giderek ile cümle

giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Deneyimsiz bu sultanların döneminde devlet ileri gelenlerinin nüfuzu giderek artmıştır.مع تزايد التهديدات الخارجية، تزداد قدرات الدولة الاستخراجية.
Tarım giderek modern meyveciliğe geçmektedir.تحويل المنطقة من الزراعة التقليدية إلى الحديثة.
Bu yıllarda, tribünler ve senatörler giderek yakınlaştılar.Durante estes anos, os tribunos e os senadores ficaram cada vez mais próximos.
1990’lardan beri Çin ve Rusya’da heteroseksüeller arasında giderek bir artış meydana gelmiştir.Na Rússia e na China, desde a década de 1990 que o número de casos entre heterossexuais tem vindo a aumentar.
Girl's Day'in ilk yardımı 2013 ağustosunda Tayland, Chiang Rai'ye giderek oldu.Girl's Day foi primeiro para Chiang Rai, Tailândia, em agosto de 2013.
Bu durum, senatör aristokrasisinden saygınlığını zorla aldı ve onları giderek daha da kendisine boyun eğdirdi.Isto roubou o prestígio da aristocracia senatorial, e tornou-a cada vez mais subserviente a ele.
Paulo, tuvalete giderek elmasları alır ve iç çamaşırına saklar.Paulo retorna ao banheiro para pegar os diamantes, guardando-o em sua cueca.
Seyahatine Kutsal Topraklara hacca giderek başladı.Agora havia urgência em partir para a Terra Santa.
Paris'e giderek Sergei Diaghilev'in Rus Balesi topluluğuna katıldılar.Tornou-se membro do Ballets Russes de Sergei Diaghilev.
Bölgesel tehditler arasında su havzalarının kuruması ve Güney Afrika'da giderek artan karışıklık sayılabilir.Ameaças regionais incluem a drenagem de zonas úmidas e o aumento da perturbação no sul da África.
Šrámek ve yandaşları komünist partisinin giderek artan rolünden endişe duymuşlardır.Šrámek e seus co-partidários se preocupavam com o crescente papel do partido comunista.
1955`te şeker hastası olduğunu öğrendi, giderek sağlığı bozuldu, kör oldu ve iki bacağı kesildi.Ele morreu em 1955, cego e com ambas as pernas amputadas.
Ama ülkede Batı karşıtı milliyetçi akım giderek güç kazandı.Apesar disso, o movimento anarquista na Rússia continuou a ganhar força.
Çocukla yaşadıkları etkileşimin sonucunda onunla aralarında hissettikleri bağ giderek güçlenir.Contraditoriamente seus sentimentos pelo rapaz voltaram com força.
Abyan'a giderek talimat beklemeye başlar.Então, ele continua a pedir a Abby.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.O centro, onde a maior parte da massa se encontrava, tornou-se mais quente que o disco circundante.
Daha sonra, askeri kariyerinde giderek artan rütbesiyle, sırasıyla Brunswick, Metz ve Magdeburg'a gönderildi.Depois, o exército alemão o enviou para Brunswick, Metz e Magdeburg.
Bu sırada Afrika'da kuraklık giderek kötüleşmişti.O ambiente era cada vez mais difícil no Kosovo.
Ve Dean'in yanına giderek "Bana yardım edin." dedi.(13) Então, dirigiu-se ao homem e disse: 'Estende a tua mão'.
Turizm giderek önem kazanmaktadır.O turismo rural está tendo cada vez mais importância.
Dahası, genişleme oranı, karanlık enerji sebebiyle giderek artmaktadır.Nesta época, a expansão do Universo está se acelerando devido à energia escura.
Eşcinsel eğilimleri giderek daha da belirgin hale geliyordu.O seu comportamento tornou-se cada vez mais bizarro.
Çarpışmalar sırasında Avrupa'ya giderek kıta ülkelerinin desteğini sağlamaya çalıştı.Ele passou a vida toda combatendo seus vizinhos para fortalecer seu país.
Bazı kuşlar batıya doğru giderek Sudan'ın batısına, Çad'a ve Nijerya'ya kadar ulaşabilirler.Alguns divergem para oeste para o Sudão ou Chade, chegando mesmo à Nigéria.
Ancak, kimi kurbağa türlerinin giderek azalan sayıları da dikkat çekmektedir.Contudo, populações de certas espécies de rãs estão em declínio significativo.
Hastanede kaldığı süre içerisinde durumu giderek kötüleşti.Durante seu tempo no hospital, sua condição piorou progressivamente.
Orkestrasyon giderek daha yoğunlaşmaktadır.A vida artística se tornava mais intensa.
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.A indústria continua a diminuir em importância.
Niccolò, 1419 yılında Venedik’den ayrılarak Şam’a giderek burada Arapça öğrendi.Niccolò partiu de Veneza cerca de 1419 e estabeleceu-se em Damasco, na Síria, onde estudou árabe.
