giderek ile cümle

giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Günümüzde diğer kültürlerde de kullanımı giderek azalmaktadır.V ostatních oblastech jejich používání rychle klesá.
Çiftyıldızların gözlemlenmesi 19. yüzyılda giderek artan bir önem kazanmıştır.Význam pozorování dvojhvězd rostl v průběhu 19. století.
1990’lardan beri Çin ve Rusya’da heteroseksüeller arasında giderek bir artış meydana gelmiştir.Od 90. let 20. století došlo k navýšení počtu nakažených heterosexuálních osob v Číně a Rusku.
Giderek güçlenir ve Karanlık Lord konumuna gelir.Zůstaň s námi, Pane, když se stmívá.
O zamandan bu yana bilimadamları giderek daha isabetli hale gelen ölçümler yapışlardır.Od této doby se jídlo z vědeckého hlediska začalo zajímat více lidí.
Savaştan sonra rütbesi giderek yükseldi.Jejich počet soustavně od konce války klesá.
Giderek yaşlanıyorum ve şu ana kadar hiçbir Grand Slam turnuvasını kazanamadım.Stala se jí přestože nevyhrála žádný grandslam.
Kaymakam ve Belediye Başkanı daha sonra adliyeye giderek birbirlerinden şikayetçi oldu.Starosta se odvolal, posléze celá záležitost skončila u soudu.
Dünyada biyogaz üretim ve kullanımı giderek gelişmektedir.Význam a spotřeba bionafty v Evropské unii neustálé stoupá.
O zamandan beri, şirket giderek büyüdü.Od té doby prodeje neustále narůstaly.
Artan internet kullanımı ve alışveriş sebebiyle giderek daha çok kullanılmaya başlanmıştır.V současnosti využívá internet pro svůj nákup čím dál tím více uživatelů.
New York'a giderek yine oyunculuk eğitimi aldı.Zkusila tedy opět divadelní činnost v New Yorku.
İlk sergisini İtalya'da açtıktan sonra Paris'e giderek atölye kurdu.Po své první autorské výstavě v Londýně, která byla velkým úspěchem, se odstěhoval do Paříže.
Daha sonra Denizli'ye giderek mevlevi şeyhi Fani Dede (ö.Táhni, bučeli fanoušci na van Persieho.
Çarpışmalar giderek sertleşti.Boj se stále přiostřuje.
Günümüzde çerçilik giderek azalmaktadır.V dnešní době stále více ustupuje do pozadí.
Ancak sömürgelerdeki durum giderek kötüleşiyordu.Stav maleb v jeskyních se prudce zhoršuje.
Bu arada ülkedeki karışıklık giderek güçlü bir hal almıştır.V zemi navíc stále více rostl neklid.
Daha sonra gümüşün ayarı giderek düşürüldü.Později se v okolí začalo těžit stříbro.
Geçmiş yıllarda giderek artan sayıda erkek fahişe olsa bile, neredeyse hepsi kadındır.I přesto, že se obecně rodí víc mužů než žen, je v mnoha zemích napříč všemi věkovými kategoriemi víc žen.
Felsefeye olan ilgisi giderek arttı.Zájem o fotografii prudce vzrostl.
Güney Kore'de giderek daha popüler bir hale gelmiştir.Je až neuvěřitelné, jak se Jižní Korea vzchopila.
Fakat bunun ardından Manna devleti giderek yıkıma uğramaya başlıyor.Místo toho začal křižácké státy ničit postupně.
Polisler eve giderek üzerinde hala daha kurumuş kan izleri olan bıçağı getirdiler.Vyšetřovatelé při prohlídce jeho bytu našli i další lidské pozůstatky a vanu plnou krve.
Bu karoseri modeli 1930'lardan itibaren giderek birçok otomobil üreticisi tarafından kullanılmaya başlar.Během dvacátého století se tento termín začal používat ve vztahu s jinými automobily.
Elizabeth Bathory, özellikle kocasının ölümünün ardından işkence yöntemlerini giderek artırmıştı.V odbojové činnosti pokračovala jeho žena Alžběta Deršatová i po manželově smrti.
Sonraki on yıl içinde Taynoların yaşam koşulları giderek azalmıştır.V dalších létech životnost semen výrazně klesá.
Verdiği cevap yanlış ise, her yanlış cevap sonucu giderek artan elektrik şoklarına maruz kalıyordu.Učitel trestal žáka za špatné odpovědi stále se zvyšujícími elektrickými šoky.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.Střed mlhoviny, v němž se soustředila většina hmoty, byl mnohem teplejší než disk, který ho obklopoval.
Komuch giderek otoritesini kaybetmektedir.Archer postupně ztrácí víru.
