giderek ile cümle
giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ayrıca subaylar arasında da giderek ciddi bir hoşnutsuzluk baş gösterdi.Anche fra lo staff si avvertì una crescente frenesia.
Saç seyrelmesinin giderek genişlediği görülür.Si vede frequentemente lisciarsi i capelli.
Takip eden iki senede de popülerlikleri giderek arttı.Nei due anni successivi il suo umore sembrò migliorare.
İstanbul'a giderek Enderûn'da yetişerek askeriyeye girdi.(Egli) guidava una nave da carico; giunse in Grecia.
Daha sonraları, sahnede giderek daha fazla, solo olarak görünmeye başladı.Poi sono apparsi sempre più spesso da soli con il banjo.
Hızlı büyümeye bağlı olarak, Türkiye'nin enerji ihtiyacı giderek artmaktadır.Di pari passo alla rapida crescita economica vi è la crescente domanda di energia.
Seyahatine Kutsal Topraklara hacca giderek başladı.In età avanzata, si recò in Terra santa.
Daha sonraki yıllarda alkol bağımlılığı yüzünden sağlıği giderek bozuldu.Durante gli ultimi anni della sua vita la sua salute fu rovinata dall'abuso di alcol.
Elektronik sektöründe odak giderek artan minyatürcülük üzerine yöneldi.Nel settore elettronico l'attenzione si sposta sulla miniaturizzazione progressiva.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Di fatto stanno diventando una seria minaccia per gli umani...
Bu ilgi yaşamı boyunca giderek arttı.La sua influenza è cresciuta costantemente durante la sua vita.
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.Disuguaglianza economica sta lentamente diminuendo nel mondo.
Ancak bu nedenle rahatsızlanmaya başlar ve giderek her gün daha fazla acı çekmeye başlar.Da questi sogni si risveglia sempre più stanco e inizia a dormire sempre più ore al giorno.
Direniş Hareketi'nde yer almış, Londra'ya giderek Charles de Gaulle'ün yanında yer almıştır.Egli sostenne e poi si oppose a Charles de Gaulle.
Hayranların sayısı giderek artıyordu.I fans diventano sempre più numerosi.
Ayrıca sivil itaatsizlik esasına dayalı direniş de giderek yayılmıştır.Si amplierà attivamente sia la disobbedienza civile che la vera e propria diserzione.
Jacques-Yves Cousteau ünü giderek yükseliyordu.(EN) Jacques-Yves Cousteau, su Find a Grave.
Bazı kişilerde hayal kırıklığı daha kötüye giderek depresyona dönüşebilir.Chi spera di più resta continuamente deluso.
İki arada bir derede kalan Zühtü ise kıza giderek aşık olur.Nonostante questo lato del suo carattere, però, in alcune occasioni sembra davvero innamorato della ragazza.
Herkes karşılıklı birbirinin evine giderek "Lokma"sını yer.Infine, "riordinata" la casa, si suicidano uno dopo l'altro.
Az sonra sesi giderek homurtuya dönüştü."Pare che la soprano a un certo punto stonò».
Bu karoseri modeli 1930'lardan itibaren giderek birçok otomobil üreticisi tarafından kullanılmaya başlar.Molte Case automobilistiche d'inizio Novecento hanno utilizzato tale soluzione.
Ovada şeftali yetiştirme faaliyetleri giderek artmaktadır.Qui però vengono ad accumularsi via via sempre maggiori sforzi all'interno della zona di faglia.
Dindar olmayan birçok Yahudi de Yom Kippur'da sinagoga giderek ibadet etmeye ve oruç tutmaya özen gösterir.Molti ebrei non religiosi si impegnano a frequentare i servizi sinagogali e il digiuno a Yom Kippur.
Günümüz modern orkestra eserlerinde üst sınır giderek genişlemektedir.Le proporzioni di queste orchestrazioni si fanno però sempre più complesse.
1960’lı yıllarda ABD’ye giderek Pratt Enstitüsü’nde eğitim gördü.Negli anni sessanta ha studiato al Pratt Institute di New York.
Kongre turizmi, giderek artan kongre ve konferans faaliyetlerinin ortaya çıkardığı turizm koludur.Si tratta di un importante centro congressi che accoglie principalmente congressi e manifestazioni.
Botnetler giderek çeşitli amaçlar için meta olarak siber suçlular tarafından kiraya verilmiştir.Lo scopo è alimentare le oramai vaste botnet, usate per vari scopi illeciti.
Sonra Amerika’ya giderek, başkan Franklin D. Roosevelt’le görüştü.Essi hanno inoltre incontrato il presidente degli Stati Uniti Franklin D. Roosevelt.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Questa famiglia potrebbe esseresi separata dal resto dell'ordine circa 37 milioni di anni fa.
Bu sırada Afrika'da kuraklık giderek kötüleşmişti.Intanto la situazione peggiorò anche in Africa.
Tiberius giderek kendi içine çekildi.Carlo ha sempre tirato dritto per la sua strada.
O zamandan bu yana bilimadamları giderek daha isabetli hale gelen ölçümler yapışlardır.Da questa data in avanti le nostre conoscenze sono sempre meglio documentate.
Çin ekonomik olarak geliştikçe nehir yunusları üzerindeki baskı da giderek arttı.Tuttavia, il cinese sta diventando sempre più prevalente a causa dell'apertura della RPC.
Giderek folk motiflerinin yerini daha alaturka sesler aldı.Per questo cerca di capire sempre di più le emozioni umane.
Türkiye'de 1986'dan bu yana Leasing'in yatırımlardan aldığı pay giderek artmaktadır.Nel luglio 2011 il prezzo delle opere di Russell salì ulteriormente.
1955 yılında Sovyetler Birliği'ne giderek Yüksek Siyasi Etütler Okulunu bitirdi.Nel 1954 completò gli studi superiori in Unione Sovietica.
Bu sebepten FM yayıncılığında varaktör kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır.Infatti attualmente il software SIMD si sta diffondendo rapidamente.
Su miktarı giderek azalmaya başlamıştı.Объём воды начал уменьшаться.
Bu gerçekten giderek belirgenleşen deliliğinin bir göstergesidir.Это уже свидетельствует о некотором просветлении.
1990'lı yıllar boyunca, Andersen Consulting ve Arthur Andersen arasında giderek artan bir gerilim vardı.В течение 1990-х напряжение между Andersen Consulting и Arthur Andersen нарастало.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.Центр, где собралась большая часть массы, становился всё более и более горячим, чем окружающий диск.
Hayranların sayısı giderek artıyordu.Число его фанатов постоянно растет.
19. yüzyılda sürdürülen çalışmalar 1850'den bu yana yıldızın kadrinin giderek azaldığını ortaya çıkarmıştır.Дальнейшие наблюдения показали, что с 1850 года звезда тускнела.
Moskova'ya giderek tekrar Mihail Gorbaçov'la buluştu ve üç saati aşkın görüştüler.Он посетил Москву, где вновь встретился с М. С. Горбачевым и они беседовали больше трех часов.
En zayıf yüklü bileşikler kolondan ilk çıkar, onun ardından çıkanlar giderek artan yüklü bileşiklerdir.Гашёные (то есть употреблённые) марки были гораздо дешевле, хотя марки первых выпусков были также дороги.
Fransa’ya giderek Hürriyet gazetesinin Paris muhabiri oldu, sekiz yıl kadar muhabirlik yaptı.Сохранился франкоязычный дневник с вырезками из зарубежных газет, который она вела с 8 лет до замужества.
Çeşitli sapkınlıklara olan ilgisi giderek artıyordu.Разные бесчинства приобретали все больший размах.
Daha sonra Ankara karması seçmelerine giderek Ankaragücü'ne katıldı.Позднее, чтобы покормить Анаи, они останавливаются.
Grup türünü giderek değiştirmiştir ve şu anda death metal yapar.Стиль группы менялся в течение времени, в настоящее время преобладает дэт-метал.
Kassam'ın ünü giderek tüm Suriye'ye yayılmaya başladı.Весть о нём распространилась до Шама (Сирии).
1959'da ABD'ye giderek başkan Eisenhower'la görüştü.В 1955 году в Женеве он впервые встретился с президентом США Эйзенхауэром.
Gelişen teknolojiyle birlikte bilgisayar fiyatları da giderek düşmektedir.С развитием компьютерных технологий всё чаще возникала потребность в электронных платежах.
Dünyada biyogaz üretim ve kullanımı giderek gelişmektedir.Производство и потребление металлов в мире постоянно растёт.
İnici gamda ses giderek kalınlaşır yani pestleşir.Постепенно звучание замирает, истаивает.
3. 2 ve 3. adımlar tekrar edilir, son sözcükten geriye doğru giderek yeni sözcükler eklenir.Вершины 2 и 3 удаляются в следующем, так что 4 добавляется в два раза.
Seyahatine Kutsal Topraklara hacca giderek başladı.Умер собираясь отправиться в Святую землю.
Eşkınlı'nın içinde ise son yıllarda arıcılık giderek önem kazanmıştır.О последних годах жизни достоверных сведений не сохранилось.
Çarpışmalar sırasında Avrupa'ya giderek kıta ülkelerinin desteğini sağlamaya çalıştı.В свою очередь, по итогам сезона он обещал помочь с трудоустройством в Европе.
Günümüzde diğer kültürlerde de kullanımı giderek azalmaktadır.В других областях его использование серьёзно сокращается.