Ana içeriğe geç
Sözlük

gerçekçi ile cümle

gerçekçi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu konuların gayet gerçekçi ve hatasız işlendiği gayet açıktır.Samotný text je nepřesný a zavádějící.
Filmin neredeyse aynı ekiple ilkinden tam 9 sene sonra çekilmesinin gerçekçiliği arttırdığına inanıyor.Film získal ještě větší ohlas než spolupráce stejných tvůrců před devíti lety na snímku Před úsvitem.
Hayvanlar gerçekçi veya fevkalade olabilir.Personajele pot fi reale sau ficționale.
1930'larda edebiyat üzerinde sansür sosyalist gerçekçilik politikası doğrultusunda sıkılaştırıldı.În 1930, cenzura literaturii a fost înăsprită în conformitate cu politica realismului socialist.
Gerçekçi sahnelerinin grafik niteliği, birçoğunun hiçbir zaman basmamasına ya da sergilenmemesine neden oldu.Scenele lui realiste au avut ca rezultat faptul că multe opere ale lui nu au fost niciodată expuse.
Gerçekçi yaklaşımıyla bilinir.E construită în stil realistic.
Gerçekçiliği ve anlatımdaki ustalığıyla başarı kazandı.Astfel, prin muncă și perseverență, ea a reușit.
Görünüşleri de gerçekçi değildir.Chiar și natura pare nenaturală.
"Karanlık gerçekçi" olarak tanımlanan üslubuyla 100'den fazla esere imza attı.În Vechiul Testament găsim scris "miere" de peste 60 ori.
1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden.Mai pe scurt – Imediat după Jurnalul orei 19.00, o radiografie dureros de sinceră a societății în care trăim.
Ancak elde edilen sonuçlar hiçbir zaman gerçekçi olmuyordu.Így az ott elért eredmény sem volt soha hiteles.
Eserlerinde 19'uncu yüzyılın doğalcılık ve gerçekçilik akımının geleneklerini devam ettirdi.Műveiben folytatta és megújította a 19. századi realizmus és naturalizmus hagyományait.
Gerçekçilik hedefi oldu.A realitásra törekedett.
Şiirlerinde halkçı ve gerçekçi bir tutum sergilemiştir, 1983'te hayatını kaybetmiştir.Miller realisztikus és sötét stílusával ott folytatta munkáját a sorozaton, ahol 1983-ban abbahagyta.
Hepsi gerçekçi ve hepsi bizden çıktı.Teljesen üresek és mindenki eltűnt.
1990 sonrasında ise doğanın arka planda olduğu foto-gerçekçi bir yoruma gitti.Később visszatért a realista-naturalista megfogalmazású életképekhez.
Duran toplar artık daha gerçekçi.A faszobrászat realisztikusabb lett.
Mart 1900'de Gerçekçi Parti'yi kurdu.1911-ben lett a Real Madrid játékosa.
Giderek artan bir gerçekçiliğin ortaya çıktığı görülmektedir.Egyre inkább úgy érezte, hogy egy látásmódbeli problémáról van szó.
Bilgisayar modelleme mümkün olduğunca gerçekçi olmalıdır.Az érzékszervek felépítése a lehető legegyszerűbb.
Gerçekçi yaklaşımıyla bilinir.Jellemző rájuk a realista felfogás is.
Bu yapıt "Gerçekçi Rus Edebiyatı"nın mihenk taşı olarak nitelendirilebilir.Anyeginben teljesedik ki tehát az orosz irodalomra oly jellemző „felesleges ember” típusa.
Tablolar ressamına göre gerçekçi, hayal ürünü ya da romantik olabiliyordu.Laatukuvat voivat olla taiteilijan tulkinnan mukaan realistisia, kuviteltuja tai romantisoituja.
Sosyalist gerçekçi romanlar yazmıştır.Hän kirjoitti ranskaksi realistisia yhteiskuntakriittisiä romaaneja.
Sosyalist gerçekçilik, toplumcu gerçekçilik ile karıştırılmamalıdır.Sosialistista realismia ei tule sekoittaa sosiaalisen eli yhteiskunnallisen realismin kanssa.
Gerçekçi sahnelerinin grafik niteliği, birçoğunun hiçbir zaman basmamasına ya da sergilenmemesine neden oldu.Hänen töidensä realistinen luonne johti siihen, ettei niitä koskaan painettu tai asetettu näytteille.
Böylece son derece gerçekçi görüntüler elde edilebilir.Näin kuvat voisivat olla aitoja.
Gerçekçilik hedefi oldu.Tämä luo objektiivisen todellisuuden.
Sembolizm doğal gerçekçiliğe karşı bir tepkidir.Sensualismi vastustaa realismia.
İlk yeni gerçekçi film Roma, città aperta'nın yönetmenidir.Elokuvasta katso Rooma – avoin kaupunki.
Film, II. Dünya Savaşının en gerçekçi gösterimlerinden bir tanesidir.Realistinen kuvaus toisen maailmansodan tapahtumista.
Safhaların birbirinden kesin olarak ayrı tutulmaları gerçekçi değildir.Keskenään ristiriitainen uskomusjärjestelmä ei voi olla tosi.
Sonraları daha gerçekçi konulara yöneldi.Τώρα σκέφτονται πιο ρεαλιστικά.
Üç yıl sonra, gerçekçi sanatçıların Peredvijniki (Gezginler) akımı, Akademizm'e karşı başkaldırdı.Τροία χρόνια αργότερα οι "Πιριντβίζνικι" επαναστάτησαν κατά της ακαδημίας.
Ancak, daha gerçekçi konuşmak gerekirse, dünyanın emisyon değeri 0.96 olarak bilinir.O φασματικός τύπος του είναι άγνωστος, ενώ το γεωμετρικό άλβεδό του είναι 0,0496.
Muhafızların daha gerçekçi bir gösterimi ise Sharpe's Waterloo filminde ele alınacaktır.Οι κατοπινοί τηλεοπτικοί ρόλοι της περιλαμβάνουν την ταινία Sharpe’s Sword.
Bu ise filmin gerçekçiliğine büyük katkıda bulunmuştur.Δούλεψα πολύ σκληρά για την ταινία.
Sonuç, Ornans'ta yaşamın ve yaşayanların gerçekçi bir temsili oldu.Resultatet blev en realistisk præsentation af indbyggerne og livet i Ornans.
Sanatta sosyalist gerçekçiliğin kuvvetli bir destekçisiydi.Han var samtidig en stærk tilhænger af socialistisk realisme i kunsten.
Böylece son derece gerçekçi görüntüler elde edilebilir.På den måde kan ganske komplekse billeder opbygges.
Ancak elde edilen sonuçlar hiçbir zaman gerçekçi olmuyordu.Under de nedenstående definitioner vil den aldrig være sand.
Böylece eser gerçekçilik akımına daha da yaklaştı.Requiem er dog tættere på den faktiske historie.
Gerçekçi olmayan kurgudaki bazı detayların gerçek hayatta gerçekleşmesi mümkün değildir.Sandfærdig kommunikation er kun muligt i en ikke-afstraffende situation.
Dizideki çatışma sahneleri çok gerçekçi bulunmuştur.Returkampen i PARKEN skulle vise sig meget mere målrig.
Oyunlarında, ABD'nin batısına has yaşamı gerçekçi bir anlayışla ele aldı.I USA vandt hun hurtigt det amerikanske publikum med sin naturlighed.
Bazi Romantik yazarlar kurgunun daha gercekci bicimlerine yöneldiler.Enkelte romantiske forfattere havde endog stor indflydelse på beatforfatterne.
(AEG) AEG’ler dış görünüş olarak daha gerçekçilerdir.Utvendige lugarer er dyrere enn innvendige (uten dagslys).
Çünkü hikaye çok gerçekçi'' dedi.«Nok virkelighet, takk!»
Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları.Den samfunnsskapte virkelighet.
Bu tür oyunların gerçekçiliği yüksek (Simülasyon) ya da düşük (Arcade) olabilir.Den faktiske vindhastigheten kan således ha vært høyere eller lavere.
Fizik oyunları gerçekçi fizik motorları kullanır.Spillet tar i bruk fysikkmotoren Havok Physics.
Ekonomideki kalkınma sürdürülebilir ekonomi kavramını gerçekçi kılmaktadır.Økonomiforhandling vil si at en utfører en eller annen form for økonomirådgivning.
Aksi takdirde görüntünün tamamen gerçekçi olması beklenemez.Men stykket skal ikke oppfattes realistisk.
Gerçekçilik hedefi oldu.Nu skal den bli virkelighet.
Siyasal gerçekçilik insanın doğası hakkında pluralist bir anlayışa dayanır.Realisme politik didsarkan pada sifat manusia yang pluralistik.
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.Realisme politik sadar akan pentingnya tindakan politik secara moral.
Bilgisayar modelleme mümkün olduğunca gerçekçi olmalıdır.Metode pemasangan harus seekonomis mungkin.
Heykelin ilgi çekici kısmı olan esirler, çok gerçekçi şekilde tasvir edilen acılar içinde kıvranır haldedir.Para calon pembunuh dipenjara dalam realitas virtual mereka yang bahagia.
Bu yapıt "Gerçekçi Rus Edebiyatı"nın mihenk taşı olarak nitelendirilebilir.Penganugrahan tersebut dapat dibilang sebagai "Oscar"-nya teknik bangunan dunia.
Onların tartışmalarının çok gerçekçi olduğunu düşünüyorum." demiştir.Kupikir akan jauh lebih realistis jika perdebatan mereka didahului oleh masalah."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod