giderek ile cümle

giderek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu yönde giderek sistematik felsefenin bireyi göz ardı eden bütüncüllüğünü de reddetti.Por tanto, puso todo su empeño en sistematizar esta olvidada parte de la filosofía del derecho.
Halkın giyim kuşamı giderek modern görünüme dönüşmektedir.La Internacional Comunista, en cierta medida, se está poniendo de moda.
Susuzluk belirtileri toplam vücut su kaybının artmasıyla birlikte giderek şiddetlenir.Los síntomas se vuelven cada vez más graves con mayor pérdida de agua.
Grubun geri kalanı 1970'te Londra'ya giderek CBS Records ile anlaşma imzaladı.El grupo se formó cerca de 1969, y firmó contrato con CBS Records.
Bu yıllarda, tribünler ve senatörler giderek yakınlaştılar.En los últimos años, los condominios y mansiones se han vuelto más y más populares.
Giderek daha az rastlanmaktadır.Cada vez es menos frecuente.
Artan internet kullanımı ve alışveriş sebebiyle giderek daha çok kullanılmaya başlanmıştır.Cada vez es más común realizar compras vía internet.
Giderek artan bir gerçekçiliğin ortaya çıktığı görülmektedir.Casi parece que la maldición se hace realidad.
Tartışmalar giderek sertleşiyordu.La discusión fue cada vez más tensa.
Belisarius doğrudan doğruya Vandal kralı sarayına giderek Vandal Kralı tahtına oturdu.Belisario va al palacio real y se sienta en el trono del rey vándalo.
Sonraki yıllarda bu tasvirler giderek daha detaylı ve incelikli hale geldi.Con el paso de los años se fue haciendo más álgida y notoria.
Konseyin saflarının üzerinden giderek yükselerek 2009 yılında Başkan olarak atandı.Ascendió rápidamente en los rangos en el Consejo hasta que fue nombrado como su presidente en 2009.
Sonra Amerika’ya giderek, başkan Franklin D. Roosevelt’le görüştü.Entonces viajó a los Estados Unidos e informó al Presidente Franklin D. Roosevelt.
Jacques-Yves Cousteau ünü giderek yükseliyordu.La película está dedicada a Jacques-Yves Cousteau.
Batory'nin sağlığı hayatının son birkaç yılında giderek kötüleşmişti.La salud de Nelson estuvo muy deteriorada en los últimos años de su vida.
1527 yılında durum giderek kötüleşmeye başlamıştır.En 1879 la situación se hizo aún más grave.
Orkestrasyon giderek daha yoğunlaşmaktadır.La agitación de la orquesta aumenta.
Bu nedenle Turan giderek canlanacak ve ayağa kalkacaktır.Entonces Desmond se levanta y se va.
Aynı nedenle kiliseye alınmamaktadır; Santuzza Lucia'ya kiliseye giderek kendi ruhu için dua etmesini ister.Santuzza no puede entrar en la iglesia, pero le ruega a Lucia que entre y que rece por ella.
3. 2 ve 3. adımlar tekrar edilir, son sözcükten geriye doğru giderek yeni sözcükler eklenir.4) Los pasos 2 y 3 se repiten hasta que se alcance la convergencia.
Seyahatine Kutsal Topraklara hacca giderek başladı.Viajó a Tierra Santa.
Güçlerine gelince, giderek daha fazla arttırılır.Cada vez que se potencia el poder se fortalecerá cada vez más.
Daha sonra Muhammed'e giderek kendisine ödeme konusunda yardımcı olmasını talep etti.Smith le respondió que continuara con su asignación.
Çöp arabası, çöplüklere giderek çöpleri boşaltır.Camión de basura: Solo recoge la basura a horario.
Her şeyini kaybetmiş giderek paranoyak ve saplantılı bir hale gelmiştir.Poco a poco comienza a volverse paranoica, y enloquece.
Buradan da kuzeye giderek Şanghay yakınlarındaki Hangzhou'ya ulaştı.Desde allí siguió al norte hasta Hangzhou, no lejos de la moderna Shanghái.
Bu süreçte grubun tanınırlığı giderek artmaya başladı.Aquí la relación creativa del grupo comienza a desgastarse.
Dang humması dünya genelinde giderek daha çok görülür hâle gelmektedir.Se vislumbra el camino que cada vez más se va imponiendo en el grupo.
Dolayısıyla İngiltere giderek eski ekonomik gücünü yitirmektedir.Francia pierde definitivamente su condición de potencia mundial.
Evden eve giderek şarkılar söylerler ve her evin hane halkını bereket ritüelleriyle kutsarlardı.Iban casa por casa recitando canciones y bendiciendo cada hogar con ritos de fertilidad tradicionales.
Ayrıca Anadolu ve Fen liselerine yerleşen öğrenci sayısı giderek artmaktadır.También se ha sugerido que el porcentaje de niños que nacen zurdos está incrementándose.
Her iki grup da Kretase boyunca giderek daha iri cüsseli olma eğilimi göstermişlerdir.De este modo, ambos ensayos iniciaron una creciente circulación en forma clandestina.
Yeşil alanlar giderek azalmaktadır.Los verdes continuaron subiendo.
2011-2012 sezonunda New York'a giderek Columbia Üniversitesi'nde kaynak ve kayıt araştırması yaptı.En 2011-2012 fue profesor visitante en la Universidad de Columbia de Nueva York.
Bazı kuşlar batıya doğru giderek Sudan'ın batısına, Çad'a ve Nijerya'ya kadar ulaşabilirler.Nuevos informes de la FAO hacen temer que lleguen al noroeste de Nigeria y hasta Sudán.
Fakat buna rağmen resimleri sergilenmeye devam edildi ve giderek kabul ve saygı gördü.Sin embargo fue más frecuentemente admirado y considerado.
Zamanla iki kadın arasındaki rekabet giderek arttı.A partir de entonces, la rivalidad entre los dos sólo aumenta.
En küçük kardeş Jaelin ise ağabeylerinin izinden giderek DeMartha kadrosunda yer almaktadır.En ocasiones el pollo más joven es devorado por su hermano mayor.
Savaştan sonra rütbesi giderek yükseldi.Tras la guerra escaló posiciones rápidamente.
1959'da Çin'e giderek ailece Pekin'e yerleşti.En 1909 vuelve a China, instalándose en Pekín.
Bundan sonraki senelerde Şeddadilerin bölgedeki etkisi giderek küçülmüş.En los siglos siguientes, la obra se representará cada Vez menos.
Güney Osetya’da Rus askerleri ve askeri silahları giderek artmıştır.Tanto Suecia como Noruega aumentaron los gastos militares.
Hayranların sayısı giderek artıyordu.Así se ganó un número creciente de admiradores.
Öğrenciler Taşımacıklıkla Döngele Kasabasına giderek eğitimini orada almaktadır.Los estudiantes van de ciudad en ciudad intercambiando ideas.
Daha sonra mahalleden göçler olmuş ve köy giderek küçülmüştür.Dormía en una pequeña barraca y su estado se degradaba cada día más.
Festivale olan katılım her yıl giderek artmaktadır.La repercusión de este evento ha ido creciendo cada año.
Çin şu anda giderek yerli yenilikleri amaçlamakta ve kalan zayıflıkları düzeltmeyi hedeflemektedir.La Cina sta ora puntando sempre di più sull'innovazione interna e mira a riformare le restanti debolezze.
Tarih boyunca, giderek daha doğru matematiksel modeller geliştirildi.Nel corso della storia, più e più accurati modelli matematici sono stati sviluppati.
Giderek artan sayıda yazar, Milanlı Edict'i gerekçe göstererek doğru tarihin 314 olduğunu ileri sürmektedir.Un numero crescente di autori sostiene che la data corretta è il 314 sulla base dell'editto di Milano.
1990'lı yıllar boyunca, Andersen Consulting ve Arthur Andersen arasında giderek artan bir gerilim vardı.Nel corso degli anni novanta aumentò la tensione tra la Andersen Consulting e la Arthur Andersen.
O zamandan beri, şirket giderek büyüdü.Nel frattempo, la compagnia cresceva sempre di più.
Kent, İsfahan'ın batısında yer alır ve giderek İsfahan metropol alanının bir parçası haline gelmektedir.Si trova ad ovest di Esfahan e sta diventando sempre più parte della sua area metropolitana.
1990 'lardan sonra ise hikâyeler giderek azalmaya başlamıştır.Dopo gli anni novanta la presenza di racconti divenne relativamente rara.
Bunun üzerine Dr. X, kiliseye giderek hem Peder William'ı, hem de Rahibe Mary'yi öldürür.Il Dr. X lo scopre subito, e gli ordina di uccidere Padre William e Sorella Mary.
Giderek daha da dağılır kalbim her yana.Mi ero andato sempre più staccando dal mondo con dolore.
Celme gece karşıda duran düşman denklerinin arasına giderek gizlice kaymak çalarak Temuçin'i doyurdu getirdi.Cadmo lanciò astutamente dei sassi tra di loro che, credendosi assaliti, si scagliarono l'uno contro l'altro.
Lichas da Dejanira'nın giderek artan kıskançlığını gözlemektedir.Anche Lica osserva la progressione incontenibile della gelosia di Deianira.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.L'atmosfera politica in Germania si fa però sempre più incandescente e pericolosa.
Michael, havalandırma boşluğundaki boruların üzerinden giderek Dr. Sara Tancredi'yi kurtarır.Michael intanto corre lungo i condotti dell'aria per arrivare dalla dottoressa Tancredi e salvarla.
1990’lardan beri Çin ve Rusya’da heteroseksüeller arasında giderek bir artış meydana gelmiştir.La più alta incidenza di casi tra etereoessuali si ha, a partire dal 1990, in Cina e in Russia.

İlgili Sayfalar