Boykot 382 gün sürdü ve durum o kadar gerginleşti ki King'in evi bombalandı.Boikotten varte i 385 dager, og situasjonen ble så spent og anstrengt at Kings hus ble bombet.
Çok sinirli ve gergindir.Den er svært sky og nervøs.
Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.Men i opphetet eller stresset tilstand ble symptomene hans verre.
Hemen hemen 2 m kanat gerginliğine sahiptirler.Det er maks 2 meters bølger.
Sezonun gerisi de gergin geçti.Den følgende tiden var preget av uro.
İlişkileri hep gergin olarak devam etti.Forholdet til brødrene forble anspent.
Koldaki cilt fazlalığının alınarak kola gerginlik verilmesi operasyonudur.Årsaken er opphoping av bilirubin i huden.
Bunu evliliklerindeki önemli gerginlikler takip etti.Dette førte etterhvert til et svært anstrengt forhold i ekteskapet.
Karşılaşmanın ilk yarısı son derece gergin geçti.Etter den første kampen var spenningen stor for returoppgjøret.
Bu olay, Lucas ve Haley'nin arasındaki arkadaşlıkta bazı gerginliklere neden olur.Dette utgjør noe av årsaken til spenningen mellom Ançar Dine og MNLA.
20 Aralık akşamı Ceauşescu'nun dönüşüne rağmen durum daha da gerginleşti.Pada saat kembalinya Ceaușescu pada 20 Desember, situasi menjadi semakin tegang.
Bu olay ailede daha büyük gerginliklere yol açtı ve Beyoncé'nin ebeveynleri ayrıldı.Hal ini membuat ketegangan yang lebih hebat pada keluarganya, dan orang tua Beyoncé berpisah.
İki ülke arasındaki gerginlik Napolyon Savaşları döneminde yükseldi.Ketegangan antara kedua negara ini meningkat selama berlangsungnya Perang Napoleon.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.Di pesta dansa, Carrie seperti diduga, gugup dan pemalu, tetapi Tommy yang ramah berhasil menenangkan Carrie.
Uyku bozukluğu, gerginlik gibi depresif sorunların giderilmesine katkı sağlar.Kelenjar ini terkait dengan gangguan depresi seperti gangguan tidur dan rangsangan selera.
Bir süre gerginlik yaşanmıştır.Mulai terjadi suatu ketegangan.
Vuruş esnasında yayı tutan kol gerginken oku çeken el kulak hizasına kadar getirilir.Pada saat mengayunkan cakram, tangan yang memegang cakram direntangkan sampai lurus.
Bu olay, Suriye'deki Yahudiler ile Hristiyanlar arasındaki gerginliğin bir örneğidir.Hal ini menjadi puncak pertentangan orang-orang Yahudi dan orang-orang Samaria.
Gerginlik, vatandaşların araya girmesi ile sonlandı.Situasi tersebut telah mengakibatkan ketegangan di kalangan penduduk.
Bu olay ailede daha büyük gerginliklere yol açtı ve Beyoncé'nin ebeveynleri ayrıldı.Điều này đã tạo thêm căng thẳng trong gia đình, và cha mẹ của Beyoncé quyết định ly thân.
Toplumsal gerginlik arttı ve anayasa çatışma potansiyelini en aza indirmek için değiştirilmiştir.Xung đột giữa các cộng đồng nổi lên và hiến pháp được sửa đổi nhằm giảm thiểu tiềm năng xung đột.
Federal hükümet ve bölgesel hükümetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur.Quan hệ giữa chính quyền sở tại và người Pháp luôn ở trạng thái căng thẳng.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.Cuộc tình giữa hai người kết thúc.
Kral Leonidas gerginliği yatıştırdı ve Termopylae'de savunma yapılması konusunda herkesi ikna etti.Leonidas trấn áp nỗi lo ngại của mọi người bằng cách quyết định phòng thủ tại Thermopylae.
Bloklar arasındaki gerginlik de karşılıklı silahlanmaya neden olmuştur.Tổ khúc xuất phát từ việc ghép các vũ khúc lại với nhau.
20 Aralık akşamı dönüşüyle, durum daha da gerginleşmişti.Vào ngày 8 tháng 10, cơn bão bắt đầu mạnh lên một lần nữa.
Bu dönemde yönetim ile toplum arasındaki ilişkiler oldukça gergin geçiyordu.Các quan hệ giữa tổng thống và nghị viện đã xấu đi trong một thời gian.
