Yusan (遊山) "dağlara veya açık araziye çıkış/gidiş" yani "gezinti", neşeli ve cesur bir yaşamı vurgular.Bruno hingegen habe während der Inflation Aktien und Devisen verkauft, „um gut und teuer leben zu können“.
Yakın zamandaki gidişi için hazırlandı.Il se préparait en vue de son départ imminent.
Senin gidişinden bu yana çok şey oldu.Il s'est passé beaucoup de choses depuis ton départ.
Will taksinin gidişini seyreder.Will accepte le pacte.
Venedik ve Bologna'ya gidişinin ardından 1879'da Birleşik Devletler'e geri döndü.Après plusieurs voyages à Venise et Bologne, il retourna aux États-Unis en 1879, où il resta plusieurs années.
Paris'e gidiş Reims'te eğlentlerden sonra olacaktır.D'étape en étape, il arrive jusqu'à Reims.
Ve bu seçim oyunun 2. bölümünün gidişatını etkileyecektir.Les choix du joueur influeront directement sur la deuxième partie du jeu.
Hat üzerinde her gün gidiş-geliş 6'şar tren seferi düzenlenmektedir.Elle reste toujours desservie avec 6 trains par heure.
Naruto Uzumaki, Sasuke Uchiha'nin gidişinin ardından ustası Jiraiya ile iki buçuk yıllık bir eğitime gider.Naruto part à nouveau avec Jiraya pour un entraînement difficile de deux ans et demi.
Sadece yurt içi geliş-gidiş yapılmaktadır.Seul le blocage intérieur nous est parvenu.
Smith büyük bir rolü olmasa da kendisini gidişatın bir parçası olduğunu hissetti.Smith, lui-même, n'a pas jugé nécessaire d'avoir un rôle important.
Bu karar savaşın gidişatında bir dönemeç olmuştur.Cette décision marque un tournant de la bataille.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Cependant, ce fait seul ne changea pas le cours de la guerre.
Ancak bu zaferler savaşın gidişinin Osmanlı İmpartorluğu aleyhine sürmesini engelleyemedi.Cependant, il était clair qu'elle ne pourrait pas vaincre l'Empire ottoman seule.
Gidiş Geliş (Out and back) hatları.Les Estinnes (suite et fin).
Gidiş ve geliş yönleri birbirinden bağımsız olarak, iki ayrı tünel hâlinde kazılmıştır.La direction et la transmission sont limitées à deux roues respectivement.
Bir gidiş-dönüş bileti aldı mı?¿Compró un billete de ida y vuelta?
Konuşmanın gidişini kaybettim.Perdí el hilo de la conversación.
Will taksinin gidişini seyreder.Will vuelve a meterse en el coche y continúa su viaje.
Venedik ve Bologna'ya gidişinin ardından 1879'da Birleşik Devletler'e geri döndü.Después de sus viajes a Venecia y a Bolonia, volvió a Estados Unidos en 1897 por varios años.
Şehirde 12 tramvay, 11 troleybüs ve 43 otobüs gidiş yolu mevcut.Hoy en la ciudad hay unas cien rutas de autobús, once rutas de trolebús y once rutas del tranvía.
Bu gidişin hayatının akışını değiştireceğini ise tahmin bile edemiyordu.No veo porqué podría alterar la verdad de la foto.
Cuma Selamlığı, Osmanlı Devleti padişahlarının cuma namazlarına gidiş gelişlerinde yapılan etkinliktir.Gracias por aquel gran favor del Viernes Santo...
Gidişata göre Vinci'nin tarafında görülür.Pues me parece que junto a él está el Sr. Teneyro...
Basketbol şubesi de bu gidişattan nasiplendi.Este contrato tomó al mundo del béisbol por sorpresa.
Hat üzerinde her gün gidiş-geliş 6'şar tren seferi düzenlenmektedir.Casi a diario un billete recibe su sexto éxito.
İkinci gidişte görülenlerle, ilk gidişte görülenler arasındaki farklara bile değinmek gerekir.Especialmente cuando no es fácil diferenciar entre los unos y los otros a primera vista.
Fakat bu da savaşın gidişatını Rohan'ın lehine çevirmeye yetmez.No obstante, no se hace una mención específica a la invasión de Rohan por su parte.
Astronotların Skylab'e gidiş gelişleri sırasında Apollo uzay araçları kullanılıyordu.Las aeronaves Apolo se emplearon para transportar astronautas hacia y desde la Skylab.
Diğer günlerde de özel gidiş gelişler olur.El resto del año se permite la entrada de vehículos privados.
