giderek ile cümle
giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Eşcinsel eğilimleri giderek daha da belirgin hale geliyordu.הפירוד הפיזי הגורלי הפך יותר ויותר לפירוד מטפורי.
Şartlar giderek ağırlaşıyor.ויש נוהגים להחמיר.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.בנוסף, בקרב מעמד הפועלים היו אחוזי אבטלה גבוהים בתקופה זו.
1990 'lardan sonra ise hikâyeler giderek azalmaya başlamıştır.בתחילת שנות ה-90 החל לפרסם סיפורים קצרים.
3 Kasım'da giderek kötüleşecek olan komaya girdi.На 3 ноември изпада в постепенно задълбочаваща се кома.
Yunanlarla temas arttıkça eski Roma tanrıları da giderek Yunan tanrılarıyla ilişkilendirilmeye başlandı.С увеличаването на контактите с Гърция старите римски богове бързо започнали да се свързват с гръцките такива.
Tarih boyunca yeni biçimler ve giderek karmaşık hâle gelen yeni kombinasyonlar ortaya çıknıştır.С течение на времето се появяват нови и по-сложни модели.
Cari fazlalık giderek azaldı ve 1982 yılında 70.3 milyon $ açığa ulaştı.Активното салдо намалява и става дефицитно към 1982 г., като достига минус 70,3 милиона щатски долара.
Daha sonra ise bu miktar giderek azalır.Излита след леко разбягване.
Orlando onun peşinden giderek onu yakalamaya çalışmaktadır.Санди бяга след него, опитвайки се да го хване.
Abdülkerim karşısında oluşan sayısal ve teknolojik üstünlük giderek arttı.Техническото и стопанско значение на самопочистващите повърхности се увеличава.
Daha sonra ABD'ye giderek profesyonel güreşçilerle gösteriler yaptı.Слава Богу, че утре започвам работа с американски актьор.
1527 yılında durum giderek kötüleşmeye başlamıştır.През 1517 г. изображението започва да се рони.
Yapay zekâ daha verimli ve karmaşık bir hal aldığından giderek önem kazanmaktadır.Изкуственият интелект става все по-важен, тъй като става все по-ефективен и сложен.
Dang humması dünya genelinde giderek daha çok görülür hâle gelmektedir.Денгата се среща все по-често по света.
Aynı süre içinde, Scott hakkında yazılan hayat hikâyeleri giderek daha eleştirel olmaya başlamıştı.В хода на експедицията капитан Скот се впечатлявал все повече и повече от техните способности.
Giderek Paris ortamında bir ün kazandı.Предстои световнно първенство в Париж.
Bu nedenle köyde hayvancılığın önemi giderek artmıştır.Поради тази причина числеността на птиците в континента не нараства значително.
1976-1977 yıllarında Fransa'ya giderek Paris Üniversitsi Tıp Fakültesi'nde çalıştı.В периода 1970 – 1976 г. работи в Парижкия университет.
Aynı nedenle kiliseye alınmamaktadır; Santuzza Lucia'ya kiliseye giderek kendi ruhu için dua etmesini ister.Тя не може да влезе в църквата, затова моли Лучия да го стори вместо нея.
Askere gidecek gençlerde yaklaşık son bir aylarını evlere davete giderek geçirirler.За ваканцията момчето е пратено у дома за един месец.
Seyahatine Kutsal Topraklara hacca giderek başladı.Пътува с него до светите земи.
Fındık üretimi, geçmiş yıllara oranla giderek artmaktadır.Добивът на въглища непрекъснато се повишава в продължение на няколко десетилетия.
Türkeli İlçesi'ndeki kentsel-kırsal nüfus artış oranları da giderek azalmaktadır.В резултат на това процентът на турското население в България постоянно намалява.
Çin’deki bambu ormanlarının giderek yok olması, pandaların hayatını da tehdit etmektedir.С изсичането на бамбуковите гори, пандите стават все по-застрашени от изчезване.
1852 yılında ise Londra'ya giderek marangoz ustalığı yapmaya başladı.След пътуване до Италия през 1805 започва да се занимава професионално с рисуване.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Външната политика на страната става по-агресивна.
Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında kentin nüfusu giderek azalmaya başladı.През втората половина на Средновековието, ситуацията започна да се променя постепенно.
Son yıllarda nüfusu göçler ve yaşlılık yüzünden giderek azalmaktadır.През последните години населението намалява поради увеличаване на емиграцията и рязък спад в раждаемостта.
Derinlik arttıkça dalgıçın durumu da giderek artan bir şekilde bozulur ve etki zararlı bir hale gelebilir.Ефективността на кормилата рязко се влошава и може да се саморазрушат.
Ancak sömürgelerdeki durum giderek kötüleşiyordu.Успоредно с това обаче проблемите му с кожата се задълбочават.
1990-1991 ve 1992-1996 yıllarında da Londra’ya giderek çalışmalarını sürdürdü.След това за две години, между 1999 и 2001, тренира в Шотландия.
Dahası, genişleme oranı, karanlık enerji sebebiyle giderek artmaktadır.Тъмната енергия, от друга страна, ускорява разширението.
Tarih boyunca, giderek daha doğru matematiksel modeller geliştirildi.Kroz povijest, razvijeni su sve točniji matematički modeli.
1990’lardan beri Çin ve Rusya’da heteroseksüeller arasında giderek bir artış meydana gelmiştir.Od 1990-tih godina do povećanja stopa zaraženosti u heteroseksualaca došlo je u Kini i Rusiji.
Şu anda 23.44 derecelerinde bulunmakta ve giderek düşmektedir.Trenutno taj kut iznosi 23,44° i opada.
1952'de ABD'ye giderek karatesini ulusal televizyonda tanıttı.1952. godine započinje svoje putovanje po Americi demonstrirajući karate na televiziji i pred publikom.
Buradan da kuzeye giderek Şanghay yakınlarındaki Hangzhou'ya ulaştı.Od tamo je krenuo na sjever do Hangzhoua, nedaleko od današnjeg Šangaja.
Swift bunu söyledikten sonra ayağa kalkmış ve yatak odasına giderek The Story of Us şarkısını yazmıştır.Kada se Swift vratila kući, razgovarala je s svojom majkom, a kasnije je napisala pjesmu "The Story of Us".
Daha sonra ise bu miktar giderek azalır.Poslije izrade (motanja) izvodi se nisko popuštanje.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Oko same Nakovane zabilježeno ih je tridesetak.
Zor koşullar altında Yahudiler arasında mistizme inananların sayısı da giderek artıyordu.Poboljšanje uvjeta za Židove vidi se i u rastu njihova broja.
Savunmadaki Sovyet birlikleri her karış toprağı inatla savunurken Alman kayıpları da giderek arttı.Kao i u svim drugim ofenzivama na Zapadnom frontu Nijemci su tijekom napredovanja izgubili topovsku zaštitu.
Nüfusu 275 bin dolaylarındadır(2006) ama giderek artan bir nüfusa sahiptir.Trenutno su na ovom području oko 25.000 hotelskih soba (2006.) - s tendencijom rasta.
Bir kısmı Macaristan’a giderek Macarlara karışmışlardır.Dio njih se nastavio izjašnjavati Mađarima.
Tarımda kullanılan ilaçların etkisiyle arıcılık giderek azalmaya başlamıştır.U New Yorku nasilje prouzrokovano konzumiranjem droge sve je gore.
Giderek az sayıda kalan savunmacılar 21 Ekim 1603 tarihinde teslim oldular.Nabrzinu su ga sastavila četvorica pravnika, a na snagu je stupio 21. ožujka 1804.
Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında kentin nüfusu giderek azalmaya başladı.U drugoj polovici 18. stoljeća stanovništvo Banje Luke se naglo smanjuje.
1527 yılında durum giderek kötüleşmeye başlamıştır.U ožujku 1927. njeno se zdravstveno stanje pogoršava.
Sonraki on yıl içinde Taynoların yaşam koşulları giderek azalmıştır.Zadnjih 2-3 tisuće godina, životni prostor azijskih slonova neprekidno se smanjuje.
İlk sergisini İtalya'da açtıktan sonra Paris'e giderek atölye kurdu.Nakon školovanja ostaje u Parizu i gradi svoj prvi atelier.
"Gay dostu yerler giderek artıyor"."Kćeri milosrđa" proširile su se još i više.
Bazıları ise neredeyse ışık hızında giderek göreceli bir hızlı yolculuk yaparlar.U zraku ih je gotovo nemoguće vidjeti jer lete prevelikom brzinom.
Solow’un ilgisi giderek makroekonomi’ye kayıyordu.Solowov záujem sa postupne zmenil na makroekonómiu.
Güney Kore'de giderek daha popüler bir hale gelmiştir.Mimoriadne populárna je v Južnej Kórei.
Köyde genç aileler giderek azalmaktadır.V dedine tak mizne čoraz viac mladých žien.
Dede paradoksu - Zaman yolcusu geçmişe giderek büyükbabasını öldürür.Paradox starého otca - cestovateľ v čase zabije svojho starého otca predtým ako bol splodený jeho otec.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Pre šľachtu sa stával čoraz väčšou hrozbou.
19. yüzyılda sürdürülen çalışmalar 1850'den bu yana yıldızın kadrinin giderek azaldığını ortaya çıkarmıştır.Neskoršie pozorovania počas 19. storočia potvrdzujú postupné znižovanie svietivosti od roku 1850.
Köy nüfusu giderek azalmaktadır.Počet obyvateľov obce neustále klesá.