giderek ile cümle
giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dahası, genişleme oranı, karanlık enerji sebebiyle giderek artmaktadır.Trong giai đoạn này, sự giãn nở gia tăng của Vũ trụ là do năng lượng tối.
1967'de Moskova'ya giderek tarih ve sanat eğitimi gördü.1967年よりモスクワで歴史と芸術を学ぶ。
Oradan Fransa'ya giderek Paris'e yerleşirler.のちにフランスのパリへ移住。
İzmir Mevlevihanesi'ne giderek kendini neyine verdi.伊勢参りに行ったことがあるのが自慢。
Şabat günü Yahudiler gün boyu dinlenir, Tevrat okur ve sinagog'a (havra) giderek dua ederler.7月には佐渡奉行に、12月には所務奉行(後の勘定奉行)に任じられ、同時に年寄(後の老中)に列せられた。
Daha sonra ise bu miktar giderek azalır.完先(かんさき)と略される。
Çöp arabası, çöplüklere giderek çöpleri boşaltır.ワンタッチでゴミをゴミ箱に捨てられる。
Kendisini reddedenler ve kendisine kin besleyenler giderek çoğalıyordu.一方、難を逃れた和糸と合流した者達は和糸を一真の元に導く。
Bu gerçekten giderek belirgenleşen deliliğinin bir göstergesidir.それは大胆かつ鮮やかなお披露目であった。
County'nin nüfusu giderek büyümeye devam etmektedir.郡の西部はかなりの成長を続けている。
Çin şu anda giderek yerli yenilikleri amaçlamakta ve kalan zayıflıkları düzeltmeyi hedeflemektedir.中国は現在次第に目標を中国独自の技術革新へと変えつつあり、これまで弱点とされていた分野を改善することを目標とするようになっている。
Paulo, tuvalete giderek elmasları alır ve iç çamaşırına saklar.パウロはステーションのトイレに戻り、ダイヤモンドを自分の下着の中に隠した。
Çoğu örnekte, kişi geçmişe giderek zaten yaşanmış bir olaydaki görevini yerine getirir.その多くは過去に自分が捜査にあたった事件がらみが多い。
1929'da Çin'i ziyarete giderek demir yolları bakanlığında danışmanlık da yaptı.1929年 アドバイザーとして鉄道省を支援するため、中国を旅行。
Üniversite çevresindeki faaliyetleri sayesinde parti giderek büyüdü.大学時代から政治活動に関わっていたため、組織ではどんどん出世していった。
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.これにより実に37年ぶりに陽の目を見る事となった。
Amerika'ya giderek dans öğretmenliği yaptı.アメリカにダンス留学していた。
Giderek daha da dindarlaşarak keşiş hayatı yaşamaya başladı.彼女は次第に、より敬虔に修道生活を勤めるようになった。
1527 yılında durum giderek kötüleşmeye başlamıştır.翌天正5年(1577年)に入り情勢はますます悪化する。
Yahudi nüfus ise İsrail'in kuruluşundan sonra giderek azalmıştır.一方ユダヤ人評議会はますます権威を落とした。
ABD’de sokaklara demokrasi egemen; ama tehlike devletin giderek güçlenmesinden kaynaklanıyor.これ以降、ドイツ諸邦において反革命が勢いづき、革命勢力は次第に守勢に追い込まれる。
Fakat buna rağmen resimleri sergilenmeye devam edildi ve giderek kabul ve saygı gördü.それでもなお、これらの絵画は高く評価され、手本とされた。
Her şeye rağmen Johnny'e giderek yardım ister.成り行きでジョニー達に助けられた後は旅についてくることになる。
Polisler eve giderek üzerinde hala daha kurumuş kan izleri olan bıçağı getirdiler.これに加えて、家の中から凶器とみられる包丁が血を洗い流した状態で見つかった。
Turizm giderek önem kazanmaktadır.一方、観光は重要性が高まっている。
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.全国規模での景気減速が明確化。
Dang humması dünya genelinde giderek daha çok görülür hâle gelmektedir.ニワトリの飼育数は世界全体において急増を続けている。
Giderek yerel bir kopyası geciktirilerek, iki örnek sonunda uyumlu olabilir.地方巡業をする際に活用され、当時の位付けの一端は覗うことができる。
