Ağabeyim ruhumu geri getirmek için sağ kolunu feda etti.Ο αδελφός θυσίασε ένα δεξί χέρι για να φέρει πίσω την ψυχή μου.
Ağabeyim ruhumu geri getirmek için sağ kolunu feda etti.Брат пожертвовал правой рукой, чтобы вернуть мою душу.
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)A já si kreslila, abych rodinu spojila - ("Zůstávám spolu kvůli mým rodičům.")
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)Dan saya menggambar untuk mencoba menyatukan keluarga saya -- (Tawa)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)E desenhava na tentativa de juntar a minha família. [Fico aqui contigo por amor aos meus pais.] (Risos)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)En ik tekende om mijn familie samen te brengen -- (Gelach)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)És azért rajzoltam, hogy összehozzam a családomat -- (Nevetés)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)Et j'ai dessiné pour essayer de rassembler ma famille -- (Rires)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)Iar eu am desenat încercând să-mi unesc familia -- (Râsete)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)Jag ritade i försök att föra samman min familj -- (Skratt)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)우리 가족들을 함께 모으기 위해 그렸습니다. (웃음) [나는 우리 부모님을 위해서 여기 같이 있는거야.]
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)Y dibujé para tratar de mantener unida a mi familia... (Risas)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)Zatem rysowałam by znów ich zjednoczyć -- (Śmiech)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)И аз рисувах опитвайки се да събера семейството си заедно - (Смях)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)И я рисовала в попытках сплотить семью - Смех сплотить семью при помощи смеха.
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)וציירתי כדי לנסות לאחד את המשפחה שלי -- (צחוק)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)وكنت أرسم محاولة ان اجمع عائلتي .. (ضحك)
Ailemi bir araya getirmek, toparlamak için çiziyordum -- (Gülüşmeler)(パパとママのために 一緒に来てあげたの) 一緒に笑いたくて描いていたのです
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.이 소년이 그 일 행하기를 지체치 아니하였으니 그가 야곱의 딸을 사랑함이며 그는 그 아비 집에 가장 존귀함일러라
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.Юноша не умедлил исполнить это, потому что любил дочь Иакова. А он более всех уважаем был из дома отца своего.
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.ולא אחר הנער לעשות הדבר כי חפץ בבת יעקב והוא נכבד מכל בית אביו׃
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.ولم يتأخر الغلام ان يفعل الامر. لانه كان مسرورا بابنة يعقوب. وكان اكرم جميع بيت ابيه.
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.那 少 年 人 作 這 事 並 不 遲 延 、 因 為 他 喜 愛 雅 各 的 女 兒 . 他 在 他 父 親 家 中 也 是 人 最 尊 重 的
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.那 少年人 作 這事並 不 遲延 、 因為 他 喜愛 雅各 的 女兒 . 他 在 他 父親 家中 也 是 人 最 尊重 的
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;A témaközpontok az EEA több tagállamába elosztva működnek.
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;Centra tematyczne znajdują się w krajach członkowskich EEA.
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;Deze thematische centra zijn verspreid over de EMA-lidstaten.
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• Doppelarbeit mit anderen EU-Institutionen vermeiden;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• en nous réorganisant afin que l'Agence gagne en souplesse et en réactivité;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;I Centri tematici sono distribuiti in tutti i paesi membri dell’AEA.
