Ana içeriğe geç
Sözlük

getirmek ile cümle

getirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kafkasya'da kurulacak ordunun esasını vücuda getirmek.Tu vas fouler le corps / De ton ami dans la poussière.
Albüm, eski ve yeni jenerasyon sanatçıları bir araya getirmektedir.L'album comporte des performances des anciens et nouveaux membres du groupe.
Bu da kimi trafik sıkışıklığı sorunlarını da beraberinde getirmektedir.Ceci soulève la question des groupes prenant en charge le trafic de drogue.
PVC sert bir plastik olup, daha yumuşak ve daha esnek hale getirmek için plastifiyanlar ilave edilir.Pour les matières plastiques, un plastifiant est un additif utilisé pour les rendre plus souple et flexible.
Genelde belli bir kültün dinî gereklerini yerine getirmek onları bir araya getirirdi.Mais au fur et à mesure, une certaine relation de complicité les unit.
Askerler emirlerini yerine getirmek zorundadır.Los soldados deben cumplir sus órdenes.
Tom'u buraya getirmek isterim.Quiero traer aquí a Tom.
Jacob, Siyahlı Adam'ı yanıltmak için insanları adaya getirmektedir.Jacob trae gente a la isla para demostrarle al hombre de negro que se equivoca.
Abu Dabi'nin Louvre Müzesi'ni ülkelerine getirmek istemelerinden dolayı son derece gururluyuz.Estamos orgullosos de que Abu Dabi quiera llevar al Louvre allí.
Bunun aksine Anatman (Sanskritçe) ya da Anatta (Pali dilinde) hakkında görüşlerini dile getirmekteydi.Darío les envió un mensaje: «O combatir o someterse».
Rinucchio noteri getirmek için ayrılır.Rinuccio corre a buscar al notario.
Birlikte bir anlam ifade etmeyen birçok fikri çorba gibi bir araya getirmek çok kolay.Porque es fácil tirar una sopa de ideas combinadas que juntas no tienen sentido.
Diyoritleri bölmek, parçalamak ve kullanılır hale getirmek çok zordur.Somos lo que somos, sólo malgastamos y arruinamos y corrompemos y destruimos.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.Se estableció una comisión especial para dicho propósito.
Bu ateşkes anlaşması İngiltere için çok ağır şartlar getirmekte idi.El ataque tuvo consecuencias graves para Inglaterra.
Çok işlemcili sistemler bu sorunu daha da beter hale getirmektedir.Los sistemas de multiprocesamiento hacen que el problema sea peor.
1217 başlarında Prens Louis takviye güçler getirmek için Fransa'ya gitmeye karar verdi.A principios de 1217, Luis decidió regresar a Francia en busca de refuerzos.
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.La isla produce verduras.
(Örneğin: Getirmek= Getümek, Getirdim= Getüdüm; Götürmek= Götümek, Götürdüm= Götüdüm).Ejemplos: la me dóna (me la da), el se menja (se lo come).
Bileşeni arızaya-dayanıklı hale getirmek ne kadar maliyetli?¿Cuál es el coste para hacer el componente tolerante a fallos?
Oyunda amaç, tır şoförlüğü yapıp kargo görevini yerine getirmektir.Esto hacía que el conductor hiciera la tarea de conducir y cobrar el valor del pasaje.
Cicero'nun Sezar'ın kayınpederini mahkemeye getirmekten korkmuş olması muhtemeldir.Cicerón, sin embargo, no se atrevió a llevar a juicio al suegro de César.
Bilgisayar Bilimleri (verileri toplamak, analiz etmeye uygun hale getirmek ve analizlerini yapmak).Ordenada (los datos deben estar organizados de manera que se facilite su análisis).
Dini kişisel bir mesele haline getirmek toplumsal yozlaşmayı beraberinde getirir.Verla convertirse en prostituta le produce un dilema moral.
Eğitimin amacının çocuğun kendi kabiliyetlerini anlayacak duruma getirmektir.Otro objectivo del proyecto es el de enseñarle a los niños a ser responsables.
Ancak sürekli gelişen teknoloji sürekli bir değişimide beraberinde getirmektedir.Pero el rápido cambio en estas tecnologías requiere en verdad una revisión constante del mismo.
Ama bu da ülkede durumu daha karmaşık hale getirmekten öteye gitmeyecektir.Esto no debe hacerlo más complejo.
Bunun üzerine konsey onu Fett’i sorgulamak için Coruscant’a getirmekle görevlendirir.Y éste lo comisiona para explorar Surinam.
Umuma açık meydan çeşmelerinden su alıp getirmek köleler ve bazen kadınlar için günlük işlerden biriydi.Ir a buscar agua era la faena cotidiana de las mujeres.
Onu buraya getirmek istiyorum.Voglio portarla qui.
