Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.運んでこさせようとする者も沢山いました でも店長たちや警備員は
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.A tak onedlho v spoločnosti Bell hľadali nové technológie, ktoré mali čo najviac rozvinúť ich revolúciu.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.그래서 머지않아 Bell은 그들의 발명품을 최적으로 사용할 수 있도록 새로운 기술을 생각하게 됩니다.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Bien avant, Bell cherchait de nouvelles technologies pour optimiser leur révolution.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.De aceea, Bell a început să caute tehnologii noi care să optimizeze revoluția.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.E allora ben presto, Bell si mise alla ricerca di nuove tecnologie per ottimizzare la loro rivoluzione.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Het duurde dan ook niet lang of Bell onderzocht nieuwe technologieën om hun revolutie te optimaliseren.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.I wkrótce, Bell rozpoczął poszukiwanie nowych technologii, aby zoptymalizować ich rewolucję.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Jadi tidak lama kemudian, Bell mencari teknologi baru untuk mengoptimalkan revolusi mereka.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Por isso, a Bell continuou a procurar novas tecnologias para otimizar a sua revolução.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Så det tog inte lång tid innan Bell tittade på nya teknologier för att optimera deras revolution.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Und deshalb dauerte es nicht lange, bis Bell nach neuen Technologien suchte, um die Revolution zu optimieren.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Và vì vậy, rất lâu trước đó, Bell đã tìm kiếm các kỹ thuật mới nhằm tối ưu hóa cuộc cách mạng của họ.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Y por eso, pronto Bell estaba buscando nuevas tecnologías para optimizar su revolución.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Και έτσι πολύ γρήγορα, ο Μπελ αναζητούσε νέες τεχνολογίες για να βελτιώσει την επανάστασή τους.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Вскоре Белл и Уотсон находились в поиске новых технологий для оптимизации своей революции.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.И така не след дълго, Бел търсел нови технологии, които да оптимизират тяхната революция.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.Тож невдовзі Белл і Уотсон думали над новими технологіями, які б прискорили їхню революцію.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.וכך במהרה, בל חיפש טכנולוגיות חדשות כדי לשפר את המהפכה שלהם.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.قبل مدة طويلة, كان بيل يبحث عن تقنيات جديدة لتحسين ثورتهم.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.ベルはこの革命を最大限に生かすために 新しいテクノロジーを探していました ラジオはワイアーなしで音を運ぶことができます
Çok tehlike yapabilir. Beni alın demir bir karga ve düz getirmek; Keşiş John, bu nedenle gitmek많은 위험을 수 있습니다. 보내요 철 까마귀과 그것을 똑바로 가지고, 사인 존, 따라서 이동
Çok tehlike yapabilir. Beni alın demir bir karga ve düz getirmek; Keşiş John, bu nedenle gitmekמאי לעשות הסכנה הרבה. הנזיר יוחנן, ללכת מכאן, תוציאו אותי עורב ברזל ולהביא אותו ישר
Çok tehlike yapabilir. Beni alın demir bir karga ve düz getirmek; Keşiş John, bu nedenle gitmekقد لا خطر من ذلك بكثير. يوحنا الراهب ، انتقل بالتالي ؛ احصل لي الغراب الحديد وجعلها مستقيمة
Çok tehlike yapabilir. Beni alın demir bir karga ve düz getirmek; Keşiş John, bu nedenle gitmek私の細胞がた。
Çünkü bu, genç Müslümanlara değişimi getirmek için bir anlamda,Denn er zeigte jungen Muslimen einen Weg,
Çünkü bu, genç Müslümanlara değişimi getirmek için bir anlamda,이는 젊은 이슬람 교도들에게 변화를 불러오는 방법을 제시하였습니다.
