gereksiz ile cümle
gereksiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
24 Mayıs 1837'de Victoria 18 yaşına erişti, bunun anlamı saltanat süresi artık gereksizdi.Виктории исполнилось 18 лет 24 мая 1837 года, и регента при ней не было.
Bazı programcılar bu özellikleri gereksiz veya anlamsız görmektedir.بعض المبرمجين يشعرون أن هذه المميزات غير مهمة أو تافه تماما.
George Liska'ya göre, "gereksiz yere uzayan Bizans–Pers anlaşmazlığı İslam'ın yolunu açtı".حسب جورج ليسكا , في "لفترات طويلة دون داع الصراع البيزنطي–الفارسي فتح الطريق أمام الإسلام".
1918 yılında bir değişiklik daha yapılarak, alfabeden diğer gereksiz harfler çıkarıldı.في 1920 ما فوق، تم طلب بعض الحروف الجديدة.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.و أما حياته الإجتماعية فحدث و لا حرج.
Birleşik Devletlerde her yıl tahmini ölüm: 12,000 gereksiz cerrahi müdahaleler sonucu.في الولايات المتحدة، يدخل 12,000 شخص المستشفي سنويًا بسبب حوادث الجزازات.
Böylece gereksiz zaman harcanmamış olur.خاصة أن لم يكن لديه وقت فراغ كاف.
Bunlar gereksizdir ve uzun vadede kuşların sağlığı üzerindeki etkileri bilinmemektedir.ولا تعرف الآثار الطويلة الأجل الناجمة عن التعرض لعدم إجراء دراسات طويلة الأجل للتأثيرات الصحية.
Bazı programcılar bu özellikleri gereksiz veya anlamsız görmektedir.Alguns programadores pensam que essa sintaxe é fútil e não importante.
Fakat bunun gereksiz olduğu 10 Haziran'da görüldü.Foi nomeada no dia 10 de junho.
Yapılacak yatırımların gereksiz bulunmuştur.Grandes investimentos não são necessários.
Aslında gereksiz posta diye bir şey yoktur. ^ Bretts, Bruce; Roush, Matt; (March 25, 2013).Bretts, Bruce; Roush, Matt; (25 de Março de 2013).
Gereksiz, nihilistik ve sinir bozucu.Alergênico, tóxico e irritante.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Het leger werd nu als een onnodige onkostenpost en een politieke bedreiging gezien.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Hun greep op het leven lijkt onbeduidend en onzeker.
Öğrencilere verilecek eğitimin içeriğinde gereksiz ayrıntılara yer verilmez.Als u slechts houdt van de goede leerlingen, dan verdient u geen dank.
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Slecht spreken: Opscheppen, roddel, liegen, enz. worden niet toegelaten.
Böylece gereksiz zaman harcanmamış olur.Geen tijd verliezen in nutteloze twisten.
2003 yılında, İSKİ müdürünün projenin gereksiz olduğu yönünde itirazı olmuştur.De Raad van State verklaarde in 2003 het bezwaar ongegrond.
Yapılacak yatırımların gereksiz bulunmuştur.Noodzakelijke investeringen werden niet meer doorgevoerd.
Genelde tüm adreslere açık olarak ve gereksiz adresler gider.Het zal ook vaak andere, specifieker adressen opzoeken.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Armia była teraz postrzegana jednocześnie jako niepotrzebna rozrzutność i polityczne zagrożenie.
Böylece gereksiz zaman harcanmamış olur.Nie mam czasu do stracenia.
Bunun başlıca nedeni insanlarda antibiyotiklerin gereksiz kullanımıdır.Jej główną przyczyną jest nadużywanie antybiotyków.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.W jego blasku widzi teraz jak puste i bezsensowne było jej dotychczasowe życie.
Gereksiz maaş alımlarını durdurmaya çalıştı.Bezskutecznie usiłował doprowadzić do likwidacji podatku dochodowego.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Konieczna jest troskliwa pielęgnacja i niedopuszczenie do kolejnych odleżyn.
Sırala: Gereksiz öğeleri ayır.Tusk: Uciekajcie bez zbędnych dyskusji.
Yapılacak yatırımların gereksiz bulunmuştur.Akcje w celu ratowania go nie są potrzebne.
Aşırı veya gereksiz küfür kelimeler içeren uygulamalar.Zawierają nadmierną lub nieuzasadnioną profanację.
Bazı yazarlar, bu sözcüğün gereksiz olduğu görüşünü öne sürer.Cześć autorów uważa te obawy za bezpodstawne.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Han upptäcker då att hans liv varit meningslöst och tomt.