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• omorganisera för att göra byrån mer tillgänglig och flexibel,
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• provádíme reorganizaci, aby agentura lépe reagovala na výzvy a aby byla pružnější;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• reorganizácie agentúry tak, aby bola ústretovejšia a pružnejšia;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• reorganizacijo, katere cilj je večja odzivnost in prilagodljivost Agencije,
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• reorganizando la Agencia para que sea más capaz y flexible;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• reorganizar a Agência dotando-a de maior capacidade de resposta e flexibilidade;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• reorganizarea pentru ca agenţia să devină mai receptivă şi flexibilă;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• uudistamalla ympäristökeskuksen rakennetta herkemmin ja joustavammin reagoivaksi;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• ved gennem reorganisering at gøre agenturet mere tilpasningsdygtigt og fleksibelt
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;Αναδιοργανώνοντας τον Οργανισμό έτσι ώστε να είναι πιο αποτελεσματικός και ευέλικτος
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• като се реорганизираме, за да направим Агенцията по-отзивчива и гъвкава;
Al'a bedenlerimizi geri getirmek için Felsefe Taşı kullanmayacağımıza söz verdim.Ho promesso ad Al che non avremmo usato una Pietra Filosofale per riottenere i nostri corpi.
Al'a bedenlerimizi geri getirmek için Felsefe Taşı kullanmayacağımıza söz verdim.Jag lovade Al att jag inte skulle använda De Vises Sten- -för att återställa oss.
Al'a bedenlerimizi geri getirmek için Felsefe Taşı kullanmayacağımıza söz verdim.Jeg lovede Al, at jeg ikke ville bruge De Vises Sten - - til at få vores kroppe tilbage.
Al'a bedenlerimizi geri getirmek için Felsefe Taşı kullanmayacağımıza söz verdim.Le prometí a Al que no usaría una Piedra Filosofal para recuperar nuestros cuerpos.
Al'a bedenlerimizi geri getirmek için Felsefe Taşı kullanmayacağımıza söz verdim.Lupasin Alille, että emme käyttäisi Viisasten kiveä- -saadaksemme ruumiimme takaisin.
Al'a bedenlerimizi geri getirmek için Felsefe Taşı kullanmayacağımıza söz verdim.Obiecałem Alowi, że nie użyję Kamienia Filozoficznego do odzyskania naszych ciał.
Al'a bedenlerimizi geri getirmek için Felsefe Taşı kullanmayacağımıza söz verdim.Prometi ao Al que não usaríamos uma Pedra Filosofal para recuperar os nossos corpos.
Al'a bedenlerimizi geri getirmek için Felsefe Taşı kullanmayacağımıza söz verdim.Υποσχέθηκα στον Αλ ότι δεν θα χρησιμοποιήσουμε Λίθο για να πάρουμε πίσω τα σώματά μας.
Al'a bedenlerimizi geri getirmek için Felsefe Taşı kullanmayacağımıza söz verdim.Я обещал Алу не применять Философский Камень, чтобы вернуть наши тела.
Al'ı geri getirmek için insan hayatı kullanmamam lazım!¡De ninguna manera usaré vidas humanas para recuperar a Al!
Al'ı geri getirmek için insan hayatı kullanmamam lazım!E não vou usar vidas humanas para recuperar o Al!
Al'ı geri getirmek için insan hayatı kullanmamam lazım!En todellakaan hanki Alia takaisin ihmishenkien avulla.
Al'ı geri getirmek için insan hayatı kullanmamam lazım!Jag tänker inte använda mänskligt liv för att få tillbaka Al!
Al'ı geri getirmek için insan hayatı kullanmamam lazım!Jeg vil ikke bruge menneskeliv til at få Al tilbage!
Al'ı geri getirmek için insan hayatı kullanmamam lazım!Sono fermamente risoluto a non usare vite umane per far tornare Al!
Al'ı geri getirmek için insan hayatı kullanmamam lazım!W żadnym wypadku nie sprowadzę Ala za cenę czyjegoś życia.
Al'ı geri getirmek için insan hayatı kullanmamam lazım!Είμαι κάθετος, δεν θα φέρω πίσω τον Αλ μέσω ανθρώπινης ζωής!
Al'ı geri getirmek için insan hayatı kullanmamam lazım!И я не стану возвращать Ала с помощью человеческих жизней!
Ama amacımızın piramidin tabanına yeni ekonomik faaliyet getirmek olduğunu varsayalım.Ale załóżmy, że naszym celem jest ściągnięcie nowej działalności ekonomicznej do podstawy piramidy.