İki takımın taraftarları arasında gerginlik bulunmaktadır.Des tensions entre les deux collaborateurs se font sentir.
Olayları savaşa götüren son gerginlik 1918'in Ocak ayının ilk günlerinde başladı.L'escalade finale vers la guerre commence au début du mois de janvier 1918.
Bu gerginlik komşu iki ülkenin hükümetlerine de yayıldı.Cette agitation inquiète les gouvernements de différents pays.
Seçimler sonrasında da gerginlikler sürdü.Les troubles continuent, après l'élection.
2001 sezonu ile Kobe ile Shaq arasındaki gerginlik giderek arttı.Depuis, les relations entre Shaq et Kobe se sont améliorées.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.Un año más tarde, las tensiones en la comunidad han disminuido.
Ancak uluslararası gerginlikler artmaya devam edince RAN modernize edilerek genişletilmeye başlandı.Al ir aumentando las tensiones internacionales, sin embargo, la RAN se fue modernizando y ampliando.
Bu gerginlik dönemine Soğuk Savaş adı verilmektedir.Por eso, a este período se le llama la guerra fría.
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.El país vivía un clima de especial tensión.
Seçimler sonrasında da gerginlikler sürdü.Incluso después del festival, todavía había tensión.
Bu gerginlik Katoliklerin 1845 yılında Sonderbund İttifakını oluşturmasıyla arttı.Estos cantones se combinaron para formar el Sonderbund en 1845.
Seçimlerden sonra, siyasal ortamdaki gerginlik artarak devam etti.A pesar del acuerdo, las tensiones étnicas permanecieron.
Kendi aralarında gerginlikler de yaşadıkları olur.Sin embargo la tensión emocional entre ellos sigue viva.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.La tensione fra loro sale ancora.
Artan gerginlikler Sovyetler Birliği ile Çin arasında nükleer savaş olasılığını ortaya çıkarmıştır.Mi sono preoccupata a proposito di una possibile guerra nucleare tra Russia e Stati Uniti.
Mağrip'teki Yahudiler, artan gerginlik sebebiyle bölgeden ayrılmak zorunda kaldılar.Gli ebrei del Maghreb furono costretti a emigrare a causa delle tensioni crescenti.
Toplumsal gerginlikler yalnızca demokratik süreçlerle çözülmelidir.Perciò, i rapporti politici possono essere espressi esclusivamente per delega democratica.
Bunun üzerinde ikisi arasında önce gerginlik oldu ama ardından ikisi kucaklaştı.Это расстроило их обоих, и они решили объединиться.
Böylece aralarındaki gerginlik sona erip gerçekten karı-koca olurlar.Взаимные жестокие слова создали непреодолимую пропасть между супругами.
1955 yılı sonbaharında, şehirdeki gerginlik ve huzursuzluk iyice artmıştı.Летом 1955 года напряжённость в Марокко ещё более усиливалась.
Kendi aralarında gerginlikler de yaşadıkları olur.На их сторону перешли и нервии.
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.Общество находилось в состоянии большой напряженности.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.Спор привёл к прекращению отношений между ними.
Ancak ülkede gerginlik artmaya başladı.Страну начали сотрясать волнения.
Lee ise bu olayın grup içerisinde yaşanan gerginliklerin bir sonucu olduğunu belirtti.Ли был сильно расстроен таким поворотом событий.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.بعد مرور سنة، يَخف التوتر في المجتمع.
Nüfusun çoğu mülteci kamplarına kaçmıştır ve gerginlik hala devam etmektedir.دبابات الجيش تواصل حصارها لمدن عدة وقتلى الاحتجاجات في ارتفاع متواصل.
Aralık ayı boyunca Lynch ve Charlotte arasındaki gerginlikler devam etti.خلال شهر ديسمبر ، العلاقة بين شارلوت و بيكي لينش أستمرت بالتوتر .
Nitekim kısa süre sonra sultan ve ümera arasında gerginlikler ve rahatsızlıklar artmıştır.وفيما بعد ازدادت التوتّرات بين منتظری وبين النظام.
