giderek ile cümle
giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
O zamandan bu yana bilimadamları giderek daha isabetli hale gelen ölçümler yapışlardır.A továbbiakban egyre pontosabb mérések születtek a rendszerről.
Savunma ve hayatta kalma giderek zorlaştı.Ez gyakorlatilag azt jelentette, hogy az ellátás és a fizetés egyre bizonytalanabbá vált.
Bengütaş, bu heykellerin eskizlerini Türkiye'de hazırlayıp Roma'ya giderek orada tamamladı.Ezután Bengütaş ismét Rómába ment, hogy vázlatokat készítsen leendő szobrai előterveiként.
Coldplay ve U2 arasındaki karşılaştırmalar giderek yaygınlaştı.Coldplayn ja U2:n vertailusta tuli todella yleistä.
Giderek daha da dağılır kalbim her yana.Yhä useamman sydän pettää.
Coates'in kızı Emma E. Hickox da annesinin izinden giderek sinema sektöründe başarılı bir editör olmuştur.Coatesin tytär Emma E. Hickox on myös menestynyt elokuvaleikkaaja.
Tokyo'ya giderek hayallerinin peşinden koşmak ister.Mutta nyt hän on lähdössä New Yorkiin unelmiensa työn perässä.
Dede paradoksu - Zaman yolcusu geçmişe giderek büyükbabasını öldürür.Isoisäparadoksi: mitä tapahtuu, jos matkustat ajassa taaksepäin ja tapat isoisäsi.
Sonraki yıllarda bu tasvirler giderek daha detaylı ve incelikli hale geldi.Sarjan piirrostyyli muuttui myöhempinä vuosina entistäkin runsaammaksi ja yksityiskohtaisemmaksi.
Güney Kore'de giderek daha popüler bir hale gelmiştir.Laji on yleistynyt Etelä-Suomessa.
1527 yılında durum giderek kötüleşmeye başlamıştır.Syksyllä 1569 olot vielä huononivat.
Elfler katledilse dahi ruhları Mandos'un Salonları'na giderek dünyanın sonuna kadar orada bekler.Kerrottiin, että kuolleet haltiat pääsivät Mandosin saleihin odottamaan maailmanloppua.
1952 yılında, Almanya'ya giderek Berchtesgaden'e taşındı.Vuonna 1952 hän muutti Saksan puolelle Berchtesgadeniin.
KEİ'nin uluslararası kimliği de giderek ağırlık kazanmıştır.EK:n henkilökunnan asema kuitenkin parani.
Daha sonraki yıllarda alkol bağımlılığı yüzünden sağlıği giderek bozuldu.Lahtisen viimeisiä vuosia varjosti alkoholismin myötä heikentynyt terveys.
Bazı kişilerde hayal kırıklığı daha kötüye giderek depresyona dönüşebilir.Joskus tylsyyden syvennyttyä ihmistä voi alkaa masentaa.
2001 ile 2005 yılları arasında aracın satışları giderek artmıştır.Vuosina 2000–2001 ostokset jatkuvat.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.Yhteiskunnallinen eriarvoisuus näyttää lisääntyneen tällä kaudella.
Bu zar giderek çevreye yayılır.Lehdet kasvavat varressa kierteisesti.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Ranskassa vastaava sanaharkka oli alkanut jo 30 vuotta aiemmin.
Giderek yaşlanıyorum ve şu ana kadar hiçbir Grand Slam turnuvasını kazanamadım.Nadal ei ollut koskaan aiemmin pudonnut jatkosta Grand Slam -turnausten ensimmäisellä kierroksella.
Turiddu da kiliseye giderek Lola'yı takip etmek istemektedir.Turiddu ja Lola menevät kirkkoon.
Brejnev döneminde dış politikada Sovyetler Birliği'nin etkisi giderek artmaktaydı.Cromwellin aikana Englannin ulkopoliittinen voima kasvoi yleisesti.
Artık grafit giderek kalem halini alıyordu.Kuvan on ottanut Jouko Lehtola.
Kızıl Ordu, giderek daha fazla silahla donatılıyordu.Automaattiaseilla pyrittiin aseistamaan yhä suurempi osa armeijasta.
Eşcinsel eğilimleri giderek daha da belirgin hale geliyordu.Myös psykologisia piirteitä alkoi esiintyä entistä enemmän.
Bütün bunlara karşın‚ takımı ayakta tutabilmenin külfeti giderek artıyordu.Kappale kokonaisuudessaan kuului: »Kansainvälisen moninkeskeisen systeemin ylläpitäminen käy yhä vaikeammaksi.
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.Teollisuuden osuus taloudesta on edelleen vähentymässä.
ABD’ye giderek Los Angeles’ta Beverly Hills semtinde bir malikanede yaşamını sürdürdü.Elämänsä lopulla hän asui Los Angelesin Beverly Hillsissä.
Günümüzde çerçilik giderek azalmaktadır.Viime aikoina pesimäkanta näyttäisi taantuvan.
Coldplay ve U2 arasındaki karşılaştırmalar giderek yaygınlaştı.Οι συγκρίσεις που γίνονταν μεταξύ των Coldplay και των U2 γίνονταν όλο και πιο συχνά.
1861 ilk aylarında Fort Sumter çevresindeki durum giderek bir kuşatmaya benzemeye başladı.Τους πρώτους μήνες του 1861 η κατάσταση στο φρούριο Σάμτερ έμοιαζε όλο και περισσότερο με πολιορκία.
Yunanlarla temas arttıkça eski Roma tanrıları da giderek Yunan tanrılarıyla ilişkilendirilmeye başlandı.Καθώς αυξανόταν η επαφή με τον ελληνικό πολιτισμό, οι παλαιοί θεοί συσχετίστηκαν έντονα με τους ελληνικούς.
