Her sağa 5 ve yukarı 1 birim gidişte.За всяко 5, с което се движим вдясно, ние слизаме надолу с 1.
Her sağa 5 ve yukarı 1 birim gidişte.Кожні п'ять кроків праворуч ми рухаємося вниз на один.
Her sağa 5 ve yukarı 1 birim gidişte.لكل 5 نتحركها الى اليمين، سنتحرك بمقدار 1 الى الاسفل
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Den behåller en form av en månskära och rör sig åt det håll hornen pekar.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Den bibeholder sin halvmåneform og bevæger sig i hornenes retning.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Dia mempertahankan bentuk bulan sabit dan bergerak sesuai arah ujungnya.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Elle conserve sa forme en croissant, et se déplace dans la direction pointée par les cornes.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Essa mantiene la sua forma a mezzaluna e si muove nella direzione delle corna.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Félhold alakját megtartva, a csúcsok irányába halad.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Îşi păstrează forma de semicerc şi se mişcă în direcţia coarnelor.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.초승달 모양을 유지한 채 뾰족한 끝쪽 방향으로 움직입니다.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Mantém a sua forma de crescente e move-se no sentido das pontas.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Mantiene su forma de luna y se mueve en dirección de sus cuernos.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Nó giữ hình dạng bán nguyệt, và di chuyển dọc theo đầu nhọn.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Se säilyttää puolikuun muotonsa ja liikkuu kärjet edellä.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Sie behält ihre halbmondförmige Gestalt und bewegt sich in Richtung ihrer Spitzen.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Uchovává si svůj půlměsícový tvar, a sune se ve směru svých cípů.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Utrzymuje swój kształt i porusza się w kierunku swoich "rogów".
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Zachováva si svoj polmesiacový tvar a pohybuje sa v smere cípov.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Ze behoudt haar maanvorm en beweegt in de richting van haar hoorns.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Διατηρεί το ημισεληνοειδές σχήμα του και κινείται στην κατεύθυνση των κεράτων.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Она сохраняет форму полумесяца и движется по направлению рогов.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.Тя запазва формата си на полумесец и се движи в посоката на роговете.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.היא שומרת על צורת חצי-סהר ונעה בכיוון הקרניים.
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.ويحافظ الكثيب على شكله الهلالي متجها ناحية قرونه (أطرافه).
Hilal şeklindeki gidişatını korur ve hilalin boynuzlarına doğru hareket eder.風が砂をなだらかな斜面に沿って吹き上げて
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Acho que o governo devia fazer mais, mas, mesmo assim, a direção em que se move é a direção correta.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Azt gondolom, hogy a kormánynak többet kell tennie, mindazonáltal az irány, amelyben halad, a helyes irány.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Cred că guvernul ar trebui să facă mai multe, dar, oricum, el se îndreaptă în direcția bună.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Credo che il governo debba fare di più, ma ad ogni modo la direzione in cui si sta muovendo è quella giusta.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Creo que el gobierno debería hacer más, pero, no obstante, se están moviendo en la dirección correcta.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Ich glaube die Regierung sollte mehr tun, aber das Land bewegt sich in die richtige Richtung.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Ik denk dat de overheid meer moet doen, maar toch, de richting waarin ze bewegen is de juiste richting.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Jag tycker att staten borde göra mer, men detta förutan så är man på väg i rätt riktning.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.전 인도 정부에서 더 많은 돈을 투자해야 한다고 생각하지만, 그래도 그들은 옳은 방향을 향해 가고 있습니다
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Menim, da bi lahko storila še več, a njena usmeritev je kljub temu pravilna.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Řekl bych, že by vláda mohla dělat více, nicméně se alespoň posouvá správným směrem.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Tôi tin rằng chính phủ cần phải làm nhiều hơn, tuy nhiên, con đường mà Ấn Độ đang đi là con đường đúng đắn.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Uważam, że rząd powinien robić więcej, jednak mimo wszystko jego działania idą w dobrym kierunku.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Считам, че правителството трябва да направи повече, но въпреки това посоката, в която се движи е правилната.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.Я считаю, что правительству следует делать больше, но при этом им взят правильный курс.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.אני מאמין שעל ממשלה לעשות יותר, אבל בכל אופן, הכיוון שלה הוא הכיוון הנכון.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.ثمة أشياء أخرى يتعين على الحكومة الهندية القيام بها, ومع ذلك, فإن التوجه الذي نسير فيه هو التوجه الصحيح.
Hükümetin yapması gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum, ancak genel gidişatın doğru yönde olduğu açık.やはり動く方向としては 正しい方向を向いています インドには経済成長にとって
[Iain] Gidiş?올라가시나요?
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.A primeira coisa é que eles desafiam o status quo.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Az első, hogy szembeszállnak a status quo-val.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Đầu tiên, họ thách thức thực tại.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Dit is wat leiders gemeen hebben. Ten eerste stellen ze het status quo in vraag.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Ecco cosa hanno in comune i leader . Per prima cosa, sfidano lo status quo.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Folgendes haben Führer also gemeinsam: 1. Sie stellen den aktuellen Zustand in Frage.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Först och främst så utmanar de dödläget.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Ini adalah yang umumnya dimiliki para pemimpin. Yang pertama, mereka menantang status quo.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.리더들에게는 공통점이 있습니다. 첫번째는 도전한다는 겁니다. 현상에 도전하는 거죠.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Primul lucru este că ei pun la îndoială status quo-ul.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Tak więc oto, co przywódcy mają wspólnego. Po pierwsze: podważają status quo.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Voici ce que les meneurs ont en commun. D'abord, ils remettent le statu quo en question.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.V prvom rade, spochybňujú status quo.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Zaprvé, zpochybňují status quo.
İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar.Να τι κοινό έχουν λοιπόν οι ηγέτες. Το πρώτο είναι ότι αμφισβητούν το κατεστημένο.