Bu ana kadar savaşın gidişatı, Almanların hücuma dayalı başarısı şeklindeydi.Вже з самого початку війни була очевидна перевага німців.
Çalışmaları o dönemde yeni başlayan uzay uçuşlarının gidişatını etkileyecek önemdeydi.Ці дослідження були важливі в той час, так як впливали на хід нових космічних польотів.
Venedik ve Bologna'ya gidişinin ardından 1879'da Birleşik Devletler'e geri döndü.Потім художник здійснив поїздку до Венеції і Болоньї й повернувся в Сполучені Штати в 1879 році.
Bu gidişat 920 yılından sonra dönmüştür.Відновлення флоту розпочалось після 920 року.
Bu gidiş Moskovalılar gözünde bir muammaydı.Такі думки не подобались московській цензурі.
Bu durum bir bakıma savaşın gidişatında esas gücü oluşturmuştur.Ставало очевидно, що справа йде до великої війни.
İkinci gidişte görülenlerle, ilk gidişte görülenler arasındaki farklara bile değinmek gerekir.Треба уявити перший образ і чекати, коли з пам'яті виникне другий.
Bu gidiş olayı ertesi hafta cuma günü tekrarlanmiş ama yine temas kuramamışlar.На наступний день вони повторили спробу, але знову не знайшли табір.
Will taksinin gidişini seyreder.Пройшла обстеження на ВІЛ.
Yaşla gidişat kötüleşir.З віком стають більш травоїдними.
Gidiş Geliş (Out and back) hatları.Příchod a odchod (Arrival and Departure).
Will taksinin gidişini seyreder.Na zastávce na ní čeká Will.
Oyunun gidişatına göre oyunu yavaşlatmalı veya hızlandırmalıdır.V případě potřeby může hráč zpomalit nebo zrychlit čas ve hře.
Buna karşılık Avrupa'nın bazı ülkelerinde gidişat daha farklı biçimlendi.Anglie byla na svou odlišnost vůči zbytku Evropy do jisté míry pyšná.
Bu gidişin hayatının akışını değiştireceğini ise tahmin bile edemiyordu.Nemohl však tušit, že mu od základu změní život.
Güney Amerika'ya ilk gidişi gerçek bir maceracı gibi idi.Pravděpodobně první textovkou byla americká ADVENTURE.
Hareket etmek, hızla bir yere gitmek, gidiş, yerinde duramamak, kaçarak kurtulmak.Ale kam jít, co dělat, jak se zachránit a dostat se ven?
Gidiş yolcuları üst katta bekletilirken, geliş yolcuları alt kata verilir.Cestující, kteří chtějí sledovat události zvenku, vystoupí.
Fakat olayların gidişatı hiç beklendiği gibi olmadı.Avšak setkání proběhlo úplně jinak, než očekával.
Sovyetler Birliği, Uzay yarışının Ay safhasında Amerika'ya, Ay'a insanlı gidiş konusundaki evresini kaybetti.Pod jeho vedením začal Sovětský svaz v rámci vesmírných závodů s USA pracovat na pilotovaném letu k Měsíci.
Ancak gidiş yolunda hastalanarak yaşamını yitirdi.Cestou však onemocněl malárií.
Güney Amerika'ya ilk gidişi gerçek bir maceracı gibi idi.Era începutul unei veri senzaționale pentru sud-american.
Bu ana kadar savaşın gidişatı, Almanların hücuma dayalı başarısı şeklindeydi.Tiparul războiului de până în acel moment fusese unul al ofensivei germane încununate de succes.
Ancak Fabius Valens'in gelişi olayın gidişatını değiştirdi.Fără îndoială, sosirea lui Napoleon Bonaparte schimba lucrurile.
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.Începând cu mijlocul anului 1943, soarta războiului se întorcea definitiv împotriva Germaniei.
Sadece yurt içi geliş-gidiş yapılmaktadır.Astăzi este funcțională doar intrarea dinspre sud.
İyi ile kötü arasındaki gidiş gelişi resmeder.Are lupta dintre bine și rău.
Bu kararlar oyunun gidişatını değiştirirler.Aceste decizii afectau modul în care se desfășura jocul.
Bu karar savaşın gidişatında bir dönemeç olmuştur.Masacrul a fost punct de cotitură al războiului.
Hastalığın gidişatı kötüdür.A betegség kórjóslata rossz.
Bununla beraber, dizinin gidişatı üzerine, Tohru, Sohma ailesine ait olabileceği bir yer bulur.Később Tohru rájön, hogy a Sohma család területén van a sátra.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Területének csökkenése ellenére nem várható, hogy a sziget a közeli jövőben eltűnne a felszínről.
Geezer Butler'ın gidişinden sonra yeni dönmüş olan Bill Ward yeniden gruptan ayrıldı.Dobosként visszatért hozzájuk az immár józan Bill Ward.
( Hiç tepesiz düzlük, hiç gidişi olmayan geliş yoktur. )Az Ω := {1,2,3,4,5,6} feletti egy halmazalgebra a {∅, {1,3,5}, {2,4,6}, Ω} halmaz.
Bu gidiş olayı ertesi hafta cuma günü tekrarlanmiş ama yine temas kuramamışlar.A támadást másnap megismételték, de ismét nem jutottak eredményre.
Güney Amerika'ya ilk gidişi gerçek bir maceracı gibi idi.Az első észak-amerikai bemutató egy amatőr társulaté volt.
Olaylar Frank'in uçakta Fransa'dan Amerika'ya gidişiyle devam eder.Az Amerikai Egyesült Államokból repülővel át utaznak Angliába.
Will taksinin gidişini seyreder.Will felmászik az árbocra, hogy meneküljön.
Karşıyakalılar vatandaki kötü gidişata sessiz kalmaya niyetli değildirler.Nem fogom az előttem szóló tisztelt képviselőtársamat arra a hálátlan térre követni...
Primer glioblastomlar daha kötü gidişlidir.Utóbbi rosszabb prognózist jelent.
Doğu Alman futbolcuların Hollanda'ya gidişine izin verilmedi.Ottelua Hollanti-Itä-Saksa ei pelattu.
Güney Amerika'ya ilk gidişi gerçek bir maceracı gibi idi.Pikku Amerikka) oli ensimmäinen varsinainen Etelämantereen tutkimusasema.
Will taksinin gidişini seyreder.Will ymmärtää poistua paikalta.
1967 Altı Gün Savaşı sonunda gidişat değişti.1967 – Kuuden päivän sota päättyi.
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.Autopostitoimisto ajoi joka päivä saman reitin.
Atlantik Okyanusu’nun diğer tarafında gidişatı belirleyen grup Grand Funk Railroad’dur.Toisella puolen Atlantin valtamerta kehityssuunnanasettaja oli Grand Funk Railroad.
Dört gidiş, dört geliş olmak üzere toplam 8 şeritlik bir bulvardır.Kahdeksasta luolasta neljään on verrattain helppo päästä sisälle.
Gundobad'ın gidişiyle birlikte başka bir desteği kalmayan Glycerius, savaşmadan Julius Nepos'a teslim oldu.Kun Nepos pääsi perille seuraavana vuonna, Glycerius antautui ilman taistelua.
Fakat oraya gidiş imkânı bu oyunda yoktur.Alkuperäisessä pelissä ei ole tätä mahdollisuutta.
Gen akışının varlığı ya da yokluğu, evrimin gidişini temelden değiştirir.Geenivirran läsnäololla tai puuttumisella on merkittävä vaikutus evoluution kulkuun.
Dolma lastik sert gidiş sağlar ama patlamazdı.Pommi läpäisi kannen, mutta ei onneksi räjähtänyt.
Çalışmaları o dönemde yeni başlayan uzay uçuşlarının gidişatını etkileyecek önemdeydi.Οι μελέτες ήταν σημαντικές εκείνη τη στιγμή να επηρεάσουν την πορεία νέων διαστημικών πτήσεων.
Bu gidişat 920 yılından sonra dönmüştür.Έρχεται ξανά στην πόλη μετά από 20 χρόνια.
Ancak bu zaferler savaşın gidişinin Osmanlı İmpartorluğu aleyhine sürmesini engelleyemedi.Ωστόσο, οι εξεγέρσεις αυτές δεν σχετίζονταν με την άρνηση της αυτοκρατορικής εξουσίας.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.Έγιναν πολλές προσπάθειες για να βρεθεί η ακριβής ημερομηνία της μάχης.
Birlikte yüzmeye ilk gidişimizi hatırlıyor musunuz?Θυμάστε την πρώτη φορά που πήγαμε για μπάνιο μαζί;
Meyvecilik projesi köyün gidişatını değiştirecektir.Letbanen vil forandre byen.
Günde 2 otobüs ilçeye gidiş-geliş yapmaktadır.Iggesund trafikeres daglig af to buslinjer.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Dette faktum ændrede imidlertid ikke i sig selv krigens gang.
Niğde il merkezine iki gidiş yolu bulunmaktadır.Det er to adgangsveje til fæstningen.