giderek ile cümle
giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çeşitli sapkınlıklara olan ilgisi giderek artıyordu.No mundo, as essências estão acrescidas de acidentes enganosos.
1990'lı yıllar boyunca, Andersen Consulting ve Arthur Andersen arasında giderek artan bir gerilim vardı.Gedurende de jaren 90 groeide de spanning tussen Andersen Consulting en Arthur Andersen.
O zamandan beri, şirket giderek büyüdü.Sindsdien is het bedrijf enorm gegroeid.
Sonraki yıllarda bu tasvirler giderek daha detaylı ve incelikli hale geldi.De waarschuwingen werden in de loop der jaren steeds explicieter en indringender.
County'nin nüfusu giderek büyümeye devam etmektedir.Het graafschap bleef groeien.
1887'de Stanley bir kez daha Afrika'ya giderek kıta üzerindeki son yolculuğunu yaptı.In 1887 maakte Stanley zijn laatste reis.
İstanbul'a giderek Enderûn'da yetişerek askeriyeye girdi.Dan brengt Olad hem naar de stad, waar Kavus verblijft.
Teknolojik ilerlemeler giderek daha da önemli hale gelmeye başlamıştır.De technische vaardigheden ontwikkelden zich steeds sneller.
Kızıl Ordu giderek arazi kazandı.Het Rode Leger won de slag.
Bu sırada Afrika'da kuraklık giderek kötüleşmişti.Intussen werd het steeds onrustiger in Peking.
Mart sonu ile Nisan başında üreme yerlerine giderek koloniler oluştururlar.Einde maart of begin april bouwen ze hun nest.
Ailesinin ölüm tehditlerinde bulunduğunu birlikte savcılığa giderek bildirmiştik.De familie Law hebben hem aangeklaagd voor de dood van hun familielid.
Şu anda 23.44 derecelerinde bulunmakta ve giderek düşmektedir.De huidige waarde van de obliquiteit is 23,44° en ze is aan het afnemen.
Tartışma, giderek atışmaya, sonunda da inatlaşma ve boy ölçüşmeye (лӀышъхьэ зэтэх) varır.Aan de nier wordt een voorvlak (facies anterior) en een achtervlak (facies posterior) onderscheiden.
1991 yılından sonra böyle bir programa yeniden başlanabilecek altyapı giderek azalmıştır.Dit aandeel zou overigens vanaf 1997 weer drastisch worden verlaagd.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Aan dat laatste boek werkte hij naar eigen zeggen 23 jaar.
Artan internet kullanımı ve alışveriş sebebiyle giderek daha çok kullanılmaya başlanmıştır.Ook steeds populairder worden de online veilingen voor vakanties en reizen.
Hanedan Akadların izinden giderek bütün bölgeyi kontrol altına almak istemiştir.Hud wil via juridische stappen de controle krijgen over de hele ranch.
İlk yazılı metnin ortaya çıkmasından sonraki yüzyıllarda efsane giderek yayılır.In latere eeuwen is de legende verder uitgebreid.
Komuch giderek otoritesini kaybetmektedir.Aladdin raakt zijn gezag definitief kwijt.
Çift, evlendikten sonra Brüksel'e giderek burada yirmi yıl yaşadı.Na het huwelijk heeft het echtpaar een aantal jaren in Brussel gewoond.
Giderek Valentin'in güvenini ve sempatisini kazanır.Hij wint het vertrouwen en de genegenheid van Marguérite.
Giderek yaşlanıyorum ve şu ana kadar hiçbir Grand Slam turnuvasını kazanamadım.Hij won nooit een grand slam toernooi.
Seyahatine Kutsal Topraklara hacca giderek başladı.Hij vertrok definitief naar het Heilige Land.
Nüfuzu giderek arttı.Hun aantal neemt toe.
Milattan sonra yedinci yüzyılda şehrin önemi giderek azalmıştır.In de latere 4e eeuw werd de stad minder belangrijk.
Giderek büyüyen öğrenci hareketleri paramento dışı muhalefetin bir parçası haline gelmişti.Het begeleiden van de studenten op buitenlandse studiereizen, werkte meer dan eens inspirerend.
Tohum ve fidan ticareti de giderek gelişmektedir.Ten slotte zijn de veerdiensten en de cruisevaart van steeds groter wordend belang.
Ancak zamanla Leonardo ve Gabriel arasında giderek yakınlaşma başlar ve birbirlerine aşık olurlar.Naarmate ze elkaar beter leren kennen, worden Judy en Albert steeds meer verliefd.
1852 yılında ise Londra'ya giderek marangoz ustalığı yapmaya başladı.In 1835 trok hij naar Londen om een literaire carrière te beginnen.
2001 ile 2005 yılları arasında aracın satışları giderek artmıştır.Kijkcijfers bleven stijgen gedurende 2000 tot en met 2001.
