Bu cevap iki ülke arasında gerginliğe yol açmıştır.이러한 상황은 두 나라 사이의 긴장을 고조시켰다.
Olayları savaşa götüren son gerginlik 1918'in Ocak ayının ilk günlerinde başladı.전쟁으로 치닫는 마지막 단계는 1918년 1월 초 시작되었다.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.이로써 높은귀부족과 긴귀부족 사이에는 앙심이 생겼다.
Sezonun gerisi de gergin geçti.시즌 후 신경현을 이어 주장이 됐다.
Federal hükümet ve bölgesel hükümetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur.중앙 당국과 지역 정부와의 관계는 긴장됐다.
Hemen hemen 2 m kanat gerginliğine sahiptirler.내부에는 약 2m 정도의 미륵불상이 모셔져 있다.
Bir süre gerginlik yaşanmıştır.그러나 그는 한동안 우울증을 앓았다.
Çoğunlukla gergindir.Zack'ten nefret eder.프랑스음악을 좋아했고 특히 자크 브렐을 많이 들었다.
İp gergin ise ses yaparak çözülür.일정하게 진동하는 끈은 소리를 만든다.
Herkes çok gergindir.다들 아주 격해 있었다.
Aynı şey enerji ve momentum ile doğrudan bağlantılı i basınç ve gerginlik için de geçerlidir.에너지 및 운동량과 직접적으로 연결된 다른 물리량, 예컨대 내부압력이나 장력 같은 것들도 마찬가지이다.
Tırnak yemeye sebep olan faktörler aşırı gerginlik, sıkıntı ve açlıktır.혈당이 높을 때의 증상으로는 소변이 잦아지고, 갈증과 배고픔이 심해진다.
Bundan dolayı Osmanlı-Karadağ ilişkileri çok gergindi.따라서 양자 사이의 관계는 항시 긴장된 상태였다.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.그러나 7년간에 걸친 전쟁으로 국토가 황폐화되어 경작지가 크게 줄어들었다.
Eskişehir'de gerginlik ve yer yer polis müdahaleleri gerçekleşti.아다나에서는 시위대와 진압 경찰 간 충돌이 발생했다.
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.또한 EGLM은 총에 장착할 수도 있으며 원할경우 특별제작된 독립형 개머리판에 장착하여 사용할 수 있다.
Miles en sonunda bu gerginliği kaldıramaz, hayaletlere seslenir ve bayılır.결국 리진은 견디지 못하여, 금조각을 삼키고 자살함으로써 생을 마감한다.
Çok sinirli ve gergindir.הוא עצבני ומתוח.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.המתיחות בין הצדדים החלה להתגבר.
Federal hükûmet ve bölgesel hükûmetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur.יחסיה של רוסיה ובית הדין מתוחים.
Bu tur sırasında Danny Lilker ve diğer grup elemanları arasında bazı gerginlikler oluşmaya başladı.במהלך תקופה זו הושפע רבות מעבודתו של דני קריג ואחרים.
Federal hükümet ve bölgesel hükümetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur.היחסים בין הגרמנים לבין הילידים היו מתוחים באופן כמעט קבוע.
Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler.הנחיריים מעוגלים ויש פגימה ביניהם.
Bu durum, onunla Joshua arasında gerginlik yaratır.מצב זה יוצר מתח בינה ובין צ'יקו.
Hitler'in başa gelmesiyle Danimarka halkı ve özellikle ülkedeki Yahudiler üzerindeki gerginlik arttı.לדעת היטלר, האחראים לתבוסה היו הפוליטיקאים בגרמניה, ובעיקר היהודים.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.העמותה עוסקת גם בגישור והידברות בין חרדים וחילונים.
Sezonun gerisi de gergin geçti.יתר על כן העימות נמשך גם בעונה הגשומה.
Ama ben doğuştan çok olağandışı derecede hassas ve gerginim.Но аз съм изключително чуствителен – нервен в странна степен.
Bu gerginliğin içinde birbirlerini vurup öldürürler.Те се сбиват и избиват помежду си.
Çok gerginsin.Tu per daug įsitempus.
Çok gerginsin.Tu labai įsitempęs.
Çok gerginsin.Tu labai įsitempusi.
Ancak ülkede gerginlik artmaya başladı.В страната започват размирици.