20 Aralık akşamı Ceauşescu'nun dönüşüne rağmen durum daha da gerginleşti.Sau năm 1919 tiếng tăm của Kautsky dần giảm bớt.
Bundan dolayı Osmanlı-Karadağ ilişkileri çok gergindi.Quan hệ Nga - Anh căng thẳng cực độ.
Ama sonra aralarındaki gerginlik düzelir.Tuy nhiên về sau, mối quan hệ giữa họ dần được cải thiện.
Batı ve İtalya ile Bizans arasındaki ilişkiler gerginleşmeye devam etti.Vấn đề khiến quan hệ kinh tế giữa Bulgaria và phương Tây trở nên căng thẳng.
Sezonun gerisi de gergin geçti.Đây là giai đoạn tình hình trở nên căng thẳng.
Stresi ve gerginliği azaltır.ストレスや不安を軽減する。
Çok rahat, hiç de gergin değildi.穏やかであまり怒らない。
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.ラーメンには自信があるが、タンポポの口車に乗せられるお人好しな性格。
Resim genel olarak, umutsuz bir terk edilmişlik ve gergin bir bekleyiş görüntüsü oluşturur.概略的な絵が一般的で、全く無表情で陰鬱な印象を与える。
Böylece aralarındaki gerginlik sona erip gerçekten karı-koca olurlar.夫婦喧嘩(ふうふげんか)とは、夫婦の間での喧嘩のことである。
20 Aralık akşamı dönüşüyle, durum daha da gerginleşmişti.日付が8月19日に変わると、状況もますますひどくなっていった。
Bu gergin dönemin içinde böyle kritik bir karar verebilmek çok zordu.あの状況で冷静な判断が出来ることがどれだけ難しいか。
Kanallar 50 km boyunca gergin bir şekilde dağlardan geçmekteydi.山々から流れる運河の延長は50kmを超えた。
Toplumsal gerginlikler yalnızca demokratik süreçlerle çözülmelidir.民主主義社会では政治問題がそのまま施政者の取捨選択に直結する。
Halat gerginken bu göz kapanır.この症状は目を閉じていても起きる。
Bir süre gerginlik yaşanmıştır.いじめられていた時期もある。
Ortaya çıkan gerginlik sonucu grup dağılır.これにより分裂騒動は終息するものと見られている。
Çekimler, Coppola ile Paramount Pictures arasındaki gerginlikle başladı.パトリキとプレブスの間で衝突が発生した。
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.雑種 人間と魔人の間に生まれた者。
Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler.水と空は互いに近づいた。
Çok fazla insanın önünde sokak ortasında, gerginlikten kameraya bakmayı unutmuştur.無人駅のためいたずらが多く、監視カメラが設置されるようになった。
Toplantı çok gergin ortamda, tartışmalarla geçti.大会は大変な盛況で熱気があふれ、競技に掛け声をかけていた。
Karşılaşmanın ilk yarısı son derece gergin geçti.極度の人見知りで初対面の人に緊張してしまう。
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.只是他们之间的从属关系已经淡化了。
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.此外,Yama也可以被引申為成對的繩束,有捆绑的意思。
Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler.散發出的氣場會震懾對方。
Bu gerginlik dönemine Soğuk Savaş adı verilmektedir.然而這個命名傳統卻在冷戰遇上挑戰。
Seçimler sonrasında da gerginlikler sürdü.在1986年大選之後,緊張局勢升高。
Sezonun gerisi de gergin geçti.赛场气氛顿时变得紧张起来。
Abhisit küresel ekonomik kriz ve iç siyasi gerginliklerin arttığı bir dönemde bir anda Başbakan oldu.布雷维耶在大萧条之始以及当地经济处于衰退时就任。
Dizginler ne gevşek ne de gergin olmalıdır.待人有禮謙和、溫柔不顯生疏,不會生氣。
Çok fazla insanın önünde sokak ortasında, gerginlikten kameraya bakmayı unutmuştur.她因必須在大街上並在許多人面前裸露,過於緊張,一直忘記看鏡頭。
Bu arada İstanbul'daki durum da son derece gergindir.四川形势极度紧张。