Gelişen tanı yöntemleri sayesinde yanlış tanılar giderek azalmaktadır.Door allerlei vooroordelen worden de misverstanden alsmaar groter…
Bazı kişilerde hayal kırıklığı daha kötüye giderek depresyona dönüşebilir.De symptomen worden met de tijd steeds erger en kunnen uitmonden in dementie.
1527 yılında durum giderek kötüleşmeye başlamıştır.Tegen 1523 was de situatie voor de Fransen nog verder verslechterd.
Bu tanışma giderek tutku dolu bir birlikteliğe dönüşür.De vereniging veranderde steeds meer naar gezelligheidsvereniging.
Sonra Amerika’ya giderek, başkan Franklin D. Roosevelt’le görüştü.Nadien reisde hij door naar de Verenigde Staten, waar hij in juli een gesprek had met Franklin D. Roosevelt.
Mezuniyetinden sonra Cincinnati'ye giderek Protcer & Gamble'da marka yöneticisi olarak çalıştı.Na zijn afstuderen ging hij werken als 'Cost Analyst' bij Procter & Gamble.
1935'te Brezilya'ya giderek Sao Paulo'da Sâo Paulo Üniversitesi’nde ders vermiştir.In 1935 vertrok hij naar Brazilië om sociologie te gaan doceren aan de universiteit van São Paulo.
Giderek daha çok Devrim'in ekonomik tarihiyle ilgilenmeye başladı.Ze stonden steeds meer onder de invloed van de revolutionaire ideeën.
Ancak öğleden sonraki saatlerde Sovyet ilerlemesi giderek yavaşladı.In ieder geval ging in de loop van de middag de conditie van de vloot steeds sneller achteruit.
Son yıllarda "eksiklik sendromu" giderek artan biçimde ilgi çekmektedir.De laatste jaren lijkt de aandacht in het sensorisch onderzoek langzaam te verschuiven.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Een grotere bedreiging voor zijn voortbestaan is echter de mens.
Takip eden iki senede de popülerlikleri giderek arttı.Na twee jaar werd de regering echter steeds minder populair.
Nazım, giderek nesre yaklaşmış olur.Het moment van de rentree komt steeds dichterbij.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.De lonen stijgen in deze fase ook.
Kızıl Ordu, giderek daha fazla silahla donatılıyordu.Ze bewapenden zich meer en meer met buitgemaakt Noordelijk materiaal.
Türkiye’de de giderek daha iyi tanınmakta ve tüketimi yaygınlaşmaktadır.De regionale keuken krijgt echter steeds meer bekendheid en waardering.
Doğal olarak bu kısalan süre içinde uygulanması öngörülen ders programı da giderek küçültülmüştür.De instructietijd per kind is hierdoor drastisch lager.
16 Mart'ta Hitler, Prag Kalesine giderek Bohemya ve Moravya'nın Almanya'ya bağlandığını ilan etti.Op 16 maart kwam Hitler naar Praag en riep vanuit de Praagse burcht het protectoraat Bohemen en Moravië uit.
Genişlemek için harekete geçtiler ve çete giderek büyüdü.Media afspelen De kraakbeweging groeide door en kreeg steeds meer leden.
Lisandro okula giderek arkadaşlarının yardımıyla Fransızca öğrendi.Tijdens de Engelse les leerde Venezia zijn toekomstige vrouw kennen.
Güçlerine gelince, giderek daha fazla arttırılır.Zijn krachten muteren verder naarmate ze meer gebruikt worden.
Tartışmalar giderek sertleşiyordu.Het conflict kwam steeds verder op scherp te staan.
Ayrıca subaylar arasında da giderek ciddi bir hoşnutsuzluk baş gösterdi.Onder zijn officieren had hij onder andere hierdoor een uiterst slechte reputatie.
1971'den beri protestoların hızı giderek artmaya başladı.Reeds in 1971 begonnen zorgelijke geluiden te klinken.
Bazı kuşlar batıya doğru giderek Sudan'ın batısına, Çad'a ve Nijerya'ya kadar ulaşabilirler.Niektóre ptaki kierują się na zachód do zachodniego Sudanu i Czadu i mogą docierać do Nigerii.
1935 yılında Swing müzik ile yapılan Lindy Hop, Amerika'da giderek daha fazla popülerlik kazanmıştır.W 1935 roku Lindy Hop wraz z muzyką swingową stał się popularny w całych Stanach Zjednoczonych.
Amerika'ya giderek dans öğretmenliği yaptı.W USA rozpoczęła naukę tańca.
Her yıl Novi Sad'a gelen turist sayısı 2000 yılından itibaren giderek artmıştır.Od 2000 roku liczba turystów przyjeżdżających do Nowego Sadu ciągle wzrastała.
Dang humması dünya genelinde giderek daha çok görülür hâle gelmektedir."Koncepcja medycyny personalizowanej staje się coraz bardziej powszechna na całym świecie.