Macarların şafak Tanrıçası Hajnal Anyácska’yı akla getirmektedir.Для послідовників Шактизма Верховною сутністю Ішвари виступає Богиня-мати Деві.
Belirli bir ortamda (örneğin ofis) insanları bir araya getirmek ve bağlamak için eşanlamlıdır.Правовий статус конкретної особи — складне поєднання і переплетіння правомочностей.
Söz konusu eyaletler bugün Pakistan'ı meydana getirmektedir.Зараз ці країни ведуть переговори з Хорватією .
Çok Fransızca kelime biliyorum ama cümle içinde bir araya getirmekte zorlanıyorum.Я знаю багато французьких слів, але мені складно створювати з них речення.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.S kolonizací Europy jsou však spojené některé obtíže.
Bunu ilahe Ayıhıt insanlara getirmektedir (ulaştırmaktadır).Zpřístupní je lidem (idnes.cz).
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.K tomuto účelu byla ustanovena zvláštní komise.
En bütük arzusu son dönem İtalyan mimari akımları ile Moskova Baroğu stillerinin bir araya getirmek idi.Ve svých stavbách kombinoval poslední trendy italského baroka s tradičním moskevským stylem.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Určit si priority – nejdůležitější úkol splnit hned jako první.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Tyto látky mají mít příznivé účinky na organismus.
Bu da kimi trafik sıkışıklığı sorunlarını da beraberinde getirmektedir.Varují také před dopravními komplikacemi.
Amacı yepyeni bir canlı meydana getirmektir.Jeho plánem je vytvoření nové civilizace.
Antlaşma ayrıca Bulgaristan ordusunun 20 bin kişiyi aşamayacağı hükmü getirmektedir.Bulharská armáda nesměla mít dále více než 20 000 mužů, kteří nesměli být vyzbrojeni těžkými zbraněmi.
Tabi bu tarz bir yaklaşım, aynı zamanda büyük eleştirileri de getirmektedir.Jedná se o návrh, které vzbudil velkou pozornost, ale zároveň i rozsáhlou kritiku.
Shepherd'in amacı Task Force 141'i ortadan kaldırarak kendisini bir savaş kahramanı haline getirmektir.Po SAS se přidal ke Task Force 141 která sloužila jako utajovaná jednotka pro zabránění válce.
Her Microsoft Office paketinde bir BASIC türevi var olup makro programlamada büyük kolaylıklar getirmektedir.Každá maticová hra má Nashovo rovnovážné řešení ve smíšených strategiích.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Colonizarea Europei este asociată cu o serie de probleme.
Yeryüzündeki doğal karbonun yaklaşık 1.1%'ini meydana getirmektedir.Acesta reprezintă aproximativ 1,1% din totalul de carbon natural de pe Pământ. ^ Carbon Carbon
Bunun sebebi Kabila'nın erzak, yardım ve destek getirmek için bazen günlerce geç kalmasına atfedilir.Din acest motiv, credea Guevara, Kabila întârzia ajutorul, întăririle și proviziile cu zilele.
Kam'ın en önemli görevleri bozulan dengeyi tekrar yerine getirmek ve hastaları iyileştirmektir.Cea mai importantă sarcină a șamanului era să vindece bolnavii.
R2-D2 prensesten aldığı görevi yerine getirmek istemesi ile Yaşlı Obi-Wan Kenobi'yi aramaya başlar.Însă R2-D2 pleacă în căutarea celui căruia trebuie să îi predea planurile stației, Obi-Wan Kenobi.
Bunları alıp puzzle gibi bir araya getirmek harikaydı." dedi.A fost uimitor, luând toate aceste bucăți mici de aici și de acolo și punându-le cap la cap, ca pe un puzzle”.
Ancak Pasolini, kardeşinin hatırasını lekelememek için bu olayı gündeme getirmekten kaçınıyordu.Aceasta era o minciună pentru a-l opri pe Memnon să profite de ea.
Sharpless Pinkerton'dan bir mektup getirmektedir.Mr.Sharpless, consulul american, vine să-i citească o scrisoare pe care a primit-o de la Pinkerton.
Geleneksel olarak, düğün pastası tüm konuklara ve çifte iyi şanslar getirmek için yapılmıştır.În mod tradițional, invitațiile de nuntă sunt trimise prin poștă în plicuri duble.
Chuck Billy Kızılderili kökenlidir ve bunu şarkı sözlerinde de dile getirmektedir.Cash a admirat întotdeauna americanii nativi, exprimând acest sentiment chiar și în cântecele sale.
Daha sonra, operayı halktan herkesin sevdiği bir müzik hâline getirmek istediğini söyledi.Apoi am intrat în industria muzicală și toți credeau că e un nume de scenă.
Japonya Çin'i tam bir sömürge haline getirmek için harekete geçmişti.Acesta a promis că China va deveni o superputere.
Pop müziği seviyorum ve onu geri getirmek istiyorum.Szeretem a popzenét, és vissza akarom hozni.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Megvitatták Mandzsúria helyzetét és "minden ügyet, amit az oroszok felhozhatnak".
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Ez pedig mellébeszélésre adhat lehetőséget.
İlerleyen Rus kışı da ayrıca güçlükler getirmektedir.A beköszöntő hideg orosz tél tovább nehezítette a helyzetet.
Görüntüsü değiştirilen PROMT’ u eski haline getirmek için; C:\> PROMPT $P$G <ENTER> tanımlaması yazılır.A parancssor készenléti jelét ( példa: prompt $p$g C:\>) változtathatjuk meg.
H.P. Lovecraft'tan çok etkilendiğini kendisi de dile getirmektedir.Ezenkívül HP Lovecraft hatása is fellelhető.
Bu büyük maddi külfet getirmektedir.A méhlegelő bőséges táplálékot nyújtson.
Referandum ise Latince "referre" (geri getirmek) kökünden gelir.Egyaránt mottó a "Resurgens" (latinul ismét felemelkedő).
Mısırlı ebeler, bu emri yerine getirmekten korkarlar.A korabeli egyiptomi naptár is ehhez igazodott.
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.Gazdasági politikájában egyaránt megfigyelhető a liberális és a megszorító politika is.
İnkârcılar, elçileri, kendilerine uğursuzluk getirmekle suçladılar.The Messengers voi tarkoittaa seuraavia asioita: Pahan sanansaattajat (engl.
Sharpless Pinkerton'dan bir mektup getirmektedir.Sharpless kertoo saaneensa kirjeen Pinkertonilta.
Polis arabası, polisler tarafından resmi görevlerini yerine getirmek amacıyla kullanılan taşıttır.Poliisiauto on poliisien virkatehtäviensä suorittamiseen käyttämä auto.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Se vastaa puheen tuottamisesta.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.Asiaa selvittämään asetettiin uusi komitea.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Velvoite on velkasuhteessa olevan velallisen velvollisuus tehdä velkojalle tietty suoritus.
Willow, Angel'ın ruhunu geri getirmek için çağrılır.Willow kuitenkin palauttaa Angelin sielun ajoissa.
Albüm, eski ve yeni jenerasyon sanatçıları bir araya getirmektedir.Albumi yhdistelee yhtyeen tuotannon uusia ja vanhoja elementtejä.
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.Jokilaaksoissa viljellään riisiä.
Antlaşma ayrıca Bulgaristan ordusunun 20 bin kişiyi aşamayacağı hükmü getirmektedir.Bulgarian armeija rajattiin 20 000 mieheen.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Ensimmäiset kolme ehtoa ovat velvollisuuseettiset.
Bu gemi Avustralya Hükümetinden bu kurtarılan insanları Avustralya limanına getirmek istemiştir.Tarkoitus oli kieltäytyä päästämästä veneellä saapuvia turvapaikkaa tarvitsevia ihmisiä Australiaan.
Kızıl Ordu askerlerinin teslim olmamakta gösterdikleri azim e direnmeydi." yorumunu getirmektedir.Mutta me emme anna periksi punaisille, koska evät meidän vaarimme antaneet periksi.
İki çeşit terbiye metodu vardır:Hayvanı tatlılıkla alıştırmak veya kırbaç zoruyla yola getirmek.Sillä on kaksi työskentelytapaa: joko ajaa riista puuhun tai pysäyttää se.
Arkadaşlarını alıp getirmek ve onların da zevk almasını sağlamak istiyorlar.Hanki ystäviä, kunnioita muita ja pidä hauskaa!
Ritmi geri getirmek için kalp masajı uygulanmaya başlanır.Viivamerkintöjen tekemistä ritsilangan avulla kutsutaan ritsaamiseksi.
Amanda Waller'ın emirlerini yerine getirmek için görevlendirilmiştir.Operaation johdossa toimii Amanda Waller.
Yaşamı anlamlı hale getirmek ve yaşamaya değer kılmak, insanın kişisel sorumluluğudur.Arvojen luominen ja tavoitteiden asettaminen on ihmisen tehtävä.
Asıl soyadı Desrouleaux olan sanatçı, bunu okunması kolay bir hale getirmek üzere Derulo haline getirdi.Derulon oikea sukunimi on Desrouleaux, mutta hän vaihtoi lavanimekseen Derulon, joka on helpompi ääntää.
Oyunun amacı, başta kayıp aileyi bir araya getirmek olmak üzere kişiye kalmış çeşitli amaçlardır.Pelissä ideana on suorittaa erilaisia leikkauksia ensimmäisestä persoonasta.
Arnavutluk Deniz Kuvvetleri, "bir kuvvet, iki görev" kavramına dayanan başlıca görevleri yerine getirmektedir.Το Πολεμικό Ναυτικό εκτελεί κυρίως καθήκοντα, με βάση την έννοια της «μία δύναμη, δύο αποστολές."
Türkiye'de bu koşulları yerine getirmek için yoğun çabalar bulunmaktadır.Η Τουρκία χρησιμοποιεί ήπιες πολιτικές για να επιτύχει αυτούς τους στόχους.