Çadırı birleştirip tek parça haline getirmek için elli tunç kopça yaptı.又 作 五十 個 銅鉤 、 使 罩棚 連 成 一 個
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var.Aby działał, potrzebujemy dobrych zasad.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var.Aby to fungovalo, potřebujeme dobrá pravidla.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var.Agar berhasil, kita perlu peraturan yang baik.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var.For at få det til at virke, er der behov for gode regler.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var.För att det ska fungera behöver vi bra regler.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var.Para que funcione, se requieren buenas reglas.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var.Pentru a-l face să funcționeze, avem nevoie de reguli eficiente.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var. Zaten bundan bahsettik.Come già detto, affinché funzioni abbiamo bisogno di buone regole.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var. Zaten bundan bahsettik.Damit es klappt, braucht es, wie gesagt, gute Regeln.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var. Zaten bundan bahsettik.그러기 위해선, 일단 좋은 규칙이 필요합니다. 이미 이야기 했지요.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var. Zaten bundan bahsettik.Om dit te laten werken, hebben we, zoals gezegd, goede regels nodig.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var. Zaten bundan bahsettik.Pour que ça marche, comme on l'a déjà dit, il nous faut de bonnes règles.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var. Zaten bundan bahsettik.Προκειμένου να δουλέψει, χρειαζόμαστε καλούς κανόνες - το συζητήσαμε ήδη.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var. Zaten bundan bahsettik.כדי שנגרום לכך לקרות, אנו זקוקים לחוקים טובים; כבר דברנו בנידון.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var. Zaten bundan bahsettik.والعمل على انجاحه ، ونحن بحاجة إلى قوانين جيدة. لقد ناقشنا ذلك.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var. Zaten bundan bahsettik.これは 特区の「基本法」に組み込まれることになります
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var.Для успіху потрібні дієві правила.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var.За да сработи, се нуждаем от добри правила.
Çalışır hale getirmek için, iyi kurallara ihtiyacımız var.Чтобы заставить эту схему работать, нам нужны будут хорошие правила.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.A glamour to coś wykraczającego poza ten świat i docierającego do wyidealizowanego, doskonałego miejsca.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.Bei Glamour geht es darum, über die Welt hinauszugehen und den idealisierten, perfekten Ort zu erreichen.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.E il glamour è tutto sul trascendere questo mondo e arrivare in un posto idealizzato, perfetto.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.Et le glamour est entièrement à propos de transcender ce monde et d'arriver à un endroit idéalisé et parfait.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.Glamour gaat over deze wereld overstijgen om op een geïdealiseerde, perfecte plek te geraken.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.그리고 매력은 모두 이 세상을 초월하는 것에 대한 것이며, 이상화된, 완벽한 곳으로 도달하는 것입니다.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.Și glamourul înseamnă transcendența acestei lumi și ajungerea într-un loc idealizat, perfect.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.Y el glamur es todo aquello que te eleva más allá de este mundo hasta un lugar idealizado, perfecto.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.Блясъкът е извисяването над този свят и достигането до идеализирано, перфектно място.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.Гламур заходит за рамки привычного мира и превращает его в совершенное, идеальное место.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.וזוהר הוא כולו התעלות מהעולם הזה והגעה למקום אידיאלי, מושלם.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.وكل مافي الابهار هو أنه يرتقي بالعالم ويذهب به إلى مكان مثالي
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.理想的で 完璧な場所に 至ることを意味します 乗り物がグラマーなのは
Cebir becerimizi kullanarak, ayrılabilir bir denklem haline getirmek için sadeleştirelim. -이것은 우리가 단지 우리의 대수학 모자를 타고 하려고 때까지 v에서 분리할 수 있는 방정식을 단순화 합니다.
Cebir becerimizi kullanarak, ayrılabilir bir denklem haline getirmek için sadeleştirelim. -v の分離形方程式までを簡素化します。 v の分離形方程式までを簡素化します。
Cebir becerimizi kullanarak, ayrılabilir bir denklem haline getirmek için sadeleştirelim. -זה השלב שבו אנו רק פותרים אלגברה, ומנסים לפשט עד למשוואה הניתנת להפרדה ב V.
