Giderek artan bir gerçekçiliğin ortaya çıktığı görülmektedir.Casi parece que la maldición se hace realidad.
Örneğin Camilo Jose Cela'nın Pascual Duarte (1942) şiddet ögeleri içeren bir gerçekçilik akımını başlattı.Cela, Camilo José (1947) Viaje a la Alcarria.
Gerçekçi olmayan kurgudaki bazı detayların gerçek hayatta gerçekleşmesi mümkün değildir.¿Qué pueden / no pueden ocurrir eventos de dibujos animados en la vida real.
Bu konuların gayet gerçekçi ve hatasız işlendiği gayet açıktır.Los hechos a que estoy aludiendo son todos obvios e indiscutibles.
1945 - Kris (Bunalım): Melodramatik bir tiyatro oyununun gerçekçi uyarlaması.1982: Gracias Doctor. 1951: Cuando la verdad es mentira, en el Teatro Ateneo.
1960 yılında, Nouveaux Realistes (Yeni Gerçekçiler) isimli grubun kuruluşunda rol oynamıştır.Ya él había fundado el grupo "Nuevo Realismo".
Bu ise filmin gerçekçiliğine büyük katkıda bulunmuştur.De hecho, le dio el aspecto perfecto para la película.
Bu Yeni Gerçekçiler aslında Fransız Şiirsel Gerçekçiliği'nden etkilenmişlerdi.I neorealisti furono molto influenzati dal realismo poetico francese.
1960 yılında, Nouveaux Realistes (Yeni Gerçekçiler) isimli grubun kuruluşunda rol oynamıştır.Nel 1960 elabora, con altri, il Manifesto del Nouveau Réalisme.
Ancak bu gerçekçilik, gemi anaforda alçaldıkça kaybolur.Questa nave viaggia da una realtà all'altra indebolendone la struttura.
Wilson filmin ''çok gerçekçi'' olduğunu hissetti.Jackson voleva che l'ambientazione del film fosse molto realistica.
Wing Chun'un dövüşe yaklaşımında da gerçekçilik bulunmaktadır.La nascita del sistema Wing Chun è incerta.
Yapımda kullanılan motion capture sayesinde oyun fizikleri daha gerçekçi bir hal aldı.Con l'utilizzo del motion capture le animazioni dei personaggi hanno assunto un effetto più realistico.
Stylus dergisinden David Drake, sözlerin "cesur bir gerçekçiliği" tanımladığı fikrindeydi.David Drake di Stylus Magazine sostiene che i testi sono caratterizzati da un «realismo grintoso».
Courbet tarzı gerçekçilik arkasından gelen pek çok ressamı etkiledi.L'arte realista di Courbet ebbe influenza su diversi pittori a lui successivi, specialmente impressionisti.
Duran toplar artık daha gerçekçi.Le strumentazioni sono più realistiche.
Böylece eser gerçekçilik akımına daha da yaklaştı.La seconda invece si avvicina sempre di più alla sociologia vera e propria.
Böylece son derece gerçekçi görüntüler elde edilebilir.Può anche creare realistiche illusioni.
Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir.Radici è riconosciuto come un misto di realtà e finzione.
Sonraları daha gerçekçi konulara yöneldi.Successivi esperimenti si basavano su situazioni più realistiche.
Gerçekçiliğin şiire yansımasıdır.Una vera e propria riflessione sulla poesia.
Gerçekçi olalım.Будем реалистами.
Siyasal gerçekçiler ise, “Bu politika ulusun gücünü ne yönde etkileyecektir ?” diye düşünürler.А политический реалист спрашивает: «Как эта политика влияет на силу нации?».
Bu yüzden eğer bu yolda geçilmesi gerekn bazı engeller oluştururlarsa, daha çok gerçekçi olacaktır."Потому даже если они проходят через какие-либо трудности пути, это выглядит более реалистичным».
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.Четвёртый принцип утверждает, что политический реализм признает моральное значение политического действия.
Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları.Познание социальной реальности.
Ama gerçekçilik yine sağlanamadı.Скрывать правду более невозможно.
Tablolar ressamına göre gerçekçi, hayal ürünü ya da romantik olabiliyordu.Такое изображение может быть реалистическим, воображаемым или романтизированным его создателем.
Bu konuların gayet gerçekçi ve hatasız işlendiği gayet açıktır.Ясно, насколько несостоятельны и неправильны такого рода взгляды.
Duran toplar artık daha gerçekçi.Их баллада — более реалистического содержания.
Çünkü hikaye çok gerçekçi'' dedi.Другими словами, всё это выглядит реальным».
Ancak elde edilen sonuçlar hiçbir zaman gerçekçi olmuyordu.До сих пор кажется нереальным то, чего мы достигли.
Bu tür oyunların gerçekçiliği yüksek (Simülasyon) ya da düşük (Arcade) olabilir.Исход такой игры может быть меньше или больше нуля.
Kendine özgü ve gerçekçi bir bakışı vardır.Это сестра с серьёзным и реалистическим взглядом на жизнь.
