giderek ile cümle

giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
3 Kasım'da giderek kötüleşecek olan komaya girdi.Pada 3 November, kondisinya semakin menurun menjadi koma.
Geç Eski Taş Çağı'nda Kuzey Afrika'nın kurak iklimi giderek ısındı ve kuraklaştı.Pada akhir masa Paleolitik, iklim Afrika Utara menjadi semakin panas dan kering.
Bazı gelişmiş ülkeler, bazı düzenlemelere giderek dış mekanlarındaki hava kalitesini yükseltmiştir.Sejumlah negara maju sudah berhasil meningkatkan kualitas udara luar melalui peraturan-peraturan.
Az sonra sesi giderek homurtuya dönüştü."Dalam sekejap ia tampaknya telah berkembang menjadi raksasa " — .
Kendi kaynakları üzerinde denetim sağladıkları andan itibaren taşra giderek daha varlıklı oldu.Setelah menguasai sumber daya mereka sendiri, provinsi-provinsi menjadi lebih kaya.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Sekarang untuk pertama kalinya saya dapat melihat apa yang telah saya ciptakan 45 tahun lalu.
Bir gün duvara giderek orada çalışanlardan kendisine bir dörtlük yazması için yardım etmelerini istedi.Ia pergi ke dinding, dan bertanya kepada seorang petugas di sana untuk menulis puisi baginya.
Kullanıldığında giderek artan hareket hızı sağlar.Jika digunakan, kecepatan pemakaianya akan bertambah.
Nüfusu 275 bin dolaylarındadır(2006) ama giderek artan bir nüfusa sahiptir.Kota ini memiliki jumlah penduduk sebanyak 210.000 jiwa (2006) dan memiliki luas wilayah 15 km².
Bu amaçla MÖ 499 kışında Yunanistan'a giderek müttefik bulmaya çalıştı.Pada musim dingin tahun 499 SM, dia berlayar ke Yunani daratan untuk mencoba mencari sekutu.
Daha sonra gümüşün ayarı giderek düşürüldü.Sementara itu, kontribusi timah semakin menurun.
Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında kentin nüfusu giderek azalmaya başladı.Pada abad ke-20 penduduk Kumlinge mulai menurun.
Tarım ve hayvancılığın ağırlığı ise giderek azalmaktadır.Dengan demikian pendapatan dan taraf hidup petani perlahan semakin meningkat.
Festivale olan katılım her yıl giderek artmaktadır.Jumlah pesertanya terus meningkat tiap tahunnya.
Nüfuzu giderek arttı.Populasinya mulai meningkat.
Her yıl Novi Sad'a gelen turist sayısı 2000 yılından itibaren giderek artmıştır.Perkembangan jumlah wisatawan yang datang ke Kepulauan Seribu dari tahun ke tahun cenderung meningkat.
Devlet içinde ailesinin giderek güçlenmesi rahatsızlıklara sebep oldu.Konflik dalam rumah membuatnya semakin terbebani.
Bu grup Ağrı Dağına doğru giderek Hoybûn ayaklanmasını başlatmışlardır.Karena peperangan itu pula ibukota dipindahkan ke Gunung Rengganis, yang sekarang disebut Dayeuh Luhur.
Modern Matematik 19. yüzyıl 19. yüzyıl boyunca matematik giderek soyut hale geldi.Matematisasi ekonomi mulai digalakkan pada abad ke-19.
Her şeyini kaybetmiş giderek paranoyak ve saplantılı bir hale gelmiştir.Kecurigaan terus meningkat dan berubah menjadi paranoia kolektif.
Kızıl Ordu giderek arazi kazandı.Tentara Merah dapat memenangkan pertempuran ini.
Tartışma, giderek atışmaya, sonunda da inatlaşma ve boy ölçüşmeye (лӀышъхьэ зэтэх) varır.Pepatah dapat tampil dengan penuh sindiran, ejekan (bersifat ironi), maupun kejenakaan/humor.
O giderek artarak rahatsız eden istekleri reddettikçe, Malkin taktiklerini değiştirir.Karena gagal merebut Merambung, Belanda mengubah taktik.
Sonraları genişletilen Barselona limanı giderek bugünkü dev boyutlarına ulaşmıştır.Pelabuhan Barcelona saat ini sedang diperbesar hingga kapasitasnya menjadi 2 kali kapasitas saat ini.
N giderek büyüdüğü için U ( N ) → U {\displaystyle U(N)\to U} .Nilai K H {\displaystyle K_{\rm {H}}} menurun dengan meningkatnya kelarutan.
Güney Kore'de giderek daha popüler bir hale gelmiştir.Prestasi olahraga Korea Selatan terus meningkat.
İsabet alan Osmanlı gemilerinin hızı giderek düşüyordu.Akibatnya, kecepatan kapal Rusia menjadi berkurang.
Hayranların sayısı giderek artıyordu.Jumlah pengikutnya makin bertambah.
Hastanede kaldığı süre içerisinde durumu giderek kötüleşti.Selama dirawat di rumah sakit, kondisinya semakin memburuk.
1527 yılında durum giderek kötüleşmeye başlamıştır.Banjir pada 1925 membuatnya semakin parah..