Paris'e giderek Sergei Diaghilev'in Rus Balesi topluluğuna katıldılar.V Paříži se připojil k Ruskému baletu (Ballets russes) Sergeje Ďagileva.
Dang humması dünya genelinde giderek daha çok görülür hâle gelmektedir.V České republice začíná být fenomén sendvičové generace čím dál patrnější.
Günübirlik konaklama giderek yaygınlaşmaktadır.Postupně se zavlažování šíří.
Ayrıca sivil itaatsizlik esasına dayalı direniş de giderek yayılmıştır.K sociálním nerovnostem přibyly stále ostřeji vedené národnostní spory.
Daha sonra 1918'de Samara'ya giderek Rus İç Savaşı sırasında Aleksandr Kolçak'ın Beyaz Ordusu'na katıldı.V roce 1918 se přesunul do Samary, kde byl poddůstojníkem Kolčakovy „Bílé armády“ během ruské občanské války.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Hrozbou se staly lidské aktivity.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Jiní na to místo čekali i 21 let.
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.Teplota uvnitř Země postupně klesá.
Grubun geri kalanı 1970'te Londra'ya giderek CBS Records ile anlaşma imzaladı.25 ledna 1977 kapela podepsala smlouvu se společností CBS Records.
Coldplay ve U2 arasındaki karşılaştırmalar giderek yaygınlaştı.Comparația presei dintre Coldplay și U2 a devenit ceva normal.
Han Hanedanı zamanla giderek Antik Dünya'nın en büyük ekonomisi oldu.Han China a devenit, treptat, cea mai mare economie a lumii antice.
Bu gerçekten giderek belirgenleşen deliliğinin bir göstergesidir.Acesta este sensul său profund.
İç savaştan sonra Kızıl Ordu giderek profesyonellik düzeyi artan bir askerî kurum olmuştur.După încheierea războiului civil, Armata Roșie a devenit din ce în ce mai mult o organizație profesionistă.
1990’lardan beri Çin ve Rusya’da heteroseksüeller arasında giderek bir artış meydana gelmiştir.Frecvențe crescute printre heterosexuali au apărut în China și Rusia încă din 1990.
1990 'lardan sonra ise hikâyeler giderek azalmaya başlamıştır.Începând cu anii 1990, publicațiile se înmulțesc.
Son yıllarda nüfusu göçler ve yaşlılık yüzünden giderek azalmaktadır.Populația a arătat rate negative în ultimii ani, datorită emigrării și îmbătrânirii.
Leverkusen penaltılara giderek maçı kazandı.Everton a câștigat la penaltiuri.
Yine de saat 13:45'e doğru ateş giderek zayıfladı.Pe la șase fără un sfert, au început sa tragă.
Konstantin'in bazı kısa öyküleri basılmıştır ancak, giderek artan bir depresyondadır.Treplev și-a publicat câteva povestiri , dar e mereu deprimat.
Millileştirme kararı İran'da giderek derinleşen bir siyasi ve ekonomik bunalıma yol açtı.Un șir de recolte proaste a dus la înrăutățirea și mai accentuată a situației politico-economice a Egiptului.
Dolayısıyla İngiltere giderek eski ekonomik gücünü yitirmektedir.Conservatorii se temeau să nu-și piardă vechea putere economică și socială.
Gözünün önünden uçup giderek nasıl söndürdüm senin havanı.Mă vezi pe mine strigându-l pe al tău?
Yahudi nüfus ise İsrail'in kuruluşundan sonra giderek azalmıştır.Comunitatea evreiască din Kosovo nu și-a mai revenit după război.
Giderek daha az rastlanmaktadır.Se utilizează din ce în ce mai puțin.
Burada delilik geçirerek, günden güne kötüye giderek altı ay içinde ölür.Persoana infectată moare în termen de la șase luni la un an.
Sonraki on yıl içinde Taynoların yaşam koşulları giderek azalmıştır.În următoarele câteva săptămâni, volumul herniar diminuează.
Günümüz modern Arnavutçasında Latince kökenli sözcüklerin sayısı giderek artmaktadır.De acum încolo, literele latine vor înlocui, din ce în ce mai mult, slovele chirilice.
Albümlerin piyasa çıktığı dönemde ise Rose'un diğer grup üyeleri ile ilişkileri giderek gerginleşmeye başlar.Totuși, în momentul lansării, relațiile lui Rose cu colegii de trupă au devenit tensionate.
Stephen derhal York üzerine giderek önlemleri alır.Barett a observat că acțiunile simultane ale acestui dumnezeu devin alternative în timp.
Grevlere giderek daha fazla vatandaş katıldığında ekonomi ve siyaset üzerine yoğunlaştılar.Oamenii îl învinovățeau din ce în ce mai mult pentru criza economică și politică.

İlgili Sayfalar