Ana içeriğe geç
Sözlük

gidişat ile cümle

gidişat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu karar savaşın gidişatında bir dönemeç olmuştur.Masacrul a fost punct de cotitură al războiului.
Hastalığın gidişatı kötüdür.A betegség kórjóslata rossz.
Bununla beraber, dizinin gidişatı üzerine, Tohru, Sohma ailesine ait olabileceği bir yer bulur.Később Tohru rájön, hogy a Sohma család területén van a sátra.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Területének csökkenése ellenére nem várható, hogy a sziget a közeli jövőben eltűnne a felszínről.
Karşıyakalılar vatandaki kötü gidişata sessiz kalmaya niyetli değildirler.Nem fogom az előttem szóló tisztelt képviselőtársamat arra a hálátlan térre követni...
1967 Altı Gün Savaşı sonunda gidişat değişti.1967 – Kuuden päivän sota päättyi.
Atlantik Okyanusu’nun diğer tarafında gidişatı belirleyen grup Grand Funk Railroad’dur.Toisella puolen Atlantin valtamerta kehityssuunnanasettaja oli Grand Funk Railroad.
Çalışmaları o dönemde yeni başlayan uzay uçuşlarının gidişatını etkileyecek önemdeydi.Οι μελέτες ήταν σημαντικές εκείνη τη στιγμή να επηρεάσουν την πορεία νέων διαστημικών πτήσεων.
Bu gidişat 920 yılından sonra dönmüştür.Έρχεται ξανά στην πόλη μετά από 20 χρόνια.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.Έγιναν πολλές προσπάθειες για να βρεθεί η ακριβής ημερομηνία της μάχης.
Meyvecilik projesi köyün gidişatını değiştirecektir.Letbanen vil forandre byen.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Dette faktum ændrede imidlertid ikke i sig selv krigens gang.
Bu savaşın gidişatını değiştirecek bir olanaktır.Denne forandring baner vej for konfliktløsningen.
Savaşın gidişatına etki eden Task Force 141, Shepherd'ın emriyle Makarov'u yakalamak için plan yapar.Derfor sendes Task Force 141 (en gruppe bestående af de bedste soldater) af sted for at stoppe Makarov.
Bu ana kadar savaşın gidişatı, Almanların hücuma dayalı başarısı şeklindeydi.Slaget var nu vendt afgørende til tyskernes fordel.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.Dette hadde en drastisk effekt på krigens gang.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Forøvrig er det lite sannsynlig at øya forsvinner helt i den nærmeste fremtid.
Ekim ayında da bu genel gidişat benzer şekilde sürmektedir.En ny offensiv i september ga samme resultat.
Ancak Fabius Valens'in gelişi olayın gidişatını değiştirdi.Namun kedatangan Fabius Valens mengubah aspek urusan.
1967 Altı Gün Savaşı sonunda gidişat değişti.1967 - Perang Enam Hari berakhir.
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.Selama tahun 1943, perang di Atlantik berbalik melawan Jerman.
Harekâtın gidişatına göre birlikler, farklı komutanlıklar emrine verilmiştir.Melaksanakan tugas lainnya sesuai perintah Force Commander.
Pers İmparatorluğu'nun diğer sahil bölgeleri, savaşın gidişatı boyunca gemi olarak katkıda bulunacaktır.Daerah pesisir lainnya di Kekaisaran Persia ikut mengirimkan kapal selama peperangan berlangsung.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Tương lai Hòn đảo này có vẻ không biến mất hoàn toàn trong tương lai.
Bu ana kadar savaşın gidişatı, Almanların hücuma dayalı başarısı şeklindeydi.Tuy nhiên hoàn cảnh trước trận đánh lúc này là bất lợi cho người Đức.
Gençlik yıllarında seyrettiği bu filmler, onun ilerideki çizgi roman çalışmalarının gidişatını etkileyecekti.Anh hy vọng sự yên tĩnh của đêm sẽ giúp anh tập trung vào cuốn tiểu thuyết mới của mình.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Tuy nhiên, chiến thắng này không thay đổi toàn cục cuộc chiến.
Bu muharebese savaşın gidişatını kesin bir biçimde etkilemiştir.Trận đánh này có ảnh hưởng trực tiếp với chiến trận trên đất liền.
Oyunun gidişatına göre oyunu yavaşlatmalı veya hızlandırmalıdır.Người chơi có thể tạm dừng trò chơi, tăng tốc, hoặc làm chậm thời gian tùy theo ý thích của mình.
Ekim ayında da bu genel gidişat benzer şekilde sürmektedir.同年12月には、今、こんな旅がしてみたい!
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.1943年中旬,德國在戰爭的局勢已被決定性地扭轉。
Atlantik Okyanusu’nun diğer tarafında gidişatı belirleyen grup Grand Funk Railroad’dur.오션 터틀(Ocean Turtle) 라스의 본거지가 있는 자주식 메가플로트.
Ve bu seçim oyunun 2. bölümünün gidişatını etkileyecektir.במסגרת פעילותו זו הקים את במה 2 של התיאטרון.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.עם זאת, לא סביר שהאי ייעלם לחלוטין בעתיד הקרוב.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.לתופעה זו הייתה חשיבות מיוחדת בתקופת המאבק.
Bu karar savaşın gidişatında bir dönemeç olmuştur.דבר זה פגע בקבלת ההחלטות בזמן הקרב.
Ancak Fabius Valens'in gelişi olayın gidişatını değiştirdi.Пристигането на Фабий Валент нарушава равновесието.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Нашите усилия се оказаха недостатъчни, за да променим ситуацията.
Hastalığın gidişatı kötüdür.Изходът от заболяването е неблагоприятен.
Stalingrad'da yaşanan şiddetli çarpışmalar savaşın gidişatında belirleyici oldu.Победата в битката при Сталинград е решителния обрат в хода на войната.
Ayaklananlar geri çekilmeyi reddetti ve kabinenin istifasıyla siyasi gidişatta değişiklik talep etti.Nedovolili mu odísť, kým nesúhlasil so zmenou ekonomických podmienok podľa priania obyvateľov.
Fakat olayların gidişatı hiç beklendiği gibi olmadı.Stalo sa však to, čo Ukrajinci vôbec neočakávali.
Bu karar savaşın gidişatında bir dönemeç olmuştur.Tento masaker bol bod obratu vojny.
Çalışmaları o dönemde yeni başlayan uzay uçuşlarının gidişatını etkileyecek önemdeydi.Avšak už v prestávke štúdií absolvoval svoje prvé vesmírne lety.
Bu ana kadar savaşın gidişatı, Almanların hücuma dayalı başarısı şeklindeydi.Napriek počiatočným úspechom táto ofenzíva sa skončila pre Nemecko fiaskom.
Fakat olayların gidişatı hiç beklendiği gibi olmadı.Vendar pa odgovori nikoli niso taki kot bi jih pričakovali.
Bu kararlar oyunun gidişatını değiştirirler.Ši korta keičia žaidimo eigą.
Bu integral parçacığın gidişatı boyunca hesaplanmıştır ve bu yüzden bağımlı opsiyon denir.Riba, kai tokio gabaliuko ilgis be galo mažas ir yra vadinama apibrėžtiniu integralu.
Bu karar savaşın gidişatında bir dönemeç olmuştur.Jam pavyko pasiekti, kad mūšis būtų išspręstas derybų keliu.
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz.20パーセントに達したところで その扱われ方が変わりました
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz.De meg lehet nézni, hogy merre tartanak a vonalak.
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz. Gördüğünüz gibi yüzde 20'de ve artık ciddiye alınıyor.Dar uitaţi-vă la direcţia în care merg aceste linii, vedeţi că de la 20 de procente e luat de acum în serios.
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz. Gördüğünüz gibi yüzde 20'de ve artık ciddiye alınıyor.Maar je ziet welke richting de lijnen uitgaan, je ziet dat het met 20 procent ernstig wordt genomen.
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz. Gördüğünüz gibi yüzde 20'de ve artık ciddiye alınıyor.Mais vous pouvez voir la direction de ces lignes, vous pouvez voir qu'à 20 %, c'est désormais pris au sérieux.
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz. Gördüğünüz gibi yüzde 20'de ve artık ciddiye alınıyor.Mas podem ver a direcção que aquelas linhas estão a tomar, podem ver que a 20% está a ser levada a sério.
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz. Gördüğünüz gibi yüzde 20'de ve artık ciddiye alınıyor.Ако погледнете посоката, която следват тези линии, ще видите, че след 20 процента, възходът е голям.
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz.여기 선들이 어느 방향으로 가고 있는지 본다면
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz.Pero puedes mirar y ver la dirección en que van esas líneas.
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz.Але ви бачите в якому напрямку рухаються ці лінії.
Ama bu çizgilerin gidişatını görüyorsunuz.אבל אפשר לראות את כיוון ההתקדמות
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod