Ana içeriğe geç
Sözlük

getirmek ile cümle

getirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Rinucchio noteri getirmek için ayrılır.Rinuccio gaat de notaris halen.
Bu sırada Varbel de gelir ve gayet kötü bir haber getirmektedir.Op dat moment komt de wachter op, die een onheilspellend bericht met zich meebrengt.
21 yüzyılda gizemli nesneler bilinen tüm Dünya uygarlığının sonunu getirmekteydi.In de 21e eeuw slaat een mysterieus object in op Aarde wat de gehele beschaafde wereld vernietigd.
Bu, IŞİD’i Dünya'nın en zengin örgütlerden biri haline getirmektedir.Dit zou de organisatie de rijkste terreurgroep in de wereld maken.
Amaçları Kanun-i Esasi’yi yeniden yürürlüğe koyup meşrutiyeti getirmektir.Zij ontlenen die rechten dan van rechtswege aan hem/haar.
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir.Iedere aartsengel heeft een specifieke taak.
Herkül'ün 12 görevinden biri de Hesperidlerin altın elmalarını getirmektir.Als elfde werk moest Herakles de gouden appels van de Hesperiden roven.
Bu ise, çok ince bir planlamayı ve yine de birçok güçlüğü beraberinde getirmekteydi.Zij was rond van bouw en zwaar uitgevoerd met veel zeeg.
Kadınlar, eş ve çocuklarına yiyecek getirmek için ancak qargiye uğrarlar.Zij en haar dochters dwingen Assepoester om hun dienstmeid te worden.
Ama gerisini getirmekte zorlandı.Ook stond hij in voor vervanging.
Angel ruhunu kaybedip Angelus geri döndüğünde, Angelus ve Drusilla cehennemi dünyaya getirmek isterler.Kort nadat Angelus is vervloekt en zijn ziel terug heeft gekregen gaan Drusilla en Spike hun eigen weg.
İki manastır hizmetlisi manastırın dışında erzak getirmek için gelmişlerdir.De aanhangers stichtten eigen gebedsruimten buiten de kloosters.
Gürültüyü kontrol etmenin bir yolu, gürültü kaynağını daha sessiz hale getirmektir.Voor een puntbron van geluid geldt dat het geluid zich bolvormig uitbreidt.
Ritmi geri getirmek için kalp masajı uygulanmaya başlanır.Het nummer wordt gebruikt bij training voor reanimatie om het juiste ritme voor hartmassage aan te geven.
Bu rolünde olan başarısı, ona birçok hayran getirmekle birlikte, yeni projelerde çalışabilme imkanı da sundu.En het lukt hem wonderwel, hij mag aan het programma deelnemen.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Het zet de mensen aan tot praten.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Kolonizacja Europy wiąże się z wieloma trudnościami.
Hastalara yemek getirmek yasaktır.Dokarmianie zwierząt jest zabronione.
Herkül'ün 12 görevinden biri de Hesperidlerin altın elmalarını getirmektir.Jedna z 12 prac Heraklesa to zdobycie złotych jabłek z ogrodu Hesperyd.
Ayrıca ekvatora yakın yerleşim konumu, Filipinler'i tayfun felaketine eğilimli hâle getirmektedir.Położenie w strefie klimatu równikowego powoduje, że Filipiny narażone są na tajfuny.
Çok işlemcili sistemler bu sorunu daha da beter hale getirmektedir.Wieloprocesorowe systemy sprawiają, że problem jest znacznie większy.
Üniversitenin kurulma amacı araştırma ve öğretim sistemine yeni bir yaklaşım getirmekti.Kolejne „Misje” pozwoliły na budowę nowego systemu powszechnej opieki zdrowotnej i szkolnictwa.
1739 yılında matematik ve müziği bir araya getirmek için “Tentamen novae theoriae musicae” yazdı.W roku 1739 napisał Tentamen novae theoriae musicae, mając nadzieję zespolić teorię muzyki z matematyką.
Strabo da her iki tezi dile getirmektedir.Sokrates wygłasza dwie mowy.
İnsanların ihtiyaçlarını yerine getirmek için ızdırap döngüsünde kalmayı tercih etmişlerdir.Ludziom pozostała jedynie nadzieja jako pociecha w ich nieszczęściach.
Bilgisayar Bilimleri (verileri toplamak, analiz etmeye uygun hale getirmek ve analizlerini yapmak).Analiza systemu (w tym analiza wymagań i studium wykonalności).
Türkiye'de bu koşulları yerine getirmek için yoğun çabalar bulunmaktadır.Działania odniosły założony cel w Turcji.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Nadal jednak pierwiastki te mają nieznaczący wpływ na funkcjonowanie organizmu człowieka.
Ama bu da ülkede durumu daha karmaşık hale getirmekten öteye gitmeyecektir.Uważa, że w takiej sytuacji nie może sobie komplikować życie.
Harbiye Nazırlığı orduya ait idari tasarrufları yerine getirmekle yükümlüydü.Zbytkower szczególnie wzbogacił się na dostawach dla wojujących armii.