Yüzünün ve ellerinin renk değiştirdiğini ve giderek kurt adama dönüştüğünü söyledi.Ia merasakan bulu-bulu bertumbuhan di wajah dan tubuhnya, dan ia berubah menjadi seorang Manusia Serigala.
Şartlar giderek ağırlaşıyor.Keadaan pun semakin memanas.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Tingkah laku orang-orang mulai meningkat menjadi ancaman.
1990'lı yıllar boyunca, Andersen Consulting ve Arthur Andersen arasında giderek artan bir gerilim vardı.Trong suốt những năm 1990, sự căng thẳng ngày càng tăng giữa Andersen Consulting và Arthur Andersen.
1861 ilk aylarında Fort Sumter çevresindeki durum giderek bir kuşatmaya benzemeye başladı.Trong những tháng đầu năm 1861, tình hình xung quanh đồn Sumter ngày càng trở nên giống với một cuộc bao vây.
Beş çocuklarından en büyüğü, Jules, Giessen'e giderek Justus Liebig'in asistanlığını yapmıştır.Ông đã có năm người con, trong đó người lớn tuổi nhất (Jules) trở thành trợ lý cho Justus Liebig ở Giessen.
Paulo, tuvalete giderek elmasları alır ve iç çamaşırına saklar.Paulo trở lại nhà vệ sinh để lấy kim cương, sau đó anh giữ chúng trong quần lót.
Premier League ve Football League arasında giderek artan bir uçurum vardır.Khoảng cách giữa Premier League và Football League ngày càng tăng.
Gödül köyü giderek gelişme ve değişme göstermektedir.Làng quê ngày càng phát triển và đổi mới.
Cevahir ise askere giderek bu sefer Ulvi tek kalmıştır.Quân Thục đi qua Tán Quan Tuy vậy lần này quân Ngụy phòng thủ kỹ càng.
Bu zar giderek çevreye yayılır.Vương triều này dần dần lụi tàn.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Ông ở lại những nơi mới khai phá này 10 năm.
Güçlerine gelince, giderek daha fazla arttırılır.Thế lực của ông càng lớn mạnh.
Batory'nin sağlığı hayatının son birkaç yılında giderek kötüleşmişti.Sức khỏe của Báthory đã giảm trong nhiều năm.
Çiftyıldızların gözlemlenmesi 19. yüzyılda giderek artan bir önem kazanmıştır.Việc quan sát các sao đôi bắt đầu tăng lên một cách quan trọng trong thế kỷ XIX.
İlçede eğitim ve öğretime verilen önem giderek artmaktadır.Chất lượng dạy và học ngày càng được nâng cao.
Kral tarafından seçilen üyelerin sayısı başlangıçta 100 olmasına rağmen bu sayı giderek artmıştır.Dù chỉ có bảy quốc gia tham gia đại hội đầu, số lượng đó cứ dần tăng lên.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.Tâm của nó, nơi chứa phần lớn khối lượng, trở nên ngày càng nóng hơn phần đĩa bao quanh.
Harold Fransa’ya giderek William’a bu haberi verecektir.Sau đó ông bán lại phần đất này cho William.
Aşağıdaki sınıflar giderek azalan kütlelere sahiptir.Dưới cùng của lớp bì có nhiều mô mỡ tích lũy.
Yunanlarla temas arttıkça eski Roma tanrıları da giderek Yunan tanrılarıyla ilişkilendirilmeye başlandı.Kết hợp với tín ngưỡng của Hy Lạp cổ đại, các thần La Mã cũ được tăng thêm sức mạnh từ các thần Hy Lạp.
Giderek daha az rastlanmaktadır.Biến chứng thường ít gặp.
Daha sonra gümüşün ayarı giderek düşürüldü.Quả vàng quả bạc liền rụng xuống.
Giderek artan bir gerçekçiliğin ortaya çıktığı görülmektedir.Tôi luôn luôn tưởng tượng ra những điều tồi tệ hơn sự thực.
Eşcinsel eğilimleri giderek daha da belirgin hale geliyordu.Lúc này, sự phân biệt giới tính trở nên rõ ràng hơn về hình thái.
Fransa'da asbeste bağlı hastalıklardan her yıl 4000 kişi ölmektedir ve sayı giderek artmaktadır.Hiện trên thế giới ước lượng có hơn 190 triệu người mắc bệnh tiểu đường và số này tiếp tục tăng lên.
Han Hanedanı zamanla giderek Antik Dünya'nın en büyük ekonomisi oldu.Trung Quốc dần trở thành nền kinh tế lớn nhất của thế giới cổ đại.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.Tỷ lệ thất nghiệp đã tăng ngay sau đó.
Son on yılda, süpersüreklilik hakkında araştırmalar giderek artmaya devam ediyor.Trong vòng 100 năm qua, những nghiên cứu về Bt liên tục phát triển.
Geçmiş yıllarda giderek artan sayıda erkek fahişe olsa bile, neredeyse hepsi kadındır.Phần lớn họ là nữ giới, dù những năm gần đây đã nổi lên nam giới bán dâm.

İlgili Sayfalar