Geride kalanların isteği doğrultusunda isimler değiştirilmiştir.Na přání těch, kteří přežili, byla jejich jména změněna.
2003 yılında ormanda 103 ceset bulundu ve 2002 yılındaki 75 ceset rekorunu geride bıraktı.V roce 2003 zde bylo nalezeno 105 těl a byl tak překonán rekord sedmdesáti osmi těl za rok v roce 2002.
Bu arada da Mahone onların geride bıraktıkları izleri takip etmektedir.Navzdory tomu, Miroku pokračuje v jeho stopách.
Geride kalan sezonun bana çok şey kattığına inanıyorum.V dalších sezónách už tolik nezářila.
Katie 2004 Şubat'ında gerçekleştirilen halka açık seçmelere katıldı ve 3.000 genç kızı geride bıraktı.V únoru 2004 se Katie zúčastnila veřejného konkurzu, kde roli získala v klání s dalšími 5000 uchazečkami.
Biz bölgemizden daha ileri olmak zorundayız, geride kalamayız.Tento chod je pomalejší, nevysedáme.
Mark Webber sıralamalarda takım arkadaşından geride kalsa da yarışı kazandı.Mark Webber si i po zastávce v boxech udržel první pozici a závod vyhrál.
En son 2003 yılında Tasos Papadopulos tarafından geride bırakılarak bu görevi devretmiştir.V roce 2003 ho porazil v prezidentských volbách Tassos Papadopoulos.
Ne var ki, 28 Eylül 1991'de hayatını kaybetti ve geride albüm için tamamlanmış altı parça bıraktı.Davis v září 1991 zemřel a stihl dokončit pouze šest skladeb pro album.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Rád by se od své minulosti definitivně odpoutal.
Fakat geride en az iki Quincy kaldı.Zbylé kvinty zůstávají čisté.
Üçüncü Ferrari bu ikiliden 40 puan daha geride kaldı.Lewis dojel za těmito dvěma jezdci o 40 sekund později.
(UTC-8) Bunun anlamı tüm saatler Eş Güdümlü Evrensel Zaman (UTC) den 8 saat geridedir.Od koordinovaného světového času (UTC) jej odděluje osm hodin (UTC-8).
Bunun sonucu olarak geride gönderilmeyi bekleyen çok fazla sayıda mesaj birikmişti.Od té doby se mnohé živé přenosy vysílají se zpožděním, aby se zabránilo podobným incidentům.
Fakat geride en az iki Quincy kaldı.Cel puțin doi Quincy încă mai există.
Eğer ki tanrı yoksa, hiçbir şey kaybetmezsiniz ve geride bıraktıklarınız ile hatırlanırsınız.Dacă nu există Dumnezeu, nu ai pierdut nimic și vei fi reamintit cu drag de către cei rămași în urmă.
Giderken de, geride bıraktık babamı.După moartea mamei a fost abandonat și de tată.
Östrusta olan dişiler başlarını normalden daha geride tutar ve yaygın olarak tremor ile spazm geçirirler.Femelele în estru tind să-și țină capul mai în spate decât de obicei, având des tremurături sau spasme.
Geride çok az sayıda Çek ve Slovak komünist kalır.Exista un mic număr de polonezi, secui și slovaci.
Geride bıraktığı eserleri ile modern Ukrayna dili ve edebiyatının temeli olarak gösterilir.Opera sa literară este considerată ca fiind fondatoarea limbii și literaturii ucrainene moderne.
Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı.El ar fi copiat cuvânt cu cuvânt 85 de pagini.
Polonya böylece geriden gelerek grubu birinci bitirmiş oldu.Și datorită acestei situații a început reîntoarcerea în Polonia.
Sawyer ve Miles Juliet'i gömmek için geride kalır.Sawyer és Miles hátra maradnak, hogy eltemessék Julietet.
Geride korumasız kalan İmparatorluk kampı, Normanların eline geçti.Az őrizetlenül hagyott bizánci tábor a normannok kezére került.
Bugün geride bir tek fotoğrafı var.Csak egyetlen fénykép maradt fenn róla.
Ancak, bu bulgular genellikle hastalığın 1. haftası geride kaldıktan sonra belirgin hale gelir.Ezek a hatások gyakran már a kezelés első hetében jelentkeznek.
Geride eşi ile 5 çocuğu yetim kalmıştır.Özvegyet és öt árvát hagyott maga után.
Müttefik kuvvetlerin yaklaşması sonucu SS askerleri esirleri geride bırakarak kaçtılar.Mivel ők túlerőben voltak, az SS őrség előreindult a foglyokat hátrahagyva.
28 Mayıs 2008'de Petr Čech'i geride bırakarak Çek Cumhuriyeti'nde yılın futbolcusu seçildi.2008. május 28-án az év cseh játékosa címet kapta, a második helyezett, Petr Čech előtt.
Göç ederken bir günde 40 kilometreye kadar geride bırakabilirler.Zsákmány után kutatva akár napi 70 km-es távolságot is megtesznek.