Kelime anlamı yıkmak, parçalamak, kullanılmaz hale getirmektir.Kazidroga od słowa kazić, niszczyć.
İlk iş, söz verdiği üzere başbakanı oraya getirmek üzere harekete geçer.Premier zapowiedział, że w razie potrzeby rząd przeznaczy więcej pieniędzy.
Babası vefat eden Oğuz onun ölmeden önceki son arzusunu yerine getirmek istemektedir.Po śmierci ojca syn próbuje realizować polecenia, które ojciec nakazał mu przed śmiercią.
Hesperidler'in altın elmalarını getirmek.Złote jabłka Afrodyty.
İl yönetim kurulunun amacı millî siyasette, meclisle ortak çalışarak çeşitli amaçları yerine getirmektir.Rada do Spraw Ogólnych ma za zadanie zapewniać spójność prac różnych składów Rady.
Görevi onun bencilce isteklerini yerine getirmektir.Jej zadaniem jest odcięcie egoizmu.
Erkek kendi iradesiyle, yeni fikirleri, kavramları işlemek ve meydana getirmek için harekete geçer.Każdy z nich przywozi własną historię, marzenia, cel.
Bu faktörler teleseminarları çok uygun maliyetli bir dağıtım yöntemi haline getirmektedir.Dokonuje się go za pośrednictwem odpowiednio dobranego czynnika rozdzielającego.
Sisteme üye bankalar belli likidite ve rezerv şartları yerine getirmek zorundadırlar.Till exempel måste banker enligt lag upprätthålla en viss soliditet och likviditet.
Bu durum, ikili yıldız sistemi içinde yüksek sıcaklıkta bir yığılma diski varlığını akla getirmektedir.Det kanske tyder på närvaron av en ackretionsskiva med hög temperatur inuti ett dubbelstjärnesystem.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.En kommitté tillsattes för att följa upp beslutet.
Çok işlemcili sistemler bu sorunu daha da beter hale getirmektedir.Vissa läkemedel kan förvärra tillståndet.
Bunun akut kısmı ters inebilir ve tedavinin amacı hastanın böbrek işlevini olağan düzeyine geri getirmektir.Behandlingen är kirurgisk och inriktas på att återställa körteln till sin normala plats.
İl yönetim kurulunun amacı millî siyasette, meclisle ortak çalışarak çeşitli amaçları yerine getirmektir.Kyrkoherdens uppgift är sedan att leda arbetet i församlingen i enlighet med målen.
İki manastır hizmetlisi manastırın dışında erzak getirmek için gelmişlerdir.Endast två nunnor fick kvarstanna i själva klostret.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Kolonisation av Mars stöds av en rad organisationer med varierande inriktning.
Amanda Waller'ın emirlerini yerine getirmek için görevlendirilmiştir.Hon följer blint alla order Hilt ger.
Buna karşın, yine bazı antik kaynaklar Sappho'nun erkeklerle de aşk ilişkisi yaşadığını dile getirmektedir.Однак деякі стародавні джерела згадують і про зв'язки Сапфо з чоловіками.
Antlaşma ayrıca Bulgaristan ordusunun 20 bin kişiyi aşamayacağı hükmü getirmektedir.Болгарії заборонялось тримати в армії більше як 20 000 вояків.
Bu oyuncak bebekler cinsel davranışları yerine getirmek için farklı pozlamalar yapabilirler.Такі ляльки можуть приймати різні пози для вчинення статевих актів.
Hastalara yemek getirmek yasaktır.Забороняється годувати тварин.
Babasının amacını yerine getirmek için çalışıyordur ve Go Gur Yeo adında yeni bir ülke kurar.Вона готується зустріти Новий рік зі своїм нареченим Іпполітом.
İlk amacımız restoranımızın gereksinimlerini yerine getirmektir.Обов'язково потрібно задовольняти перші потреби відвідувачів.
UEFA Şampiyonlar Ligini Ekranlara Getirmektedir . ^ Lider TV HakkımızdaЯк великі лідери надихають нас на дії. — відеодоповідь на конференції TED.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Я вважаю, що єдине, що має сенс — до кінця виконувати свій обов'язок.
Görünmez olabilme yetenekleri, onları iyice tehlikeli bir hale getirmektedir.Має здатність ставати невидимою, що робить її надзвичайно корисною для розвідки.
Luftwaffe bu görevi yerine getirmekte başarısız oldu.Італійським військам не вдалось виконати поставлені завдання.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.Для з'ясування причин була створена спеціальна комісія.
Kol bandı ve silikon kılıflar iPod'a renk getirmek ve çiziklerden korumak amacıyla satışa sunuldu.Так, його ідеєю було заготовляння шкір котовцями та обмін їх в Іваново на тканини, які йшли на обмундирування.
Karşımıza kim çıkarsa çıksın tesirsiz hale getirmek şarttır.Якщо ж хтось визначене нами порушить, нехай буде відлучений.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
getirmek ile cümle - Sayfa 11 - getirmek kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App