Güreşçiler arasındaki gerginlik spikerlerede sıçradı.نشب القتال بين المتنافسين.
Bu tur sırasında müzisyenler ve grup yönetimi arasında gerginlik oluştu.Durante a turnê surgiu tensão entre os músicos e a direção da banda.
Olayları savaşa götüren son gerginlik 1918'in Ocak ayının ilk günlerinde başladı.A escalada final para a guerra começou no início de janeiro de 1918.
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.Você sentia no ar uma tensão muito grande.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.Um ano depois do ocorrido, as tensões já diminuíram.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.Também é encontrado entre os fenícios e gregos.
Seçimler sonrasında da gerginlikler sürdü.Durante os meses que precederam as eleições, houve muita tensão.
Bu değişim sırasında yaşanan gerginlik, Yedi Yıl Savaşı olarak patladı.Hij was immens geschokt over hoe de wereld veranderd was tijdens die zeven jaren van opsluiting.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.Zo eindigde de vete tussen hen.
Gerginlik tırmanmış ve çatışmalar şiddetlenmiştir.De spanningen bouwden op, het conflict bleef escaleren.
Bunu evliliklerindeki önemli gerginlikler takip etti.Dit voorval zorgt voor heel wat wrijvingen binnen hun huwelijk.
Bu olay, Lucas ve Haley'nin arasındaki arkadaşlıkta bazı gerginliklere neden olur.Ze beginnen een relatie, ondanks dat dit een negatief effect heeft op de vriendschap tussen Lucas en Haley.
Uyku bozukluğu, gerginlik gibi depresif sorunların giderilmesine katkı sağlar.Onthouding van slaap is echter ook toegepast als behandeling van depressies.
28 Kasım - Kıbrıs'ta gerginlik yeniden arttı.Vanaf eind september 1928 ontstonden wederom spanningen.
Bir süre gerginlik yaşanmıştır.Czy czuliśmy jakąś presję?
Çekimler, Coppola ile Paramount Pictures arasındaki gerginlikle başladı.W czasie kręcenia filmu narastał spór pomiędzy wytwórnią Paramount Pictures a Coppolą.
Olayları savaşa götüren son gerginlik 1918'in Ocak ayının ilk günlerinde başladı.Do ostatecznej eskalacji wojny doszło na początku stycznia 1918 roku.
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.Teren znajdował się w depresji.
Siyasî gerginlik, 1973'te Vali Sir Richard Sharples'in öldürülmesiyle doruğa çıktı.W 1973 zajął miejsce zamordowanego sir Richarda Sharplesa na stanowisku gubernatora generalnego Bermudów.
Ortaya çıkan gerginlik sonucu grup dağılır.Alla noterar spänningen som sänker sig.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.Den berättar om krig mellan ostrogoter och hunner.
Eskişehir'de gerginlik ve yer yer polis müdahaleleri gerçekleşti.Cypern: Demonstrationer och sammanstötningar med polis ägde även rum i Cypern.
Bu gerginlik dönemine Soğuk Savaş adı verilmektedir.Цей час отримав назву "Холодна війна".
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.На цьому ворожнеча між ними і закінчилася.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.Розпочався розбрат між юдеями та греками.
Eskişehir'de gerginlik ve yer yer polis müdahaleleri gerçekleşti.У різанині й грабежах брали активну участь поліція і аскери.
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.Партії були дуже напружені.
Bu gerginlik Gürcü milliyetçiler ve onların politik bağlantıları ile İskender’in arasını açmıştır.Obyvatelstvo bylo vývojem a napjatými vztahy s Ruskem šokováno.
1960’ların sonunda, Filistinliler ve Ürdün hükümeti arasında gerginlik arttı.Ke konci 60. let došlo ke značnému nárůstu napětí mezi palestinskými Araby a jordánskou vládou.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.V roce 2000 pokračoval mírně klesající trend úbytku obyvatelstva.
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.Situatia a fost foarte tensionata.