Her üç kolordu, gerideki Soğucak Deresinin Doğusuna çekileceklerdi.A szamurájok a küszöbön álló gyarmatosítástól féltek.
Daha önce yaşamış türler de, evrimsel tarihlerine dair kayıt bulgular geride bırakmıştır.Menneet lajit ovat myös jättäneet merkkejä omasta kehityshistoriastaan.
Geride kalan hava alevi sürdüremedi.Tämän jälkeen tulivuori ei ole purkautunut.
Birinci tur sonunda Coulthard Alesi'nin 2,8 saniye önünde, Hill ise 0,3 saniye daha gerideydi.Kolmanneksi nopein Jacques Villeneuve jäikin Hillistä jo 1,1 sekuntia.
Sawyer ve Miles Juliet'i gömmek için geride kalır.Sawyer ja Miles hautaavat Julietin viidakkoon.
Chris, Sam'i geride bırakmıştır.Sam on kuljettanut Deanin pois paikalta.
Rickie Fowler'ı bir vuruş farkla geride bırakan Patrick Reed bu turnuvadaki ilk şampiyonluğunu elde etmiştir.Reedin maanmies Rickie Fowler hävisi hänelle yhdellä lyönnillä.
Ancak yaşam savaşı geride kalanlar için devam etmektedir.Sodan jälkeen kasvatusta jatkettiin eloon jääneistä yksilöistä.
Balinaların gözleri büyük kafalarının her iki yanında ve oldukça geridedir.Kilpikalojen silmät olivat pään yläosassa ja lähellä toisiaan.
Onu tam geride bırakıp gidecekken geri gelip onu hastaneye götürür.Pian oikea ambulanssi tulee ja vie hänet sairaalaan.
Diğerleri kısmen hasarlıydı ve geride kalmışlardı.Toisia kidutettiin ja osalle jäi pysyviä vammoja.
Geride genç karısı Zarina ve üç yetim çocuğunu bıraktı.Άφησε πίσω τη νεαρή σύζυγό του, τη Ζαρίνα, και τρία ορφανά παιδιά.
Hayatımda geride kalan 20 yıla baktım ve değer verdiğim şeylerin önemli olmadığını fark ettim."Κοιτάζω 20 χρόνια πριν και συνειδητοποιώ ότι είχα πολλά "άχρηστα πράγματα".
Geride kalanların isteği doğrultusunda isimler değiştirilmiştir.Κατόπιν αιτήματος των επιζώντων, τα ονόματα έχουν αλλάξει.
Bu siyasi değişiklik görünüşe göre geride kalan lejyonerlerin işine yaradı.Αυτή η πολιτική ευθυγράμμιση ήταν προφανώς ευνοϊκή για τους επιζώντες λεγεωνάριους.
Colin Bell daha geride oynamaya başladı.Άρχισε να παίζει αργότερα το Kemen.
Eski şaşaalı günler geride kalmıştır.Οι ένδοξες μέρες είχαν παρέλθει.
John Higgins Jamie Cope'i 12-10 geriden gelip 13-12 yendi.John Higgins slog Jamie Cope 13–12 efter stillingen var 10–12.
Greg LeMond, Paris'teki final binişinde 50 saniye gerideydi.Greg LeMond var 50 sekunder efter Laurent Fignon før den afsluttende enkeltstart ind til Paris.
Geride bırakılan bu topraklarda, Kızıl Ordu'nun işine yarayabilecek her şey imha edildi.Undervejs blev alt, hvad der kunne være til gavn for Sydens krigsindsats, ødelagt.
Sürüyü ve hayatını geride bırakıp kaybolur.Så vil hesten miste al sin kraft og forsvinde.
Bunlara uygun olarak Amalrik Kahire'de bir Haçlı birliği geride bırakmıştı.For sikkerheds skyld sendte de alligevel en delegation til oraklet i Delfi.
Onu tam geride bırakıp gidecekken geri gelip onu hastaneye götürür.En dag tager hun ham med hjem, men han vil tilbage på hospitalet.
Kariyerini geride bırakmış.Derefter stoppede han karrieren.
Ancak 1204 yılında, her iki çocuğunu geride bırakara, Doğuya gidip eşine katılmıştır.Tidlig i 1204 etterlot hun sine to barn for å komme til ham i Midtøsten.
Soyguncular ise Will'i geride bırakarak araçla kaçarlar.Men de nekter å dra etter piratene for å redde Will.
Ölümünden sonra geride 5 yaşında bir kızı kalmıştır.Hun etterlot seg en datter som var 5 år ved dødsfallet.
Kudurrular Babil'deki Kassitler hükmü süresinden geride kalan tek sanat eserleridir.Kudurruene er de eneste overlevende kunstferdigheter fra kassittenes herredømme i Babylonia.
Greg LeMond, Paris'teki final binişinde 50 saniye gerideydi.Greg LeMond var 50 sekunder bak Laurent Fignon før den avsluttende tempoetappen inn til Paris.
İstatistiksel olarak, VOC Asya'daki ticari rakiplerinin tümünü geride bıraktı.Statistisk overgikk selskapet alle sine rivaler i Asiahandelen.