İbâdet Allah'ın emirlerini yerine getirmek, yasakladığı bütün haramlardan uzaklaşmak mânâsındadır.Quindi esso trasgredisce i limiti impostigli da Allah e disobbedisce ai Suoi comandamenti.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.La colonizzazione di Europa presenterebbe numerose difficoltà.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Sato doveva discutere sulla situazione in Manciuria e su "ogni cosa i russi volessero fare."
Kendisini doğru yola getirmek isteyen Ebülfazl'ı öldürttü.Chi vuoi che lo conduca in Rai (tranne la Ventura)?
Artık gizli bir topluluk olmadıkları için ilkelerini kamuya açık hale getirmek istediler.欲修齊身者,先正其心 Desiderando correggere i loro cuori, essi prima si impegnarono ad avere una mente sincera.
Üniversitenin kurulma amacı araştırma ve öğretim sistemine yeni bir yaklaşım getirmekti.L'idea era di creare un'università con un nuovo approccio sia nella ricerca che nell'insegnamento.
Farkındalık yaratmak ve toplum hizmetinde sosyal görevi yerine getirmek için Yönetişim Merkezi.Centre of Governance per incentivare la conoscenza e l'esercizio del ruolo sociale nel servire la società.
Bobin Tezgâhı (F175) iplikleri dokuma tezgâhı için bobin hâline getirmek için kullanılır.In Avvolgitore per bobine (F175) sono rappresentati filati avvolti su un rocchetto per la tessitura.
Benedict rahipleri hala kilisede resmi görevlerini yerine getirmektedirler.Tuttora i monaci benedettini officiano la chiesa.
Bu emri yerine getirmek için her türlü silahı kullanmak zorundadırlar.Tutte queste armi ebbero necessità di essere impiegate.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.A questo scopo è stata creata una commissione speciale.
Şimdi belki de Buffy the Vampire Slayer'ı geri getirmek hakkında düşünebiliriz" demiştir.Disambiguazione – "Buffy the Vampire Slayer" rimanda qui.
Artık evli bir adam olduğunda evine ekmek getirmek için iş aramak zorunda kalmış.Una volta sposato, dovette cercare un lavoro.
Umuma açık meydan çeşmelerinden su alıp getirmek köleler ve bazen kadınlar için günlük işlerden biriydi.Andare a prendere l'acqua era un compito quotidiano delle donne.
Fakat bebeğini kendi başına dünyaya getirmek zorunda kaldığını söyler.Lei poi gli dice che sta portando in grembo il suo bambino.
Mısırlı ebeler, bu emri yerine getirmekten korkarlar.La Chiesa egiziana ritenne di seguire tale insegnamento.
Görünmez olabilme yetenekleri, onları iyice tehlikeli bir hale getirmektedir.Sono anche in grado di occultarsi, e ciò li rende tremendamente pericolosi.
Yeni İspanya'nın çeşitli yerlerinden eğitimcileri Kaliforniya'ya getirmek için birçok çaba gösterildi.Intanto, dalla Spagna sono arrivati due alti funzionari incaricati di riscuotere le tasse della California.
Söz konusu eyaletler bugün Pakistan'ı meydana getirmektedir.Oggi questo territorio è parte del Pakistan.
Bu ikilem, zaman zaman tartışmaları beraberinde getirmektedir.Memore di quel periodo, di tanto in tanto, porta loro del cibo.
Eğer bomba kurulmuşsa, defans yapanlar bombayı etkisiz hale getirmek zorundadırlar.Una volta rotta la formazione, i bombardieri dispersi sarebbero stati colpiti uno per uno.
Amacı Djinnjago'yu geri getirmek için ninjaları Djinn Kılıcı'na hapsetmektir.Il suo scopo è distruggere Ninjago e dai suoi resti ricreare Djinjago.
Mussolini'nin dış politikada amacı ise pasifist anti-emperyalizmin yerine agresif milliyetçilik getirmekti.Во внешней политике Муссолини переходил от пацифистского антиимпериализма к агрессивному национализму.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.Для проведения в жизнь этого постановления создали специальную комиссию.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Колонизация Европы сопряжена с целым рядом проблем.
Buna karşın, yine bazı antik kaynaklar Sappho'nun erkeklerle de aşk ilişkisi yaşadığını dile getirmektedir.Однако некоторые древние источники упоминают и о связях Сапфо с мужчинами.
Farkındalık yaratmak ve toplum hizmetinde sosyal görevi yerine getirmek için Yönetişim Merkezi.Центр управления для повышения уровня осведомленности и осуществления социальной роли в служении обществу.
Bu oyuncak bebekler cinsel davranışları yerine getirmek için farklı pozlamalar yapabilirler.Такие куклы могут принимать различные позы для совершения половых актов.
Birleştirme (B): İki parçayı bir araya getirmek.M (1 бит): Будут ли ещё фрагменты.
Bu durum, ikili yıldız sistemi içinde yüksek sıcaklıkta bir yığılma diski varlığını akla getirmektedir.Это может свидетельствовать о наличии высокой температуры аккреционного диска в двойной звездной системе.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod