giderek ile cümle

giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ayakkabı satıcıları için kullanılan kavaf sözcüğü, giderek yapımcıları da kapsadı.Talande toaletter som hälsar användaren har också tillverkats.
ABD’ye giderek Los Angeles’ta Beverly Hills semtinde bir malikanede yaşamını sürdürdü.Han lämnade New York för Los Angeles — närmare bestämt Beverly Hills där han slog sig ned med sin familj.
Geleneksel geyşalık günümüzde Tokyo'da tamamen ortadan kalkmış olup, Kyoto'da ise giderek azalmaktadır.Detta är mycket vanligt på den europeiska kontinenten men har blivit alltmer ovanligt i Sverige.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Det var denna grundsyn som präglade hans verksamhet under mer än trettio år.
O zamandan beri, şirket giderek büyüdü.Sedan dess har verksamheten fortsatt att växa.
Savaş zamanında, ordunun önünde giderek yol açmak ve köprü yapmakla görevli askerlerdir.Jag går till det land där ovan Soldater, modigt framåt gå
Kişi başı GSYİH son 6 yılda ikiye katlanmış olup, orta sınıf giderek genişlemektedir.Huvudeventet skulle komma att växa stadigt under de nästkommande två decennierna.
Bu tezden sonra ilgisi giderek ekonomi alanına kaydı.SUF har efterhand fokuserat allt mer på den ekonomiska kampen.
1971'den beri protestoların hızı giderek artmaya başladı.1971 återupptogs utgrävningarna som pågått sedan dess.
Turnbull giderek moral yitirmeye başladı.Trump har tidigare varit för fri abort.
Ancak genel olarak modern işlemciler etkin elle yapılan optimizasyonu giderek zorlaştırmaktadır.Utövandet av de senare tjänsterna torde dock ha komplicerats av hans allt värre ögonproblem.
Giderek folk motiflerinin yerini daha alaturka sesler aldı.Nu lades en mer radikal tyngdpunkt på individens känslor.
Aldarion üç yıl gecikmesini, Orta Dünya'da giderek büyüyen bir huzursuzlukla açıkladı.Med placering i Tallinn följde han på nära håll det allt mer oroande världsläget.
Giderek artan bütçe açıklarının önce dış kaynaklarla karşılanması hedeflendi.Slutfinansiering av projektet skulle ske genom att söka externa medel.
Tarih boyunca, giderek daha doğru matematiksel modeller geliştirildi.Протягом всієї історії, були розроблені менш і більш точні математичні моделі.
Yunanlarla temas arttıkça eski Roma tanrıları da giderek Yunan tanrılarıyla ilişkilendirilmeye başlandı.Із зростанням контактів з греками, старі римські боги почали ототожнюватися з грецькими.
Torino ve Milano'daki işçiler genel greve giderek direnişçilere katıldı.В Генуї, Мілані й Турині відбувались масові страйки робітників.
Güney Kore'de giderek daha popüler bir hale gelmiştir.Набирає популярності у Південній Кореї.
Daha sonra gümüşün ayarı giderek düşürüldü.Окрім того, дуже знизився вміст срібла.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.Протягом цього періоду значно збільшилося безробіття.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Зовнішня політика ставала все більш ворожішою по відношенню до Німеччини.
Giderek artan sayıda araştırma grup dinamiği prensiplerine evrimsel psikolojiyi uygulamıştır.Все частіше в дослідженнях групової динаміки застосовуються принципи еволюційної психології.
1527 yılında durum giderek kötüleşmeye başlamıştır.У травні 2017 року ситуація сильно погіршилася.
1990’lardan beri Çin ve Rusya’da heteroseksüeller arasında giderek bir artış meydana gelmiştir.З 1990-х рр. зросли показники серед гетеросексуалів у Китаї та Росії.
Ayrıca kontrol de giderek zorlaşmıştır.Але ситуація стає все більше неконтрольованою.
Her şeye rağmen Johnny'e giderek yardım ister.Пітер вирушає на допомогу Джоні.
Bir araba tamircisine giderek arabayı başka renge boyattılar ve plakasını değiştirdiler.Заїхати до автомайстерні і перефарбувати машину.
Teknolojik ilerlemeler giderek daha da önemli hale gelmeye başlamıştır.Проте подальший розвиток технології викликає все більше труднощів.
Bu arada ülkedeki karışıklık giderek güçlü bir hal almıştır.В країні все більш інтенсивно розгорталась перебудова.
Çocuk oyunlarıda giderek kaybolmaktadır.Ігри дітей стають дедалі більш похмурими.
Çarpışmalar giderek sertleşti.Боротьба все більше загострювалася.
Dang humması dünya genelinde giderek daha çok görülür hâle gelmektedir.Популярність перегонів стрімко зростає і у світі.
Nazım, giderek nesre yaklaşmış olur.Фронт все ближче підходив до Дніпродзержинська.
Şehir; giderek Ispartaspor etrafında kenetleniyordu.Місто росло щоденно, постійно забудовувалося.
Etrafı son 10 yılda orman alanı olarak ekilmektedir ve bu tarihlerden sonra domuz sayısı giderek artmıştır.Внаслідок цього за останні десятиліття площа озер зменшилась, а площа луків збільшилась.
Öte yandan Erdal giderek İdris'i kıskanmaya başlar.Після появи Отонаші починає ревнувати його до Юрі.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Кожен з колишніх друзів пригадує як 30 років тому йому зустрілося Воно.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.Центр, де зібралася більша частина маси, ставав усе гарячішим у порівнянні з навколишнім диском.
Sonra Amerika’ya giderek, başkan Franklin D. Roosevelt’le görüştü.Тоді ж він потоваришував з президентом США Франкліном Рузвельтом.
Giderek Nahit'in Hatice'ye duyduğu hayranlık, aşka dönüşür.Кохання Сванна до Одетти стає синонімом нещасливої любові.
Brejnev döneminde dış politikada Sovyetler Birliği'nin etkisi giderek artmaktaydı.За Горбачова зовнішній борг Радянського Союзу продовжував зростати.
Hayranların sayısı giderek artıyordu.Число його прихильників почала зростати.
Londra'ya giderek gazetecilik ve felsefe öğrenimi gördü (1955).Як говорити й писати по-літературному (1954).
Parlamento ile devlet başkanı arasındaki çekişme giderek artar.Референдум був викликаний загостренням відносин між президентом і парламентом країни.
Mayıs ayı boyunca radyo kırpışmaları giderek güçsüzleşti ve en sonunda tamamen ortadan kayboldu.Програми радіопередач ставали все менш популярними, і, врешті-решт, припинили своє існування.
Daha sonra Almanya'ya giderek hukuk eğitimi aldı.Згодом здобув юридичну освіту в Німеччині.
Her iki grup da Kretase boyunca giderek daha iri cüsseli olma eğilimi göstermişlerdir.Обидва ставали все більш релігійними з ухилом в пієтизм.
Bu tezden sonra ilgisi giderek ekonomi alanına kaydı.У зв'язку з цим газета зробила крок у бік економії.
Dahası, genişleme oranı, karanlık enerji sebebiyle giderek artmaktadır.І навпаки, зв'язок збільшується зі зменшенням енергії.
Tokyo'ya giderek hayallerinin peşinden koşmak ister.На шляху до цього Кейт переслідують кошмари.
SummerSlam maçından sonra Kane, giderek daha şiddetli biri hâline geldi.Щоразу, прокотнувши смарагд, Хаос стає сильніше.
Mezuniyetinden sonra Cincinnati'ye giderek Protcer & Gamble'da marka yöneticisi olarak çalıştı.Він навчався в Університеті Манчестера, а потім працював у рекламному відділі компанії Procter & Gamble.
Giderek az sayıda kalan savunmacılar 21 Ekim 1603 tarihinde teslim oldular.Уперше село згадується в історичних документах, датованих 21 травня 1708 року.
Daha sonra oyuncu sayısının giderek düşmesiyle tekrar kapandı.Пізніше, коли кількість акторів поступово зменшувалася, театр знову закрився.
İlk sergisini İtalya'da açtıktan sonra Paris'e giderek atölye kurdu.Після відкриття своєї першої виставки в Італії Фаусто Зонаро поїхав до Парижа і заснував майстерню.
1990'lı yıllar boyunca, Andersen Consulting ve Arthur Andersen arasında giderek artan bir gerilim vardı.V průběhu 90. let se mezi Andersen Consulting a Arthur Andersen začalo objevovat napětí.
Bara giderek eşinin nerede olduğunu sorar.Posléze se začal své ženy ptát, kde je jeho žena.
Festivale olan katılım her yıl giderek artmaktadır.Zájem o festival každoročně stoupá.
19. yüzyılda sürdürülen çalışmalar 1850'den bu yana yıldızın kadrinin giderek azaldığını ortaya çıkarmıştır.Další studie její hvězdné velikosti z 19. století prokázaly, že hvězda slábne od roku 1850.
Giderek daha az rastlanmaktadır.Stává se čím dál vzácnější.

İlgili Sayfalar