gelişmek ile cümle
gelişmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şehirde iç turizm gelişmektedir.W mieście rozwinęła się turystyka.
Oyun gelişmekte olduğu için bu sayı her an değişebilir.Do zmian może dojść w dowolnym momencie rozgrywki.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Koncepcja została rozwinięta w trzech raportach.
Gelişmekte olan mine %30 proteinden oluşur ve bu proteinlerin % 90'ı amelogenindir.Rozwijające się ludzkie szkliwo zawiera 30% białka, z czego 90% stanowią amelogeniny.
Gelişmekte olan ülkelerden gelen öğrenciler, uluslararası öğrencilerin yaklaşık %60'ını oluşturmuştur.Kształci wielu obcokrajowców, którzy stanowią ponad 10% wszystkich studentów.
Ekonomi gelişmekte olsa da planlı olmaktan uzaktır.Prawdopodobnie rozbudowa nie wyszła poza fazę planowania.
Bu tür kirlilikler özellikle gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir.Wzrost nierówności jest szczególnie dobrze przebadany w Stanach Zjednoczonych.
Tohum ve fidan ticareti de giderek gelişmektedir.Stopniowo rozwija się handel i przemysł.
Tarımdan elde edilen ürünlerin satışı, ulaşım sayesinde ekonomi daha da gelişmektedir.Także lokalne wykorzystanie produktu, jak najszybciej od momentu produkcji jest uzasadnione ekonomicznie.
1997 yılına kadar Asya, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin neredeyse yarısına yakınını çekmekteydi.Zaledwie dwadzieścia lat temu prawie połowa krajów rozwijających się doświadczała skrajnego ubóstwa.
Ülkede turizm 1978'ten beri gelişmektedir.Od 1989 roku rozwija się turystyka.
Hem gelişmiş (333 milyon) hem de gelişmekte olan (639 milyon) ülkelerde yaygındır.Då var det vanligt i både industriländer (333 miljoner) och utvecklingsländer (639 miljoner).
Gelişmekte olan ülkelerde hastalığın en yaygın görüldüğü kişiler çiftçiler ve şehirlerde yaşayan yoksullardır.I utvecklingsländer är sjukdomen vanligast hos bönder och fattiga som lever i städer.
Gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere oranla yaklaşık beş kat daha sık meydana gelir.Sjukdomen är cirka fem gånger så vanlig i utvecklingsländer jämfört med industriländer.
Öncelikle gelişmekte olan ülkelere ve Doğu Asya'ya yönelik idi.Företaget handlade företrädesvis med Östasien.
2006 itibarıyla GNU hâlâ etkin olarak gelişmektedir.År 2014 är BNP-tillväxten nästintill oförändrad.
Köy gittikçe güzelleşmekte ve gelişmektedir.Idag är staden välmående och växande.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Handlingen utspelar sig i tre akter.
Fakat gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda kadınlar erkeklere göre iki kat fazla risk taşımaktadır.Тим не менш, у багатьох країнах, що розвиваються, жінки у два рази більше ризикують, ніж чоловіки.
Japonya’nın yardımlarıyla balıkçılık gelişmekte, açık deniz balıkçılığı için çalışmalar yoğunlaşmaktadır.За підтримки Японії розвивається рибальство у великих масштабах.
Şehirde iç turizm gelişmektedir.У місті розвивається туризм.
Mide iltihabı öncelikle çocukları ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayanları etkilemektedir.Найчастіше гастроентерит вражає дітей та мешканців країн, що розвиваються.
24 saat içinde meydana gelen olaylar Macit Bey meselesi üzerinde/etrafında gelişmektedir.В останні 40 років існування Запорозької січі відбулася істотна еволюція у господарських відносинах.
Arıcılık bölgede yavaş yavaş gelişmektedir.Медичне обслуговування в країні розвивається доволі повільно.
Kırklareli’nde sanayi artan bir hızla gelişmektedir.Круїзний сектор туризму розвивається феноменальними темпами.
Arıcılık, yavaş yavaş olsa da gelişmektedir.Європейське законодавство постійно розвивається, але повільно.
Aynı zamanda turizm de gelişmektedir.Розвивається також туризм.
Yanıkların yaklaşık %90’ı gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmektedir.Понад 90 % опіків були отримані у країнах, що розвиваються.
