giderek ile cümle

giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.Nàng bèn đi xuống sân đạp lúa, và làm theo mọi điều mẹ chồng mình đã dặn.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.Niin hän meni alas puimatantereelle ja teki aivan niin, kuin hänen anoppinsa oli häntä käskenyt.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.Och hon gick ned till tröskplatsen och gjorde alldeles såsom hennes svärmoder hade bjudit henne.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.Rut s'a pogorît la arie, şi a făcut tot ce poruncise soacră-sa.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.Så gik hun ned på Tærskepladsen og gjorde alt, hvad hendes Svigermoder havde pålagt hende.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.Så gikk hun ned til treskeplassen og gjorde aldeles som hennes svigermor hadde pålagt henne.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.Scese all'aia e fece quanto la suocera le aveva ordinato
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.Sie ging hinab zur Tenne und tat alles, wie ihre Schwiegermutter geboten hatte.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.Šla tedy na to humno, a učinila všecko, což jí rozkázala svegruše její.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.Και κατεβη εις το αλωνιον και εκαμε παντα οσα προσεταξεν εις αυτην η πενθερα αυτης.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.И пошла на гумно и сделала все так, как приказывала ей свекровь ее.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.И тъй слезе на гумното, та стори всичко, що й заповяда свекърва й.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.ותרד הגרן ותעש ככל אשר צותה חמותה׃
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.فنزلت الى البيدر وعملت حسب كل ما أمرتها به حماتها.
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.路 得 就 下 到 場 上 、 照 他 婆 婆 所 吩 咐 他 的 而 行
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı.路 得 就 下到 場上 、 照 他 婆婆 所 吩咐 他 的 而行
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Basicamente passam toda a vida a fazê-lo.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Biorą życie takie jakie jest. Biorą życie takie jakie jest.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.De bara går igenom sina liv och går vidare med det.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.De går bare igennem deres liv for at komme igennem det.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Ei pur şi simplu merg prin viața lor descurcându-se cu ea.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.He vain ajelehtivat läpi elämän yrittäen jaksaa sitä.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Họ chỉ sống cho qua ngày đoạn tháng
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Ils passent simplement leur vie vaquant à leur occupations.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.그 사람들, 평생을 그 일을 붙잡고 살죠.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Mereka hanyalah menjalani hidup mereka melewati hari demi hari.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Preprosto živijo, sprijaznjeni s tem.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Proste ho nejako tak žijú, až sa s nim eventuálne zmieria.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Prostě tak nějak proplouvají svými životy smíření s tím, jaké jsou.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Semplicemente trascorrono la loro vita tirando avanti.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Sie 'absolvieren' einfach so ihr Leben, leben vor sich hin.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Simplemente pasan sus vidas acostumbrándose.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Úgy élik az életüket, hogy túl lesznek rajta.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar. Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.Они как-то приспосабливаются к тому, чем занимаются, не получая от этого особого удовольствия.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Ze gaan simpelweg door het leven om er doorheen te gaan.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Απλά περνάνε την ζωή τους κάνοντας το.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Вони просто проживають свої життя, приймаючи його таким, як воно є.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.Те просто преминават през живота си, свикнали с това.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.החיים פשוט עוברים עליהם בעוד הם איכשהו מסתדרים עם זה.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.يمضون ببساطة حياتهم دونما إستمتاع.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.耐えて生きるだけです 仕事から喜びを見いだすことはありません
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.A zarazem posławszy król kata, rozkazał przynieść głowę jego.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.És azonnal hóhért küldvén a király, megparancsolá, hogy hozzák el annak fejét.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.Il envoya sur-le-champ un garde, avec ordre d`apporter la tête de Jean Baptiste.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.I poslav hned kata, rozkázal přinésti hlavu Janovu.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.Ja kohta kuningas lähetti henkivartijan ja käski tuoda Johanneksen pään.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.왕이 곧 시위병 하나를 보내어 요한의 머리를 가져오라 명하니 그 사람이 나가 옥에서 요한을 목 베어
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.Og Kongen sendte straks en at Vagten og befalede at bringe hans Hoved
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.Og straks sendte kongen en av sin livvakt avsted og bød ham hente hans hode.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.Preto kráľ hneď poslal kata a rozkázal doniesť hlavu Jánovu.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.Subito il re mandò una guardia con l'ordine che gli fosse portata la testa
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.Vua liền sai một người lính thị vệ truyền đem đầu Giăng đến.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.Vua liền sai một người lính thị_vệ truyền đem đầu Giăng đến .
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.И тотчас, послав оруженосца, царь повелел принести голову его.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.І зараз піславши цар ката, звелїв принести голову його; він же пійшовши, стяв його в темниці.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.ומיד שלח המלך אחד הטבחים ויצוהו להביא את ראשו׃
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.فللوقت ارسل الملك سيافا وامر ان يؤتى براسه.
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.隨 即 差 一 個 護 衛 兵 、 吩 咐 拿 約 翰 的 頭 來 . 護 衛 兵 就 去 在 監 裡 斬 了 約 翰
Hemen bir cellat gönderip Yahyanın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahyanın başını kesti.隨即差一個護 衛兵 、 吩咐 拿 約翰 的 頭來 . 護衛 兵 就 去 在 監裡斬 了 約翰
- Hepsi giderek daha agresifleşiyorlardı.Aproximadamnete un 40% del coste de los juicios se atribuye a las patentes de software.

İlgili Sayfalar