Cebir becerimizi kullanarak, ayrılabilir bir denklem haline getirmek için sadeleştirelim. -هنا أدخلنا علم الجبر ، ونحاول أن نبسطها حتى تكون معادلة قابلة للفصل باستخدام V.
Chicago'da yapmaya çalıştığımız, bilim alanında çok az bulunan türden öğrencileri biraraya getirmek.우리는 시카고에서 방법을 얻기위해 노력해야 하고, 적어도 우리의 과학과 기술 전체를
Chicago'da yapmaya çalıştığımız, bilim alanında çok az bulunan türden öğrencileri biraraya getirmek.W Chicago staramy się zebrać razem studentów, których jest mało w światku naukowym i technologicznym.
Chicago'da yapmaya çalıştığımız, bilim alanında çok az bulunan türden öğrencileri biraraya getirmek.זו דרך להשיג, לאסוף יחד, את כל הסטודנטים שמיוצגים בתחומי המדע והטכנולוגיה שלנו.
Chicago'da yapmaya çalıştığımız, bilim alanında çok az bulunan türden öğrencileri biraraya getirmek.لكن الذي نحاول أن نصنعه في شيكاغو هو طريقة لنحصل، نجمع، هؤلاء الطلبة
Chicago'da yapmaya çalıştığımız, bilim alanında çok az bulunan türden öğrencileri biraraya getirmek.科学や技術分野の評価が低い学生を 集めて一旗あげようと 目論んでいます
Ciencias hangi tüm öğrenciler zaman artı vaatlerini yerine getirmek için yüzeylerciencias하는 모든 학생들 때이 용이합니다 그 서약을 이행 할 표면
Ciencias hangi tüm öğrenciler zaman artı vaatlerini yerine getirmek için yüzeylerciencias שהם כאשר כל התלמידים בתוספת משטחים מתכוונים לקיים את הבטחותיה
Ciencias hangi tüm öğrenciler zaman artı vaatlerini yerine getirmek için yüzeylerciencias وهو عندما جميع الطلاب بالإضافة إلى السطوح على الوفاء بتعهداتها
Ciencias hangi tüm öğrenciler zaman artı vaatlerini yerine getirmek için yüzeylerそれが本当に約1万のカタログ 分をカウントし、それはそれだ
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Mange af dem lavede vittigheder om at sende os bagved for at hente tunge tv-apparater for kunderne
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Molti di loro scherzavano chiedendoci di andare sul retro per caricare grossi televisori per i clienti.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Muchos bromeaban invitándonos a ir atrás y cargar pesados televisores para los clientes.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Muitos deles gracejaram a tentar que fôssemos ao armazém buscar as grandes televisões para os clientes.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Mulţi au glumit cu noi, să mergem în spate să aducem clienţilor televizoare grele.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Někteří si dělali srandu, že bychom měli jít do skladu a přinést zákazníkům televizory.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Nhiều người trong số họ còn đùa là dắt chúng tôi vào kho hàng để lấy những chiếc tivi nặng cho khách hàng.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Sokuk viccelődött azzal, hogy megpróbáltak minket hátraküldeni, a nehéz televíziókért a vásárlóknak.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.많은 직원들과 농담도 했습니다. 무거운 TV를 옮기러 창고로 가자고 농담도 했죠.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Wielu żartowało próbując nakłonić nas do przyniesienia klientom ciężkich TV.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.Много от тях решиха да се пошегуват с нас и да ни пратят в склада, за да носим тежки телевизори за клиентите.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.הרבה מהם התבדחו וניסו לגרום לנו ללכת אחורה כדי להביא טלוויזיות כבדות ללקוחות.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.واخترع العديد منهم نكتا حول محاولتهم جلبنا للخلف لنحمل للزبائن أجهزة تلفزيون ثقيلة.
Çoğu müşterilere ağır televizyon setleri getirmek için arkaya gitmemiz konusunda şaka yaptı.有啲人就想整蠱我哋,要我哋去倉庫 搬哋好重唧電視畀顧客