Senin gidişinden bu yana çok şey oldu.A lot's happened while you've been away.
Onların gidişini gördün mü?Did you see them leave?
Onun gidişini gördün mü?Did you see him leave?
Onların gidişini görmekten mutlu oldum.I was happy to see them go.
Onun gidişini görmekten mutlu oldum.I was happy to see him go.
Ben bile onun gidişini görmedim.I didn't even see her go.
Herhangi biri senin gidişini gördü mü?Did anybody see you leave?
Herhangi biri gidişimizi gördü mü?Did anybody see us leave?
Herhangi biri onların gidişini gördü mü?Did anybody see them leave?
Herhangi biri gidişimi gördü mü?Did anybody see me leave?
Herhangi biri onun gidişini gördü mü?Did anybody see him leave?
Gidişat çok hızlı değişir.Things change too quickly.
Boston'a sık sık gitmem ama her gidişimde ondan çok hoşlanıyorum.I don't often go to Boston, but every time I do, I enjoy it a lot.
Otobüsler özellikle işe gidiş geliş saatlerinde kalabalıktır.The busses are especially crowded during rush hour.
Tom'un gidişini görmekten nefret ettim.I hated to see Tom leave.
Gidişattan memnun değilim.I don't like the way this is going.
Bu işin gidişatı hoşuma gitmiyor.I don't like the way this is going.
Tom'un gidişini gördüğüme üzgünüm.I'm sorry to see Tom leave.
Konuklar gidiş için hazırlandılar ve valizlerini gürültüyle paketlediler.The guests prepared for their departure and packed their suitcases noisily.
Gidişat iyi görünmüyor.The trend isn't looking good.
Tom'un gidişi iptal edildi.Tom's leave was canceled.
Tom'u gidişini görmekten nefret ettik.We hated to see Tom go.
İşe gidiş gelişe çok para harcıyorum.I spend a lot of money commuting.
Böyle gidişatı onaylamıyorum.I don't approve of such goings-on.
Lütfen uygun fiyatlı gidiş-dönüş biletlerini bulmaya çalışın.Please try to find affordable round trip tickets.
Okula gidişiniz ne kadar sürer?How long is your commute to school?
Tüm transit yolcuların "Gidiş Salonuna" geçmeleri gerekir.All transit passangers should proceed to the "Departures Hall".
Tom bir gidiş-dönüş bileti satın aldı.Tom bought a round-trip ticket.
Boston'a bir gidiş-dönüş bileti istiyorum.I'd like a round-trip ticket to Boston.
Tom'un gidiş o gidiş.Tom has left for good.
Sami, Leyla'nın geliş ve gidişini gördü.Sami saw Layla come and go.
Günlük işe gidiş gelişiniz ne kadar sürüyor?How long is your daily commute?
Bileti gidiş-dönüş mü aldın?Did you buy a round-trip ticket?
Bu terminal bugün hala Strigino'nun gidiş ve geliş için ana tesisi olarak kullanılmaktadır.This terminal is still used today as Strigino's main facility for departures and arrivals.
Gen akışının varlığı ya da yokluğu, evrimin gidişini temelden değiştirir.The presence or absence of gene flow fundamentally changes the course of evolution.
Çalışmaları o dönemde yeni başlayan uzay uçuşlarının gidişatını etkileyecek önemdeydi.The studies were important at that time to influence the course of new space flights.
SDSS Stripe 82 bölge için veri her gidiş listesi de bulunmaktadır.There is also the ever-growing list of data for the Stripe 82 region of the SDSS.
Sadece yurt içi geliş-gidiş yapılmaktadır.We are only on Earth in passing.
Herschel bu çalışmalarını, kardeşinin ölümü ve Hanover’e gidişinden sonra tamamlamıştır.She completed this work after her brother's death and her move to Hanover.
Venedik ve Bologna'ya gidişinin ardından 1879'da Birleşik Devletler'e geri döndü.After trips to Venice and Bologna, he returned to the United States in 1879 for several years.
Oyuncuların oyundan çıkması oyunun gidişatını (kartın desteden çıkması haricinde) etkilemez.And Allâh judges, there is none to put back His Judgement and He is Swift at reckoning.
Fakat SMTP tek yönlü bir protokoldür (sadece gidiş).SMTP is a delivery protocol only.
Ya da maçın gidişatına göre kanı akan güreşçi maçı kaybeder.At this point, he or she loses the game.
İspanyolların bu geri gidişi adayı tekrar İngiliz ve Fransız korsanlara bıraktı.This allowed the return of both French and English pirates.
Fare labirentin ortasına yerleştirilir ve her bir kola özgürce gidişine izin verilir.The rat is placed in the middle of the maze and is allowed to move freely through each arm.
Bu kararlar oyunun gidişatını değiştirirler.This counts as the play for their turn.
Bu gidişat 920 yılından sonra dönmüştür.The tide began to turn again after 920.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Such feats were not able to change the tide of the conflict, however.
Günlük gidiş geliş yapılamamaktadır.Visa on arrival may not be extended.
Ana zemin katında olan geliş ve gidişlerle modern bir havalimanıdır.It is a modern airport, with arrivals and departures taking place on the main ground floor.
Bu gidiş olayı ertesi hafta cuma günü tekrarlanmiş ama yine temas kuramamışlar.Camp meetings were held by the following summer and continue uninterrupted to this day.
Hat üzerinde her gün gidiş-geliş 4'er tren seferi düzenlenmektedir.Monday to Saturday, four trains operate each way.
Washington'a bu gidişinde Başkan Kennedy tarafından da Beyaz Saray'da ağırlandı.President Kennedy was at the White House at the time.
Bu gidiş esnasında her türlü vasıta kullanılır.From now on all Evictions will be done this way.
Will taksinin gidişini seyreder.Will Do Land Service.
Bazıları dizinin gidişatına göre ölmüştür.Some have died during the course of the series.
Yaşla gidişat kötüleşir.These deteriorate with age.
Hareket etmek, hızla bir yere gitmek, gidiş, yerinde duramamak, kaçarak kurtulmak.He can sit, stand, walk, or move, but avoids food until he dies.
Geezer Butler'ın gidişinden sonra yeni dönmüş olan Bill Ward yeniden gruptan ayrıldı.Following Butler's departure, newly returned drummer Bill Ward once again left the band.
"Rihanna'nın kötüye gidişi çok iyi oldu" (Good Girl Gone Bad) denildi."Rihanna Good Girl Gone Bad".