Bu tur sırasında müzisyenler ve grup yönetimi arasında gerginlik oluştu.O altă preocupare a sa a fost relația dintre muzician și public.
Lee ise bu olayın grup içerisinde yaşanan gerginliklerin bir sonucu olduğunu belirtti.Apoi, Lee a afirmat ca Ben a plecat din cauza tensiunii create în formație..
Ama sonra aralarındaki gerginlik düzelir.Azután oldódik köztük a feszültség.
P2 ve P7 ayağının tepesinde de elektrikle çalışan gerginlik ölçen cihazlar bulunur.A P2 és P7 pillérek tágulását teljes hosszúságukon elektromosan működő extenzométerek ellenőrzik.
Kendi aralarında gerginlikler de yaşadıkları olur.Lehetnek köztünk feszültségek.
Bunu evliliklerindeki önemli gerginlikler takip etti.Ez az ideges állapot nagy gyűlöletet érlelt az internáltakban.
1955 yılı sonbaharında, şehirdeki gerginlik ve huzursuzluk iyice artmıştı.Az egyre emelkedő adók miatt már 1955 őszén elégedetlenségi hullám futott végig a város munkavállalói között.
Ortaya çıkan gerginlik sonucu grup dağılır.Az egyenletek függőleges feszültség hatására kialakuló diszlokációt írnak le.
Seçimlerden sonra, siyasal ortamdaki gerginlik artarak devam etti.A választás után mégis feszült légkör ülte meg a várost.
Bunu evliliklerindeki önemli gerginlikler takip etti.Hänen tiedetään kärsineen vaikeista masennusoireista avioliiton kariuduttua.
Sömürge hükümeti tehcir yoluyla Çin göçünü kısıtlamaya çalışınca gerginlik arttı.Jännitteet kasvoivat kun siirtomaahallitus yritti rajoittaa kiinalaisten muuttoa karkotuksilla.
Her iki grup ve polis arasında gerginlik uzun süre devam etti.Kapinan seurauksena kalajokilaisten ja poliisiviranomaisten välit pysyivät pitkään jännittyneinä.
Çiftin arasındaki gerginlikten ötürü James, Kristen'e bir paket sigara almak için evden ayrılır.James lähtee tämän jälkeen hakemaan tupakkaa Kristenille kaupasta.
Seçimler sonrasında da gerginlikler sürdü.Kiertue jatkui myös vaalien jälkeen.
Aramalar uzadıkça taraflar arasında gerginlikler de artmaktadır.Σε κάθε επεισόδιο οι εντάσεις είναι όλο και περισσότερες.
İki takımın taraftarları arasında gerginlik bulunmaktadır.Υπήρχαν εντάσεις μεταξύ των δύο συνιστωσών.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.Efter krigen oplevede man en årrække nedgang i befolkningstallet.
Ancak uluslararası gerginlikler artmaya devam edince RAN modernize edilerek genişletilmeye başlandı.Tankerne om en genoprettelse af internationalen begyndte at modnes.
Koldaki cilt fazlalığının alınarak kola gerginlik verilmesi operasyonudur.Årsaken er opphoping av bilirubin i huden.
Bunu evliliklerindeki önemli gerginlikler takip etti.Dette førte etterhvert til et svært anstrengt forhold i ekteskapet.
Bu olay, Lucas ve Haley'nin arasındaki arkadaşlıkta bazı gerginliklere neden olur.Dette utgjør noe av årsaken til spenningen mellom Ançar Dine og MNLA.
Bu olay ailede daha büyük gerginliklere yol açtı ve Beyoncé'nin ebeveynleri ayrıldı.Hal ini membuat ketegangan yang lebih hebat pada keluarganya, dan orang tua Beyoncé berpisah.
İki ülke arasındaki gerginlik Napolyon Savaşları döneminde yükseldi.Ketegangan antara kedua negara ini meningkat selama berlangsungnya Perang Napoleon.
Uyku bozukluğu, gerginlik gibi depresif sorunların giderilmesine katkı sağlar.Kelenjar ini terkait dengan gangguan depresi seperti gangguan tidur dan rangsangan selera.
Bir süre gerginlik yaşanmıştır.Mulai terjadi suatu ketegangan.
Gerginlik, vatandaşların araya girmesi ile sonlandı.Situasi tersebut telah mengakibatkan ketegangan di kalangan penduduk.
Bu olay ailede daha büyük gerginliklere yol açtı ve Beyoncé'nin ebeveynleri ayrıldı.Điều này đã tạo thêm căng thẳng trong gia đình, và cha mẹ của Beyoncé quyết định ly thân.
Toplumsal gerginlik arttı ve anayasa çatışma potansiyelini en aza indirmek için değiştirilmiştir.Xung đột giữa các cộng đồng nổi lên và hiến pháp được sửa đổi nhằm giảm thiểu tiềm năng xung đột.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.Cuộc tình giữa hai người kết thúc.
Bloklar arasındaki gerginlik de karşılıklı silahlanmaya neden olmuştur.Tổ khúc xuất phát từ việc ghép các vũ khúc lại với nhau.
Ama sonra aralarındaki gerginlik düzelir.Tuy nhiên về sau, mối quan hệ giữa họ dần được cải thiện.
Böylece aralarındaki gerginlik sona erip gerçekten karı-koca olurlar.夫婦喧嘩(ふうふげんか)とは、夫婦の間での喧嘩のことである。
Toplumsal gerginlikler yalnızca demokratik süreçlerle çözülmelidir.民主主義社会では政治問題がそのまま施政者の取捨選択に直結する。
Bir süre gerginlik yaşanmıştır.いじめられていた時期もある。
Ortaya çıkan gerginlik sonucu grup dağılır.これにより分裂騒動は終息するものと見られている。
Çekimler, Coppola ile Paramount Pictures arasındaki gerginlikle başladı.パトリキとプレブスの間で衝突が発生した。
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.雑種 人間と魔人の間に生まれた者。
Çok fazla insanın önünde sokak ortasında, gerginlikten kameraya bakmayı unutmuştur.無人駅のためいたずらが多く、監視カメラが設置されるようになった。
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.只是他们之间的从属关系已经淡化了。
Bu gerginlik dönemine Soğuk Savaş adı verilmektedir.然而這個命名傳統卻在冷戰遇上挑戰。
Seçimler sonrasında da gerginlikler sürdü.在1986年大選之後,緊張局勢升高。
Abhisit küresel ekonomik kriz ve iç siyasi gerginliklerin arttığı bir dönemde bir anda Başbakan oldu.布雷维耶在大萧条之始以及当地经济处于衰退时就任。
Çok fazla insanın önünde sokak ortasında, gerginlikten kameraya bakmayı unutmuştur.她因必須在大街上並在許多人面前裸露,過於緊張,一直忘記看鏡頭。
Olayları savaşa götüren son gerginlik 1918'in Ocak ayının ilk günlerinde başladı.전쟁으로 치닫는 마지막 단계는 1918년 1월 초 시작되었다.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.이로써 높은귀부족과 긴귀부족 사이에는 앙심이 생겼다.
Bir süre gerginlik yaşanmıştır.그러나 그는 한동안 우울증을 앓았다.
Aynı şey enerji ve momentum ile doğrudan bağlantılı i basınç ve gerginlik için de geçerlidir.에너지 및 운동량과 직접적으로 연결된 다른 물리량, 예컨대 내부압력이나 장력 같은 것들도 마찬가지이다.
Tırnak yemeye sebep olan faktörler aşırı gerginlik, sıkıntı ve açlıktır.혈당이 높을 때의 증상으로는 소변이 잦아지고, 갈증과 배고픔이 심해진다.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.그러나 7년간에 걸친 전쟁으로 국토가 황폐화되어 경작지가 크게 줄어들었다.
Eskişehir'de gerginlik ve yer yer polis müdahaleleri gerçekleşti.아다나에서는 시위대와 진압 경찰 간 충돌이 발생했다.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.המתיחות בין הצדדים החלה להתגבר.
Bu tur sırasında Danny Lilker ve diğer grup elemanları arasında bazı gerginlikler oluşmaya başladı.במהלך תקופה זו הושפע רבות מעבודתו של דני קריג ואחרים.
Bu durum, onunla Joshua arasında gerginlik yaratır.מצב זה יוצר מתח בינה ובין צ'יקו.
Hitler'in başa gelmesiyle Danimarka halkı ve özellikle ülkedeki Yahudiler üzerindeki gerginlik arttı.לדעת היטלר, האחראים לתבוסה היו הפוליטיקאים בגרמניה, ובעיקר היהודים.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.העמותה עוסקת גם בגישור והידברות בין חרדים וחילונים.
Ancak ülkede gerginlik artmaya başladı.В страната започват размирици.
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.Nalazi se u velikoj depresiji .
Kasım 2001'de Gregory ve başkan Ellis arasındaki ilişkilerde gerginlikler yaşandı.V septembri 2013 sa napätie medzi Larrym a Cameronom stupňovalo.
Bu dönemde Almanya ile Polonya arasındaki askerî ve siyasi gerginlik giderek artmaktaydı.Agresívnou politikou územných požiadaviek eskaloval napätie medzi Nemeckom a Poľskom.
Ayrıca mitingde gruplar arasında bazı gerginliklerde yaşandı.V niektorých družstvách existovali aj záhumienky.