Bu cevap iki ülke arasında gerginliğe yol açmıştır.Това довело до нарастване на напрежението между двамата.
İp gergin ise ses yaparak çözülür.При узряване шушулката не се разтваря.
20 Aralık akşamı dönüşüyle, durum daha da gerginleşmişti.Po njegovom povratku iz Irana, 20. prosinca, situacija postaje još zategnutija.
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.Nalazi se u velikoj depresiji .
Şapkacı tüm zamanını Yürek Kralı ile Kraliçesi'nin karşısında gergin bir şekilde geçirir.Sve je punom pokretu osim kraljeva lica.
Kasım 2001'de Gregory ve başkan Ellis arasındaki ilişkilerde gerginlikler yaşandı.V septembri 2013 sa napätie medzi Larrym a Cameronom stupňovalo.
20 Aralık akşamı dönüşüyle, durum daha da gerginleşmişti.Po krvavých zrážkach, ktoré sa odohrali v priebehu 20. februára sa situácia mierne upokojila.
Dizginler ne gevşek ne de gergin olmalıdır.Roztoky nie sú ani kyslé ani zásadité.
Bu dönemde Almanya ile Polonya arasındaki askerî ve siyasi gerginlik giderek artmaktaydı.Agresívnou politikou územných požiadaviek eskaloval napätie medzi Nemeckom a Poľskom.
Ayrıca mitingde gruplar arasında bazı gerginliklerde yaşandı.V niektorých družstvách existovali aj záhumienky.
Artan gerginlikler Sovyetler Birliği ile Çin arasında nükleer savaş olasılığını ortaya çıkarmıştır.Následne sa konflikt v Kambodži stal príkladom zástupnej vojny medzi Čínou a Sovietskym zväzom.
Bundan dolayı Osmanlı-Karadağ ilişkileri çok gergindi.Odnosi med njimi in osmanskimi gospodarji so bili zato precej napeti.
Kanallar 50 km boyunca gergin bir şekilde dağlardan geçmekteydi.Kanali so se raztezali nad 50 km v gore.
Bu arada İstanbul'daki durum da son derece gergindir.Razmere v Burmi so še danes napete.
1862 yılında politik durumların gerginliği sebebiyle askıya alınmıştır.Oba sta bila zaradi političnih razlogov ukinjena leta 1958, po zamenjavi politične oblasti.
Bu gerginlik dönemine Soğuk Savaş adı verilmektedir.Šis Šaltojo karo periodas vadinamas santykių atšilimu.
Ama sonra aralarındaki gerginlik düzelir.Nepaisant to, įtampa tarp jų augo.
Soğuk Savaş´in gerginliği bu olayla daha da arttı.Incidentas, įvykęs šaltojo karo metu, dar labiau paaštrino šalių santykius.
Bu olay ailede daha büyük gerginliklere yol açtı ve Beyoncé'nin ebeveynleri ayrıldı.Toks Methew ėjimas suskaldė Knowles šeimą, ir dėl įtampos Beyonce tėvai išsiskyrė.
Kuomintang ile komünistler arasındaki gerginlikler sonucu Çin İç Savaşı patlak verdi.Kilęs konfliktas tarp Guomindang vyriausybės ir Kinijos komunistų partijos peraugo į pilietinį karą.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.Tarybiniu laikotarpiu mažėjo gyventojų sentikių tarpe.
Hemen hemen 2 m kanat gerginliğine sahiptirler.Jie turėjo po du 4,27 m skersmens smagračius.
1862 yılında politik durumların gerginliği sebebiyle askıya alınmıştır.1852 m. iš valstybės tarnybos atleistas dėl politinių motyvų.
Çok gerginsin.Tu per daug įsitempęs.
Aralık 1978'de Arjantin ile Şili arasında neredeyse savaşa yol açacak bir gerginlik oluştu.Aastal 1978 oleks see peaaegu viinud relvastatud konfliktini Tšiili ja Argentina vahel.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.Probleemid on ilmnenud ka Jõgõperä elanike ja puuraiujate vahel.
20 Aralık akşamı dönüşüyle, durum daha da gerginleşmişti.Kui 22. detsembril 1918 langes Tartu, muutusid Viljandis meeleolud ärevateks.