Ayrıca o dönemde Londra nüfusu hakkında en gerçekçi veriyi kendisi tespit edebilmiştir.Также недавно он был назван одним из самых влиятельных людей Лондона.
Gerçekçi yaklaşımıyla bilinir.Приверженец реалистического метода.
Âşık Edebiyatı hayalî olaylardan çok, gerçekçiliğin ön plâna çıktığı bir edebiyattır.В своём литературном творчестве сперва увлекается сюрреализмом.
Gerçekçi yapıtlarıyla tanınan Wyeth 20. yüzyılın önde gelen sanatçılarındandır.Адольф де Мейер более всего известен своими портретами начала XX века.
Flack, giderek, Yeni Gerçekçi oldu ve 1960'lı yıllarda fotogerçekçiliğe dönüştü.Однако в 1960-х Флэк постепенно пришла к новому реализму, а затем к фотореализму.
Gerçekçi biriyim ve arkamda en iyi yıllarımın kaldığını varsayıyorum.Я все еще ощущаю что мои лучшие годы впереди.
Bu deneyler, yerel gerçekçilik fikrinin yanlış olduğunu göstermiştir.يبدو أن هذه التجارب تُظهر أن فكرة الواقعية المحلية خاطئة.
Bu yüzden de Abasıyanık'ın gerçekçiliği "beş duyu gerçekçiliği"dir.ولهذا السبب فإن الواقعية عند عباسي يانيق هي واقعية الحواس الخمس.
Constellation Research'ten Steve Wilson, teknolojinin gerçekçi olmayan iddialarla kandırıldığına inanıyor.ويعتقد ستيف ويلسون، من شركة كونستلاتيون ريزارتش، أن التكنولوجيا قد تضررت مع مطالبات غير واقعية.
Toplumcu gerçekçilik, 1960 sonrasında yaygın olarak görülmektedir.ظهر تيار الواقعية الاجتماعية بشكل ملحوظ من بعد عام 1960.
Bu iddialar artık yerel gerçekçilik olarak bilinen teşkil doğası hakkında varsayımlar üzerine kurulmuştur.تستند هذه الادعاءات على افتراضات حول الطبيعة وتشكل ما يعرف الآن بالواقعية المحلية.
(Ekmek ve Sokak) Bir çocuğun saldırgan bir köpekle karşılaşmasını anlatan yeni gerçekçi tarzda bir filmdir.هذا الفيلم يحكى قصة طفل مع كلب يواجهون العدوان بأسلوب واقعى جديد.
Gerçekçi bir üslupla kaleme alınmıştır.حيث كانت مقبولة كوصفٍ حقيقي عمومًا.
Sosyalist gerçekçilik, toplumcu gerçekçilik ile karıştırılmamalıdır.أنا في حاجة إلى فهم أكثر واقعية من لم الأوضاع الاجتماعية .
Böylece eser gerçekçilik akımına daha da yaklaştı.وهذا في رأينا أقرب إلى الحقيقة.
İtalyan Yeni Gerçekçiliği (kitap), Selahattin Bağdatlı'nın akımla ilgili yazdığı kitap.Il vero italiano: دليلك للتكلم بالإيطالية الحقيقية.
1930'larda edebiyat üzerinde sansür sosyalist gerçekçilik politikası doğrultusunda sıkılaştırıldı.في الثلاثينات تم تشديد إجراءات الرقابة على الأدب تماشيا مع السياسة الاشتراكية.
Şiirlerinde insancıl bir duyarlık ve gözüpek bir gerçekçilik görülür.في هذا الكتاب ستقرأ أسماء وهمية وأحداثًا واقعية.
Bilgisayar modelleme mümkün olduğunca gerçekçi olmalıdır.وعادة ما يتم تصميم طابع التحريك أن تكون واقعية قدر الإمكان.
Böylece son derece gerçekçi görüntüler elde edilebilir.ولكن يتم تصوير الأحداث بطريقة واقعية إلى حد ما.
Bunların birçoğu gerçekçi bir etki üretmenin doğasında olan teknik güçlükler ile açıklanabilir.وهذا يختلف تمامًا عن المفهوم الحالي الذي يمكن تحقيقه تقنيًا للواقع الافتراضي.
Görünüşleri de gerçekçi değildir.وليس للأمن كما تذهب الواقعية.
Büyülü Gerçekçilik akımının Türk Edebiyatı'ndaki temsilcilerindendir.وسرعان ما أصبحت ممثلة تيار الواقعية السحرية في أدب أمريكا اللاتينية».
Manet, gerçekçilik akımından izlenimciliğe geçişte önemli bir rol oynadı.كما لعبت كيلر دور مثير للجدل في وجهة نظرها السياسية .
Gerçekçi düşünme-gerçekdışı düşünme-gerçeküstü düşünme.ليس لأول مرة أحب رؤية مثالية وواقع حول الخيال.
Oyun dünyasını tasarlarken ekip, gerçekçilik ve hayal gücü arasında bir denge kurmayı umuyordu.Quando estava a desenhar o mundo, a equipa queria balancear a discrepância entre realismo e imaginação.