Antlaşma ayrıca Bulgaristan ordusunun 20 bin kişiyi aşamayacağı hükmü getirmektedir.Численность болгарской армии не должна была превышать 20 000 человек.
Bunları alıp yapboz gibi bir araya getirmek harikaydı." dedi.Было забавно получать эти маленькие кусочки и складывать их вместе как головоломку».
Bileşeni arızaya-dayanıklı hale getirmek ne kadar maliyetli?Насколько дорогим будет обеспечение отказостойкости компонента?
Cebrail'in görevi vahiy getirmektir, yani Allah'tan peygamberlere haber ve bilgi taşır.Знание ал-гайб — привилегия Бога; ниспосылается пророкам; частично ал-гайб раскрывается в Коране.
Albüm, eski ve yeni jenerasyon sanatçıları bir araya getirmektedir.Архитекторы пытаются соединить старое и новое.
Kendisini doğru yola getirmek isteyen Ebülfazl'ı öldürttü.Грабитель, скончавшийся от остановки сердца после того, как владелец украденного имущества пожелал ему смерти.
Kadınlar, eş ve çocuklarına yiyecek getirmek için ancak qargiye uğrarlar.Они учинили расправу над мирными жителями, угнали в плен женщин и детей.
Taştir, bir gazelde her beytin iki mısrasının arasına iki veya üç mısra ekleyerek manzume meydana getirmektir.Подвижный пролёт (он может быть либо один, либо два на разных берегах) поднимается вокруг поперечной оси.
Bunun üzerine zeus bir heykeli Kratos'u geri getirmek için canlandırır.Ямато действительно оживляет статую.
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir.У каждого из пяти духов в услужении ангелы.
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.В социально-экономических вопросах выступает с критикой приватизации.
Amacı Güneydoğu Asya'yı başta Çin olmak üzere komünizme karşı güçlü hale getirmektir.Он был убеждён, что доминирующей силой в Юго-Восточной Азии в будущем окажется Китай.
Bu da, müttefiklerin menfaatlerini karşı karşıya getirmekteydi.Также он был вынужден сражаться против своих союзников.
Bunu ilahe Ayıhıt insanlara getirmektedir (ulaştırmaktadır).На деле же он является разжигателем распри среди людей.
Bu gemileri etkisiz hale getirmek neredeyse imkansızdır.Этот тип кораблей почти неуязвим.
Malaki bunun ardından hemen halkın sadık olmadığını dile getirmektedir.Таким образом он настаивает на том, что после такого народ не спасён от греха.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Ваша главная задача — выполнить его.
Mevcut e-posta mesajlarını alıp grup tarzı bir sohbet haline getirmek için tasarlanmıştır.Отбросить формальные обороты и выбрать более разговорный стиль общения.
Kadrocular, Atatürkçülüğü bir sistem haline getirmek için çalıştılar.Товарищи хотели дать респиратор.
Gürültüyü kontrol etmenin bir yolu, gürültü kaynağını daha sessiz hale getirmektir.Простейший способ записать шумовой эффект — воспользоваться тем же источником звука.
Herkül'ün 12 görevinden biri de Hesperidlerin altın elmalarını getirmektir.Одиннадцатый подвиг Геракла состоял в том, чтобы тот принес Еврисфею три золотых яблока.
Yemenli gençlere güvenle bilgi aşılayarak topluluklarında olumlu değişim meydana getirmek.غرس الثقة في الشباب اليمني لإحداث تغيير إيجابي في مجتمعهم.
Trüfün tadını daha baskın hâle getirmek isteyenler, trüf yağı da kullanabilirler.فمن شاء منهم قعد وعليه مثل ما على أهل إيلياء من الجزية.
Abu Dabi'nin Louvre Müzesi'ni ülkelerine getirmek istemelerinden dolayı son derece gururluyuz.نحن فخورين للغاية؛ لأنهم يرغبون بإحضار متحف اللوفر أبوظبي لدولتهم.
Donanma, Sovyet Rusya'dan silah getirmekte idi.عمل الأسطول علي احضار الاسلحة من الأتحاد السوفيتى.
Görevi onun bencilce isteklerini yerine getirmektir.سلوك الآخر هو بسبب رغباته الأنانية.
Gruplararası İşbirliği: Her iki grup da hedefleri yerine getirmek için işbirliği halinde çalışmalıdır.التضافر (بالإنجليزية: collaboration) هوالعمل معا لتحقيق هدف ما.
Gelirleri olabildiğince eşit hale getirmek için çabalamalıyız.ولماذا نريد الحصول على معادلة مختزلة قدر الإمكان?
Polis ayrıca otobüsün tekerlerini de etkisiz hale getirmek için ateş etti.فأطلق الجيش النار على العجلات موقفين الباص.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.وتم تأسيس لجنة خاصة لمعالجة هذه القضايا.
İçerde ki ve yurtdışındaki Yemenli gençlere ilgi çekmek ve aktivite getirmek.تسليط الضوء ولفت الانتباه إلى أنشطة الشباب داخل وخارج اليمن.
Yüksek Mahkeme ve alt federal mahkemelerden oluşan yargı sistemi, yargı erkini meydana getirmektedir.تقوم السلطة القضائية المتألفة من المحكمة العليا والمحاكم الاتحادية الدنيا بممارسة سلطتها القضائية.
Hastalara yemek getirmek yasaktır.في بعض المرضى يحظر استخدام أنبوبة التغذية.
Bu ateşkes anlaşması İngiltere için çok ağır şartlar getirmekte idi.كما هدمت هذه العاصفة الكثير من البنية التحتية لإنجلترا.
Fakat bebeğini kendi başına dünyaya getirmek zorunda kaldığını söyler.يعتقد أن ماما قيلا انها تعطي ولادة إلى الأرض.
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.وقد أرتباط سياسته بي ليبرالية اقتصادية و ليبرالية اجتماعية.
Tavşanlı'yı bir “numune köy” haline getirmek istiyorlardı.وكان يطلق على أبناء الريف في المعسكر "وصف الطلاينة".
Geleneksel olarak, düğün pastası tüm konuklara ve çifte iyi şanslar getirmek için yapılmıştır.Tradicionalmente, o bolo de casamento era servido para trazer boa sorte ao casal e seus convidados.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.A colonização de Europa apresenta inúmeras dificuldades.
Bunun için sıkı eleştiriler getirmekte ve bu eleştirilerini ise hiciv biçimiminde ifade etmektedir.Cícero, em suas obras, critica-o fortemente.
1973'te Chapecó şehrine futbolu geri getirmek amacıyla kuruldu.Foi fundado em 10 de maio de 1973, com o objetivo de restaurar o futebol na cidade de Chapecó.
Muhtarımız tarafsız olarak görevini yerine getirmektedir.Exerce as suas funções com total independência.
Bu kayıtları en iyi şekilde yararlanılabilecek hale getirmek gerekir.É necessário fazer bom uso dos dados que eventualmente estejam disponíveis.
Pişmanlık bir eylemi yerine getirmekten dolayı ortaya çıktığı gibi, eylemsizlikten dolayı da ortaya çıkabilir.Ou ainda, pela consequência do ato, poderá haver tristeza.
Gruplararası İşbirliği: Her iki grup da hedefleri yerine getirmek için işbirliği halinde çalışmalıdır.Parceiros de trabalho, os dois têm em comum o desejo de salvar vidas.
Hastalara yemek getirmek yasaktır.É proibida a entrada com animais.
Bu, sistem karmaşasını artırmakta ve gelişimi, önemli ölçüde zor hale getirmektedir.Isto aumenta a complexidade do sistema e torna a manutenção do sistema muito mais difícil.
En önemli katkısı, Singapur Havayolları'nı dünya çapında bir taşıyıcı haline getirmek olmuştur.Tem como principal função transportar os Guianenses para o mundo.
Harmanlanmış öğrenme metodunun kullanılması beraberinde birtakım zorlukları da getirmektedir.Necessariamente, nas dificuldades de aprendizagem que apresenta um sujeito, está envolvido também o ensinante.
Eğitimin amacının çocuğun kendi kabiliyetlerini anlayacak duruma getirmektir.Numéria dá à criança a capacidade de contar.
Bazen sorumluluğunu yerine getirmek yerine durumu daha da kötü hâle getirecek ürünler satın alır.Em contra-partida, há aqueles que assumem mais do que sua parcela de culpa.
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.Defende a liberalização económica e social.
Sigorta nedeniyle bazı firmalar asgari ve/veya maksimum yaş sınırı getirmektedir.Muitos dão descontos, ou não cobram taxa, para consumidores idosos e/ou com deficiência.
Ostalji, Almanca'da Doğu Almanya'daki hayata duyulan özlemi dile getirmek için kullanılan bir terim.Ostalgie é uma palavra alemã que se refere à nostalgia pela vida na antiga Alemanha Oriental.
Bu da mağarayı, Avrupa'nın Orinyasiyen faunalarından en zengini haline getirmektedir.Compõe o essencial da fauna de vermes de terra européia.
Daima Voldemort'un emirlerini yerine getirmek üzere hareket eder.Sempre reclama quando Janete a chama de Waldemar.
H.P. Lovecraft'tan çok etkilendiğini kendisi de dile getirmektedir.Foi baseado no conto The Outsider, escrito por H.P. Lovecraft.
Bu durum ülkelerin daha iyi tanıtılabilmesi için kamu diplomasisini zorunlu hale getirmektedir.Na Quinta vai dar oportunidade às pessoas de a conhecerem melhor.
Fikir iyi ama yerine getirmek zor.A ideia é boa, mas é difícil de implementar.
Benedict rahipleri hala kilisede resmi görevlerini yerine getirmektedirler.De Benedictijner-monniken houden nog godsdienstoefeningen in de kerk.