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.そのことが人類にとって彼らをより一層脅威としている。
Bunun yerine giderek daha sıkışık bir düzen aldılar.代わりにその場でひるむ動作を取るようになった。
Daha sonra ABD'ye giderek birçok filmde oynadı.その後アメリカ映画にも多く出演。
Işık kirliliği şehirleşmiş bölgelerde giderek artan ıık kaynağıdır.光汙染是城市化地區的天空亮度不斷增加的來源。
Kendisini reddedenler ve kendisine kin besleyenler giderek çoğalıyordu.释己而教人者逆,正己而化人者顺。
Ayrıca kontrol de giderek zorlaşmıştır.这使得保持足够的控制越来越困难。
Tarih boyunca, giderek daha doğru matematiksel modeller geliştirildi.纵观历史,许多越来越准确的数学模型得到发展。
Musa, Midyan (Medyan) şehrine giderek orada bulunan Midyan’ın Peygamberlerinden Yitro (Şuayb)'la tanışır.在《希伯來聖經》中,西奈山是耶和華的使者從荊棘裡火焰中向摩西顯現之處。
Giderek daha da dağılır kalbim her yana.但我的心臟也因此越來越大顆。
Ancak giderek düşen talep nedeniyle okullar kapanma tehlikesiyle yüz yüzedir.基於安全的原因,學校面臨着被關閉的危險。
Dasch ise bununla yetinmeyip Washington’daki FBI Merkezine giderek teslim olur.达斯奇决定到华盛顿特區的联邦调查局总部自首。
Yağışlar, yaz mevsimi boyunca giderek yoğunlaşır ve getirdikleri nem, hemen büyük bir buharlaşmaya uğrar.去歲霪雨兼旬,河流狂漲,橫堤決岸,寶坻受害獨深。
Fransa'ya giderek bir süre Avrupa'yı dolaştı.期间他多次周游法国。
Polisler eve giderek üzerinde hala daha kurumuş kan izleri olan bıçağı getirdiler.現場檢獲疑似兇器染血菜刀一把。
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.公司的经济状况继续不断下降。
Giderek daha az rastlanmaktadır.质疑越来越少。
O zamandan beri, şirket giderek büyüdü.这样,公司变得虚胖了。
Günümüzde çerçilik giderek azalmaktadır.今天,这样的纠纷已经渐渐减退。
Yeni evli çift görünüşte balayını geçirmek için trenle Paris'e giderek bir otele yerleşirler.一對日本新婚夫婦到巴黎度蜜月。
Kaymakam ve Belediye Başkanı daha sonra adliyeye giderek birbirlerinden şikayetçi oldu.二審被法院駁回後,檢察官繼續上訴最高裁判所。
Yavaş başlayıp, giderek egzersizin derecesi artırmak.不斷進行基本訓練,能力一點一點的在提升中。
Kuzeybatı Cephesi'nin cebi ortadan kaldırma umudu giderek azaldı.东北问题和平解决变得越来越渺茫。
Nazım, giderek nesre yaklaşmış olur.後來,愈來愈傾向太子。
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.我部看边之人,二百年来,俱在近边住种。
Ancak göstericilerin sayısı giderek daha da arttı.但是,毫无疑问,人数是越来越多。
Dört gün sonra Paris'te Amerikan Elçiliğine giderek, KGB ajanı olduğuna belirtti ve iltica talep etti.四天後,取代他原本應前往蘇聯的行程,他進入了在巴黎的美國大使館,並且宣稱他是克格勃的官員欲請求政治庇護。
Bu yıllarda, tribünler ve senatörler giderek yakınlaştılar.在这段時間,护民官和议员的关系变得越来越密切。
Eşkınlı'nın içinde ise son yıllarda arıcılık giderek önem kazanmıştır.乃瀕年以來,不知斂抑,肆虐愈深,為禍滋甚」。
Kahire'de kitle gösterileri ve şiddet eylemleri giderek sıklaştı.他发到开罗的电报,也越来越尖锐。
Şabat günü Yahudiler gün boyu dinlenir, Tevrat okur ve sinagog'a (havra) giderek dua ederler.七月庚寅,至榆木川,上不豫;明日大漸,召輔受遺命,凡軍務悉屬輔統之。
Yahudi nüfus ise İsrail'in kuruluşundan sonra giderek azalmıştır.犹太社区组织几乎在一夜之间消失。
Bu sırada Dağlık Karabağ'daki anlaşmazlık giderek artıyordu.此时,沿线的山势逐渐平缓。