Ancak Fabius Valens'in gelişi olayın gidişatını değiştirdi.Но возвращение Марка Валерия в лагерь изменило положение дел.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Но этот успех не изменил общий ход боевых действий.
Bu gidişin ilk öncü uygulamaları, İnternet sağlayıcıları tarafından, yedekleme amacıyla sunulan bulutlardır.Его первые географические карты, выполненные вручную, были попыткой исправить эти ошибки.
Bu gidiş olayı ertesi hafta cuma günü tekrarlanmiş ama yine temas kuramamışlar.На следующий день они повторили попытку, но снова не нашли лагерь.
Oyunun gidişatında Hsu Hao 3 kere öldürülmüştür.Во время этой битвы он убил Хсу Хао.
Gen akışının varlığı ya da yokluğu, evrimin gidişini temelden değiştirir.وجود أو غياب انسياب الجينات يغيّر من مسار التطور بشكل جذري.
Bu taksiler, beşer kişi taşıyarak ve iki kere gidiş-geliş yaparak 5.000 askeri cepheye taşır.وقامت هذه السيارات بحمل 5,000 جندي إلى الجبهه مرتين ذهاباً وإياباً.
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.فكان على صانع السيارات أن يذهب كل يوم لإعادة بناءها من جديد.
Ayaklananlar geri çekilmeyi reddetti ve kabinenin istifasıyla siyasi gidişatta değişiklik talep etti.رفض الرجال التراجع وطالبوا باستقالة الحكومة وإجراء تغيير في المسار السياسي.
Buna rağmen filmin gidişatını beğenmeyen Michael Keaton, Batman rolünü tekrar oynamak istemedi.علي الرغم من ذلك لم يرغب (ماشيل كيتن) - الذي لم يعجبه إداره الفيلم - أن يمثل دور (باتمان) مره أخري .
Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.عادة ما تتجنب معظم النزاعات والمحادثات العاطفية العميقة.
Günümüzdeki gezegenler-arası uzayaracı bunu kısa-süreli gidiş doğrultusu düzeltmeleriyle gerçekleştirir.فالمركبة الفضائية من بين الكواكب الحالية تفعل هذا مع سلسلة من التعديلات ذات المدى القصير.
Will taksinin gidişini seyreder.Linconwood : ويل البيت.
Kariyerinin kötüye gidişinin ardından Hepburn, kendi geri dönüş aracını yaratmak üzere harekete geçti.بعد هذا التراجع في مشوارها الفني، شرعت هيبورن في خلق طريقها للعودة.
Bu gidiş Moskovalılar gözünde bir muammaydı.موسكو دائما كانت مقصدا مشهورا للسياح.
Güney Amerika'ya ilk gidişi gerçek bir maceracı gibi idi.لقد أطلق على الصحوة الكبرى اسم أول حدث أمريكي حقيقي.
Harekâtın gidişatına göre birlikler, farklı komutanlıklar emrine verilmiştir.ومع ذلك، وفقًا لمن قابلتهم، هناك ترتيبات خاصة للمجندات.
Gidiş gelişlerde problem yaşanmamaktadır.واستمرت رحلة الذهاب بدون أي مصاعب .
U-dönüşü gidiş yönünün 180 derece değiştirilmesidir.لوحظ نفس الظاهرة بعد زاوية 180 درجة.
Masseria'nın gidişiyle Maranzano, New York'taki İtalyan suç örgütlerini Beş Aile'ye böldü.Com seu poder consolidado, Maranzano organizou as gangues italianas em cinco famílias.
Bu kararlar oyunun gidişatını değiştirirler.Esta decisão mudará o final do jogo.
İlçeden köye gidiş 90-120 dakika civarındadır.O trajeto em trem é feito em cerca de 90 a 120 minutos.
Günümüzdeki gezegenler-arası uzayaracı bunu kısa-süreli gidiş doğrultusu düzeltmeleriyle gerçekleştirir.As atuais naves interplanetárias fazem-no com uma série de ajustamentos de trajetória de curto prazo.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Tais feitos, contudo, não foram capazes de mudar a maré do conflito.
İspanyolların bu geri gidişi adayı tekrar İngiliz ve Fransız korsanlara bıraktı.Esse abandono de Tortuga permitiu o retorno dos piratas ingleses e franceses.
Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.O interessante é que sempre é colocado em foco casos de sentimentos profundos.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.Essa decisão teria um efeito devastador no desenrolar da batalha.
Gidişata göre Vinci'nin tarafında görülür.E no final fica com Vince.