Çünkü bu, genç Müslümanlara değişimi getirmek için bir anlamda,משום שהוא התווה לצעירים מוסלמים דרך להביא לשינוי
Çünkü bu, genç Müslümanlara değişimi getirmek için bir anlamda,لأنه فتح الطريق للمسلمين الشباب ليصنعوا التغيير
Çünkü bu, genç Müslümanlara değişimi getirmek için bir anlamda,変革を起こせるのだと知りました ビン・ラディンの 乏しい想像力では
Çünkü bu iki devi, bu evrenin iki hakimini bir araya getirmek,A-i aduce pe aceşti doi titani, aceşti doi maeştri ai universului
Çünkü bu iki devi, bu evrenin iki hakimini bir araya getirmek,왜냐하면 이 두명의 거성들, 세계에 있는 두 명의 거장들을 함께 데리고 온 것은
Çünkü bu iki devi, bu evrenin iki hakimini bir araya getirmek,מכיוון שלהפגיש את שני הטיטאנים האלו, שני אדוני היקום האלו
Çünkü bu iki devi, bu evrenin iki hakimini bir araya getirmek,بإحضار هذان العملاقان , اثنان من سادة الكون
Çünkü bu iki devi, bu evrenin iki hakimini bir araya getirmek,引き合わせるということは 東京上空で ゴジラとモスラを引き合わせるようなもの
Çünkü dünyadaki bütün sadhanalar seni bu noktaya getirmek içindir.Mert a világ összes spirituális gyakorlata ehhez a ponthoz vezet.
Çünkü dünyadaki bütün sadhanalar seni bu noktaya getirmek içindir.Parce que toutes les sadhanas dans le monde essaient de vous amener à cet endroit.
Çünkü dünyadaki bütün sadhanalar seni bu noktaya getirmek içindir.Perche' tutte le sadhana del mondo provano a riportarti a questo luogo.
Çünkü dünyadaki bütün sadhanalar seni bu noktaya getirmek içindir.Porque todas las sadhanas del mundo intentan traerte a este lugar.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Bom zstąpił z nieba, nie iżbym czynił wolę moję, ale wolę onego, który mię posłał.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.căci M'am pogorît din cer ca să fac nu voia Mea, ci voia Celui ce M'a trimes.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.car je suis descendu du ciel pour faire, non ma volonté, mais la volonté de celui qui m`a envoyé.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.for jeg er kommet ned fra himmelen, ikke for å gjøre min vilje, men for å gjøre hans vilje som har sendt mig,
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Ik ben niet uit de hemel gekomen om mijn eigen wil te doen, maar de wil van God Die Mij gestuurd heeft.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.내가 하늘로서 내려온 것은 내뜻을 행하려 함이 아니요
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Lebo som nesostúpil z neba nato, aby som činil svoju vôľu, ale vôľu toho, ktorý ma poslal.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Nebo jsem sstoupil s nebe, ne abych činil vůli svou, ale vůli toho, jenž mne poslal.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.perché sono disceso dal cielo non per fare la mia volontà, ma la volontà di colui che mi ha mandato
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Porque eu desci do céu, não para fazer a minha vontade, mas a vontade daquele que me enviou.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Porque yo he descendido del cielo, no para hacer la voluntad mía, sino la voluntad del que me envió
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Sebab Aku turun dari surga, bukan untuk melakukan kemauan sendiri, melainkan kemauan Dia yang mengutus Aku
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Sillä minä olen tullut taivaasta, en tekemään omaa tahtoani, vaan hänen tahtonsa, joka on minut lähettänyt.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Thi jeg er kommen ned fra Himmelen, ikke for at gøre min Villie, men hans Villie, som sendte mig.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Vì ta từ trên trời xuống , chẳng phải để làm theo ý ta , nhưng làm theo ý Ðấng đã sai ta đến .
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Vì ta từ trên trời xuống, chẳng phải để làm theo ý ta, nhưng làm theo ý Ðấng đã sai ta đến.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Zakaj stopil sem iz nebes, ne da bi delal svojo voljo, marveč voljo tega, ki me je poslal.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.διοτι κατεβην εκ του ουρανου, ουχι δια να καμω το θελημα το εμον, αλλα το θελημα του πεμψαντος με.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.Бо зійшов я з неба, не щоб чинити волю мою, а волю Пославшого мене.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.ибо Я сошел с небес не для того, чтобы творить волю Мою, но волю пославшего МеняОтца.
Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim.И тъй, сестрите пратиха до Него да Му кажат: Господи, ето този, когото обичаш, е болен.