giderek ile cümle
giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
- Hepsi giderek daha agresifleşiyorlardı. Patentçiler ve ona karşı olanların -*La Cour supręme a en quelque sorte laissé cette cour décider de tout.
Hukukun son 15-20 yilda hayatimizda giderek yogun bir yer tuttugunun belki farkindasiniz.여러분들께서 이미 알고계실 수도 있을 것 같은데요, 지난 10~20년에 걸쳐 법이 삶에서 차지하는 비중이 점차 커졌습니다.
Hukukun son 15-20 yilda hayatimizda giderek yogun bir yer tuttugunun belki farkindasiniz.Het recht is gegroeid, en heeft steeds meer invloed gekregen tijdens de laatste twee decennia.
Hukukun son 15-20 yilda hayatimizda giderek yogun bir yer tuttugunun belki farkindasiniz.Mohli jste si všimnout, že za posledních 20 let právo postupně prorostlo do našich životů.
Hukukun son 15-20 yilda hayatimizda giderek yogun bir yer tuttugunun belki farkindasiniz.Možno ste si všimli, že právo v posledných dvoch desaťročiach husto prerástlo do vašich životov.
Hukukun son 15-20 yilda hayatimizda giderek yogun bir yer tuttugunun belki farkindasiniz.Negli ultimi due decenni la presenza della legge ha pesato sempre di più nelle nostre vite.
Hukukun son 15-20 yilda hayatimizda giderek yogun bir yer tuttugunun belki farkindasiniz.Nyilván észrevettétek, hogy törvényeink megszaporodtak, az utóbbi egy-két évtizedben.
Hukukun son 15-20 yilda hayatimizda giderek yogun bir yer tuttugunun belki farkindasiniz.Вы могли заметить, что закон разрастался все гуще в вашей жизни за последние пару десятилетий.
Hukukun son 15-20 yilda hayatimizda giderek yogun bir yer tuttugunun belki farkindasiniz.ייתכן שהבחנתם שהחוק שלנו גדל והתעבה במידה רבה במהלך חייכם, במהלך העשור או שנים האחרונים.
Hukukun son 15-20 yilda hayatimizda giderek yogun bir yer tuttugunun belki farkindasiniz.ربما تلاحظون أن القانون قد نَمَى بصورة مضطردة في حياتكم خلال العِقد أو العِقدَيْن الماضيَيْن
Hukukun son 15-20 yilda hayatimizda giderek yogun bir yer tuttugunun belki farkindasiniz.ここ20年ほどの間に生活の隅々まで入り込んで来ました 今や ビジネスをしていたら 顧問弁護士に相談せずに
İçinde bulunduğumuz malî ve ekonomik kriz döneminde, yeşil ekonomiye olan ihtiyaç da giderek artmaktadır.Behovet av en grön ekonomi blir också starkare i tider av finansiell och ekonomisk kris.
İçinde bulunduğumuz malî ve ekonomik kriz döneminde, yeşil ekonomiye olan ihtiyaç da giderek artmaktadır.De behoefte aan een groene economie wordt ook sterker in dit tijdperk van financiële en economische crises.
İçinde bulunduğumuz malî ve ekonomik kriz döneminde, yeşil ekonomiye olan ihtiyaç da giderek artmaktadır.Potřeba environmentálně šetrného hospodářství rovněž sílí v dnešní době finanční a hospodářské krize.
İçinde bulunduğumuz malî ve ekonomik kriz döneminde, yeşil ekonomiye olan ihtiyaç da giderek artmaktadır.Potreba po zelenem gospodarstvu tudi postaja izrazitejša v času finančne in gospodarske krize.
İçinde bulunduğumuz malî ve ekonomik kriz döneminde, yeşil ekonomiye olan ihtiyaç da giderek artmaktadır.Potreba zelenej ekonomiky sa tiež stáva naliehavejšou v tejto dobe finančnej a hospodárskej krízy.
İçinde bulunduğumuz malî ve ekonomik kriz döneminde, yeşil ekonomiye olan ihtiyaç da giderek artmaktadır.Vihreän talouden tarve voimistuu myös nykyisen rahoitus- ja talouskriisin johdosta.
İçinde bulunduğumuz malî ve ekonomik kriz döneminde, yeşil ekonomiye olan ihtiyaç da giderek artmaktadır.стимулиране на фундаментален преход към зелена икономика в Европа
İhlal giderek azaldı.A desobediência a ordem foi diminuindo.
İhlal giderek azaldı.Azután egyre kevesebb lett a próbálkozás.
İhlal giderek azaldı.Después los rompimientos del "echado" se redujeron más y más.
İhlal giderek azaldı.De verbrekingen kwamen steeds minder voor.
İhlal giderek azaldı.Er stand immer seltener auf.
İhlal giderek azaldı.I tentativi di "evasione" diventarono sempre meno.