Böylece ağlama duvarına gidiş kolaylaştırıldı.Este facilitaba el acceso a la Muralla del mar.
İspanya'daki tren hatlarından farklı olarak gidişler sol tren şeridindendir.¿Por qué las vías de tren en España son más anchas?.
Ancak Fabius Valens'in gelişi olayın gidişatını değiştirdi.Sin embargo, la llegada de Napoleón Bonaparte cambiaría las cosas.
Kariyerinin kötüye gidişinin ardından Hepburn, kendi geri dönüş aracını yaratmak üzere harekete geçti.A seguito di questo declino della sua carriera, la Hepburn si adoperò per avere una rimonta.
Bu savaşın gidişatını değiştirecek bir olanaktır.Fu proprio questo che permise di mutare le sorti della guerra.
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.Con il 1943 la guerra inizia a farsi difficile per la Germania.
Fakat SMTP tek yönlü bir protokoldür (sadece gidiş).SMTP è solamente un protocollo di consegna.
Paris'e gidiş Reims'te eğlentlerden sonra olacaktır.Decide di rimanere al Parma nonostante la retrocessione.
Bu cephedeki harekatları esasen doğu cephesindeki gidişat üzerinde çok hayati rol oynamamıştır.Nei primi giorni ci fu un combattimento abbastanza indeciso nella periferia della città.
Oppenheimer ve Bacher projenin gidişatı hakkında günlük bazda tartışmalarda bulundular.Tutti i giorni è presente una coppia di corse sulla relazione Bastia – Corte.
Bu gidiş olayı ertesi hafta cuma günü tekrarlanmiş ama yine temas kuramamışlar.L'uscita era stata annunciata per il mese successivo, ma ciò non avvenne.
Gelen kaymakam, farklılığını ortaya koyduğunda, mevcut gidişi değiştirmeye çalıştığı görülür.Però, consapevole della grande differenza tra i loro stili di vita, decide di cambiare per attrarlo.
Bu E18 Otoyolu E39 Otoyolunun Kvadratüren'de şehir köprüsünden Danimarka'ya gidiş noktasından bağlanır.Lungo l'A19 c'è un terzo ponte che permette di passare per l'ovest della città.
Dolma lastik sert gidiş sağlar ama patlamazdı.Un altro proiettile colpì lo Harpy ma non esplose.
Buna karşılık Avrupa'nın bazı ülkelerinde gidişat daha farklı biçimlendi.In altri paesi europei la situazione è molto diversa.
Will taksinin gidişini seyreder.A Will spetta la vista.
Bu gidişat Hacı İsmail Han'ın zamanında da devam etti.Tale abitudine proseguì anche al tempo della Dinastia Sung.
Gidiş, geliş mi yoksa tek yön mü?Туда и обратно или в одну сторону?
Tokyo'ya bir gidiş dönüş biletim var.У меня есть билет туда и обратно до Токио.
Birmingham'a sadece gidiş bileti lütfen.Билет в одну сторону до Бирмингема, пожалуйста.
Masseria'nın gidişiyle Maranzano, New York'taki İtalyan suç örgütlerini Beş Aile'ye böldü.Это привело к тому, что Маранзано «разделил» Нью-Йорк на Пять семей.
Çalışmaları o dönemde yeni başlayan uzay uçuşlarının gidişatını etkileyecek önemdeydi.Эти исследования были важны в то время, так как влияли на ход новых космических полетов.
Gıdışım: Arkadaşım yerine kullanılır.{{subst:ET|Используется с подстановкой.
"Rihanna'nın kötüye gidişi çok iyi oldu" (Good Girl Gone Bad) denildi.Guess How Much It Cost to Make Rihanna’s ‘Man Down’ (англ.).
Gidiş dönüş yolculuğu ise 2 grivna oldu.Стоимость проезда составила 2 рубля.
Fakat SMTP tek yönlü bir protokoldür (sadece gidiş).SMTP — всего лишь протокол доставки.
Oysa aynı kişi yürüdüğü zaman ıslanmamak için şemsiyesini gidiş yönüne doğru hafifçe eğmek zorundadır.Чтобы не промокнуть, человек должен наклонить зонт в направлении движения.
Öğretmenler Dicle ve Ergani'den gidiş geliş yapmaktadırlar.Весь колледж объединяется, чтобы помочь декану и Молли.
Gelen kaymakam, farklılığını ortaya koyduğunda, mevcut gidişi değiştirmeye çalıştığı görülür.Во избежание ареста, старался менять внешность.
Oyuncuların oyundan çıkması oyunun gidişatını (kartın desteden çıkması haricinde) etkilemez.Они не будут доверять игроку однажды их (и не только их) предавшему.