Tsunade'nin yanına giderek ondan kendisini eğitmesini istemiştir.Για αυτό και αργότερα ζητάει από την Tsunade, να την εκπαιδεύσει ως γιατρό.
Dünyanın birçok yerinde gökdoğan popülasyonları giderek çoğalmaya başlamıştır.Παρ' όλα αυτά, στις διάφορες περιοχές του κόσμου άρχισαν να λατρεύονται πολλές θεότητες ταυτόχρονα.
Ama giderek konuşan sayısı azalmaktadır.Ο μικρός αριθμός των ομιλητών μειώνεται περαιτέρω.
Leonid Krasin ile beraber Londra’ya giderek İngiliz- Sovyet Ticaret Antlaşmasını imzalar.Συνόδευσε τον Λεονίντ Κράσιν στο Λονδίνο στις διαπραγματεύσεις για την Συμφωνία Αγγλο-Σοβιετικού Εμπορίου.
Bunu takip eden günlerde durumu giderek kötüleşti.Κάθε μέρα που περνούσε η κατάσταση του χειροτέρευε.
Bu nedenle köyde hayvancılığın önemi giderek artmıştır.Ο κτηνοτροφικός πλούτος της χώρας αυξάνει σταθερά.
Her yıl Novi Sad'a gelen turist sayısı 2000 yılından itibaren giderek artmıştır.Από το 2000 ο αριθμός των τουριστών που επισκέπτονται το Νόβι Σαντ αυξάνεται σταθερά κάθε χρόνο.
2001 ile 2005 yılları arasında aracın satışları giderek artmıştır.Από το 2001 μέχρι το 2007 οι ετήσιες πωλήσεις των Mac αυξάνονται συνεχώς πάνω από το μέσο όρο της αγοράς.
Ayrıca kontrol de giderek zorlaşmıştır.Επίσης η αποσφαλμάτωση γίνεται πιο δύσκολη.
Takip eden iki senede de popülerlikleri giderek arttı.Στα προσεχή δυο χρόνια, η φήμη της ανέβαινε.
Svanlar arasında Svanca’nın yerini giderek Gürcüce almaya başlamıştır.Περιστασιακά διασχίζουν τη Σουσούμνα στη θέση των τσάκρα.
Dang humması dünya genelinde giderek daha çok görülür hâle gelmektedir.Ο δάγκειος πυρετός διαδίδεται όλο και περισσότερο παγκοσμίως.
Birkaç kere Viyana giderek orada imparatorun müzisyeni olma araştırmaları yaptı.Άλλες φορές τραγουδούσαν με αυτοσχεδιασμό διασκεδάζοντας τον Αυτοκράτορα.
Ancak yüzyıllar boyunca bu ormanlar çeşitli nedenlerle tahrip edilmiş ve giderek azalmıştır.Με το πέρασμα των αιώνων η επιφάνεια αυτή σταδιακά διαβρώθηκε και εξαφανίσθηκε.
"Gay dostu yerler giderek artıyor".Η χώρα των ποντικών πάντα περνάει πολύ όμορφα".
Nazım, giderek nesre yaklaşmış olur.Η Μέλι έρχεται πιο κοντά με τον Ρασάντ.
13. yüzyıla doğru, konularını efsanelerden alan sagalar giderek yaygınlaşmıştır.Από τον 9ο αι. οι γραπτές μαρτυρίες αυξάνονται.
Portland giderek artan liberal yaklaşımları ile dikkati çekti.Ο Μπαντάουι συνέχισε θαρραλέα να εκφράζει τις μετριοπαθείς φιλελεύθερες απόψεις του.
Ancak kodlu karakter kümesinin boyutu büyüdükçe bu yöntem giderek verimsizleşmektedir.Παράλληλα με την συνέχιση της σειράς, ο χαρακτήρας της εξελίσσεται.
Şartlar giderek ağırlaşıyor.Οι καταστάσεις γίνονται σιγά-σιγά χειρότερες.
Çin'e giderek bu ülkeyi 30 yıldır ilk ziyaret eden Sovyet lideri oldu.Ήταν για τη Κίνα η πρώτη επανδρωμένη αποστολή για περισσότερα από τρία χρόνια.
Hepimiz olanlardan mutluyduk, özellikle Metallica'nın giderek daha da popüler olmasından dolayı.Η φήμη τους μεγάλωνε και ειδικότερα ο Αλέξιος γινόταν όλο και πιο αγαπητός στο λαό.
Bu hoş müzikle Argos'un gözlerinin tümü ağır ağır kapanır, giderek derin bir uykuya dalar.Ο Ερμής αποκοίμισε με τη γοητεία του αυλού όλα τα μάτια του Άργου, και ενώ κοιμόταν τον αποκεφάλισε.
O zamandan bu yana bilimadamları giderek daha isabetli hale gelen ölçümler yapışlardır.Από τότε οι ρόλοι του σημείωσαν όλο και μεγαλύτερη επιτυχία.
Beş çocuklarından en büyüğü, Jules, Giessen'e giderek Justus Liebig'in asistanlığını yapmıştır.Έγινε πατέρας πέντε παιδιών, εκ των οποίων ο μεγαλύτερος (Ζυλ) έγινε βοηθός του Γιούστους Λήμπιχ στο Γκίσεν.
Lichas da Dejanira'nın giderek artan kıskançlığını gözlemektedir.Πολλές φορές ανταλλάσσει σχόλια ζηλοφθονίας με την Δήμητρα.
Daha sonra Almanya'ya giderek hukuk eğitimi aldı.Αργότερα θα πάει στη Αγγλία όπου θα σπουδάσει νομική.