İhlal giderek azaldı.명령을 어기는 수는 점점 줄어들었습니다.
İhlal giderek azaldı.Les interruptions se sont faites plus rares.
İhlal giderek azaldı.Ridicările deveneau tot mai rare.
İhlal giderek azaldı.Wyłamania stawały się coraz rzadsze.
İhlal giderek azaldı.Σύντομα, σηκωνόταν όλο και λιγότερο.
İhlal giderek azaldı.Нарушений становилось все меньше и меньше.
İhlal giderek azaldı.Прекъсванията станаха все по-малко и по-малко.
İhlal giderek azaldı.השבירות פחתו ופחתו.
İhlal giderek azaldı.كسر الجلوس قل.
İhlal giderek azaldı.罰の効果が表れたのです
İkame tedavisi ayrıca cezaevlerinde de giderek yaygınlaşmaktadır (17).A helyettesítő kezelést börtönökben is egyre gyakrabban biztosítják (17).
İkame tedavisi ayrıca cezaevlerinde de giderek yaygınlaşmaktadır (17).Korvaushoitoa tarjotaan yhä enemmän myös vankiloissa. (17)
İkame tedavisi ayrıca cezaevlerinde de giderek yaygınlaşmaktadır (17).Nadomestno zdravljenje se vse pogosteje zagotavlja tudi v zaporih (17).
İkame tedavisi ayrıca cezaevlerinde de giderek yaygınlaşmaktadır (17).Substitučná liečba sa takisto poskytuje vo zvýšenej miere vo väzniciach (17).
İkame tedavisi ayrıca cezaevlerinde de giderek yaygınlaşmaktadır (17).Substituční léčba je rovněž v rostoucí míře poskytována ve věznicích (17).
İkame tedavisi ayrıca cezaevlerinde de giderek yaygınlaşmaktadır (17).Substitutionsbehandling ges även i ökande utsträckning i fängelser (17).
İkame tedavisi ayrıca cezaevlerinde de giderek yaygınlaşmaktadır (17).Substitutionsbehandling tilbydes i stigende grad også i fængsler (17).
İkame tedavisi ayrıca cezaevlerinde de giderek yaygınlaşmaktadır (17).Все по-често субституираща терапия се предоставя и в местата за лишаване от свобода (17).
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.Je nemyslitelné koupit si to za dvojnásobek, když jednou cestou přes město získají poloviční slevu.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.Je nemysliteľné kúpiť si to za dvojnásobok, keď jednou cestou cez mesto získajú polovičnú zľavu.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.도시의 반대쪽으로 가기만 하면 반값에 살 수 있는데 두배의 가격을 주고 살 수는 없죠.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.Nem tudják elképzelni, hogy dupla áron vennék meg, amikor egyetlen úttal megkaphatják a feléért is.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.Δεν πρόκειται να πληρώσουν τα διπλά όταν, με μια βόλτα στην πόλη, μπορούν να το πάρουν για τα μισά.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.Не могат да си представят да платят двойно, когато едно пътуване ще им спести половината пари.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.הם לא יכולים לדמיין שהם יקנו במחיר כפול כשאפשר לקבל 50% הנחה אחרי נסיעה קצרה בעיר.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.لا يتخيلون أنهم يشترونه بضعف السعر بينما، عبر مشوار عبر المدينة، يمكنهم شراؤه بنصف السعر.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.その倍の値段を払う事など考えられないのです では代わりにステレオ付きの車を探しているとします
İletişim mesafeleri giderek... ...daralmıştı muhakkak.Jarak dimana mereka bisa berkomunikasi... ... Harus memiliki terus menurun.
İletişim mesafeleri giderek... ...daralmıştı muhakkak.그들이 소통 가능했던 거리는 꾸준히 줄어듦에 틀림없습니다.
İletişim mesafeleri giderek... ...daralmıştı muhakkak.La distancia que podía comunicarse... .. .must han disminuido constantemente.
İletişim mesafeleri giderek... ...daralmıştı muhakkak.La distanza alla quale potevano comunicare... ...deve essere diminuita sempre di pių.
İletişim mesafeleri giderek... ...daralmıştı muhakkak.La portée de leurs chants... a dû décroître régulièrement.
İletişim mesafeleri giderek... ...daralmıştı muhakkak.lhr Kommunikationsbereich... ...muss immer mehr geschrumpft sein.
İletişim mesafeleri giderek... ...daralmıştı muhakkak.Разстоянието, на което те комуникират, може би значително се е съкратило.
İnsan ağzının ve dişlerinin giderek daha da küçüldüğüne dair kanıtlar var.Abbiamo la prova che la bocca e i denti umani diventano sempre più piccoli.
İnsan ağzının ve dişlerinin giderek daha da küçüldüğüne dair kanıtlar var.Ada bukti bahwa mulut dan gigi manusia bertambah kecil dari waktu ke waktu.