İlçelere gidiş ve gelişler bu terminalden yapılmaktadır.Suas notações e terminologias serão seguidas aqui.
Yapılan seçimler oyunun gidişatını değiştirip, bir başka olayı etkileyebilmektedir.O tema do festival também pode mudar, fazendo refletir um acontecimento importante.
Yusan (遊山) "dağlara veya açık araziye çıkış/gidiş" yani "gezinti", neşeli ve cesur bir yaşamı vurgular.Yusan (遊山) é "uma caminhada pelas montanhas e campos" (lit. excursão), implicando vida em meio à natureza.
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.Todo dia ela pega o trem para ir trabalhar.
Bu gidişle Adapazarı ağaçsız kalacak."Eles estariam escalando a árvore errada".
Günlük gidiş geliş yapılamamaktadır.É possível a ocorrência de IAM sem dor.
Oyuncu milli fikir(national ideas) benimseyerek ülke gidişatını ciddi oranda etkileyebilir.Os jogadores podem realizar 'idéias nacionais' para comandar o rumo de sua nação em direções diferentes.
Oyuncuların oyundan çıkması oyunun gidişatını (kartın desteden çıkması haricinde) etkilemez.Quem não joga com maturidade Ele questiona na profundeza de seus corações.
Bu cephedeki harekatları esasen doğu cephesindeki gidişat üzerinde çok hayati rol oynamamıştır.Já não têm a mínima esperança de vitória nesta frente ocidental.
O sırada Müttefikler savaşın gidişatından memnundurlar.Os Aliados se aproveitaram do resultado da batalha.
Will taksinin gidişini seyreder.Will zou de decors tekenen.
Masseria'nın gidişiyle Maranzano, New York'taki İtalyan suç örgütlerini Beş Aile'ye böldü.Hierna herstructureerde Maranzano de Amerikaanse maffia en deelde deze in vijf families in.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Eenmaal in de buurt van het eiland blijkt het er toch niet zo veilig te zijn.
Ancak gidiş yolunda hastalanarak yaşamını yitirdi.Onderweg werd zij ziek.
Ve bu seçim oyunun 2. bölümünün gidişatını etkileyecektir.Dit is een remake van het tweede deel van het derde spel.
Şehirde 12 tramvay, 11 troleybüs ve 43 otobüs gidiş yolu mevcut.Momenteel zijn er 12 tramlijnen en 12 trolleybuslijnen.
Hat üzerinde her gün gidiş-geliş 4'er tren seferi düzenlenmektedir.Gemiddeld worden er 4 treinen geladen/gelost per dag.
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.Alle leerlingen gaan nu elke dag na schooltijd terug naar huis.
Büyükannem, Boston'a gidiş ücretimi ödedi.Mijn oma betaalde voor mijn reis naar Boston.
Bu savaşın gidişatını değiştirecek bir olanaktır.Jego misja może zmienić losy wojny...
Will taksinin gidişini seyreder.Will podejmuje decyzję o odzyskaniu Pucharu.
İyi ile kötü arasındaki gidiş gelişi resmeder.Jaka jest relacja między szaleństwem a złem?
Tüm bu istasyonlar, Ayalon Otoyolu'nun gidiş-dönüş şeritleri arasında yer almaktadır.Stacja jest dostępna z obydwóch stron autostrady Ayalon.
Ekonomik gidişat zaten kriz nedeniyle iyi değildi.Kompleks ten nie został ukończony z powodu kryzysu gospodarczego.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Det är dock osannolikt att ön kommer att försvinna helt under den närmaste framtiden.
Ortaköy istikametine gidiş mevcuttur.Lokala nämnder på väg.
Herschel bu çalışmalarını, kardeşinin ölümü ve Hanover’e gidişinden sonra tamamlamıştır.Detta arbete färdigställde hon efter broderns död och hennes återflytt till Hannover.
Jason'ın Altın Post'u bulmak için Colchis'e gidişini konu alan bir mitte yer alırlar.Jason befinner sig i Kolchis för att leta rätt på det gyllene skinnet.
Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş-geliş demektir.För att hitta resurser förflyttar sig städerna från en plats till en annan.
Hat üzerinde her gün gidiş-geliş 4'er tren seferi düzenlenmektedir.Från dagens fyra tåg i timmen kommer man att kunna köra fyra gånger så många tåg.
Washington'a bu gidişinde Başkan Kennedy tarafından da Beyaz Saray'da ağırlandı.В Білому домі її приймав Президент Джон Кеннеді.
Gidiş katında yedi, geliş katında iki mağaza bulunmaktadır.Протягом доби у вашому магазині здійснюється 7 різних покупок.