Fakat gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda kadınlar erkeklere göre iki kat fazla risk taşımaktadır.V mnoha zemích rozvojového světa však ženy podléhají riziku dvojnásobně vyššímu než muži.
MPEG-4 halen gelişmekte olan bir standard olup yapı olarak bölümlerden oluşmaktadır.MPEG-4 je standard, který se stále ještě vyvíjí, zvláště některé jeho části.
Mide iltihabı öncelikle çocukları ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayanları etkilemektedir.Gastroenteritida postihuje především děti a osoby žijící v rozvojových zemích.
Dünyada biyogaz üretim ve kullanımı giderek gelişmektedir.Význam a spotřeba bionafty v Evropské unii neustálé stoupá.
Son zamanlarda ildeki turizm sektörü de gelişmektedir.V poslední době se rozvíjí turistický ruch.
Diyabet, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde yaygındır.Cukrovka je běžná v rozvinutých i rozvojových zemích.
Gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere oranla yaklaşık beş kat daha sık meydana gelir.Pneumonie se v rozvojových zemích vyskytuje přibližně pětkrát častěji než v zemích rozvinutých.
Oyun gelişmekte olduğu için bu sayı her an değişebilir.Tato hra se postupem času neustále měnila.
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.Spinozy), ale také růst, rozmnožovat se a vyvíjet.
Köy gittikçe gelişmektedir.Městečko se postupně rozrůstalo.
Son yıllarda kiraz tarımı hızla gelişmektedir.V posledních letech firma prudce roste.
Arıcılık, yavaş yavaş olsa da gelişmektedir.Stárnutí je zpomaleno, ne však zcela zastaveno.
Yanıkların yaklaşık %90’ı gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmektedir.K přibližně 90 % popálení dochází v rozvojovém světě.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Tento velevýznamný dokument byl rozdělen do tří článků.
Hem gelişmiş (333 milyon) hem de gelişmekte olan (639 milyon) ülkelerde yaygındır.Aceasta era frecventă atât în țările dezvoltate (333 milioane), cât și nedezvoltate (639 milioane).
Genel anlamda, gelişmekte olan bir bilim tamamlanmamıştır.În mod tipic, o știință prosperă este incompletă.
Oyun gelişmekte olduğu için bu sayı her an değişebilir.Se pot efectua oricâte schimbări în perioada dintre fazele de joc.
Şu anda gelişmekte olan kendi şirketi Intentional Software'ın başındadır.Compania are ca obiect de activitate dezvoltarea de software.
Köy gittikçe gelişmektedir.Satul s-a dezvoltat în continuare.
Manila 10 milyonun üzerinde insanın yaşadığı metropol alana sahip ve gelişmekte olan bir merkezi yerdir.Manila este centrul zonei metropolitane cu o populație de peste 10 milioane locuitori.
Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir.Turcia este o țară în curs de dezvoltare.
O, sağlıkta gelişmektedir.Starea sa de sănătate se îmbunătățește.
Çoğu gelişmekte olan ülkeler aşırı nüfustan müzdarip.Cele mai multe țări în curs de dezvoltare suferă de suprapopulare.
Gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere oranla yaklaşık beş kat daha sık meydana gelir.A fejlődő világban mintegy ötször gyakoribb az előfordulása mint a fejlett világban.
Sistem biyolojisi biyomedikal ve biyolojik bilimsel araştırma uygulanan gelişmekte olan bir yaklaşımdır.A rendszerbiológia a biológiai/orvosbiológiai tudományos kutatás terjedőben lévő új megközelítése.
Oyun gelişmekte olduğu için bu sayı her an değişebilir.A játék előrehaladtával ezt meg lehet változtatni.
Mide iltihabı öncelikle çocukları ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayanları etkilemektedir.A gasztroenteritisz elsősorban a gyermekeket és a fejlődő országok lakosságát érinti.
İlçede yazlık turizmi gelişmektedir.Az utóbbi időben a nyári hegyi turizmus is fejlődött.
Sürekli gelişmekte ve yenilenmekte olan bir mahalledir.Folyamatos felújítás és fejlesztés alatt áll.
Köy gittikçe gelişmektedir.A falu egyre gyorsabban fejlődött.
Kulüp işini çok ciddiye alıyor ve daha da gelişmek istiyor.Keményen beosztja a munkákat és keményen is dolgozik.
İlçe, ekonomik ve altyapısal olarak hızla gelişmektedir.Művészileg és pénzügyileg hamar prosperálni kezdett.