O sırada Andrea (Laurie Holden) hapishaneye giderek Rick'in grubu ile müzakere etmeye karar verir.Enquanto isso, Andrea decide viajar para a prisão para negociar com o grupo de Rick e é tratada com dureza.
County'nin nüfusu giderek büyümeye devam etmektedir.A população do condado está crescendo rapidamente.
Bělohlávek Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek orada da görev almıştır.Atraiu de imediato a atenção também do homem branco assim que ele chegou à América.
O zamandan beri, şirket giderek büyüdü.Desde então a universidade tem vindo a crescer.
Konseyin saflarının üzerinden giderek yükselerek 2009 yılında Başkan olarak atandı.Ascendeu rapidamente nos postos no Conselho até que foi nomeado como seu presidente em 2009.
Nüfus giderek azalmaktadır.A população continua diminuindo.
Ayrıca, son yıllardaki filmlerinde, giderek zaman döngüsünü kırmaya başladı.Nas semanas seguintes, o filme iniciou-as sempre com saldo positivo.
Az sonra sesi giderek homurtuya dönüştü.""E, como de costume, começou a elevar-Se em direção ao nascente."
Ancak zamanla Leonardo ve Gabriel arasında giderek yakınlaşma başlar ve birbirlerine aşık olurlar.Ao longo do tempo, Laura e Edgar acabam se apaixonando.
Havanın giderek soğumasıyla 15 Kasım'da toprak donmaya başlayınca Alman saldırısı yeniden başladı.Com o endurecimento do solo devido ao frio, os alemães retomaram o ataque a Moscou em 15 de novembro.
Sigara miktarı arttıkça risk katlanarak artmakta, ancak sigarayı bıraktıktan sonra risk giderek azalmaktadır.O risco aumenta de forma proporcional à quantidade fumada e a quanto mais cedo na vida se começou a fumar.
Takip eden iki senede de popülerlikleri giderek arttı.Em um ano veio mais duas continuações que também se tornaram populares.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.A última vez que os irmãos se viram foi há dez anos.
Batory'nin sağlığı hayatının son birkaç yılında giderek kötüleşmişti.A saúde de Bastanini continuava a piorar nos últimos dois anos de sua carreira.
Daha sonra tribünlere giderek taraftarlarla karşılıklı tezahüratlar yaptılar.Eles continuaram a fazer turnês conjuntas com Passenger posteriormente.
Moskova'ya giderek tekrar Mihail Gorbaçov'la buluştu ve üç saati aşkın görüştüler.Cunhal é recebido em Moscovo por Mikhail Gorbatchov e recebe a ordem Lenine.
Her şeye rağmen Johnny'e giderek yardım ister.Ele estava querendo falar com Johnny.
Daha sonra gümüşün ayarı giderek düşürüldü.Os preços de prata baixaram drasticamente.
Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında kentin nüfusu giderek azalmaya başladı.Contudo, ainda na primeira metade do século XX, a cidade entrou em decadência.
Newton’un ışığın parçacık teorisi, dalga teorisi ile giderek daha başarılı olmuştur.Teoria corpuscular de Newton da luz foi gradualmente substituído por teoria das ondas.
1980'lerde, kuruluşuna yönelik siyasi husumet giderek büyüdü nihayetinde 1992 yılında dağıldı.Durante os anos 80 a organização foi ostracizada e finalmente dispersa em 1992.
Evlerde robot kullanımı giderek artmaktadır.O uso de robôs domésticos está aumentando rapidamente.
Ancak öyle olmadığı düşüncesi giderek yaygınlık kazandı.Ao contrário do que se possa pensar, é cada vez mais popular.
Bunlarla birlikte konstrüktivizm de giderek yaygın hale gelmektedir.Esse tipo de problema também aumenta junto com a frequência do sinal.
Gelişen tanı yöntemleri sayesinde yanlış tanılar giderek azalmaktadır.De qualquer modo, para minimizar as incertezas, os modelos vêm sendo constantemente aperfeiçoados.
Herkes, geliştirme ekibine giderek gelen uygulamalar hakkında geri bildirim gönderebilir.Qualquer pessoa pode enviar comentários sobre os aplicativos, que vai para a equipe de desenvolvimento.
Fakat bunun ardından Manna devleti giderek yıkıma uğramaya başlıyor.Depois dele, o poderio hamádida não pára de declinar.
Kardeşinin karısı ile yaşadığı aşk ve soyguncu ağabeyi ile sorunları giderek karmaşık bir hâl alır.Apesar de tratar dura e severamente seu irmão eles se amam.
Bu bölge o tarihte Batuma bağlı olduğu için, Batuma giderek hudut tespiti yaptırmışlardır.Partindo do pressuposto que estar na paulista nesse dia, as pessoas acabam fazendo exercícios.
İki çırak, davanın giderek vatan- millet davası gibi büyütülmesine alet olurlar.Sempre pronto para dobrar a lei para fazer as coisas acontecerem, como a maioria dos moradores da cidade.
Festivale olan katılım her yıl giderek artmaktadır.A cada ano a festa fica ainda mais elaborada.

İlgili Sayfalar