Bu yüzden de hep gereksiz riskler alır.Detta medför onödiga operationer med onödiga risker.
Özellikle kızlarına bunun gereksiz ve sağlıksız olduğunu da tembih ettiğini belirtmiştir.Hon tyckte även att de personliga attackerna mot hennes make var obefogade och elaka.
Bunun için ayrıca gereksiz harcamalarda da kısma yoluna gidilmektedir.Överbehandling medför också onödiga kostnader.
George Liska'ya göre, "gereksiz yere uzayan Bizans–Pers anlaşmazlığı İslam'ın yolunu açtı".За словами Джорджа Ліскі, «надто тривалий візантійсько-персидський конфлікт відкрив шлях ісламу».
Bu yüzden de hep gereksiz riskler alır.Він завжди уникав чого-небудь risquй.
Yapılacak yatırımların gereksiz bulunmuştur.Слід скоротити непотрібні витрати.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Її життя змінюється остаточно і безповоротно.
Fakat bunun gereksiz olduğu 10 Haziran'da görüldü.Зустріч відбулась 10 квітня у невідомому місці.
Dinleyin! Gereksiz Tekrar Kulübünün ilk kuralı, Gereksiz Tekrar Kulübünün ilk kuralıdır.Слухайте! Перше правило клубу тавтології - це перше правило клубу тавтології.
George Liska'ya göre, "gereksiz yere uzayan Bizans–Pers anlaşmazlığı İslam'ın yolunu açtı".George Liska dodává: „zbytečně protahovaný byzantsko-perský konflikt islámu otevřel cestu“.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Zamezení poranění a pečlivé ošetření ran.
Bu, gereksiz trafiği ve çakışmaları azaltır.Tím se snižuje zbytečný síťový provoz a redukují se kolize.
24 Mayıs 1837'de Victoria 18 yaşına erişti, bunun anlamı saltanat süresi artık gereksizdi.La 24 mai 1837 Victoria a împlinit 18 ani, regența fiind astfel evitată.
Bu durum yeniden değerlendirilerek emir geri çekilene kadar çok fazla (ve gereksiz) kayıp verildi.Pentru ei a fost foarte grea despărțirea astfel fiind grea si revederea lor.
George Liska'ya göre, "gereksiz yere uzayan Bizans–Pers anlaşmazlığı İslam'ın yolunu açtı".Potrivit lui George Liska, inutilul și prelungitul conflict bizantino-persan a netezit calea Islamului.
İyi sosyalleştirilmiş bir doberman gereksiz agresyon göstermemelidir.Fiind un câine nepretențios labradorul nu necesită o îngrjire atentă.
Bu, gereksiz trafiği ve çakışmaları azaltır.Ez csökkenti a felesleges hálózati forgalmat és az ütközések lehetőségét.
Bunun başlıca nedeni insanlarda antibiyotiklerin gereksiz kullanımıdır.A fontos okok egyike az antibiotikumok mérlegelés nélküli használata.
Gereksiz isim oluşturulmasını önlemek.A határozatlan névelőt ragozzák.
24 Mayıs 1837'de Victoria 18 yaşına erişti, bunun anlamı saltanat süresi artık gereksizdi.Viktória 1837. május 24-én betöltötte 18. életévét, amivel alkalmassá vált arra, hogy elfoglalja a trónt.
Yapılacak yatırımların gereksiz bulunmuştur.Ez lehetetlenné tette a szükséges beruházások véghezvitelét.
Çok gereksiz bir şekilde Maria’dan ayrılır: “Artık gitme zamanım geldi.”Dom ezután nem sokkal magához tér, és elmondja, hogy: "Épp ideje volt".
Çok uzak mesafelerdeki hedeflere ateş edildiğinde gereksiz mermi harcamaktan başka bir işe yaramaz.A fegyver lőtávolsága korlátos, messze lévő célok ellen hatástalan.
Bu gereksizdir.Ez fölösleges.
Çok gereksiz bir şekilde Maria’dan ayrılır: “Artık gitme zamanım geldi.”'Hän on varma, että Maria saapuu nyt').
Gereksiz maaş alımlarını durdurmaya çalıştı.Hän pyrki luopumaan välillisistä veroista.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Häntä pidettiin terveydeltään heikkona ja epäpätevänä.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Τις φυσιογνωστικές έρευνες τις θεωρούσε άσκοπες και ανωφελείς.