « chef de train » se prétendait parfois lui-même esclave afin de pouvoir accéder à une plantation.
Özenti sosyete Paris'in ünlü salonlarına da girmekten geri kalmadı.Médaillé, il n'est plus refusé d'exposer au Salon officiel de Paris.
Ayrıca Basel Üniversitesinde derslere girmeye de devam etti.Puis, il continue au collège à Bazas.
Ülkeye girmek için pasaport gereklidir.Un permis est requis pour se rendre dans la zone.
Böylece Miklo La Onda'ya girmek için büyük çaba sarf etmeye başlar.Kui agita sa lance et grimpa sur le marae.
Politikaya girmeden önce ticaret ile iştigal etti.Il se lance dans les affaires, avant de s'orienter vers la politique.
O partiye girmelerinin tek yolu kız gibi giyinmektir.Le code vestimentaire de la soirée dépend du type de danse.
Navier-Stokes denklemlerinin detayına girmeden önce, akışkanlar hakkında bazı kabuller yapılması gereklidir.Avant de passer au test de Fisher nous introduisons quelques notations.
Bu muhafaza, ağza suyun girmemesini sağlar.Le flacon de garde empêche ainsi l'eau de remonter dans la fiole à vide.
Cezaevine girme sebebi de zaten sınırdan uyuşturucu geçirmektedir.Il a fait un malaise en prison à cause d'un sevrage de drogue.
İslam'a girmesiyle beraber Gazan, adını Mahmud olarak değiştirdi.Arrivé au pouvoir, Ghazan se convertit à l’islam sunnite, prenant le nom de Mahmud.
İşte böylesi durumlarda pozitif ayrımcılık devreye girmektedir.Créer en quelque sorte de la discrimination positive.
Bir miktar askerin kaleye girmesine izin verilmeli.Un homme cagoulé s’introduit dans le château.
Filmlerinde anal ilişkiye girmemesi ile ünlüdür.Elle a pour particularité de refuser tout rapport anal dans ses films.
Özellikle, Rusların şehre girmesiyle şehir mimarisi büyük değişim geçirdi.Avec la Révolution, La commune connaît une importante mutation.
9 Nisan 2003 tarihinde, ABD güçlerinin Bağdat'a girmesiyle 24 yıllık Saddam Hüseyin iktidarı sona erdi.9 avril : le régime de Saddam Hussein en Irak tombe après 24 ans d'existence.
Bu arada Cheryl camı kırarak içeri girmeye çalışıyordur.Au même moment, Bourillon a pris l’initiative de sortir par la fenêtre de sa chambre en longeant la corniche.
Bir bölük kente girmeyi başardı.La troupe entre sans coup férir dans la ville.
Yahudilerin şehre yılda bir kez dışında girmesini yasakladı.Les Juifs sont interdits de séjour dans la ville.
Ama Yalnız Dağ'a ve Gri Dağlar'a girmeye cesaret edemedi.Mais l’homme n’a pas renoncé à utiliser la Montagne d’Arrée.
İçeri girmeme izin ver.Déjame entrar.
Onlar bizim bahçeye girmemize izin vermeyecek.Ellos no nos dejarán entrar en el jardín.
Kurttan korkan ormana girmez.No entra en el bosque por miedo a los lobos.
Onlar girmedi.Ellos no entraron.
Ailem benim üniversiteye girmemi umuyor.Mi familia espera que entre en la universidad.
Odama girme.No entres a mi cuarto.
O binaya girme.No entres en ese edificio.
Bahse girmekten hoşlanmam.No me gusta hacer apuestas.
Kocam bir işe girmeme izin vermeyecek.Mi esposo no me dejará conseguir un trabajo.
Hırsızlar kimsenin dikkatini çekmeden binaya girmeyi başarmış.Los ladrones consiguieron entrar en el edificio sin llamar la atención de nadie.
Aldığı eğitim ve önceki kariyeri sayesinde 1981 yılında Avusturya dış servisine girmeyi başardı.Con su carrera y la educación profesional, logró de entrar en el Servicio Exterior de Austria en 1981.
Vücuda girmesinin ardından kaliforniyumun sadece %0,05'i kan dolaşımına karışır.Una vez en el cuerpo, solo el 0,05% del californio alcanzará el torrente sanguíneo.
Ocak 2008'de BoA'nın Amerikan pazarına girmeyi planladığı bildirildi.En enero de 2008, se informó que BoA se planeaba entrar en el mercado de EUA.
Elisabeth ona ya sürgüne gitmesini ya da bir manastıra girmesini tavsiye ettiğini bildirir ve oradan ayrılır.Isabel le dice que debe irse al exilio o entrar en un convento, y sale.
Ama şeytanlar cennete girmezler.Los muertos no van al cielo ni al infierno.
Luce ise, evli bir çiftin arasına girmek istememektedir.Por su parte, Luce no desea romper un matrimonio.
Ancak, Batılı güçlerin desteği olmaksızın savaşa girmeye niyeti olmayan Beneš geri adım attı.Benes, sin embargo, se negó a ir a la guerra sin el apoyo de las potencias occidentales.
Ancak Bulgar zaferi, Bulgaristan'ın Bizans egemenliğine girmesini ancak 1018 yılına erteledi.Sin embargo, la victoria búlgara sólo aplazo la caída de Bulgaria bajo la dominación bizantina en 1018.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod