Eve çoğu gün tek lokma yiyecek girmez.Zeitweilig gab es im Hause tagelang nichts zu essen.
Baroya girmek için gerekli sınavları iki yıl içinde geçti.Preußen konnte die Strecke binnen zweier Jahre vollenden.
Burada takıma girmekte zorlandı ve genelde yedek bekledi.Hier tat er sich schwer in die Mannschaft zu kommen und saß überwiegend auf der Ersatzbank.
Leptonlardan farklı olarak kuarklar, güçlü etkileşime girmelerini sağlayan renk yüküne sahiptirler.Teilweise trägt Villinger so viel Farbe auf, dass diese durch die Schwerkraft in Bewegung gerät.
O, Cortes ve adamlarının başkente girmesine izin verdi.Zweifellos bezweckte er damit, Cocteau und seine Freunde an das Lokal zu binden.
Kibirli ve ayrıntılara girmeyen biri olsa da, birçok önemsiz denilebilecek konuda dikkatli olmaya çalışır.Wer sich selten oder gar nicht wundert, wird auch wenige Ambitionen haben, etwas Neues zu lernen.
Benjamin uzun bir süre Feud'a girmez.Nash sollte nicht lange in Phoenix bleiben.
Buraya 'Melek Girmez Sokağı' denmişti.Dort geht sie in eine nicht nummerierte Straße über.
Sofya’ya gidip Resim Okulu’na girmek istedi ama başaramadı.In München versuchte er, auf die Kunstakademie zu kommen, scheiterte aber.
Ayrıca Basel Üniversitesinde derslere girmeye de devam etti.Daneben lehrte er an der Universität Basel.
Ayrıca onun üzerinde ülkede ilk ona girmeyi başardı.Hier schaffte er auch den Sprung in die erste.
Diğerleri ise kömür ocağında gaz olacağı şüphesiyle girmezler.Es stellt sich heraus, dass die Männer einen Kanister Diesel auf der Ladefläche haben.
4 uçağın tamamının 2010 yılında hizmete girmesi beklenmektedir.Ursprünglich war geplant, alle vier Schiffe 2005 in Dienst zu stellen.
Burada öğrendik ki, kendisi aynı zamanda olgun kadınlarla ilişkiye girmekte zorluk çekiyormuş.Mit der Zeit wurde ihr bewusst, dass sie sich zunehmend zu Frauen hingezogen fühlte.
Şimdi, içerisine eğilerek girmek mümkündür.Jetzt kann er es ungestört betreten.
Ürdün savaşa girmeye isteksizdi.Der Volkssturm trat zum Kampf nicht an.
Hiçbir gruba girmeyip bağımsız olarak kaldı.Dabei schloss er sich keinerlei Gruppierung an, sondern blieb stets unabhängig.
Ancak, Uygurlar; Kırgızların boyunduruğu altına girmek istememiştir.Dennoch wollten sie, laut eigenen Aussagen, die Ska-Schiene nie verlassen.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Es war ihm nicht möglich, hinzugelangen und es zu betreten.
Talebelerden 10 adet tanım girmeleri istenir.Gruppenbesuche ab 10 Personen sollten angemeldet werden.
Ardından gün geçdıke takımın düzenli oyuncuları arasına girmeyi başardı ve 2005 yılına kadar burada oynadı.Marsch wurde schnell zum Stammspieler innerhalb der Mannschaft und blieb bis 2005 dort.
Sonny‘nin zamanla uyuşturucu işine girme isteği artmıştır.Durch regelmäßige Firmwareupdates wollte Sony die Kompatibilität weiter verbessern.
Diğerleri ise kapıları ve pencereleri kırarak eve girmeye çalışır.Andere versuchten durch die Tür und durch die Fenster zu entkommen.
Geleceğe doğru bakar ve Afganistan'ın başkanlık seçimlerine girmeyi hedefler.Der Angriff steht mutmaßlich in Zusammenhang mit den bevorstehenden Präsidentschaftswahlen in Ägypten.
Bulunmaları için büyü kullanmak veya bir insanın vücuduna girmek gereklidir.Magier sind in der Lage, Devs in die Körper von Menschen einfahren zu lassen oder daraus zu vertreiben.
Ancak 2016 yılından itibaren turistlerin kiliseye de girmeleri yasaklanmıştır.Aus diesem Grund ist die Kirche bis Ende 2018 für Besucher nicht zugänglich.
Böylece dünya sıralamasında 9 numaraya yükselerek ilk kez ilk 10'a girmeyi başardı.Mit Als Je Slaapt konnte sie erstmals in die Single TOP 10 einsteigen.
Bir süre için erkeklerle ilişkiye girmeyecektir.Sie will nie wieder etwas mit Männern zu tun zu haben.
Oğuz adlı kişinin de aileye sinsice girmesiyle beraber olaylar yavaş yavaş kötüye gider.Gerade weil sie ihr Kind liebt, ist die Situation zunehmend unerträglich für sie.
Kendisi siyasete girmeden önce hemşirelik yapmıştır.Er trat in Nebenrollen auf, bevor er sich der Regiearbeit zuwandte.
Fakat bu film sinemalarda gösterime girmedi.Der Film kam nicht in die Kinos.
Ancak gerçekte ise bunun tersine Kuzey Kore 1956 yılından sonra böyle bir bağlılığa girmemişti.Daraufhin wurde die Nordwand bis 1956 nicht mehr begangen.
Ordular sıklıkla yüzde 50 çarpışmaya girmeyenlerden oluşuyordu.Rescues sind immer 1/5 besetzt.
Matt Reeves'ın yöneteceği filmin 2010'da gösterime girmesi planlanmaktadır.Eine US-amerikanische Neuverfilmung unter der Regie von Matt Reeves erschien 2010 mit dem Titel Let Me In.
Bir günlük siteye girmeme boykotu yapılmıştır.Am Damm der Innerstetalsperre besteht ein Tagesaufschluss.
Siyah çay kurutulurken oksijenle tepkimeye girer, yeşil çayın ise tepkimeye girmesine izin verilmez.Grüner Tee wird bald nach dem Pflücken mit Dampf behandelt und darf nicht oxidieren.
Yeniden siyasete girmeye çalıştı.Er mischte sich wiederholt in die Politik ein.
Bu konu yalnızca bilginin sınırları içerisine girmez.Das Genießen innerhalb der Grenzen der bloßen Vernunft.
Ülkeye girmek için pasaport gereklidir.Ein gültiger Reisepass ist jedoch zur Einreise notwendig.
Eve girmeden önce ayakkabılarımızı çıkarmalı mıyız?Devons-nous retirer nos chaussures avant d'entrer dans la maison ?
Araya girmeliyim.Il faut intervenir.
Odaya hiç girmediğini söyledi ama bu bir yalandı.Il a dit qu'il n'était pas entré dans la chambre, mais c'était un mensonge.
Kısa bir savaştan sonra, yaklaşık yetmiş haçlı şehre girmeyi başarıyordu.Après une courte bataille, environ soixante-dix croisés réussissent à pénétrer dans la ville.
Yarışlarına girmek için 18 yaşın altında olmak gerekir.Il faut avoir plus de 18 ans pour se présenter au concours.
Yahudilerin, 9 Av günü hariç şehre girmeleri yasaklandı.Les Juifs n’ont toujours pas le droit d’entrer dans la ville, sauf le neuvième jour du mois de Av.
Bu gruplar kendi içlerinde ciddi tartışmalara da girmektedirler.Mais ceux-ci sont publiés dans le désordre.
Oraya Çin’in yeni bir yola girmesi gibi iyimserlik ve umutla gitmişti.Il y est allé avec optimisme et espoir, considérant la Chine comme étant alors sur un nouveau chemin.
1 Aralık - Hitler 10 - 18 yaş arası bütün erkeklerin Hitler Gençliği'ne girmesini zorunlu kıldı.1er décembre : l'adhésion aux Jeunesses hitlériennes devient obligatoire pour tous les jeunes de 10 à 18 ans.
Sadece Heinz Guderian'ın araya girmesiyle yaşamını kurtardı.Seule l'intervention de Heinz Guderian lui sauve la vie.
Liberaller hükümete girmek istiyor.Les libéraux entrent en force au gouvernement.
1890'lı yıllara doğru hukuk fakültelerinde sosyolojiye giriş derslerinin girmesi için çalışmıştır.Vers les années 1890, il milite pour l'introduction de la sociologie dans les facultés de droit.
Maoke Sıradağları, Pasifik Plakasının batarak İndo-Avustralya Plakasının altına girmesiyle oluşmuştur.Il est formé par la subduction de la plaque pacifique sous la plaque australienne.
1985'te McGill Üniversitesine girmek için Montreal'e taşındı.En 1985, il déménage à Montréal pour aller à l’université McGill.
Soyuz 23 15 Ekim'de kenetlenmeyi denedi, ancak istasyona girmeyi başaramadı.Soyouz 23 a tenté de s'arrimer le 15 octobre, mais a été incapable d'entrer dans la station.
Ama şeytanlar cennete girmezler.Les Damnés à l'Enfer.
Eğer iftitah tekbirini rükû'a giderken alırsa, namaza girmemiş olur ve o namazın iâdesi gerekir.Et si le ta-wil était interdit, cela aurait été une invocation contre lui et non pas en sa faveur.
Frank’in cansız bedeni ile gemiye döndüğünde, HAL Dave’in gemiye yeniden girmesini onaylamaz.Puis, quand Dave revient, HAL lui refuse l'entrée du vaisseau.
Ölümünden dolayı kimse hapse girmemiştir.Personne n'a été poursuivi pour sa mort.
4 uçağın tamamının 2010 yılında hizmete girmesi beklenmektedir.La mise en service complète des 4 voies a été réalisée en 2010.
Fransız Üniversitesine girmek için fransız dili bilmek gerekli değil.La connaissance du français n’est pas obligatoire pour entrer à l’Université.